3. Ceza Dairesi 2023/19478 E. , 2024/3499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/277E., 2023/859K. SUÇ : Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararının ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286
**3. Ceza Dairesi 2023/19478 E. , 2024/3499 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/277E., 2023/859K. SUÇ : Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararının ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin 01.02.2018 tarih ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK'nun 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/42 Esas, 2023/76 sayılı kararı ile sanık hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 ncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/277 Esas, 2023/859 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.09.2023 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle; 1.Sanığın Yunanistan polisine Türkiye ile ilgili gizli ve sır mahiyetinde bilgi, belge vermediğine, 2.Suç unsurlarının oluşmadığına, 3.Herkes tarafından bilinen şeylerin sır konusu olamayacağına, 4.Dijitalde ele geçen bilgilerde Türkiye aleyhine herhangi bir tespit bulunmadığına, 5.Mesaj içeriklerinin yüzeysel görüşmeler olduğuna, 6.Kararın bozulmasına, tahliye kararı verilmesine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın yakalandığı sırada üzerinde bulunan ve el koyma kararı verilerek adli emanete kaydedilen cep telefonunda ve sim kartında yapılan inceleme sonucu düzenlenen tercüman bilirkişi raporlarında sanığın kullandığı 3069(....)(..)87 GSM hattı ile WhatsApp mesajlaşmalarında ... (....)(..)... numaralı hattı kullanan ve Yunanistan'ın Ankara Büyükelçiliğinde görevli ... adlı Yunan İstihbarat Servisi elemanı (olduğu sanığın ikrar içeren beyanları ile sabit olduğu) ile 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarında mesajlaşmalarının tespit edildiği, ayrıca ...(....)(..)... numaralı hattı kullanan ... adlı Yunan İstihbarat Servis elemanı ile 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarında mesajlaşmalarının belirlendiği, bahse konu mesajlarda "Amar, bu video'da askeri pantolon ve bej tişörtlü bir başka kişi görünüyor. Bu kişi senin ülkenden mi veya diğer ülkeden mi?", "Amar günaydın. Ne yapıyorsun? Neredesin? Bu kişinin kim olduğunu bana hatırlatsana.", ".... Bu şahıs ...'da bir üretim şirketi bulunan şahıstır. ...'ı terk etti, Villa'da ibadetini yapmıştı" "Amar günaydın, Samsan'ın eşinin adını öğrenebildin mi acaba?", "Amar, iyi akşamlar, ne yapıyorsun? Nasılsın? Bayan arkadaşımız ayrılmadan önce seninle bazı konular hakkında konuşmak istiyor.... 16, 22, 23, 24 veya 25 Eylül olabilir mi?... Eğer istersen saat 4:00 'de arkadaşında yemeğe gidebiliriz. .... Çok teşekkür ederim....(Bilirkişi Mütercim Notu: Her iki şahsın tanıyıp buluştukları bayan şahıs, başka bir ülkenin istihbarat görevlisi olabileceği değerlendirilmiştir.), "İyi akşamlar Amar ne yapıyorsun? İyimisin? Sabahtan büro da değildim, şimdi mesajını gördüm. Samsam'ın okulumu?", "Gelecek hafta konuşalım, haberlerini ilet bana..." içerikli mesajlar da dahil olmak üzere sanığa birden çok mesaj gönderildiğinin tespit edildiği, mesaj içerikleri incelendiğinde detaylı bir görüşme/konuşma kayıtlarının olmadığı, mesaj içeriklerinde yüzeysel görüşmeler yapıldığı ve detayların yüz yüze buluşmada görüşülmesi üzerine olduğu, Yunan İstihbarat çalışanlarının talimatı üzerine Yunanistan ve Suriye vatandaşı olan ve pasaportu bulunan sanığın kaçak/yasadışı yollardan Suriye'ye gittiği, 2015 yılında illegal geçişleri için " ..." lakaplı ... /... isimli kaçakçı ile bağlantı kurduğu, sanığın sınırdan yasadışı geçişlerinde Türkiye sınırlarında çok sayıda kolluk kuvvetinin olup olmadığı, güvenlik kameraların