Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/394 E. , 2024/3010 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/394 Karar No : 2024/3010 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... / ... VEKİLİ : Huk. ve Mevzuat Eski Genel Müd. ... 2- ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Hukuk Müş. ... DAVANIN_KONUSU:Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin veril
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/394 E. , 2024/3010 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/394 Karar No : 2024/3010 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... / ... VEKİLİ : Huk. ve Mevzuat Eski Genel Müd. ... 2- ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Hukuk Müş. ... DAVANIN_KONUSU:Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, 11/09/1992 tarihinde Avusturya vatandaşlığına geçtiği ve Bakanlar Kurulunun 30/04/1995 tarih ve 6803 sayılı kararı ile de Türk vatandaşlığından çıktığı, üniversite eğitimini Avusturya'da gördüğü ve Avusturya Merkez Bankasında çalışmaya başladığı, daha sonra seçmen listesinde isminin görüldüğünün haber verilmesi üzerine Viyana Başkonsolosluğu'na müracaat ettiği ve yapılan incelemede kendisinin haberi ve katılımı olmadan, onun adına düzenlenmiş olan 22/09/1995 tarihli dilekçe ile yeniden Türk vatandaşlığına alınması konusunda talepte bulunulması sonucu 05/09/1996 tarihinde de yeniden Türk vatandaşlığına alındığını öğrendiği, kendisi adına düzenlenip imzalanan bu dilekçenin sahte olduğu ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, bu dilekçeden haberinin dahi olmadığı, kendisinin yeniden Türk vatandaşlığına geçme yönünde bir iradesinin olmadığı,söz konusu dilekçeye dayanılarak yapılan işlem yok hükmünde olduğundan yeniden Türk vatandaşlığına alınması işleminin iptali için davalı idareye yapılan başvurunun reddi işleminin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI_İDARELERİN_SAVUNMASI:Cumhurbaşkanlığı tarafından; usul yönünden, öncelikle 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi için Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğüne yapılan 25/01/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan ve Danıştay 10. Dairesinin 2020/1057 esas sayılı dosyasında halen görülen dava ile işbu davanın tarafları, konusu ve sebebi aynı olduğundan huzurdaki davanın derdestlik yönünden reddinin gerektiği, esasa ilişkin olarak ise, davacı tarafından Viyana Büyükelçiliğine sunulan ve davacı adına düzenlenmiş olan 22/09/1995 tarihli bir dilekçe ile yeniden Türk vatandaşlığına alınması konusunda talepte bulunulması sonucu 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı, sonuç olarak, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ve haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. İçişleri Bakanlığı tarafından ise; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınması işleminin ilgilinin rızası hilafına gerçekleşmediği gibi dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırı bir husus da bulunmadığı için haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Dava, Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının, vatandaşlığa alınması için verilen dilekçenin kendisince düzenlenmediği, imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülerek aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yok hükmünde olduğu nedeniyle Bakanlar Kurulu kararının kaldırılması talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Devlet ve kişi arasında karşılıklı haklar ve borçlar doğuran bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilebilmesi için Vatandaşlığın kaybettirilmesi gibi kazanılmasında da bu illiyet bağının kurulmasını sağlayan kararın, hak ve yükümlülüklerin doğumunu sağlayabilmesi açısından yasal yollarla tarafa tebliğinin gerektiği kuşkusuzdur. Devletin, kişinin herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemesi adına gerekli dikkat ve özeni göstermesi yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dairemizce yapılan ara kararı ile davalı Bakanlıktan; "1.Dava konusu edilen 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin, edildiyse tebliğin hangi usulde yapıldığının sorulmasına, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı birer örneğinin istenilmesine, 2. Davacının yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildiği tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sıfatıyla herhangi bir hakkını kullanıp kullanmadığı yahut herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin (örneğin; seçme ve seçilme hakkının kullanılması, adına kimlik belgesi yahut pasaport düzenlenmesi ve bunlara ilişkin harç masraf tahsilatı gibi işlemler...) sorulmasına, bu hususlara ilişkin bilgi veya belge bulunması halinde onaylı birer örneğinin istenilmesine" karar verilmiş, ancak davacının tekrar vatandaşlığa alındığına dair Bakanlar Kurulu kararının tebliğine ilişkin bir tarih bildiriminde bulunulmadığı gibi davacının Türk vatandaşlığına kabul edildiği tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sıfatıyla herhangi bir hakkını kullandığı