18. Hukuk Dairesi 2014/9886 E. , 2014/15208 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2014 NUMARASI : 2014/68-2014/235 Dava dilekçesinde, boşanma nedeni ile velayeti davacı anneye verilen Yüsra'nın "Ç.." olan soyadının "Ö.." olarak değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı N.. M.. tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki büt…
**18. Hukuk Dairesi 2014/9886 E. , 2014/15208 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2014 NUMARASI : 2014/68-2014/235 Dava dilekçesinde, boşanma nedeni ile velayeti davacı anneye verilen Yüsra'nın "Ç.." olan soyadının "Ö.." olarak değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı N.. M.. tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dava dilekçesinde; eski eşi D.. Ç.. ile olan evliliklerinden kızı Y.. Ç.. ’ün dünyaya geldiğini, daha sonra aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle boşandıklarını ve küçüğün velayetinin davacı anneye verildiğini, boşanmadan dolayı annenin soyadı ile çocuğun soyadının farklı hale geldiğini, "Ç.." soyadının toplumda alaycı anlamlarda kullanıldığını ileri sürerek 14.08.2010 doğumlu Y.. Ç..’ün soyadının annesinin soyadı olan “Ö..” şeklinde değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı ile Duran Çürük’ün evliliklerinden Yusra Çürük'ün 14.08.2010 tarihinde doğduğu, davacı S.. Ö.. ile D..Ç.. Ankara 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1265 Esas- 2011/581 Karar sayılı ve 28.11.2011 tarihinde kesinleşen kararı ile boşandıkları, mahkemece çocuğun velayetinin davacı anneye bırakıldığı anlaşılmaktadır. 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının “evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadı alır” şeklindeki birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra bilhassa boşanmalar sebebiyle somut olayda olduğu gibi zaruri nedenlerle velayetin anneye bırakılması hallerinde velayet hakkına sahip annelerin çocuklarına kendi soyadlarını vermek amacıyla bu tür soyadı değişikliği davalarını açtıkları görülmektedir. 2525 sayılı Kanunun 4.maddesindeki düzenlemenin, Yasanın genel gerekçesinden de anlaşılacağı gibi ilk defa soyadı alınması ile ilgili olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesindeki hüküm karşısında, bu kuralın günümüzde sadece bazı istinai durumlarda uygulanabilmesinin söz konusu olduğu Anayasa Mahkemesince de kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme sözü edilen maddeyi Türk Medeni Kanunu'nun 335 ve 336. maddeleriyle Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal etmiştir. Tüm bu maddeler, velayet hakkının kullanılmasında kadın ve erkeğin birbirlerine eşit oldukları ilkesini ön plana çıkarmaktadır. Eski 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun eşitliğe aykırı hükümleri, bu yasanın yürürlükten kaldırılmasıyla son bulmuştur.