bulunup bulunmadığı, köpeklerin sınır kapılarında aramalarda bulunup bulunmadığı, Türkiye'nin sınır güvenlik hattında aldığı tedbirleri ve detayları, Türkiye sınırındaki ışıklandırma, güvenlik önlemleri, kontrol noktaları, devriye sayıları, illegal geçiş noktaları, kontrollerin artırıldığı dönemleri, Suriye ülkesinden Türkiye'ye kaçak olarak girenlere Türk güvenlik güçlerinin zor kullanıp kullanmadıkları vs. hususlarında bilgiler temin ettiği, her ne kadar sınırdaki güvenlik kontrollerine ilişkin bilgilerin ulaşılabilir olduğu savunulmuş ise de sanığın eylem ve faaliyetlerinin güvenlik zaafiyetine ilişkin (güvenlik önlemleri, kontrol noktaları, devriye sayıları, illegal geçiş noktaları, kontrollerin artırıldığı dönemler şeklindeki) bilgilerin temini olduğu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının ve Milli Savunma Bakanlığının yazılarında da sabit olduğu üzere bu bilgilerin Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış ilişkilerine, mili savunmasına ve mili güvenliğe zarar verebilecek nitelikte bilgiler olduğu, ayrıca Suriye ülkesinden Türkiye'ye kaçak olarak girenlere Türk güvenlik güçlerinin zor kullanıp kullanmadıkları şeklindeki bilginin de Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası alanda zarar görmesine ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler olduğu, sanığın Anas Samsam isimli şahıs hakkında Yunan istihbarat çalışanlarının sanıktan araştırma yapmasını ve bağlantılı olduğu DEAŞ mensuplarının güncel durumlarını öğrenmesini talep etmesi üzerine sanığın Mersin iline geldiği ve Anas Samsam isimli şahıs ile görüşmeler gerçekleştirdiği ve Anas Samsam'ın çalıştırmış olduğu spor salonunun adresini ve koordinatını Yunan İstihbaratçıları için temin ettiği, yine Yunan İstihbarat Servisinde (EYP) çalışanlarının Mersin limanında gemi lojistik firmasının sahibini sormaları üzerine Suriye uyruklu ... ’un bilgilerini ve numarasını istihbaratçılar için tespit ve temin ettiği, sanığın Yunan istihbarat çalışanlarının talimatı üzerine Mersin'e gelerek araştırma yaptığı ve bilgi temin ettiği hususunda tereddüt bulunmadığı, yine sanığın Yunanistan'da bulunan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir ... isimli şahsın bilgilerini Yunan İstahbarat servisine temin ettiği ve Türkiye aleyhine yararlanılabileceğini bildirdiği, sanığın Yunan İstahbarat servisi ile Anas Samsam, ... ve ... hakkında temin ettiği bilgilerin ticarî, askerî ve ekonomik sırların dışında kalan temin edilmesi durumunda yabancı devletlere avantaj sağlayacak, Türkiye Cumhuriyeti devletini diğer devletler karşısında zor duruma düşürebilecek siyasi bilgilerin temini veya açıklanması şeklinde olduğu, siyasal hareketliliği tetikleyebilecek ekonomik, sosyal ya da buna benzer gelişmeler, ülkenin tarihi, anayasal yapısı, hükümetin etkinliği, diplomatik faaliyetleri, ülkenin siyasal kültürü, baskı grupları, seçim süreci gibi konular kapsamında olduğu, dolayısıyla sanığın Yunan İstihbarat Servisi ile irtibatlı ve güdümünde olduğu ve Yunan İstihbarat Servisi talimatı ile bilgi temin ettiği konusunda herhangi bir şüphenin bulunmadığı, devlet sırrı kavramının sadece bilgi ve belge olarak değil devlet sırrının konusu oluşturan bilgi ve belge kavramları dışında “özünde devlet sırrı niteliğinde olan faaliyet"lerin de devlet sırrı olarak kabul edilebileceği, nitekim karşılaştırmalı hukukta da eylem, olay ya da faaliyetlerin de devlet sırrı kapsamında olduğu anlaşılmakla sanığın eylem ve faaliyetlerinin Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme suçunu oluşturduğu belirterek mahkumiyetine dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Sanığın eylemleri ile Suriye sınırında görev yapan terör örgütlerinin saldırılarına hedef olan güvenlik ve askeri güçlerinin yer konum ve hareketlerini takip ederek yabancı bir ülke ile paylaşmak suretiyle Türk askerlerini tehlikeye attığı hususunda mahkemenin gerekçeli kararında kabul olmasına rağmen sanık hakkında TCK'nın 328/2-b maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamış olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Devlet sırları, devletin güvenliğini ve bekasını ilgilendirdiğinden hukuk sistemi bu sırların muhafazası hususunda büyük bir hassasiyet göstermekte, ihlaline veya buna teşebbüs edenlere ağır yaptırımlar öngörmektedir. 