4. Hukuk Dairesi 2010/10476 E. , 2011/13135 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Gazetesi) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 19/09/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... Radyo ve Televizyon Yay. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle te…
**4. Hukuk Dairesi 2010/10476 E. , 2011/13135 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Gazetesi) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 19/09/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... Radyo ve Televizyon Yay. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK'nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Bunun için temel ölçü, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; ... televizyonunun 10 Eylül 2008 tarihli haber bültenlerinde ... Derneğinin Almanya şubesi muhasebe sorumlusu ...'in ağzından; "... bağış adı altında toplanan paranın bir bölümünün kanal ... ve ... gazetesinin de aralarında bulunduğu bazı kurumların finansmanında kullanıldığını iddia etmişti" şeklinde haber yapılmıştır. Davalı taraf haberin Almanya-... davası iddianamesi kapsamında yapıldığını savunmuştur. Ancak onanmış bir örneği dosyada mevcut iddianamede davacı şirketin sahibi olduğu “... Gazetesi” ibaresinin hiç geçmediği görülmüştür. Mahkemece de gerçeğin bu şekilde olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davaya konu haberin verildiği tarihlerde “...” davasının kamuoyunun gündeminde olması ve yoğun ilgisini çekmesi nedeniyle konuya ilişkin çok sayıda haber yapıldığı, bu yayınlarda kimi zaman Almanya'da görülmekte olan davanın iddianamesinde “...” isminin geçmesi nedeniyle isim benzerliğinden yanılgıya düşüldüğü, ve “... Gazetesi” ibaresinin böyle bir yanlış anlaşılma sonucu haberlerde yer aldığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mahkemece hükmedilen tazminat miktarı fazla olup, davalının talep edilen tazminat miktarının tamamından sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun bulunmamış, daha alt seviyede bir tazminata hükmedilmek üzere kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle Davalı ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık AŞ. yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.