10. Hukuk Dairesi 2023/2009 E. , 2023/12723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 31.03.2021 SAYISI : 2020/3134 E., 2021/245 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2014/774 E., 2020/159 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ..
**10. Hukuk Dairesi 2023/2009 E. , 2023/12723 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 31.03.2021 SAYISI : 2020/3134 E., 2021/245 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2014/774 E., 2020/159 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin esastan reddine, davacıların istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; 13.05.2014 tarihinde meydana gelen ... maden kazasında müvekkillerinin murisinin vefat ettiğinden bahisle eş Hasibe için 193.280,97 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 9.108,68 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ... için 40.565,76 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ... için 56.119,26 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, anne ... için 50.427,14 TL maddi 100.000,00 TL manevi ve baba Alaettin için 58.411,01 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili özetle; İş Kanunu'na göre işin tamamının, bir bütün halinde anahtar teslimi niteliğinde yükleniciye verildiğini; bu yolla işten tamamen el çekildiğini; sigortalı işçi çalıştırılmadığı için de işveren sıfatını haiz olunmadığından bu işi devralan yüklenici firmanın alt işveren ve işi devreden TKİ.'nin ise asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini; sözleşmenin 16 ncı maddesinde alt yüklenici çalıştırılmayacağı ve işin tamamının yüklenici firma tarafından yapılacağının belirtilmesinin, ... Kömürleri AŞ.'nin asıl işveren ve işyeri sahibi olduğunu gösterdiğini; bu nedenlerle müvekkili Kurum ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını; bu nedenle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini; müvekkili Kurumun linyit üretimi ile ilgili madenleri işletmek veya işlettirmek ve aramak amacı ile bu ve benzeri işleri rodövans veya hizmet alımı (ihale) usulü ile yaptırdığını; müvekkili Kurumun bu tarz işlerdeki görevinin her iki işlettirme yönteminde söz konusu işin yürütümü, firma çalışanlarının sevk ve idaresi ve Kurum işçilerinin firma işçileri ile birlikte çalışmasının söz konusu olmayıp, Kurum kontrol teşkilatının tespiti, ödenecek hakedişe esas olmak üzere kömürün kalitesi ve miktarının belirlenmesi ile sınırlı olduğunu; işin yüklenicisi ... Teknik tarafından yangınları önlemeye yönelik tedbirlerin alınmaya çalışıldığını ancak yangın gibi diğer madencilik riskleri (metan, yeraltı suyu gibi) nedenlerle yıllık üretim miktarına ulaşamayacakları ihtimalinin şirketlerin mağduriyetine sebebiyet vereceğini ve ileride telafisi mümkün olmayan problemlerle karşılaşabileceklerini bu durumdan hem şirketlerin hem de Kurumun olumsuz etkilenebileceğinden mevcut sözleşmeyi devretmek istediklerini; aynı ocağın uygun kısımlarında mekanize, diğer kısımlarında klasik ayak modeli yaparak ve sahada oluşabilecek riskleri göz önüne alarak ilgili işi 30.10.2009 tarihinde ... Kömürleri AŞ.'nin devraldığını; ... Kömür İşletmelerinin sözleşmeyi devraldığı tarihten bu yana üretim sırasında ocakta iş güvenliğini tehdit eden herhangi bir unsurdan dolayı TKİ.'ye başvuruda bulunmadıklarını; ocağın iş sağlığı ve güvenliği açısından denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından yapıldığını; işin gereği olarak yalnızca teknik şartnamede belirtilen ekipmanın işe uygun olup olmadığı ve hizmet işleri şartnamesine göre üretilen kömürün teknik şartnamede belirtilen niteliklere uygunluğunun İdare Kontrol Teşkilatı tarafından kontrol edildiğini; hizmet alım sözleşmesine göre işin tanımı dışında herhangi bir kontrol yapılmamakla birlikte, 6331 sayılı Kanun kapsamında denetleme yetkilerinin de bulunmadığını; daha önce meydana gelen ölümlü kazalarda müvekkili kurumun ne idari ne de cezai bir soruşturmaya dahil edilmediğini; kullanılan malzeme ve ekipmanın yeterliliği ve kullanılan malzemelerin uygunluğunun denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ait olduğunu; bu nedenle kanunlar tarafından kendisine verilmeyen bir yetkinin kullanılmasını beklemek ve bu nedenle de sorumlu tutulmanın hukuka ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını; hizmet işleri şartnamesinin 40 ncı maddesine göre meydana gelecek kazalardan dolayı her türlü tazminat sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini; ayrıca İş Kanunu'nun 2 nci maddesine göre kamu kuruluşlarının asıl işveren olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ve bu şekilde kamu mağduriyetinin önlenmeye çalışıldığını; müvekkili Kurumun ihale makamı olduğunu ve Borçlar Kanunu'nun 71 nci maddesine göre işletme sahibi olan ve işletmeyi fiilen işleten şirketin ayrı bir SGK işyeri numarası olduğundan müvekkili Kurumun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini; müvekkili kurumun kazanın olmasında kusurunun olmaması nedeniyle davacının elem duymasına da sebebiyet vermediğini; talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar ... Kömür İşletmeleri A.Ş. ve ... Holding A.Ş. vekili özetle; gerekse Mahkemece alınan beyanlarında özetle; dava konusu maden kazasının meydana geldiği maden ocağının işletmesinin müvekkillerinden ... Kömür İşletmeleri AŞ.'ye ait olduğunu, meydana gelen maden kazasının oluş sebebinin henüz tespit edilemediğinden şu aşamada bir suçlamadan bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirket ile TKİ arasındaki sözleşmenin muvazaaya dayanmadığını, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği konusunda işçilerine gerekli eğitimleri verdiğini, çalışan her personele iş güvenliği için gerekli olan tüm malzemelerin temin edildiğini, düzenleyici önleyici faaliyet kontrollerinin yapıldığını, gerekli risk değerlendirme çalışmalarının yapıldığını, gerekli sayıda iş güvenliği ve sağlığı uzmanının görevlendirildiğini, tanık anlatımları ile güvenlik tedbirlerinin alındığının ispatlandığını, ayrıca kamu kurumları tarafından gerekli denetimin yapıldığını ve yapılan denetimlerde bir noksan tespit edilmediğini, savcılık tarafından yürütülen soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin felaketi özlenir hale getirecek nitelikte fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29.03.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunu hükme dayanak kılarak davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, anne lehine 20.000,00 TL, baba lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, destekten yoksun kalma tazminatının karar tarihine en yakın olarak hesaplanan tazminat olduğunu, 29.03.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda eş ..., çocuklar ... ve ... için hesaplanan maddi tazminat miktarlarının daha fazla olup Mahkemece taleplerini artırmaları için taraflarına süre verilip akabinde hüküm kurulması gerekirken önceki beyanları dikkate alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, 29.03.2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre anne ... için hesaplanan maddi tazminatın 50.427,14 TL, baba ... için hesaplanan maddi tazminatın 58.411,01 TL olmasına rağmen anne için 20.000,00 TL ye, baba için 15.000,00 TL ye hükmedilmesine itiraz ettiklerini, davacılar adına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olup 14.10.2019 tarihli dilekçelerinde ıslahta belirtilen başlangıç tarihini sehven yazdıklarını, hükmedilecek maddi tazminatların kaza tarihi olan 13.05.2014 tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep ettiklerini belirtmelerine rağmen Mahkemece bu hususun dikkate alınmayarak ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle, Mahkemece 30.11.2016 tarihli hesap raporu alındığını, davacı tarafın bu rapora herhangi bir itiraz sunmadığını ve 28.12.2017 tarihinde davayı ıslah ettiğini, müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacıların davasını ispatlayamadığını, davacılar ile ölen işçi arasında eylemli ve gerçek bağın araştırılmaksızın karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, tazminata olay tarihinden itibaren faiz hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, gerçekleşen kaza sonrası işçilerin ailelerine AFAD tarafından yüklü yardımlar yapıldığını, bu yardımlar sayesinde bir çoğunun ev sahibi olabildiğini, maddi tazminatın hatalı olduğunu, olayda asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun çelişkiler içerdiğini, bilirkişi raporunda müvekkili kuruma %15 kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili kuruma atfedilecek bir kusur olmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar istinaf başvurularının eş ve çocukların dava dilekçesindeki talep ettikleri maddi tazminat tutarları hakkında hüküm kurulurken bu tutarlar yönünden olay tarihinden yasal faiz verilmesi gerekirken ıslah tarihinden yasal faiz verilmesinin hatalı olduğu noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, açıklanan faiz hususu değiştirilmek suretiyle davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, anne lehine 20.000,00 TL, baba lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatının karar tarihine en yakın olarak hesaplanan tazminat olduğunu, 29.03.2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre eş Hasibe için hesaplanan maddi tazminatın 262.325,56 TL olduğunu, bu kapsamda Mahkemece taleplerini arttırmaları için süre verilip akabinde hüküm kurulması gerekirken önceki beyanları doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kaza tarihinden yasal faiz verilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan harç hükümlerinin hatalı olduğunu, usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı karar verildiğini, 30.11.2016 tarihli hesap raporuna davacı tarafın itiraz etmediğini ve 28.12.2017 tarihinde davalarını ıslah ettiklerini, ancak Mahkemece resen dosyanın tekrar ek rapora gönderildiğini, davacılar anne ve babanın maddi tazminat talebinin kabul edilmeyen kısımları yönünden kendileri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacılar anne ve baba yönünden hükmedilen tazminat miktarlarının kabul edilemez olduğunu, davacıların davalarını ispatlayamadıklarını, maddi, manevi tazminat tutarlarının fazla olduğunu, kusur ve husumet yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme a. Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar çocuklar ve anne-babanın maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin eş Hasibe için 193.280,97 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 9.108,68 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ... için 40.565,76 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ... için 56.119,26 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, anne ... için 50.427,14 TL maddi 100.000,00 TL manevi ve baba Alaettin için 58.411,01 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince 29.03.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunu hükme dayanak kılarak davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, anne lehine 20.000,00 TL, baba lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı ... Genel Müdürlüğü'nün istinaf isteminin esastan reddine, davacıların istinaf istemlerinin faiz başlangıç tarihi noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, anne lehine 20.000,00 TL, baba lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, davacılar çocuklar ve anne-babanın maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin taraflar yönünden, davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin ise davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin davacılar çocuklar ve anne-babanın maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir. b. Taraf vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, ruhsat sahibi ... Genel Müdürlüğü olan Eynez yer altı sahasındaki kömür üretim işinin davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından 22.07.2006 tarih ve 24046 yevmiye sayılı noter onaylı hizmet alım sözleşmesi ile ... Tek. Elk. Mad. Tur. San.ve Tic. AŞ.'ye verildiği ancak 30.10.2009 tarihinde davalı ... Genel Müdürlüğü'nün muvafakati ile kömür üretim işinin aynı şartlar altında ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye devredildiği, davacılar eş, çocuklar, anne ve babanın dava dilekçesinde tüm davacılar için 1.000,00’er TL maddi, eş için 150.000,00 TL, çocuklar için 75.000,00’er TL, anne ve baba için 100.000,00’er TL manevi tazminat talep ettikleri, aşamalarda alınan 30.11.2016 tarihli ilk hesap raporunda anne ve babanın maddi zararının Kurum tarafından kendilerine ölüm geliri bağlanmadığından bahisle hesaplanmadığı, anılan raporda davacı eşin maddi zararının 167.081,35 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 5.302,02 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 33.530,99 TL, çocuk ...’ın maddi zararının 48.531,14 TL olarak belirlendiği, davalılar vekillerinin rapora süresinde itiraz ettikleri, raporun davacılar vekiline de tebliğ edildiği, davacılar tarafından rapora itiraz edilmediği, bilirkişi raporuna itiraz süresi geçtikten sonra davacılar vekilince ibraz edilen 21.02.2017 tarihli mazeret dilekçesinde “…SGK'ya gelir bağlanması yönünde gönderilen müzekkerenin cevabının beklenilmesini, akabinde müvekkil davacı baba ... ve anne ... hakkında destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmak üzere bilirkişiye tevdiini,…” talep ettiği, Mahkemenin mahsubu gereken ilk peşin sermaye değerinin yeniden hesaplanması ve davalı vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla dosyayı ek hesap raporu düzenlenmek üzere tekrar bilirkişiye gönderdiği, 22.06.2017 tarihli ek hesap raporunda da davacılar anne ve baba lehine hesaplama yapılmadığı, eşin maddi zararının 193.280,97 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 9.108,68 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 40.565,76 TL, çocuk ...’