TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR AHMET TEYİT KEŞLİ BAŞVURUSU (4) (Başvuru Numarası: 2018/4502) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Ahmet Teyit KEŞLİ Vekili : Av. Ayşen ARAS I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, vekâlet sözleşmesinden kaynaklı olarak açılan davada gerekçeli k
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR AHMET TEYİT KEŞLİ BAŞVURUSU (4) (Başvuru Numarası: 2018/4502) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Ahmet Teyit KEŞLİ Vekili : Av. Ayşen ARAS I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, vekâlet sözleşmesinden kaynaklı olarak açılan davada gerekçeli kararın başvurucunun suçlu olduğunu çağrıştıracak ifadeler içermesi ned eniyle masumiyet karinesinin ve lehe düzenlenen bilirkişi raporlarının mahkemece dikkate alınmaması sebebiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına i lişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 6/2/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve e sas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 3A. Arka Plan Bilgisi 8. Başvurucunun özel evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiasıy la Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yargılandığı davada 2/2/2012 tarihli ek kararla 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dava zamanaşımının suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar geçtiği gerekçesiyle 27/9/2012 tarihinde düşme kararı verilmiştir. B. Başvuruyu Konu Yargı Süreci 9. Başvurucu ile avukatı olduğu Şirket arasında imzalanan 1/4/20 08 tarihli sözleşme, Şirket tarafından 11/2/2013 ve 6/3/2013 tarihlerinde feshedilmiştir. Başvurucu, sözleşme hükümleri gereği feshin 31/3/2013 tarihinde sonuç doğu racağını ileri sürerek mart ayı danışmanlık vekâlet bedelinin tahsili için başlattığı takib e itiraz edilmesi üzerine İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açmıştır. 10. Mahkeme 7/2/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir . Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: "(...) Ne var ki sözle şmenin 6/1 maddesi edimlerin ifas ı esnas ındaki kusurlara ilişkindir. Davac ının hakaret suçundan mahkumiyeti hakl ı ve acil azil nedeni olarak kabul edilemez. Ne var ki davac ı özel evrakta sahtecilik suçundan da mahkum olmu ştur.Vekalet ilişkisi güvene dayal ı olup,asilin vekille ilgili böylesi bir mahkumiyeti ö ğrenmesinin ard ından hukuki dan ışmanl ık sözleşmesini sürdürmesi beklenemez. Her ne kadar mahkumiyet fesihden iki y ıl önce gerçekle şmiş ise de şirketin, davac ının özel hayat ını ve şahsi davalar ını takip etmesi beklenmemelidir. Dolay ısıyla öğrenim noktas ında aksi yönd e iddia ve ispat söz konusu olmad ığından davac ı beyan ının esas al ınmas ı zorunludur. E ş anlat ımla an ılan mahkumiyete vak ıf olunmas ı üzerine şirketin derhal fesih yoluna gitmesi olağand ır. Özel evrakta sahtecilik, hukuki dan ışmanl ık sözleşmesinin ifas ı kapsam ında değerlendirilemeyece ğinden sözle şmenin 6/1 maddesinde öngörülen üç ayl ık sürenin d e önemi bulunmamaktad ır. Dolay ısıyla Avukatl ık Kanunu Madde 174/2 ba ğlam ında hakl ı azil söz konusu olup, kar şı tarafa ula ştığı anda sonuç do ğurmaya ba şlayacakt ır. Bu hali ile Mart ayına ilişkin bedelin istenmesi mümkün de ğildir. Son olarak an ılan mahkumiyetin kesinleşmemiş olmas ının işaret edilen kabulleri de ğiştirmeyece ğine değinilmelidir. Zira; temyiz sonucunda suçun olu şmad ığı yönünde herhangi bir de ğerlendirme yap ılmam ış, dah a doğrusu zaman a şımı nedeni ile yap ılamam ıştır. Şayet temyiz a şamas ında beraate yöneli k bozma söz konusu olsa idi, hakl ı azilden bahsedilmesi mümkün olmayacakken, meri mevzua t gereği Yarg ıtay' ın inceleme yapamam ış olmas ı karşısında daval ı şirketin yerel mahkeme karar ına itibar etmesi hayat ın olağan ak ışı gereğidir. Daha aç ık bir anlat ımla sözü geçen davan ın anlat ılan akibeti güven sars ıcı hareket ve hakl ı azil nedeni olarak kabul edilmi ştir. Sadece baz ı davalar ın celse zab ıtlar ı incelenerek haz ırlanan bilirki şi raporuna da itibar edilmesi mümkün de ğildir. Dava subuta ermemesine ra ğmen kötü niyete ili şkin emar e bulunmad ığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmu ştur. " 11. Başvurucunun istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin (Bölge Mahkemesi) 2/1/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: "(...) Davac ının daval ı şirket taraf ından her ne kadar 01/04/2008 tarihli sözle şmesinin 6. Maddesi uyar ınca taraflarca bir ay önceden fesih ihbar edilmedi ği takdirde birer y ıllık süreler ile sözle şmenin yenilenmi ş say ılacağı şeklinde düzenleme kar şısında davac ı avukat ın özel evrakta sahtecilik suçundan mahkum olmas ının daval ı şirket taraf ından öğrenilmesi Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 4üzerine 06/03/2013 tarihinde daval ı şirket taraf ından yap ılan azil hakl ı görüldüğünden taraflar aras ındaki vekalet sözle şmesinin kar şılıklı güvene dayal ı bir sözle şme olduğundan güven ili şkisinin bitti ği anda taraflar ın her zaman sözle şmeyi feshedebilece ği, TB K düzenlenmi ş, emredici nitelikte bir hüküm oldu ğundan taraflar aras ındaki avukatl ık vekalet ücreti sözle şmesinin 6. Maddesini azli zorla ştıran şartlar içerdi ği kabul edildi ğinde sözleşmenin geçersiz oldu ğu, ayr ıca her ne kadar davac ı avukat daval ı şirketin sözle şme feshinde ve azlinde sebep göstermedi ğini iddia etmi ş ise de; azilde sebep gösterm e zorunlulu ğu olmad ığı gibi azil ihtar ında gösterilmeyen bir nedene dayal ı olarak da yarg ılama s ıras ında da dayand ığı başka bir anlat ımla davac ı avukat ın özel evrakta sahtekarl ık suçundan mahkum olmas ı, avukat ın TBK 506 ve devam ı maddelerinde ve avukatl ık kanunu 34. maddesinde düzenlenen özen borcuna ayk ırı davranmas ı hakl ı olarak da vekaletten azil gibi ücret talep hakk ını ortadan kald ıran ağır hukuki sonuçlara bağland ığından daval ı şirketin güvenini sarsan davac ı avukat ı azletmesi azlin hakl ı olduğunu gösterdi ğinden avukatl ık kanunu 174 maddesi uyar ınca ücret talep edemeyece ği yönünde mahkemece verilen red karar ı usul ve yasaya uygun bulunmu ştur. " 12. Nihai karar 8/1/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 6/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk 13. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun 207. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi ba şkalar ını aldatacak şekilde de ğiştiren ve kullanan ki şi, bir y ıldan üç y ıla kadar hapis cezas ı ile cezaland ırılır" 14. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. m addesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Avukat ın azli halinde ücretin tamam ı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolay ı azledilmi ş ise ücretin ödenmesi gerekmez." B. Uluslararası Hukuk 1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yarg ılanma hakk ı" kena r başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "Bir suç ile itham edilen herkes, suçlulu ğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masu m say ılır." 2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı 16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme nin 6. madde sinin ikinci fıkrasının kişilerin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kada r masum sayılma hakkını güvence altına aldığını belirtir. AİHM, masumiyet karinesi ile sağlanan güvencenin iki yönünün bulunduğunu içtihatlarında ifade etmiştir. Ceza yargıl amasının yürütülmesine dair Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 5usule ilişkin güvenceyle, sonucunda mahkûmiyet kararı dışında b ir hüküm kurulan ceza yargılaması ile bağlantılı olan durumlarda daha sonra yürütülec ek yargılamalar boyunca kişinin masumiyetine saygı gösterilmesinin sağlanması amaçlanır . Usule ilişkin bu kapsamda masumiyet karinesi ilkesi, ceza yargılamasının adil olmasını sa ğlayacak usule ilişkin güvence olarak kamu görevlilerinin davalının suçluluğu ve eylemleri hak kında erken açıklamalarda bulunmasını yasaklar. Ancak bu husus, cezai meselelerde usule i lişkin güvence ile sınırlı olmayıp bu kapsam daha geniştir ve devletin hiçbir temsilcisini n, mahkeme kararı ile suçluluğu ispatlanıncaya kadar kişinin bir suçtan suçlu olduğun u söylememesini gerekli kılar. Bu kapsamda sadece ceza yargılamasında değil aynı zamanda ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen bağımsız hukuk yargılamaları, disiplin işlemle ri veya diğer yargılamalarda da masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir. Sözleşme n in 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamındaki güvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar ceza gerektiren bir suçla suçlandığı süreye ilişkin iken masumiyet karinesi güvencesinin ikinci yönü, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suç karşısında kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını gerektirir ( Seven/Türkiye , B. No: 60392/08, 23/1/2018, 43). 17. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul güv encesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili şe kilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilere kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu muamelesinde bulunulmasın ı önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden ve ceza yarg ılamas ı niteliğinde olmayan herhangi bir yarg ılamada da (hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmel idir. Bununla birlikte ceza yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanıl arak bir kişinin disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmes i masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda karar vericilerin kulland ıklar ı dil kritik önem taşı r (Allen/Birle şik Krall ık [BD], B. No: 25424/09, 12/7/2013, 92-105, 120-126). 18. AİHM; gündemine gelen başka bir başvuruda, hakkında ceza so ruşturması yürütülen başvurucu savcıdan takipsizlik kararı verilmesini tal ep etmiş ancak savcı bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, ret kararında kullanılan ifadelerin ma sumiyet karinesini ihlal ettiğini iddia etmiştir. AİHM öncelikle bir kişi kesinleşmiş bir mahkûmi yet ile suçlu bulunmadan önce kamu görevlilerinin kişi hakkında sarf ettiği ifadelerin s eçiminin önemli olduğunu, bununla birlikte bir kamu görevlisinin beyanının masumiyet kari nesi ilkesine aykırı olup olmadığının söz konusu ifadenin özel koşullarına göre belirlenm esi gerektiğini, başvuru konusu olayda da takipsizlik kararında geçen ifadelerin hangi b ağlamda kullanıldığına dikkat edilmesi gerektiğine değinmek suretiyle kararda ispatlanma teriminin kullanılmış olması talihsizlik olsa da bu ifadenin başvurucunun üzerine atılı suçu n delillerle sabit olduğu hususuna ilişkin olmadığını, yalnızca dava dosyasının soruşturm anın haklılığına ilişkin delilleri ortaya koyup koymadığı noktasına işaret ettiğini beli rtmiş ve masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir ( Daktaras/Litvanya , B. No: 42095/98, 10/10/2000, 42-45). V. İNCELEME VE GEREKÇE 19. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başv uru incelenip gereği düşünüldü: Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 6A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia 1. Başvurucunun İddiaları 20. Başvurucu; ceza yargılamasına ilişkin temyiz incelemesinde z amanaşımı sebebiyle esasa ilişkin bir inceleme yapılmamasına rağmen hukuk yargılamasına ilişkin gerekçeli kararda kendisinin suçlu gibi gösterildiğini, ceza ya rgılamasına konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığını belirt erek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 2. Değerlendirme 21. Anayasa nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: ''Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011 tari hli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Ka nun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bir eysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği idd ia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye' nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyl e Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içere n başvurunun kabul edilebili r olduğuna karar verilmesi mümkün değildir ( Onurhan Solmaz , B. No: 2012/1049, 26/3/2013, 18). 23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adil yargılanm a hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un An ayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf oldu ğu uluslararas ı sözleşmelerce de güvence alt ına al ınm ış olan adil yarg ılama hakk ı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amac ının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına alma k olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 54). Bu itibarla Anayasa' da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirl enirken Sözleşme'nin "Adil yarg ılanma hakk ı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz , 22). 24. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bir suçl a itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayı lacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir. 25. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesin in sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 726. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçla nıncaya kada r geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla ith am edildiği (suç isnadı altınd a olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edi lene kadar kişinin suçluluğ u ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasakla r. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı de ğildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlar ında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açı klamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargıl aması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu o labilir ( Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, 39). 27. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûm iyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçl a ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve u ygulamalardan kaçınmasını gerektirir ( Galip Şahin, 40). 28. Somut olayda başvurucunun şikâyeti, gerekçeli kararlarda kul lanılan ifadelerle ilgilidir. Başvurucunun açtığı itirazın iptali davası özel huku ktan kaynaklanan, medeni hak ve yükümlülükler kapsamında kalan bir davadır. Bu durumda suç isna dıyla ilgili yargılamalara ilişkin bir güvence olan masumiyet karinesinin bireysel başvuru ya konu olay yönünden uygulanıp uygulanmayacağının ortaya konulması gerekir. 29. Masumiyet karinesine ilişkin anayasal güvencelerin harekete geçirilebilmesi için kural olarak kişinin suç isnadı altında bulunması gerekmek tedir. Bununla birlikte masumiyet karinesinin ikinci boyutuna ilişkin güvencelerin uygu lanabilmesi, kişinin hâlihazırda suç isnadı altında bulunmasını zorunlu kılmamaktadı r. Ancak ceza yargılamasının sonuçlanmasından sonra başlayan veya ceza yargılaması henüz son uçlanmadan başlasa bile ceza yargılamasının kesinleşmesinden sonra da devam eden medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda masumiyet karinesinin uygulanabilmesi iç in başvurucunun söz konus u medeni yargılama ile hakkında yürütülen ve sona eren ceza yargı laması arasında bağlantı bulunduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hak yargılamasında , ceza yargılamasında verilen kararın sonucunun dikkate alındığı ve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya da başvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile ilgili irdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgili yorum yapıldığı hâllerde söz konusu bağlantının var olduğu kabul edil ebilir. Bununla birlikte hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasındaki bağlantının varlığı na işaret eden olguların tüketme yoluyla sayılmasının mümkün olmadığı, bunların kararlar ın verildiği yargılamaların türüne ve içeriğine göre değişebileceği kabul edilmelidir. Anca k bağlantının varlığı değerlendirilirken kararda kullanılan dilin kritik öneme sahip olacağı vurgulanmalıdır ( Bar ış Baş, B. No: 2016/14253, 2/7/2020, 50). 30. Bireysel başvuru konusu dava, Ceza Mahkemesi kararının temyi z edilmesi üzerine verilen 27/9/2012 tarihli düşme kararından sonra açılmı ştır. Gerek ilk derece mahkemesi kararında gerekse Bölge Mahkemesi kararında başvurucu hakkındaki ceza yargılamasında ileri sürülen suçlamayla ilgili değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Bu değerlendirmeler hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasınd a bağlantı bulunduğu sonucuna ulaşılması bakımından yeterli görülmüş, masumiyet kari nesinin somut olayda uygulanabilir olduğu kanaatine varılmıştır. Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 831. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi ge rekir. b. Esas Yönünden i. Genel İlkeler32. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar mas um sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluştu rmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına a lmaktadır. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve ka mu otoriteleri tarafında n suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulam az (Kürşat Eyol , B. No: 2012/665, 13/6/2013, 26). 33. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul güv encesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili şe kilde sağlanabilmesi için, beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu muamelesine tabi tutulmal arını önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden ceza yarg ılamas ı niteliğinde olmayan herhangi bir yarg ılamada da (hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilme lidir. Bununl a birlikte ceza yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı ol aylara dayanılarak bir kişinin disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazmina ta karar verilmesi masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda karar vericilerin kulland ıklar ı dil kritik önem taşır ( Mustafa K ıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, 36). Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınarak mahkemece kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığını n incelenmesi gerekir ( M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, 50). 34. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirili rken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yarg ılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine r ağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmiş olması durum unda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda karar vericilerin kulland ıklar ı dil kritik öne m taşır ( Mustafa Ak ın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015, 38, 39). 35. Anayasa Mahkemesi Münür İçer (B. No: 2012/584, 12/3/2015, 31-33) kararında; başvuruya konu idari yargı mercii kararının gerekçes inde yer alan ifadelerde, suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleri iş lediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı gerekçesiyle başvurucunun masumiyet kari nesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla mahkeme kararlarında, resmî yazılarda ve ya kamu görevlilerinin anlatımlarındaki ifade veya sarf edilen sözler nedeniyle kişile r hakkındaki masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için bu ifadelerde seçilecek kelim elere azami dikkat edilmesi gerekir ( Ömer Aybar, B. No: 2013/6974, 14/4/2016, 30). Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 936. Bununla birlikte masumiyet karinesi değerlendirilirken hakkı nda kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmayan kişilerle ilgili olarak yapılan diğer yargılamalar sonucunda verilen mahkeme kararlarında geçen ifadelerin dikkatli ve özenl i kullanılması, ifadeleri n bağlam ve amacını aşacak şekilde kullanılıp kullanılmadığının s omut olay koşullarında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. ii. İlkelerin Olaya Uygulanması37. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu hakkındaki ceza dav ası ilk derece yargılaması sonunda 1 yıl hapis cezası ile sonuçlanmış ise de d ava, temyiz incelemesi aşamasında zamanaşımından düşme kararı verilerek kesinleşmiştir . Bu durumd a başvurucunun suçluluğunun hükmen sabit olmadığı görülmektedir. Somut olayda, Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunmamış olan başvurucunun itirazı n iptali talebiyle açılan davadaki gerekçe veya kullanılan dil nedeniyle masumiyetine göl ge düşürülmesine sebebiyet verilip verilmediğinin ortaya konulması gerekmektedir. 38. Başvurucunun vekâlet ücretinin tahsiline yönelik açtığı itir azın iptali davasına ilişkin yargılamada Mahkemenin başvurucunun azlinin haklı neden e dayanması sebebiyle vekâlet ücretini hak etmediğine ilişkin gerekçesinde ceza yargı lamasına dayanılarak karar verildiği görülmektedir. 39. Mahkeme kararında ".. .Ne var ki davac ı özel evrakta sahtecilik suçundan da mahkum olmu ştur...", Bölge Mahkemesi kararında ise "...davac ı avukat ın özel evrakta sahtecilik suçundan mahkum olmas ının daval ı şirket taraf ından öğrenilmesi üzerine 6/3/2013 tarihinde daval ı şirket taraf ından yap ılan azil hakl ı görüldüğünden ...ba şka bir anlat ımla davac ı avukat ın özel evrakta sahtekarl ık suçundan mahkum olmas ı,... " şeklinde yer alan ifadelerle başvurucunun kendisine isnat edilen eylemden suçlu b ulunduğu yönünde ve başvurucuya cezai sorumluluk yükler nitelikte bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Kararlarda geçen ifadelerin gerek kullanılan dil gerekse bağlan tı itibarıyla ceza hukuku anlamında ve teknik unsurlarıyla ceza davasına konu suçun işlen diğine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. 40. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde Mahkemece hakkında herha ngi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucunun ceza yargılamasına ko nu eylemleri işlediğini n sabit olduğu varsayımına dayanılarak karar verildiği anlaşıldığ ından başvurucunun Anayasa nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masum iyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 41. Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesi ve v ardığı sonuç yalnızca masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin olup da vanın esasına ilişkin bir unsu r içermemektedir. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia 1. Başvurucunun İddiaları 42. Başvurucu; Mahkeme tarafından alınan iki bilirkişi raporunun da lehine olmasına rağmen Mahkeme tarafından söz konusu raporların neden dikkate alınmadığının gerekçeli kararda belirtilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakk ının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 102. Değerlendirme 43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun iddialarının ö zünün adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar h akkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. 44. Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bir bireysel ba şvuruyu inceler. Başvurucuların şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temell endirme zorunluluğu bulunmaktadır. Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlü lüğü şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak ve bunlara ilişkin delilleri M ahkemeye sunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıkla maktır ( Sabah Y ıldızı Radyo ve Televizyon Yay ın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, 19). 45. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi kamu gücü e ylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğunun ve m üdahale gerekçelerini n denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeple başvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa Mahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal iddialar ını gerekçelendirmesi , buna ilişkin olay ve olgular ı aç ıklamas ı ve delillerini sunmas ı zorunludur (Cemal Günsel , [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021 24). 46. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun yerine geçerek ihlal iddia larını gerekçelendirme, olay ve olguları ortaya koyma ve delil toplama görev ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülükler başvurucuya aittir. B aşvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları halinde şikâyetlerini temellendiremed ikleri için başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulunabilir. Anayasa Mahkemesi temelle ndirmeye ilişkin incelemesini her başvurunun somut koşullarında yapar. Kuşkusuz bu yükümlülüklere ellerinde olmayan nedenlerle uymamalarının ikna edici gerekçele rini Mahkemeye sunmaları ya da Mahkemenin bu durumu işin niteliğinden anlaması hali müst esnadır ( Cemal Günsel , 25, 26) 47. Başvuruya konu somut olayda başvurucu, yargılama sürecinde M ahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarının lehine olmasına rağmen neden dikkate alınmadığını n karar gerekçesinde belirtilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. An cak başvurucu tarafından, raporlarda yer alan hangi tespitlerin lehine olduğu ve bu durum un davanın seyrini ne yönde etkileyeceği konusunda açıklamada bulunulmamıştır. 48. Sonuç olarak başvurucu şikayetlerine konu temel olay ve olgu lar ile bireysel başvuruya konu gerekçeli karar hakkının hangi nedenle ihlal edi ldiğini açıklamak yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihla l iddialarını temellendirememiştir. 49. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik ko şulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 11C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 50. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 51. Başvurucu ihlalin tespitini, yargılamanın yenilenmesini, ma ddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. 52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaralı fık rasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargı lama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasa l düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ort adan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgüle nen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargıla manın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini bekleme ksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58-59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66-67). Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 1255. İncelenen başvuruda itirazın iptali yargılamasına ilişkin ge rekçeli kararda kullanılan ifade nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmak tadır. 56. Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının orta dan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasın a yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal k ararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararı n bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kara r verilmesi gerekmektedir. 57. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden ya rgılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddi ne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KA BUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, 2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasınd a güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçla rının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/238, K.2017/55) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE, E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, Başvuru Numarası : 2018/4502 Karar Tarihi : 25/2/2021 13G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/2/ 2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Muammer TOPAL Recai AKYEL Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddi n MENTEŞ