8. Hukuk Dairesi 2021/6703 E. , 2023/5117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/4 E., 2020/18 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16 ıncı Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne kar
**8. Hukuk Dairesi 2021/6703 E. , 2023/5117 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/4 E., 2020/18 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16 ıncı Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Kadastro sırasında Erzurum ili ...ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 115 ada 17 parsel ... 26.712,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına; temyize konu edilmeyen 115 ada 21 parsel ... 5.528,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile 4/16 payları oranında ... ve ...; 1/16 payları oranında ... ve ... ve 2/16 payları oranında ise ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2.Davacı ... ve ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile iddialarına konu kısmının adlarına tescilini istemiştir. 3.Birleşen dava dosyasında davacı ... ve ... dava dilekçelerinde, Hazineye husumet yönelterek, irsen intikal yolu ile kendilerine intikal edip, yaklaşık 80 - 90 yıldır eklemeli olarak zilyetliklerinde bulunan taşınmazın Hazine adına 115 ada 21 parsel numarası ile tespit edildiğini ileri sürerek bu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescilini istemiş, yargılama sırasında ise ... ve ... taşınmazda hakları bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmış; birleşen dava dosyasında 06.08.2007 ve 27.09.2007 tarihli celselerde ise davacılar ... ve ..., çekişmeli 115 ada 21 parsel taşınmazın tespit maliklerinin hepsinin taşınmazda haklarının mevcut olup, esasen bu taşınmazın eksik tespit edildiğini ve eksik kısmın ise Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek Hazine adına tespit edilen kısmın 115 ada 21 parsel malikleri adına tescilini istemiştir. 4.Şenkaya Kadastro Mahkemesinin 17.12.2010 tarihli ve 2007/93 Esas, 2010/78 Karar ... kararı ile birleşen dava dosyası davacılarının iddiasına konu taşınmazın 115 ada 17 parsel ... taşınmaz olup, eldeki dava dosyasında davalı olduğundan bahisle birleştirme kararı verilmiştir. 5. Yargıtayın bozma ilamına uyulmasından sonra birleşen dava dosyasında davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde, çekişmeli 115 ada 17 parsel ... taşınmazın bir bölümünün murislerinden davacılara intikal ettiğini ve eklemeli olarak 50 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile iddialarına konu kısmın davacı ve bir kısım davacıların miras bırakanları adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2007/87 Esas, 2015/34 Karar ... kararı ile; "...birleşen dosya davacıları Kenan ve ... yönünden, dava dilekçesinde 115 ada 21 parsel ... taşınmazı davalı göstermiş olmaları nedeni ile 115 ada 17 parsel ... taşınmaza yönelik iddialarının dinlenmediği ve bu hususta hüküm tesis edilmediği, 115 ada 21 parsel ... taşınmaza ilişkin ise tespit maliklerine husumet tevcih edilmediğinden pasif husumet ehliyetinin davada bulunmadığı, davacılardan ...'ın iddiasına konu olup, hükme esas bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen kısım yönü ile davacının miras bırakanı ... ve mirasçıları yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, davacılardan ...'ın ise iddiasını ispat edemediği..." gerekçesi ile birleşen dava dosya davacıları ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davacı ...'ın davasının ispatlanamadığından reddine, davacı ...'ın davasının ise kabulüne, çekişmeli 115 ada 17 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 14.04.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 10.241,15 metrekare yüzölçümündeki kısmının bu taşınmazdan ifrazı ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ...'