5237 sayılı Ceza Kanununda, devlet güvenliği ve bekası için devletin gizli bilgilerinin korunmasına ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Bunlar, “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” başlığı altında, ikinci kitap, dördüncü kısım, yedinci bölümde, 326. ile 339. maddeler arasında düzenlenmiştir. Sır, sözlükteki kelime anlamı bakımından; “varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen”, “gizli kalan, gizli tutulan şey”, “aklın erişmediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey”, “giz, gizem”, “bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem” olarak tanımlanmaktadır. Ceza kanunu dışındaki yasalar ile uluslararası hukukta da devlet sırrına ilişkin tanımlara ve düzenlemelere yer verilmiştir. AİHS'nin 10/2 ncı maddesinde “ulusal güvenliğin” korunması ve demokratik toplumda gerekli olması halinde “devlet sırrı” ifade özgürlüğünü sınırlayıcı istisnalar arasında yer almıştır. Anayasan'ın 26/2 ncı maddesinde;“Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik; kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” denilerek düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik hangi fikir ve düşüncelerin sınırlandırılabileceği belirtilirken, devlet sırrı kavramına da yer verilmiştir: Yine Anayasan'ın 28 inci maddesinde, “devlet sırrı” ceza hukuku bakımından bir kriter olarak değerlendirilerek; "...Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca mevzuatta devlet sırrına ilişkin çeşitli tanımlar da mevcuttur; Sır'dan maksat, yetkili bulunmayan kişilerin hakkında bilgi sahibi olmaları hâlinde “Devletin güvenliğinin, milli varlığının, bütünlüğünün, Anayasal düzeninin veya iç veya dış siyasal yararlarının tehlikeye düşebileceği bilgiler"dir (TCK.m. 326 madde-gerekçesi). Devlet Sırrı; açıklanması veya öğrenilmesi devletin milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek anayasal düzenine dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek ve bu nedenlerle gizli kalması gereken bilgi ve belgelerdir (Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı m. 3). Devlet sırrı kavramı ve gizlenmesi gerekli bilgi kavramları ile karşılaştırdığımız bir başka yasal düzenleme, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 16. ve 18. maddeleridir. Bu düzenlemelere göre devlet sırrı; "açıklanması hâlinde devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgelerdir. Sivil ve askeri istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, istihbarata ilişkin bilgi veya belgelerdir." Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 47 nci maddesinde “Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır” ifadelerinde kısa bir tanım görmekteyiz. Uluslararası ilişkiler bakımından üçüncü kişilerce bilinmesi sakıncalı olan ve devletin dış ilişkilerine zarar verici nitelikte olan, savunmaya, güvenliğe ilişkin bilgiler devlet sırrı kapsamındadır. Yine aynı Kanun'un 125 inci maddesine göre, “Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.” Burada yargılamanın selameti ve iddiaların aydınlatılması adına, suç olgusuna dair bilgi içeren belgelerin yargılamanın aleniliği çerçevesinde devlet sırrı olarak kabul edilemeyeceği belirtilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında "Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir” hükümleri yer almaktadır. Yani mahkeme hakiminin, sır statüsündeki bilgiyi edinmesi ya da sır olarak koruma altına alınmış belgeleri görmesi, bunların içeriğine vakıf olması; o bilginin sır niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. Bu düzenlemelerden yola çıkarak, genel anlamda devletin sırlarının üçe ayrıldığı söylenebilir; 1-"Özünde devlet sırrı olan bilgi ve belgeler." 