8. Ceza Dairesi 2021/11666 E. , 2023/7133 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/2 E., 2016/110 K. SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz etme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı …
**8. Ceza Dairesi 2021/11666 E. , 2023/7133 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/2 E., 2016/110 K. SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz etme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Borçka Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2. Borçka Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli kararı ile sanıkların hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan 1.500 TL ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ayrı ayrı karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar ayrı ayrı sunmuş oldukları temyiz dilekçeleri ile babalarının suça konu taşınmazı katılan ile birlikte kendilerine verdiğini, salt tapu kayıtlarındaki devir işleminin karara esas alınmasının hatalı olduğunu, bu işlemin muvazaalı bir işlem olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmişlerdir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, katılanın kendisine ait 50 parsel nolu tarla vasfındaki taşınmazı kardeşleri olan sanıklar tarafından kullanmasına izin verdiği, daha sonra sanıkların taşınmaz üzerine taş duvar örmek suretiyle taşınmazı fiilen böldükleri, kendilerine ait bölümleri malikmiş gibi kullanmaya başladıkları, sanıklardan tarlayı boşaltmaları istenmesine rağmen sanıkların tarlayı boşaltmayarak, duvarı ortadan kaldırmayarak işgale devam ettikleri iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE Suçun temadi etmiş olması nedeniyle, suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 1. Suça konu taşınmazın 09.07.2001 tarihli satış işlemine istinaden tapuda katılan adına tescil edildiği, sanıkların katılana ait tapulu taşınmazı taş duvar örmek suretiyle böldükleri, taşınmaza malik olma iradesi ile müdahalede bulundukları tüm dava dosyası kapsamında elde edilen delillerden anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Borçka Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... istikrarlı bir şekilde yaptıkları savunmalarında, suça konu taşınmazın babaları ... tarafından satın alındığını, büyük ağabeyleri olan ...'ün kendilerine bir yanlış yapmayacağı düşüncesi ile babaları tarafından alınan taşınmazın ağabeyleri ... adına tapuya tescil edildiğini ancak; taşınmazın zeminde taksiminin yapılarak herkesin kendisine ait yeri kullandığını, istikrarlı bir şekilde beyan etmişlerdir. Tarafların babaları olan tanık ...'te suça konu araziyi 10-15 sene öncesinden ... isimli şahıstan satın aldığını o sırada her üç oğluyla da birlikte yaşadığını ancak büyük oğlu ...in kardeşlerine yanlış yapmayacağı düşüncesiyle taşınmazı ... adına tescil ettirdiğini, taşınmazın her üç oğluna da ait olduğunu beyan etmek suretiyle sanıkların savunmalarını doğrular şekilde beyanda bulunmuştur. Taşınmazın satın alındığı kişi olan tanık ...'da söz konusu yeri 1998 yılı öncesinde sanıklar ve katılanın babaları olan ...'e sattığını parayı da ...'in kendisine ödediğini, ...'in bu yeri satın aldıktan sonra her üç oğlu arasında taksim ettiğini, kuzeyde kalan kısmı sanıkların güney kısmıda müştekinin kullanıdığını, bu şekilde kullanımının taşınmazın satıldığından beri devam ettiğini beyan etmiştir. Tanık ..., suça konu yerin müşteki veya sanıklara ait olduğunu bilmediğini, ancak 10 yıldan beri her üç kardeş tarafından kullanıldığını olaydan 2-3 sene kadar önce her üç kardeşinde kendisine gelerek araziyi bölmek istediklerini söylediklerini, kendisinin de bölme işini ... ve müşteki ... ile gerçekleştirdiklerini daha sonra sanıklar Muammer ve ...'e araziyi ne şekilde böldüklerini göstererek bölünmüş hali ile sınırlara kazıklar çaktıklarını belirtmiş, tanık ... de ...'ın beyanlarını doğrular şekilde beyanda bulunmuş, taşınmazın ...'ün beyanında geçtiği şeklinde taksim edildiğini taksimden sonra da babası olan sanık ... ile amcası olan sanık ...'nın kendi hisselerini birlikte kullanmaya karar verdiklerini diğer hissedar ...'e ait kısmada set set duvar ördüklerini bu şekilde kullandıklarını beyan etmiştir. Müşteki ...'ün beyanlarında suça konu taşınmazın kendisine ait olduğu 2001 yılında satın aldığını, satın aldığı sırada başka işte çalışması nedeniyle araziyi kardeşlerinin kullandığını arazide taksim işleminin yapılmadığını, 2010 yılında halalarının oğlu olan ...'ın kendisine gelerek kardeşlerinin kendi arazilerine ektikleri ürünlerinin kendisinin arazisine karışmaması için bir belirleme yapalım dediğini, kendisinin de tanık ... ile beraber kardeşlerinin araziyi daha kolay kullanmaları için kazık çakmak suretiyle araziyi üç parçaya ayırdıklarını, arazinin üç parçaya ayrılmasının taksim amaçlı olmadığını, kullanımını kolaylaştırmak için yapıldığını, kardeşlerinin daha sonra kazık çakılan yere duvar çektiklerini görünce bunu kaldırmalarını isteğini bu nedenle aralarında anlaşmazlık çıktığını arazinin kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Yukarıda kısaca özetlenen sanık savunmaları ile bunu doğrulayan her iki tarafında babaları olan tanık ...'in beyanları ve bu beyanları doğrulayan diğer tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar tapuda kayıt müştekinin adına yapılmışsa da taşınmazın tarafların babaları olan ... tarafından tanık ...'den satın alındığı, müştekinin diğer kardeşlerinin büyüğü olması nedeniyle de onlara yanlış yapmayacağı düşüncesiyle büyük kardeş olan müşteki ... adına tapuya tescil edildiğinin anlaşıldığı nitekim taşınmazın satın alınmasından sonra anlaşmazlık tarihine kadar üç parçaya taksim edilmiş şekilde kullanıldığının yukarıda belirtilen beyanlardan anlaşıldığı bu beyanların kısmen müşteki Muzafferin beyanları ile de doğrulandığı bu hali ile sanıkların söz konusu taşınmaza müdahalelerinin malik sıfatıyla gerçekleştiği, taşınmazın tapuda müşteki adına kayıtlı olmasının mülkiyet ihtilafı niteliğinde olduğu sanıkların suç kastı ile hareket etmedikleri, anlaşıldığından beraatleri yerine mahkumiyetlerine dair kararın usule ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun onama yönündeki düşüncelerine katılmadığımı saygıyla arz ederim. 05.10.2023