ın maddi zararının 56.119,26 TL olarak belirlendiği, taraf vekillerince rapora süresinde itiraz edildiği, Mahkemece yargılamanın 14 üncü celsesinde itirazların reddine karar verildiği, davacılar vekilinin bu celseden sonra 28.12.2017 tarihli dilekçesi ile eş ve çocuklar yönünden dava dilekçesindeki maddi tazminat taleplerini hesaplanan bu tutarlara arttırdığı, bu aşamadan sonra davacılar anne ve babanın karine olarak destekte bulunduklarına dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince anne ve babanın maddi zararlarının da hesaplanabilmesi noktasında 29.03.2019 tarihli son hesap raporunun alındığı, bu son raporda eşin maddi zararının 262.325,56 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 9.091,15 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 44.583,57 TL, çocuk ...’ın maddi zararının 65.122,00 TL, davacı annenin maddi zararının 50.427,14 TL, davacı babanın maddi zararının 58.411,01 TL olarak belirlendiği, raporun taraflara tebliğ edildiği, davacılar vekilinin bu rapora itiraz etmediği, davacılar vekilinin 13.01.2020 tarihli dilekçe ile davacı annenin maddi tazminat istemini 50.427,14 TL'ye, davacı babanın maddi tazminat istemini 58.411,01 TL’ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesi ve devam eden aşamada Bölge Adliye Mahkemesince bu son hesap raporunun hükme dayanak kılınması suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin eki konumundaki Teknik Şartname'nin 2 inci maddesinde işin konusunun "1 inci maddede cins, mevkii ve sınır koordinatları belirtilen sahadan, idare tarafından bir kısmı yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak verilecek bina, tesis, makine, teçhizat, ve yeraltı galerileri ile yüklenicinin temin edeceği ilave makine, teçhizat, tesis ve personel ile bütün masraflar yükleniciye ait olmak üzere yeraltı işletme yöntemi ile kömür üretme işi" olarak tanımlandığı, bu kapsamda sahada mevcut bulunan şalt tesisleri, jeneratör, karo sahası, vantilatör tesisi, kompresör tesisi, tertip binası, işçi banyoları, lambahane, teshin merkezi, atölye, pres, kül tesisi, kriblaj tesisi, nefeslik vb. gibi tesislerle, Teknik Şartname'nin EK-2 listesinde tanımlanan makine ve teçhizat yüklenicinin kullanımına bedelsiz olarak bırakıldığı, EK-12 olarak tanımlanan listede işin yapılacağı yeraltı maden ocağında idareye ait zincirli ve bant konveyörler bulunduğu görülmektedir. Teknik Şartname'de yüklenici tarafından yapılacak iş programının ve işletme projesinin davalı ... Genel Müdürlüğü'ne sunulacağı, programın veya projenin yeterli bulunmaması halinde tespit edilen noksanlıkların idarece verilen süre içerisinde giderileceği, idarece onaylanan uygulama projesine yüklenicinin aynen uymak zorunda olduğu, uygulama projesinde ancak idarenin onayı ile revizyon yapılabileceği, sözleşmenin eki olan İdari Şartname'nin 7. 3. 2 maddesinde yüklenicinin çalıştıracağı işletme müdürü, proje mühendisi, vardiya daimi nezaretçisi, teknik nezaretçinin en az sayısı ve meslek kıdeminin davalı idare tarafından belirlendiği, Sözleşmenin eki olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 11 inci maddesinde ise, idarenin, uygunsuz davrandığı, görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların iş başından ve işyerinden uzaklaştırılmasını isteyebileceği, yüklenicinin buna uymak zorunda olduğu kurallar getirilmiştir. Dosya kapsamından meydana gelen iş kazası dolayısı ile alınan bilirkişi kusur raporlarının hiçbirinde ölen veya yaralanan sigortalılara kusur izafe edilmemiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; "(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren , iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.". Aynı kanunun " Risklerden Korunma İlkeleri " kenar başlıklı 5 inci maddesine göre, "(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." Yine 6331 sayılı Kanun " Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10 uncu maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. "(1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) İşyerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar." Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, " Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği koruma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK . 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar ) Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun mülga 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun mülga 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 ve 5 inci maddeleri işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu madde de çalışanların yükümlülüklerini çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümlerini işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu sebeple mevzuatta yer alan tenik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanununun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. İşvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarının açıklanmasında fayda vardır. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz. Bunun yanında, gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370) ... ili ... ilçesinde bulunan Eynez yeraltı maden ocağında 13.05.2014 tarihinde meydana gelen yargılamaya konu iş kazasının 301 kişinin ölümüne ve 486 kişinin yaralanmasına yol açtığı, son yüz yılın en büyük iş kazalarından birisi olan bu iş kazasının yalnızca iş kazasına uğrayanlarda veya kazalıların yakınlarında değil toplumun tamamında derin bir üzüntü meydana getirdiği, bu kapsamda ... maden kazası gibi toplumu derinden etkileyen facialarda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları değerlendirilirken manevi tazminatın caydırıcılık unsurunun öne çıkması gerektiği kabul edilmelidir. Bunlar yanında 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ölenin olayda kusurunun bulunmadığının anlaşılıp iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunanlar arasındaki kusur dağılımının ilerde kendi aralarında açılabilecek rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına, temyiz edenin sıfatına, temyizin kapsam ve nedenlerine göre kararda sair yönlerden bir yanlışlık yok ise de, davacılar vekili tarafından 30.11.2016 tarihli kök hesap raporuna itiraz edilmediği halde daha fazla zarar hesaplayan bilirkişi hesap raporunun hükme dayanak kılınması yerinde olmadığı gibi davalı ... Genel Müdürlüğü ünvanının Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında eksik gösterilmiş olması, dava 2014 yılında açılmış olmasına karşın adli yardım kararı nedeniyle alınması gerekip de alınmayan başvuru harcının 2015 yılı harç tarifesine göre 27,70 TL olarak belirlenmesi, Bölge Adliye Mahkemesince karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken "Davacı taraftan adli yardım kararı sebebiyle harç alınmamış olup, alınması gereken 27,70 TL başvuru harcı ile 62.098,89 TL karar ve ilam harcının, davalı TKİ tarafından yatırılan 62.126,59 TL bakiye karar harcından mahsubu ile Hazineye irat kaydına," karar verilmek suretiyle aslında kabule göre tam olarak karşılanıp bakiyesi bulunmayan harcın muğlak bir şekilde hazineye irat kaydına karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar çocuklar ve anne-babanın maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine, Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları açısından, Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamının; A.Karar başlığında yer alan "..." ibarelerinden sonra gelmek üzere "Genel Müdürlüğü" ibarelerinin yazılması, B.Gerekçe kısmında yer alan "hükmedilen maddi tazminat konusunda yapılan belirleme ve hesaplamada bir isabetsizlik olmadığı, hesap bilirkişisinin 22.06.2017 tarihli ek raporunda, Mahkemece istenen şekilde SGK’ca bağlanan gelirlerin rücuya tabi kısmının yasa ve içtihatlara uygun şekilde belirlenerek hesaplanan maddi zarardan tenzil edilmek suretiyle hesaplama yapılmış olup Mahkemece sözkonusu ek raporun hükme esas alınarak davacı eş ve çocukların destekten yoksun kalma tazminatlarının 28.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle artırılan miktarlarla birlikte hüküm altına alınmasında isabetsizlik olmadığı" ibarelerinin silinerek gerekçeden çıkarılması, C.Gerekçe kısmında yer alan "Ancak davacılar vekili dava dilekçesinde 1.000,00'er TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş," ibareleri ile başlayan paragrafın ve "Tüm bu nedenlerle tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere," ibareleri ile başlayan paragrafın tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere " Ancak davacılar vekili dava dilekçesinde 1.000,00'er TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat talep miktarlarını artırdığı 28.12.2017 tarihli ıslah dilekçesinde ise, artırılan miktarlar için ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemiştir. Her ne kadar davacı vekili 14.10.2019 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesinde olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile" yazacak iken sehven "ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz" olarak yazıldığından bahisle bu yönde karar verilmesini talep etmiş ise de, ıslah dilekçesinde ayrı ayrı miktarları da belirterek açıkça ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasını istemiş olup daha sonra bu talebin düzeltme dilekçesiyle iddianın genişletilme yasağına uygun olmayacak şekilde genişletilmesinin mümkün olmayacağı sonucuna varılmıştır. Buna karşılık davacılar vekili