2-"Yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı bilgi ve belgeler." 3-"Devletin idari kurumlarının gizli tuttuğu bilgi ve belgeler." Özünde devlet sırrı olan bilgi ve belgeler, devlet güvenliği ve bekası, milli menfaatler ve milli güvenliğe ilişkin menfaatler ile ilgilidir. Yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı bilgi veya belgeler ise, özünde devlet sırları kadar olmasa da devlet menfaatleri için önemli görülen bilgi veya belgelerdir. TCK'nın 326, 327, 328, 329 ve 330 uncu maddelerindeki, "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgi, belge veya vesikalar” ifadesiyle "özünde devlet sırrı olan bilgi ve belgeler" kastedilmektedir. Özünde devlet sırlarının, sırrın objektif ve sübjektif şartını birlikte taşıması gerekir. Bir şeyin sır olabilmesi için devletin bu şeyin sır olarak saklanması hususunda sübjektif iradesi olmalıdır. Bu bilginin sır niteliği taşıması için önceden resmi makamlarca açıklanması gerekmez. Devletin o bilginin gizliliği konusundaki zımni iradesi yeterlidir. Objektiflik unsuru, başkaları tarafından bilinmesi ile ilgilidir. Sır olarak gizlenmek istenen şey başkaları tarafından biliniyor ya da bilinmesi gerekiyorsa sır niteliği taşımaz (Dr Mehmet Yayla a.g.e. s. 64 ). Kamuya açıklanmış, gizli kalması gereken şey, herkesin bildiği şey haline gelmişse sır olmaktan çıkacaktır. Bu bağlamda dikkat edilmesi gereken husus, “Rivayet, tahmin gibi hususlar bilginin sır olma vasfını ortadan kaldırmaz" (Erem, Faruk, TCK şerhi özel hükümler, cilt 2 1993 baskı, s. 1038;,Savaş, Vural-Mollamahmutoğulu, Sadık TCK. nu yorumu 2, cilt, 2,baskı s. 184) Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve haberleşme imkanlarının artması devlet sırlarını korumayı zorlaştırmaktadır. Her ne kadar devletlerin sırları konusunda çeşitli yayınlar yapılıyorsa da, doğruluğu herkesçe malum olmadıkça, gizli kalması gereken bilgilerin sır olma vasfını ortadan kaldırmaz (Askeri Yargıtay 3. Daire 25972 tarih ve 1972/5-21 sy. karar). Bir bilgi veya belgenin özünde devlet sırrı olup olmadığının tayini mahkemeye aittir. Hakimin bilgisi dışında teknik konularda bilirkişi dinlenilebilir. Ancak, mahkeme bilginin niteliğini yani devlet sırrı olup olmadığını kendisi belirleyecektir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 21972 gün ve 1972/8-9 sayılı kararı). TCK'nın 334, 335, 336 ve 337 nci maddeleri, "yetkili makamların, kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgi ve belgeler"den bahsetmektedir. Burada adı geçen sırlar, özünde devlet sırrı olmayan ancak, devlet menfaatleri için gizli tutulması gereken, bu nedenle yetkili makamların kanun veya düzenleyici işlemlerle açıklanmasını yasakladığı bilgi veya belgelerdir. Bunun haricinde, özünde devlet sırrı olmayan veya yetkili makamların açıklanmasını yasaklamadığı devlet güvenliğini ilgilendirmeyen ancak devletin idaresine ilişkin olan, kamu idaresinin menfaatlerini korumak, güvenilirliğini ve düzenli işleyişini sağlamak için 5237 sayılı TCK'da İkinci Kitap. Dördüncü Kısımda, "Kamu İdaresinin Güvenirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümü altında, 258. madde ile "Göreve ilişkin sırrın açıklanması” suçu düzenlenmiştir. Türk Ceza Hukuku yönünden, yetkililerce veya düzenleyici