8. Hukuk Dairesi 2022/4910 E. , 2024/5609 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/214 E., 2022/260 K. KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri ile Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesine dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk…
**8. Hukuk Dairesi 2022/4910 E. , 2024/5609 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/214 E., 2022/260 K. KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri ile Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesine dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... ve arkadaşları vekili Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Siirt ili ... ilçesi ... köyünün ... Mevkiin yer alan ve 611 ile 370 ada parsel sayılı taşınmazla sınır olan ve ekte sunulan kroki ile sınırları sınırlandırılan 144.910,92 m²'lik arazi ile yine Siirt ili ... ilçesi ... köyünün ...-... mevkiinde yer alan ve 146, 14, 148 ile 115 ada/parsel sayılı taşınmazla ile dicle nehri arasında yer alan ve ekte sunulan kroki ile sınırlandırılan 11.555,03 m²'lik arazinin 40-50 yılı aşkın bir süreden beri müvekkiller tarafından kullanıldığı ve o tarihten beri de müvekkillerin bu taşınmazları ekip biçerek tek başına zilyet ve tasarruflarını sürdüklerini, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde 1984 tarihlerinde kadastro çalışmaları başladığını, kadastro çalışmaları sırasında müvekkillerinin zilyet ve tasarrufu altında bulunan dava konusu arazilerden 11.555,03 m²'lik kısmın tescili unutulduğunu, 144.910,92 m²'lik arazinin de taşlık olduğu gerekçesiyle kadastro çalışmaları sırasında işlem görülmediğini ve böylelikle dava konusu taşınmazların tamamının tespit dışı kaldığını, dava konusu taşınmazların tümünün müvekkillerinin zilyet ve tasarrufu altında olduğunu halihazırda tarla olarak kullandıklarını, dava konusu taşınmazların mera ve orman ile bir alakalarının olmadığını, taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerinin nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, bu sebeple taşınmazların Türk Medeni Kanunu'nun 713/1, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddeleri gereğince tescil şartını sağladığını ileri sürerek, taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 2. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapılmadığı ve genel arazi kadastrosunun ise 1984 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI