Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/686 E. , 2024/5977 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/686 Karar No : 2024/5977 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/686 E. , 2024/5977 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/686 Karar No : 2024/5977 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL döneminde alınan kararların geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran tedbirler olduğu, 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ilke 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35. maddenin Anayasaya aykırı olduğu, irtibat ve iltisak kavramlarının hukuki nitelikte olmadığı, Milli Güvenlik Kurulu’nun doğrudan icraî karar alma yetkisinin bulunmadığı ve kararlarının tavsiye niteliğinde olduğu, bir örgütsel yapının terör örgütü mahiyetinde olup olmadığına Milli Güvenlik Kurulunca karar verilemeyeceği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında belirlenen ilkelerin mevcut davada uygulanması gerektiği, AİHS’in 15. maddesi kapsamında yapılan derogasyon bildirimiyle Devletlerin hukukun üstünlüğü ilkesine ve buna bağlı güvencelere saygı gösterme yükümlülüğünden vazgeçme etkisine sahip olmadığı, Bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu ve ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, istihbari nitelikteki irtibat ve iltisak kavramlarının öngörülebilir olmadığı, irtibat ve iltisak tespitine ilişkin olarak gerek OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından gerekse İdare Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi tarafından hiçbir savunmanın dikkate alınmamasının yapılan inceleme ve yargılamanın ‘sadece şekil yönünden’ yürütüldüğünü gösterdiği, hakkındaki ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, gerçekleştirildikleri tarihte yasallık karinesinden yararlanan eylemlerinin delil olarak gösterilemeyeceği, temel hakları etkileyen durumlarda sınırsız yetki biçiminde bir hukuki takdir yetkisinin tahsis edilmesinin hukukun üstünlüğü ilkesine aykırılık teşkil edeceği, Kimse Yok Mu Derneğine sms yoluyla bağış yapıldığı tarihte derneğin herhangi bir terör örgütü bağlantısının olduğunun bilinmediği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, ölçülülük ilkesi, gerekçeli karar hakkı, kanunilik ilkesi, savunma hakkı, öngörülebilirlik ilkesi, hukukun üstünlüğü ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, hukuk devleti ilkesi gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, davacı tarafından adli yardımdan yararlanmasına karşın temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin yatırıldığı anlaşıldığından temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.