işlemlerle açıklanması yasaklanan sır, özünde devlet sırrı niteliği taşımayan ancak, açıklanması ilgili mevzuat hükümlerine göre yasaklanmış ve gizlilik derecesi verilmiş bilgi, belgeler veya şeylerdir. Yasaklama, yürütmenin herhangi bir işlemiyle yapılabileceği gibi, belgeler üzerine gizlilik derecesini gösteren damga veya özel bir yazının konulması, uyarı veya tabela yerleştirilmesi şeklinde de yapılabilir. Yetkili makam tarafından duruma göre, sirküler, tebliğ, resmi açıklama, yazılı veya sözlü uyarı aracılığıyla, kişiler veya bireylerin bu konudaki yasaklamalardan haberdar edilmesi sağlanabilir. Bu yasaklama hukuka uygun yapılmalıdır. Hukuka uygun ve usulüne göre yapılmayan yasaklama, o bilgi, belge veya şeye, açıklanması yasaklanmış sır vasfını kazandırmaz. Devletin idari makamları veya organları, bilgi, belge veya şeylere, açıklanmasını yasaklanmış sır vasfını çoğunlukla, gizlilik sınıflandırması yaparak vermektedirler. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönetmeliğine göre; gizlilik dereceleri aşağıda belirtildiği şekilde dört sınıfa ayrılır. a) Çok gizli: Bilmesi gerekenlerin dışında diğer kişilerin bilmelerinin istenmediği ve izinsiz açıklandığı takdirde devletin güvenliğine, ulusal varlık ve bütünlüğe, iç ve dış menfaatlerimize hayati bakımdan son derece büyük zararlar verecek, yabancı bir devlete faydalar sağlayacak ve güvenlik bakımından olağanüstü önemi haiz mesaj, rapor, doküman, araç, gereç, tesis ve yerler için kullanılır. b) Gizli: Bilmesi gerekenlerin dışında diğer kişilerin bilmelerinin istenmediği ve izinsiz açıklandığı takdirde devletin güvenliğine, ulusal varlık ve bütünlüğe, iç ve dış menfaatlerimize ciddi şekilde zarar verecek, yabancı bir devlete faydalar sağlayacak nitelikte olan mesaj, rapor, doküman, araç, gereç, tesis ve yerler için kullanılır. c) Özel: İzinsiz açıklandığı takdirde, devletin menfaat ve prestijini haleldar edecek veya yabancı bir devlete faydalar sağlayacak nitelikte olan mesaj, rapor, döküman, araç, gereç, tesis ve yerler için kullanılır. d) Hizmete özel: Kapsadığı bilgi itibarıyla çok gizli, gizli veya özel gizlilik dereceleri ile korunması gerekmeyen fakat bilmesi gerekenlerden başkası tarafından bilinmesi istenmeyen mesaj, rapor, döküman, araç, gereç, tesis ve yerler için kullanılmaktadır. Özünde devlet sırrı olan bilgi ve belgelerin, siyasal veya askeri casusluk amacı ile temin edilmesi halinde casusluk suçu, böyle bir amaç olmaksızın temin edilmesi halinde ise TCK 327 nci maddedeki tanımlanan suç oluşacaktır. 765 sayılı Ceza Kanun'u ve 5237 sayılı Ceza Kanununda "casusluk" açık bir şekilde tarif edilmiş değildir. Öğretide, "casusluk; bir bilgi ya da hedefe ulaşmak için yapılan gizli haber alma faaliyeti organizasyon ve metotların tümüne verilen addır. Casus ise bu faaliyeti yürüten kişidir"(Dr. Mehmet YAYLA, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Mayıs 2012 baskı-s.46). “Siyasi casusluk yabancı devlet yararına Türkiye Devletinin veya vatandaşlarının veya Türkiye’de oturmakta, ikamet ekmekte olanların zararına olacak bilgilerin toplanması demektir” (Doç. Dr. Murat BALCI, FSM. Ünv. Hukuk Fak Ceza ve Muhakeme Hukuku Öğr. Üyesi, yayınlanmamış makale) şeklinde tanımlanmaktadır. Casusluk suçları ile ilgili düzenlemelere bakıldığında, tanımlama; “devletin güvenliği, iç veya dış siyasi yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgilerin veya yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemleri ile açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek veya açıklamak” şeklinde yapılabilir. Bu suç soyut tehlike suçudur. Suçla korunan hukuksal menfaat; “devlet güvenliği, devletin iç veya dış siyasal yararları ve milli savunmaya” ilişkin menfaatlerdir. Suçun faili herkes