14. Hukuk Dairesi 2012/14106 E. , 2013/1729 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.04.2010 gününde verilen dilekçe ile TMK'nun 724. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılardan bir kısmı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne …
**14. Hukuk Dairesi 2012/14106 E. , 2013/1729 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.04.2010 gününde verilen dilekçe ile TMK'nun 724. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılardan bir kısmı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Davacı, murisinin, davalılardan ... (...) ... ve ... (...) ... ve bir kısım davalılar murisi ... Kocatepe ile yaptığı satış vaadi sözleşmesi uyarınca 722 ada 21 parsel sayılı taşınmazda murisleri ... oğlu ... ...’den intikal eden paylarını satın aldığını, taşınmaz elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan tescil yapılamadığını, üzerinde bina inşa ettiği için Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescili, ikinci kademe istek olarak da tazminat istemlerinde bulunmuştur. Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliken tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, temliken tescil isteyen davacı ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir 2- Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazına gelince; Elbirliği halinde mülkiyet, yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu özelliğinden dolayı da elbirliği halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanununun 702/2 maddesinde, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar verme şartı aranmışsa da son fıkrada “ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü getirilmiştir. Bu hükmün 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 581. maddesinden farklı olarak düzenlenmesindeki neden kuşkusuz eski yasanın yürürlükte olduğu dönemde ortaya çıkan bazı güçlükleri gidermektir. Böyle olunca olağan hakların korunması veya oybirliği ile karar vermeyi gerektiren nedenlerin ne olduğu ve bu ayrımın sonuçları üzerinde durulması gerekecektir.