ın miras bırakanı ... mirasçıları adına; taşınmazın geriye kalan kısmının ise tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16 ıncı Hukuk Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2015/17898 Esas, 2017/8218 Karar ... kararıyla; "...yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince icra edilen 2007 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde her hangi bir tarımsal faaliyet bulunmadığı, kumlu – çakıllı ve taşlı yapıda olup, üst organik tabakasının tahrip olmuş durumda bulunduğu, taşınmazın kuzey sınırını oluşturan Penek çayının mevsimlik su taşkınlarına maruz kaldığı, hali hazırda ise çayın etrafına set yapılarak taşınmaz ile kot farkı oluşturulduğu, sonuç olarak ise ıslah edilerek tarımsal faaliyette kullanılabilecek özellikte bulunduğunun belirtildiği, 2015 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda ise taşınmazda hali hazırda toprak işleme yapılmadığı, sürülmediği, her hangi bir kültür bitkisi ekilmediği, taşınmaz üzerinde yabancı ot niteliğinde bitkiler ile çalılıkların doğal olarak yetiştiği, toprağın işlenmesi halinde tarımsal faaliyete konu edilebileceğinin bildirildiği, rapora ekli fotoğraflarda da taşınmazın doğal halinde olduğunun gözlemlenmekte olduğu, mahalli bilirkişi ve tanıkların ise; ilk keşifte; çekişmeli taşınmazın ... ve ... tarafından bahçe ve tarla olarak kullanıldığını, bu kişilerin ölümü ile mirasçılarına kaldığını, 10-15 yıl öncesinde Penek çayının taşması sonucunda su altında kaldığını, 3-4 yıl öncesine kadar su altında bulunduğunu, bu tarihte ise Penek çayının etrafına set yapılması nedeni ile taşınmaz sahiplerinin imar-ihya ederek kullanmaya tekrar başladığını, 2. keşifte ise; dava konusu yerin davacının murisi ...'dan intikal ettiğini, bu kişinin ölene kadar arpa ve buğday ekerek kullandığını, ölümü ile mirasçılarına kaldığını, mirasçılarınında sebze ekerek kullandıklarını, ilkbahar aylarında taşınmazın kuzeyinde bulunan çayın taşması sonucunda taşınmazın su altında kaldığını, 2005'te ise EPDK tarafından dolgu yapılması nedeniyle bu tarihten sonra su altında kalmadığını beyan ettikleri, böylelikle, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları kendi içinde ve bilirkişi raporları ile çelişkili olduğu halde bu çelişkilerin giderilmediği, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, taşınmazın niteliği hususunda olumsuz görüş beyan eden ziraat bilirkişi raporu esas alınarak taşınmazda davacı lehine kazanım koşullarının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, taşınmazın sınırına yapıldığı belirtilen set ya da dolgunun hangi tarihte yapıldığının araştırılmadığı, bu işlem yapılmadan taşınmazın aktif çay yatağı kapsamında ve ya çayın mutlak etkisi altında kalıp kalmadığı yönünde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, bu yönleri açıklamayan yetersiz jeolog bilirkişi raporuna itibar edildiği açıklanarak tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç adet stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeolog bilirkişi kurulu, fen bilirkişi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden keşif yapılması, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği ve taşınmazın Penek çayı etkisinde bulunup bulunmadığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle jeodezi ve fotogrametri mühendisine incelemesi yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, aktif ırmak yatağında veya ırmağın mutlak etkisi altında olup olmadığının, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması, jeolog bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın hali hazırda ve öncesinde aktif çay yatağı kapsamında veya çayın mutlak etkisi altında kalıp kalmadığı yönünde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususlarını irdeler şekilde ve komşu parsellerin toprak yapıları ile mukayeseli ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmesi, teknik bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli ve denetime açık gerekçeli rapor alınması, taşınmazın değişik yönlerinden fotoğraflarının çektirilmesi, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmesi, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacı ... ve birleşen dosya davacıları ... ve müştereklerinin dava dilekçesinde 115 ada 17 parsel ... taşınmazı davalı göstermiş olmaları nedeni ile keşif sırasında yer gösterdikleri 115 ada 21 parsel ... taşınmaza yönelik iddialarının dinlenmediği ve bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava konusu 115 ada 17 parsel ... taşınmaz üzerinde davacı ve birleşen dava dosyası davacıları yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği, bu kapsamda ayrıntılı ve denetime elverişli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporu, jeoloji mühendisi bilirkişi kurulu raporu, keşif sırasında zapta geçirilen hakim gözlemi, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının birbiri ile uyumlu ve birbirini doğrular nitelikte olduğu ve bu nedenle taşınmazların 1984 ve 1989 tarihli hava fotoğraflarında kullanılmayan yerlerden olduğunu belirten jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunun, taşınmazın o yıllarda Penek Çayındaki taşkının etkisinde olduğu göz önüne alınarak hükme esas alınmadığı..." gerekçeleri ile davacı ... ve birleşen dosya davacıları ... ve müştereklerinin davasının kabulüne, çekişmeli 115 ada 17 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişileri..., ... ve ... tarafından düzenlenen 05.09.