olabilir. Suçun maddi konusu; devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibariyle, gizli kalması gereken bilgiler yani özünde devlet sırrı olan bilgiler olarak tayin edilmiştir (Erem, a.g.e. cilt 1s. 48; Gözübüyük. Alman, Fransız, İsviçre ve İtalyan Ceza Kanunlarıyla Mukayeseli TCK. Açıklaması, cilt 1. S.510; Ögel,s 1034; Öztürk, s.384; Çağlayan, s.28). Maddelerde geçen belge ve vesikadan kasıt; “bir gerçeğe tanıklık eden yazı, resim, film vb. vesika, dökümandır. Evrak; “kağıt yaprakları, kitap sayfaları, resmi kurumlarda işlem gören belgeler , yazılmış kitaplar, mektuplar ve yazılar” anlamında kullanılan Arapça'dan gelen bir isimdir. Suçun maddi unsuru; suça konu bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla “temin etmek” tir. (Erem, a.g.e. cilt 1,s.50; Gözübüyük, a.g.e. Cilt 1. S.510; Ögel,s 1034; Öztürk, s.384) Bilginin temini için kullanılan vasıtanın önemi olmadığı gibi bilgiyi içeren belgenin de elde edilmiş olması ve temin edilen bu bilginin başkasına verilmesi şart değildir .“Suç, sır olan bilginin temin edilmesiyle tamamlanmış olur.” (Dr. Mehmet Yayla a.g.e. S. 197) “Suçun tamamlanması için bilginin başkasına aktarılması şart değildir." (Erem, a.g.e. Cilt . S.50). Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.02.1940 gün ve 1940/828-477 sayılı kararıyla, “Malumatın tesadüfi olmaksızın casusluk kast ve niyetiyle gayret ve mesai sarf edilerek istihsalinin lüzumlu olduğuna” işaret edilmiştir. Suçun manevi unsuru; genel kasttır. Ancak bazı hallerde, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının fail tarafından bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, suçun oluşumu için yeterli görülmeyebilir. Bu gibi hallerde, suç tipinde kişinin kastı dışında ayrıca belli bir saikle hareket etmesi aranmıştır. Saik; amaç ya da gaye, kasttan önce gelen, kastı hazırlayan bir duygu ve düşüncedir. Suçun işlenmesine neden olan gerekçedir. Saik, her ne kadar suçun unsuru değil ise de, manevi unsurun gerçekleşmesi bakımından aranan husus haline gelebilir. Bu bağlamda, siyasi ve askeri casusluk suçlarında özel saik aranmaktadır. Esasen Ceza Kanununun 327. maddesinde tanımlanan suç ile 328 inci maddede tanımlanan suçu ayıran en temel kriter “casusluk maksadı”dır. Askeri Yargıtayın bir kısım kararlarında (Askeri Yargıtay Dava Daireleri Kurulu 02.10.1997 gün ve 1997/98-114 sayılı kararı gibi) “casus ile casusluğu talep eden arasında bir anlaşmanın varlığı” suçun oluşumu için aranmakta ise de bu düşünce doktrinde yerinde görülmemiştir. “Fail, herhangi bir ülke ya da organizasyon ile anlaşma olmadan bilgi ve belgeleri temin edip, sonradan belirleyebileceği bir devlete servis edebilir.” (Dr. Mehmet Yayla, a.g.e.s.201-202) Aynı doğrultuda, "Kanaatimizce, maddede olmayan bir şartın, suç tipinin oluşumu için aranması yerinde değildir. Madde metninde ve gerekçesinde açıkça belirtildiği gibi siyasal ve askeri casusluk maksadı manevi unsur içinde değerlendirilmesi gereken bir konudur." (Dr. Murat Balcı. F.S.M. Ünv. a. g. makale). Bilindiği üzere kast, kişinin iç dünyasıyla ilgili kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi gerekir. Bu itibarla kastın belirlenmesinde; failin kişilik özellikleri, bilgilerin temin edilme zaman ve yeri, bilgilerin temin edilme yöntemi, bir örgüt mensubu ise örgütün amaç ve faaliyetleri gibi, kriterlere bakılmalıdır. Zaman ve yer açısından ise, ülkeler arası ikili ilişkilerin gergin olduğu zamanlarda ya da terör olaylarının yoğun yaşandığı dönemde sır niteliğindeki bilgilerin temin edilmesi halinde casusluk kastının varlığı kabul edilebilir. Öğretide de kabul edildiği gibi, casusluk amacı ile bilginin temin edilmesi suçun oluşumu için yeterlidır. Başka bir ülkeye veya yapıya vermek zorunlu