8. Hukuk Dairesi 2022/8394 E. , 2025/1045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2868 E., 2022/2413 K. DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/133 E., 2022/193 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti
**8. Hukuk Dairesi 2022/8394 E. , 2025/1045 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2868 E., 2022/2413 K. DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/133 E., 2022/193 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl ve birleşen dosya dava dilekçelerinde; davacılar ... ve diğerlerinin Mazbut Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ... Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince; dosyaya sunulan 29.12.2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre 1251 tarihinin miladiye çevrilmesi durumunda 1835 yılına tekabul ettiği, ... Hanım'ın doğum tarihi olan 1284 tarihinin miladiye çevrilmesi durumunda 1867/68 yılına tekabul ettiği, her iki nüfus kaydının karşılaştırılmasında ... . ve ... 'in doğum yerleri, doğum tarihleri, ana-baba isimlerinin tam bir uygunluk sağladığını, heyet tarafından T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı B.O.A. E V. d3064 referans no,lu defterinin 171. sayfasında yer alan kayıtta "Çengelkaryesinde, Aşağı Mahallede..." dendiğini, bu ifadelere göre ... Hanım'ın Çengelköy'de oturduğunun anlaşıldığını, baba adının ... . olduğunun, belgedeki 6 ... 1325/14 Eylül 1907 Hamdullah Paşa Vakfının mütevellisi olduğunu, ... Hanım'ın babasının ... . Bey olduğunu ve her ikisinin de Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ... Vakfının vakfiyeden kaynaklanan haklara sahip evladı arasında olduklarının resmi kayıtlarda sabit olduğunu, davacıların vakıf kurucusu Hamdullah Paşa Bin ... Ağa Bin ...'ın soyundan geldiklerini, vakıf senedine göre gelir fazlasının batın tertibine yer verilmeksizin eşit olarak vakıf evladına bırakıldığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulüne ve her iki davadaki davacıların, "Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ..." vakfının galle fazlasına müstahak evlatları olduklarının tespitine her iki davadaki davacıların, "Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ..." vakfının galle fazlasına müstehak evlatları olduklarının tespitine karar verilmiştir. Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, davacıların üst soyunun Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Aga/Paşa bin ... Ağa Bin ... Vakfının vakıf evladı olduklarını ispat etmiş olmasına, davaya konu vakfın vakfiyesinden galle fazlasının batın şartı ve kız-erkek evlat ayrımı olmaksızın bütün evlatlar arasında eşit olarak dağıtılmasının şart kılınmış olmasına, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında Mahkemenin hukuki değerlendirmesi bakımından, kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, hükme esas alınan 29.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun eksik inceleme, hatalı tespit ve yoruma dayalı olduğunu, ek raporda vakıf mütevellisi Ahmed ile davacıların murisi evveli Ahmed .'in bilgileri örtüşmediği, çelişkiler bulunduğu halde bu hususların irdelenmediğini, şahsiyet kayıt örneğinde Ahmed Bey'in 1907 yılında değil 18 Aralık 1832 tarihinde mütevellilik yaptığını, davacılar tarafından sunulmayan bir delilin bilirkişiler tarafından dosyaya sunulup rapor hazırlandığını, vakıf mütevellisi Ahmed'in bilgilerinin araştırılmadığı gibi davacıların murisi ... .'in kimlik bilgileri ile karşılaştırılmadığını, vakıf senedindeki galle fazlası için öngörülen şartlar nedeni ile davacıların galle fazlasına müstahak olmadıklarını, dosyada yeterli belge, veraset ilamı bulunmadığı, vakfın kurucusu Hamdullah Paşa’nın torunu olduğunu kanıtlayan hiçbir veri olmadığı halde ... Akbilen’in Hamdullah Paşa’nın soyundan geldiği ve torunu olduğu tespitinin yapıldığını, Hamdullah Paşa ve Sadri Esbak Esseyid ... Paşa Vakfı ile Serbostanyan-ı Hassa ... /Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ... Vakfının aynı tüzel kişilik olmadığını, nitekim Serbostanyan-ı Hassa .../Hamdullah Ağa/Paşa Bin ... Ağa Bin ... Vakfının evladları olduklarına dair verilen Mahkeme kararlarının bir çoğunun dayanağı İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.1944 tarihli ve 1943/1232 Esas, 1944/69 Karar sayılı ilamı olduğunu ve bu Mahkeme kararının hatalı olduğu Vakıf uzmanlarının yaptığı inceleme sonucu tespit edildiğinden davalı idare tarafından bu kararlara karşı yargılamanın iadesi yoluna gidildiğini, davacıların dayandığı ve emsal olarak sunmuş oldukları Mahkeme kararlarının da dayanağı olan İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.1944 tarihli ve 1943/1232 Esas, 1944/69 Karar sayılı kararı ile kararda adı geçen davacıların “Şehsuvarzade Hamdullah Paşa” ve “Sadr-ı Esbak Esseyyid ... Paşa’nın” evlad ve ahvadı olduklarına karar verildiğini, ilamda ... olarak zikredilen kişinin söz konusu ilamla vakıflar idaresine başvurduğunu, ilamda adı geçen “Şehsuvarzade Hamdullah Paşa”nın kurmuş olduğu bir vakıf bulunmamasına rağmen, intifalı bir vakfı bulunan diğer bir Hamdullah Paşa tarafından kurulan huzurdaki davanın konusu vakıftan, ilamda adı geçenlere davalı İdarece sehven intifa hakkı tahsisi yapıldığını, bu işlemin isim benzerliğinden kaynaklanan hatalı bir işlem olduğunu, İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/427 Esas sayılı dosyasından tarihçi bir bilirkişinin de yer aldığı üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 26.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda da tarihi kayıtlara göre “Şehsuvarzade Hamdullah Paşa” ile “Serbostanyan-ı Hassa Sadrıesbak Kaptan-ı Derya Vezir Hamdullah Paşa nam-ı diğer ... Paşa’nın” aynı kişi olmadığının tespit edildiğini, davacılar tarafından emsal olarak sunulan söz konusu Mahkeme kararlarının da maddi gerçeği yansıtmayan hatalı kararlar olduğunu, iş bu kararların incelemeye konu davada kesin hüküm, kesin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, iş bu kararlar aleyhine yargılamanın iadesi yoluna gidildiğini, aynı hatanın tekrar edilmesi, vakıf kurumuna zarar verilmesine ve sebepsiz zenginleşme yolunun açılmasına neden olacağını, dava konusu vakfa ait 1238 H. tarihli vakfiyede ise galle fazlasıyla ilgili iradesini “hıfz olunup maadası mutlaka evladlarım beynlerinde ale’s-seviye taksim oluna…” ifadeleriyle ortaya koymuş olup söz konusu ifadelerden vakıf kurucusunun galle fazlasını sadece kendi evlatlarına (1. nesil) bıraktığının açık olduğunu, dava konusu vakfa ait vakfiyelerde galle fazlasının nesiller boyu evlatlara dağıtılmasını ifade eden herhangi bir ifadeye de yer verilmediğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli ve 2017/2592 Esas, 2017/11243 Karar ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/2775 Esas, 2017/14436 Karar sayılı kararlarıyla da hükme bağlandığı üzere davacılar vakıf kurucusunun soyundan gelmediklerinden vakıf evladı olduklarının kabulü mümkün olmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Vakıflar Genel Müdürlüğün vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 77. maddesinin 2. fıkrası (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden Vakıflar Genel Müdürlüğüne iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.