dava dilekçesi ile talep ettiği miktarlara olay tarihinden, ıslah dilekçesi ile artırdığı miktarlara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep ettiğinden (ıslah dilekçesinde davacı ... için artırılan 192.280,97 TL'nin, davacı ... için artırılan 8.108,68 TL'nin, davacı ... için artırılan 39.565,76 TL'nin, davacı ... için artırılan 55.119,26 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili şeklinde talep mevcuttur), Mahkemece dava dilekçesinde talep edilen miktarlara da olay tarihinden değil de ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması hatalı olmuştur. Bunun yanında İlk Derece Mahkemesi'nce davacılar vekili tarafından 30.11.2016 tarihli kök hesap raporuna itiraz edilmediği gözden kaçırılarak daha fazla zarar hesaplayan bilirkişi hesap raporunun hükme dayanak kılınması yerinde değildir. İstinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf itirazının bu yönlerden kabulü ile kararın bu hususta düzeltilmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmünün HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilmesi için kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir." ibarelerinin yazılması, Ç.Hüküm fıkrasının "davalı TKİ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine," ibarelerini içeren A bendinin tamamen silinerek hükümden çıkarılması, D.Hüküm fıkrasının B bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Davacılar vekili ile davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının kısmen kabulü ile, ... İş Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli, 2014/774 Esas - 2020/159 Karar sayılı kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak," ibarelerinin yazılması, E.Hüküm fıkrasının davacı eşin maddi tazminat istemine ilişkin 2 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "2-Davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğu 167.081,35 TL ile sınırlı olmak üzere 193.280,97 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin kaza tarihi olan 13.05.2014 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihi olan 28.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalılar ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ... Holding A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden davacı ...'nin fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine," ibarelerinin yazılması, F.Hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 14 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "14-Davacı taraftan adli yardım kararı sebebiyle harç alınmamış olup, alınması gereken 25,20 TL başvuru harcı ile alınması gereken 62.098,89 TL karar ve ilam harcından davalı ... Genel Müdürlüğünün müteselsilen sorumlu olduğu kısmın 60.309,19 TL olduğu dikkate alındığında adı geçen davalı tarafından aşamalarda yatırılan 62.126,59 TL bakiye karar harcının toplam 60.334,39 TL harçtan mahsubu ile davalı ... Genel Müdürlüğünden yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazladan yatırılan 1.792,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı davalı ... Genel Müdürlüğüne iadesine, alınması gereken bakiye 1.789,70 TL tutarındaki harcın davalılar ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ... Holding A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına," ibarelerinin yazılması, G.Hüküm fıkrasını yargılama giderlerine ilişkin 15 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "15-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 712,40 TL (tebligat, posta, bilirkişi ücret, talimat masrafı ve müzekkere ücreti) yargılama giderinin davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğu 691,86 TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına," ibarelerinin yazılması, Ğ.Hüküm fıkrasının maddi tazminat vekalet ücretine ilişkin 16 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "16-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/1 inci maddesi gereğince hesap edilen 31.835,23 TL (maddi tazminat talebi için) nisbi vekalet ücretinin davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğu 30.001,25 TL ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ... Holding A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine, Davalı ... Genel Müdürlüğü kendisini vekille temsil ettirdiğinden 4.080,00 TL maddi tazminat ret vekalet ücretinin davacı eş Hasibe'den tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine," ibarelerinin yazılması, H.Hüküm fıkrasının D-1 ve D-2 bentlerinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere "D- Davalı ... Genel Müdürlüğünün yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine," ibarelerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.