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfiyle ve sınırları mavi renkli kalemle boyalı olarak gösterilen gösterilen 10.241,15 metrekare yüzölçümündeki kısmının taşınmazdan ifrazı ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ...'ın miras bırakanı ... mirasçıları adına; (A) harfiyle ve sınırları kırmızı renkli kalemle boyalı olarak gösterilen 12.613,94 metrekare yüzölçümündeki kısmının taşınmazdan ifrazı ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında birleşen dava dosyası davacılarının miras bırakanı Yunus ve Faris Kara mirasçıları adına ve taşınmazın geriye kalan ve (E) harfiyle ve sınırları pembe renkli kalemle boyalı olarak gösterilen 3.856,96 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 115 ada 21 parsel ... taşınmazla ilgili karar verilmesine yer olmadığına ve 115 ada 21 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağının olağan yöntemlerle kesinleştirilmek üzere Şenkaya Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi, kararın usul ve kanuna aykırı olup, eksik inceleme sonucunda verildiğini, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazda davacı taraf yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (IV.B) numaralı paragrafta gösterilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve taşınmazın zilyedi adına tespitine ilişkin temel koşullar, 3402 ... Kanun'un 14 üncü maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun’un 17 inci maddesinde ise imar ve ihya kurumuna yer verilerek imar – ihya gerektiren taşınmazlar yönü ile düzenleme yapılmıştır. 3402 ... Kanun’un 17 nci maddesinde imar ihya gerektiren taşınmazlara yönelik ayrıma gidildiğine göre, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile 14 üncü maddede belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekli ve yeterlidir. Şu halde, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın olağanüstü zaman aşımı ile kazanılabilmesi için, taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet edilmesi, imar ihya gerektiren taşınmazlar yönünden ise masraf ve emek sarfı ile taşınmazın imar ve ihya edilmesine müteakip, bu koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 ... Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Maddi olgu olan zilyetlik ve imar ve ihya'nın, her türlü delil ile kanıtlanabilmesi mümkün olup, bir arazinin üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresinin tespitinde en önemli unsur ise hava fotoğraflarının incelenmesidir. Öte yandan, somut olayda, çekişmeli taşınmazın tespit tarihi 2006 yılı olup, açıklanan hususlar çerçevesinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının bu tarih itibari ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği de kuşkusuzdur. Bu olgular gözetilerek dosya kapsamı irdelendiğinde, Jeodezi ve Fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 13.01.2020 tarihli raporda, 1985 ve 1989 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesi sonucunda, hükme esas bilirkişi raporunda (A) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımların boş, doğal görünümünde, diğer bir ifade ile tarımsal faaliyet yapılmamış yerler olduğu, üzerinden dere yatağı geçtiği, kumluk yapıda olduğu ve s... sınırların arazi üzerinde mevcut olmadığı belirtilmiş olup, şu halde taşınmaz üzerinde 1989 yılında tarımsal faaliyet bulunmadığı belirtildiğine göre, tespit günü itibari ile zilyetlikle iktisap koşullarının süre yönüyle oluşma olanağı bulunmadığı gibi, sözü edilen ve iki ayrı tarihe isabet eden hava fotoğraflarının her ikisininde de, arada 5 yıllık zaman dilimi olmasına karşın derenin taşınmaz bölümlerinin içerisinden geçtiğinin anlaşılmasına, mahalli ve tespit bilirkişileri ile tanıkların da 2005'li yıllara kadar taşınmazın sürekli olarak dere taşkınına maruz kaldığının belirtilmesine göre, dere etkisinin arızi olduğundan söz edilme imkanı da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine ve çekişmeli taşımazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.