T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2653 KARAR NO : 2025/2580 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2025 NUMARASI : 2023/864 E - 2025/165 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2653 KARAR NO : 2025/2580 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2025 NUMARASI : 2023/864 E - 2025/165 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının,"Muratpaşa Mah. Ata Sokak No:... Bayrampaşa/ İSTANBUL" adresinde ...seri numaralı sayaç üzerinden sözleşme yapmaksızın kaçak olarak elektrik enerjisi kullanığı tespit edilerek Müvekkil Şirket yetkililerince ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik tüketim tahakkuku düzenlendiğini, Yansıtılan kaçak elektrik kullanımının karşılığı Davalı tarafından ödenmediğinden Müvekkil Şirketin, alacağının tahsili amacıyla İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası nezdinde Davalı aleyhine icra takibi başlattığını, Davalının, borçlu bulunduğu miktarı ödemediği gibi icra takibine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak, salt takibi durdurmak ve Müvekkil Şirket'in alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla itiraz ederek takibin kötü niyetli olarak durmasına sebep olduğunu beyanla itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti; davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. İlk derece mahkemesince; " Mahkemenin 22/11/2024 tarihli tensip zaptı ile duruşma gün ve saatinin davacı vekiline usulüne uygun tebliğ yapıldığı halde davacı vekilinin duruşmaya katılmaması ve mazeret dilekçesi sunmaması üzerine davanın basit yargılamaya tabi olması ve ikinci kez takipsiz bırakılmış olması nedeniyle HMK. m.150/6 uyarınca davacının davasının açılmamış sayılmasına," karar verilmiştir. Davacı istinaf başvuru dilekçesinde; bahsi geçen dava dosyasına vekil kaydı 19.09.2024 tarihinde ... ve ... olarak yapıldığını, daha sonra dosya bilirkişideyken Mahkeme hiç sebepsiz durup dururken birden bire dosyadan vekil kayıtlarımızı silmiştir. Ve o arada yani bizim dosyada vekil kayıtlarımız yokken 15.11.2024 tarihli celsede duruşmaya katılmadığımız gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, daha sonra bunu fark edip dosyaya hemen davanın yenilenmesi talepli dilekçe vermemiz üzerine davaya kaldığı yerden devam edilmesi kararı verilerek 18.11.2024'te dosyaya tekrar vekil kaydı fakat bu sefer yalnızca ... olarak yapıldığını, yani dosyanın ilk kez açılmamış sayılmasına sebebiyet verilen eylem davacı tarafın kusurundan değil mahkemenin açık hukuka aykırı eyleminden kaynaklandığını, dolayısıyla aslında mahkeme 15.11.2024 tarihli celseden önce sebepsiz yere dosyadaki vekil kayıtlarımızı silmeseydi, dosya 2 kere takipsiz bırakılmış olmayacak, en fazla 1 kere takipsiz kaldığından tarafımızca 3 ay içinde yenilenerek kaldığı yerden devam edecekti dolayısıyla 15.11.2024 tarihli celseye katılmamamız tamamen mahkemenin hatasından kaynaklandığı için verilen davanın açılmamış sayılması kararı hukuka aykırı olup verilen karar nedeniyle müvekkil şirketin hak ve alacaklarına ulaşması zorlaşır yahut imkansız hale gelirse vekil kaydımızı sebepsiz yere dava dosyasından silen sicil numaralı memur hakkında tüm yasal yollara başvurma haklarımızı saklı tuttuğumuzu beyanla haksız ve dayanaksız mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulünü istemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesinde "Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması'' düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 150/1 maddesinde, ''Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir'' denilmiş, devamında da "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez" hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için davacı tarafın usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmiş ve mazeretsiz şekilde duruşmaya katılmamış olması gerekir. Duruşmaya mazereti sebebiyle gelmeyen taraf mazeret dilekçesinde bu yönde bir talepte bulunsa ve duruşma gününü kalemden ya da UYAP sisteminden öğreneceğini bildirse dahi; Mahkemece, bir sonraki duruşma gün ve saatinin kalemden ya da UYAP sisteminden öğrenilmesine karar verilemez.Bununla birlikte Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. Bir davada davanın taraflarının yapılan hukuki işlemlerden haberdar olmaları, davacının duruşma gününden haberdar olması, usulüne uygun olarak duruşma gününden haberdar olup hazır olabilmesi usulüne uygun tebligat yapılmasına bağlıdır. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir.Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da önem taşımaktadır. (HGK.23.11.2011 gün ve 11-554 Esas-684 Karar)Somut olayda dosyada yapılan incelemede; 17/05/2024 tarihli celsede davacı ... vekili ... huzurunda duruşmanın yapıldığı, 15/11/2024 tarihine celsenin talik edildiği,Uyap kayıtlarında yapılan incelemede;19/09/2024 tarihinde ... ve ...'nın vekil kayıtlarının yapıldığı, 25/09/2024 tarihinde her iki vekil kaydının silinerek 27/09/2024 tarihinde tekrar vekil kayıtlarının yapıldığı, 15/11/2024 tarihli celsede davacı ve davalı tarafça takip edilmeyen davanın HMK 150.maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, davcı vekilinin 21/11/2024 tarihli dilekçesi ile yenileme talep ettiği, yeni duruşma gününün28/02/2025 tarihi olarak belirlenerek davacı vekili ...'na 30/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği28/02/2025 tarihli celsede mazeretsiz olarak hazır bulunmadığı görülmüştür.Dava; Basit yargılama usulüne tabi olup; HMK 150/6 bendi uyarınca, iki kez takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına dair ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmektedir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/10/2025