değildir. Aksine kabul, yasa koyucunun madde metni ve gerekçesinde yer vermediği bir unsurun içtihat yoluyla yasaya eklenerek kanun koyucunun iradesinden farklı bir yasa yapmak anlamına gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; Devlet güvenliği, devletin iç veya dış siyasal yararları ve milli savunmaya ilişkin gizli bilgileri siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek suçunda; faillerin kişilik özellikleri, bilgilerin temin edilme zaman ve yeri, bilgilerin temin edilme yöntemi gibi kriterlere bakılması gerektiği hususları gözetilerek sanığın müdafii huzurunda alınan kolluk ifadesi, dijital materyal inceleme raporları ve dosyaya yansıyan tüm eylemleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Yunan Ulusal İstihbarat Servisinde (EYP) çalışan ..., ... ve ...'ın sanıktan Suriye'ye gidiş ve gelişlerinde eşi Randa, ..., ...(... içerisinde emir) ve ... isimli şahıslar hakkında bilgi vermesini talep ettikleri, ayrıca sanıktan Suriye sınırında görev yapan Türk askeri birliklerinin yer, konum ve hareket bilgilerini, Türkiye sınırlarında çok sayıda polisin olup olmadığını, güvenlik kameraların bulunup bulunmadığını, köpeklerin sınır kapılarında aramalarda bulunup bulunmadığını, Türkiye'nin sınır güvenlik hattında aldığı tedbirleri ve detayları, Suriye ülkesinden Türkiye'ye kaçak olarak girenlere Türk güvenlik güçlerinin zor kullanıp kullanmadıkları hakkında bilgi talep edildiği, sanığında Türkiye sınırındaki ışıklandırma; güvenlik önlemleri, kontrol noktaları, devriye sayıları, illegal geçiş noktaları, kontrollerin artırıldığı dönemler hakkında öğrendiği bilgileri Yunan Ulusal İstihbarat Servisi(EYP) çalışanları ile paylaştığı, sanığın 8 tanesi kaçak yollarla olmak üzere 11 kez Türkiye üzerinden Suriye'ye geçiş yaptığı, bu geçişlerinde elde ettiği Türkiye sınır güvenliği hakkında gözlemlerini ve bilgilerini Yunan istihbarat çalışanlarına aktardığı, kız kardeşi DEAŞ'a katılan ve eniştesi DEAŞ içerisinde emir olarak bulunan Anas Samsam isimli şahıs hakkında Yunan istihbarat çalışanlarının sanıktan araştırma yapmasını ve bağlantılı olduğu DEAŞ mensuplarının güncel durumlarını öğrenmesini talep ettiği, bunun üzerine sanığın Mersin iline geldiği ve Anas Samsam isimli şahıs ile görüşmeler gerçekleştirdiği, Anas Samsam'ın çalıştırmış olduğu spor salonunun adresini ve koordinatını Yunan İstihbaratçıları için temin ettiği, Yunan Ulusal İstihbarat Servisinde (EYP) çalışanlarının Mersin limanında gemi lojistik firmasının sahibini sormaları üzerine Suriye uyruklu ... ’un bilgilerini ve numarasını istihbaratçılar için temin ettiği, sanığın paylaşmış olduğu bir kısım bilgilerin Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'nın ve Milli Savunma Bakanlığı'nın yazılarında da sabit olduğu üzere Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış ilişkilerine, mili savunmasına ve mili güvenliğe zarar verebilecek nitelikte bilgiler olduğu, ayrıca Suriye ülkesinden Türkiye'ye kaçak olarak girenlere Türk güvenlik güçlerinin zor kullanıp kullanmadıkları şeklindeki bilginin de Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası alanda zarar görmesine ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler olduğu anlaşılmış olmakla sanığın üzerlerine atılı suçu işlediği belirlenerek mahkumiyetine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, ancak sanığın aynı suçu işleme amacıyla farklı bilgileri değişik zamanlarda temin ettiğinin anlaşılması karşısında hakkında TCK'nun 43/1 inci maddesinde düzenlenen ''zincirleme suç'' hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş fakat bu husus aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/277 Esas, 2023/859 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2024 tarihinde karar verildi.