Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu, İzmir/Konak Diş Eğitim Hastanesine 12/1/2016 tarihinde dişine dolgu yapılması talebiyle müracaat etmiştir. Yapılan muayene sonucunda dolgu yerine kanal tedavisinin yapılmasının gerekebileceği düşüncesiyle film istenmiştir. Film sonucunda ilgili diş hekimi Z.İ. tarafından 26 No.lu dişe anestezi uygulandıktan sonra diş çekimi gerçekleştirilmiştir. Çekimin ardından meydana gelen kanama nedeniyle tampon uygulandığı, ilaç reçetesi yazıldığı ve başvurucunun bir süre bekletildikten sonra ertesi gün kontrole çağrıldığı anlaşılmıştır. Dişteki kanamanın durmaması üzerine başvurucu aynı hastanenin acil servisine başvurmuştur. Acil serviste nöbetçi iki diş hekimi tarafından 12/1/2016 tarihinde saat 55'te el yazısıyla hazırlanan yazıda özetle; hastanın akşam saatinde kliniğe acil olarak başvurduğu, 26 No.lu diş çekimi ardından 27 No.lu dişte lüksasyon (dişin yerinden çıkması) ve tüber kırığı olduğu, kanama nedeniyle hastanın genel durumunun bozulduğu ve 112 Acil Servis ile hastanın Yeşilyurt Atatürk Devlet Hastanesine sevkinin uygun görüldüğü, hastayla ilgili olarak devlet hastaneleri ile irtibata geçildiğinin kayıtlı olduğu belirtilmektedir. Başvurucunun Yeşilyurt Atatürk Devlet Hastanesine gitmesi üzerine başvurucuya tampon uygulaması yapılmış, kanama durdurulmuştur. Başvurucu diş tedavisine devam edilmek üzere kendi isteğiyle 13/1/2016 tarihinde taburcu edilmiştir. Başvurucu daha sonra tedavisi için İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Bölümüne 13/1/2016 tarihinde başvuru yapmıştır. Başvurucunun genel anestezi altında ameliyat edilmesi kararı alınmıştır. Bu nedenle ameliyat öncesi yapılması gereken tetkikler doğrultusunda başvurucu, İzmir Çiğli Devlet Hastanesine yönlendirilmiştir. Daha sonra bir ekip hâlinde başvurucunun ameliyatı 15/1/2016 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu ameliyat kapsamında gerekli işlemler yapılarak başvurucu aynı gün taburcu edilmiştir.B. Ceza Soruşturması Süreci Başvurucu, olay günü acil serviste görevli diş hekimi B.A.Ü. hakkında taksirle yaralama ve görevi kötüye kullanma suçları kapsamında 18/5/2016 tarihinde şikâyetçi olmuştur. Bu dilekçe üzerine ilgili diş hekimi hakkında soruşturma izni istenmiştir. Soruşturma izni işlemleri için bilirkişi raporu istenmiştir. Ameliyatı gerçekleştiren ve üniversite hastanesinde görevli öğretim üyesi tarafından hazırlanan 17/11/2016 tarihli raporda; ameliyat sırasında hareketli olan kemik segmentinin içerdiği diş ile birlikte üst çeneden tamamen uzaklaştırıldığı, açık olan sinüs boşluğunun cerrahi tekniklerle kapatıldığı, ağız içini örten yumuşak dokuların sağlıklı hâle getirildiği ve çıkartılan kemik dokusu incelendiğinde dişin kemiğe tamamen kaynaşmış (ankiloz) olduğu belirtilmektedir. Raporda ayrıca ankilozlu dişin çekimi sırasında çene kemiğinin kırılmasının her hekimin başına gelebilecek nitelikte istenmeyen bir komplikasyon olduğu, burada esas olanın gelişen komplikasyondan sonraki sürecin nasıl idare edildiği, olay esnasında acil serviste görevli diş hekimi B.A.Ü.nün bir ihmalinin olmadığının düşünüldüğü ifade edilmiştir. Bunun üzerine 25/11/2016 tarihinde ilgili diş hekimi hakkında soruşturma izni verilmemiştir. Bu karara karşı başvurucunun itirazı ise İzmir İdari Dava Dairesi tarafından kabul edilmiştir. Gerekçede; başvurucunun diş çekimi esnasında sonuç olarak çene kemiğinin kırıldığı, bu nedenle detaylı bir soruşturma yapılması gerektiği belirtilmektedir. Daha sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından 9/6/2017 tarihinde rapor istemiştir. Bu kapsamda; yapılan ameliyatın niteliği de dikkate alınarak başvurucunun geçirdiği tedavi sürecinde meydana gelen rahatsızlık nedeniyle tedaviyi gerçekleştiren doktorun/doktorların üzerlerine yüklenilebilecek herhangi bir kusur ve ihmallerinin bulunup bulunmadığı, meydana gelen sonucun tıbbi bir komplikasyon olarak kabul edilip edilemeyeceği veya meslekte özensizlik, yetersizlik ya da yanlış bir uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının tespit edilmesi talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulu (ATK), 25/10/2017 tarihinde Kurulda görevli diş hekiminin katılımıyla değerlendirme yapmıştır. ATK tarafından başvurucunun tedavilerine ilişkin tıbbi belgelere, idari soruşturma kapsamında alınan ifadelere ve daha önce alınan bilirkişi raporuna yer verilmek suretiyle inceleme yapılmıştır. Buna göre genel diş hekimliği uygulamalarında ankilozlu dişlere nadir olarak rastlandığı, bu durumun radyolojik bulgular ya da oral muayene ile tespit edilemeyeceği ve ankilozlu çekimlerde kemik defekti oluşumunun tıbben kabul edilmiş komplikasyon olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda çekim sonrası başvurucuda meydana gelen komplikasyonların tıbbi kurallara uygun yönetildiği ve atf-ı kabil kusur bulunmadığı oybirliğiyle ifade edilmiştir. Söz konusu rapor doğrultusunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 15/12/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucunun itirazı, İzmir Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 6/3/2018 tarihinde reddedilmiştir. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucu, yaşadığı olaylar nedeniyle Sağlık Bakanlığından 000 TL manevi tazminat, 000 TL maddi tazminat istemiştir. Talebin zımnen reddi üzerine İzmir İdare Mahkemesi nezdinde 30/3/2017 tarihinde tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, diğer hususların yanı sıra, hekimin genel uygulamada röntgen ve benzeri tıbbi yöntemlerle ankiloz durumunu veya olası komplikasyon durumlarını tespit edebileceği ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun tıbbi müdahale öncesinde yeterli şekilde bilgilendirilmediğini belirtmiştir. Dilekçe teatisi aşamalarından sonra, diş çekimini gerçekleştiren diş hekimi ile acil serviste başvurucuyu sonradan muayene eden diş hekiminin davaya müdahil olma talepleri kabul edilmiştir. Daha sonra hakkında aynı zamanda ceza soruşturması yürütülen ferî müdahil, ATK'nın hazırlamış olduğu raporu ek beyanla 27/12/2017 tarihinde yerel mahkemeye sunmuştur. Mahkeme, söz konusu bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesine dair ara kararı almıştır. İzmir İdare Mahkemesi 11/6/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Bu kapsamda Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, yapılan tetkik, tedavi ve müdahalelerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalı idarenin ve personelinin hizmet kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, dava dilekçesinde belirttiği hususları istinaf başvuru dilekçesinde de ileri sürmüştür. İstinaf başvurusu, İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) tarafından 27/12/2018 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 9/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-