(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2011/6211 E. , 2011/9783 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü 155 ada 22 parsel sayılı 1927,79 m2 yüzölçümlü taşınmaz, kazandırıcı zamanaşı…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2011/6211 E. , 2011/9783 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü 155 ada 22 parsel sayılı 1927,79 m2 yüzölçümlü taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden tarla niteliği ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın taşlık, kayalık ve çalılık niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince orman kadastrosu yapılmış, daha sonra 2001 yılında aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurumaya elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında yürürlükte bulunan 12/01/1940 tarihli yönetmeliğin 12. maddesi gereğince bazı yerlerin fiili durumları gösterilerek orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmış olup buna ilişkin harita bilirkişilerce uygulanmamıştır. Ayrıca, davalı tarafça eklemeli zilyetliğe dayanıldığına göre muris ve diğer mirasçılar yönünden 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen yasal sınıra ilişkin araştırma yapılmamış, mirasçılar yönünden ortak muristen gelen başkaca taşınmazlara ilişkin açılmış başkaca dava olup olmadığı araştırılmadığı gibi aralarında bağlantı olması nedeniyle birleştirme hususu düşünülmemiştir.