yahut herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirdiği ya da getirmediği yolunda bir bilginin açıklanmadığı görülmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 11/09/1992 tarihinde Avusturya vatandaşlığının kazandığı, Cevdet Akyokuş'a bağlı olarak mülga 403 sayılı Vatandaşlık Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Banlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına karar verildiği, Çıkma belgesinin aynı tarihli Viyana Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesinin 22/09/1995 tarihli İçişleri Bakanlığına ilişkin yazısında açıklandığı üzere...'a 22/09/1995 tarihinde teslim edilirken, annesi ... ve babası ... ile birlikte yeniden vatandaşlığı kazanma talebinde bulunduklarının belirtilmesine karşın sözkonusu dilekçedeki anne isminin farklı olduğu ve davacı tarafından da dilekçedeki imzanın kendisine ait olmadığının belirtildiği, bu dilekçeye istinaden 24/07/1996 tarih 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığını yeniden kazandığı ancak bu durumdan seçmen listesinde adının bulunduğunun öğrenilmesi üzerine haberdar olunduğu ve 04/01/2019 tarihli dilekçe ile vatandaşlığa alınma kararının iptali istemiyle başvuruda bulunulduğu ve reddi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden, davacının, annesi ve babası ile birlikte talebini yansıtan dilekçeden dolayı yeniden vatandaşlığa alındığı açıklamasında bulunulmakta ise de, savunmada yer verilen anne isminin vatandaşlığa alınma talebinin ortaya koyan dilekçede yer almadığı farklı bir ismin bulunduğu, dilekçedeki imzanın kendisine ait olmadığı yolunda davacının itirazının bulunduğu, ayrıca bu dilekçenin verilmesi ile vatandaşlığı alınma tarihine kadar uzunca bir sürenin geçmesine rağmen davacının yapmış olduğu başvurunun doğuracağı sonuçlar hakkında herhangi bir bilgilendirmede bulunulmadığı gibi davacının talebinin geçerli olup olmadığının teyidi adına hem davalı tarafından bir sorgulamada bulunulmadığı hem de davacı tarafından herhangi bir bilgilenme isteğinin ortaya konulmadığı tekrar bir dilekçe verilmediği, halen geçerli bir başvurunun bulunup bulunmadığının teyidinin gerçekleşmediği, sonrasında da verilen kararın davacıya bildirilmediği görülmektedir. Bu durumda davacının iradesini yansıtır nitelikte bir başvuruya istinaden vatandaşlığa alınma yolunda verilmiş hukuki bir kararın bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı tarafından, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkma hususunun düzenlendiği 20. maddesi uyarınca yapılan başvuru sonucu, Bakanlar Kurulu'nun 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı kararıyla davacıya Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmiş ve davacı çıkma belgesini 22/09/1995 tarihinde teslim alarak Türk vatandaşlığından çıkmıştır. Yine 22/09/1995 tarihinde davacının adının da yer aldığı bir dilekçeyle yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemiyle Viyana Büyükelçiliğine başvuruda bulunulmuştur. Söz konusu başvuru neticesinde (Mülga) 403 sayılı Kanun'un yeniden vatandaşlığa alınma hususunun düzenlendiği 8. maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu'nun 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu karara dayanarak alınan başvuru dilekçesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, belgenin sahte olduğu belirtilerek yok hükmünde bulunan Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne 25/01/2019 tarihinde başvurulmuş, başvurunun, Bakanlar Kurulu Kararının kendi talebi üzerine tesis edildiğinden bahisle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları" başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" kuralına yer verilmek suretiyle "derdestlik" dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde ise, dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde mahkemenin davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin gerekçesinde, "... (ı) bendinde aynı davanın önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu yani teknik bir ifadeyle derdestlik iddiası olumsuz bir dava şartı hâline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı bir ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır. Açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içerisinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı tek iş, davanın sonucunu beklemekten ibarettir. ... Daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, hangi saikle olursa olsun ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmaktaki yararı hukukî değildir. O hâlde derdestlik itirazının korunmasının temelinde, aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukukî yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır. Hukukî yararın ise dava şartı olduğu konusunda, bu düzenlemeden önce dahi doktrin ve yargı uygulaması bağlamında bir görüş birliği mevcuttur." açıklamasına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda "derdestlik" müessesesi düzenlenmemiş ve Kanun'un 31. maddesinde, (mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine çıkarılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi hâlinde, usûl hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukukî yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, idari yargı yerinde açılan ikinci davanın da derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, davacının, 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yok hükmünde olduğunu ileri sürerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yaptığı 25/01/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle Dairemizin E:2020/1057 sayılı esasına kayıtlı dava ile huzurdaki davanın konusunun, sebebinin ve taraflarının aynı olduğu belirtilerek işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddinin gerektiği ileri sürülmüş ise de; Dairemizin E:2020/1057 sayılı esasına kayıtlı dosyada, davanın konusu, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu kararın yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle 25/01/2019 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali iken; huzurdaki davanın konusunun, aynı istemle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali olduğu, bu haliyle iki davanın konusunu teşkil eden uygulama işlemlerinin aynı işlemler olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin derdestlik itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN : İlgili Mevzuat : Dava konusu Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde, "Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler. Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi, a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır. b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır. c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır. ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır. d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır. e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir. f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır."; dava konusu karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir. Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir. Dava Konusu İşlemin İncelenmesi: Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve (Mülga) Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir. Öncelikle, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, bir kimsenin Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilmesi için, Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir başvurusu-istemi olması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer yandan, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere; davacının Avusturya vatandaşlığını kaybetmemek için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davacının Türk vatandaşlığından çıktıktan sonra 22/09/1995 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Viyana Konsolosluğu'na başvurup başvurmadığı (dilekçenin hukuken geçerli olup olmadığı) hususu ihtilaf konusu olmakla birlikte, gerek davacının anılan dilekçenin sahte olduğunu iddia etmesi, gerekse anılan dilekçe üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davayı açması, Avusturya Vatandaşlık Yasası'nda yer alan bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmemesinin bir sonucudur. Bu doğrultuda, davalı idareler tarafından, öncelikle davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir istemi olup olmadığının, daha açık bir ifadeyle, davacının Türk vatandaşlığına alınması istemini içeren 22/09/1995 tarihli dilekçedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının, idare nezdindeki diğer belgelerde (örneğin Türk vatandaşlığından çıkma izni başvurusu vb.) yer alan imzaları ile mukayese edilmek (imzalar arasında ilk bakışta anlaşılabilecek açık ve bariz bir farklılık olup olmadığı ortaya konulmak) suretiyle netleştirilmesi, dilekçedeki imzanın davacının zatından sadır olmadığı (davacıya ait olmadığı) kanaatine varılması halinde başvurunun işleme konulmaması, davacıya ait olduğu kanaatine varılması halinde ise, Avusturya Vatandaşlık Yasası da dikkate alınarak, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkan davacı tarafından yapılan başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacının bilgilendirilmesi gerekirken; belirtilen yönde herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemli başvuru tarihi ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarih arasında on aylık bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap verilmediği ve davacının da bu süreçte başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapılmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu, 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptal edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, başvuru dilekçesi yeterli olmayıp, ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerektiğinden; Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptal edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün...... tarih ve ... sayılı işleminde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Buna göre, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptal edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.