11. Ceza Dairesi 2021/20501 E. , 2023/2385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Cez
**11. Ceza Dairesi 2021/20501 E. , 2023/2385 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2014/347 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına; dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın katılana yönelik herhangi bir hileli hareketinin bulunmadığına, taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğuna, katılanın diğer şirket adına düzenlenen sözleşmeye ... gösterdiğine, olayların katılanın bilgisi dahilinde gerçekleştiğine, zarar giderilmesine rağmen 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanmadığına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesindeki şartların somut olayda oluştuğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın yetkilisi olduğu ... Madencilik Müh. İnş. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile katılanın yetkilisi olduğu ... Şehir Planlama Mim. Müh. Müş. ve İnş. Tic. Ltd. Şti. arasında Datça RES Projesi kapsamında orman idaresi nezdindeki ön izinlerin alınması yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla 26.08.2013 tarihli sözleşmenin imzalandığı, katılan tarafından bu sözleşme uyarınca 5000,00 TL'lik avansın sanığın hesabına yatırıldığı, sanık tarafından gönderilen faturanın vergi dairesine bildirilmesinde sorun yaşanması üzerine, sanığın aynı büroda birlikte çalıştığı ve gayri resmi ortağı olduğunu söylediği AS Ormancılık adına yeni bir sözleşme hazırlayarak, bu şirketin yetkilisi A.S.'nin yerine bilgi ve rızası dışında imza atmak suretiyle katılana teslim ettiği, aradan geçen süreye rağmen sözleşme gereklerinin yerine getirilmediği ve avansın da iade edilmediği; bu itibarla, sanığın yetkilisi olduğu ... Madencilik Müh. İnş. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin vergi mükellefiyetinin sözleşme tarihinden önce terkin edilmesine karşın, sanığın söz konusu şirket adına katılanın şirketi ile sözleşme yapıp katılandan haksız menfaat temin ettiği, devamında As Ormancılık Şirketi yetkilisi A.S.'nin imzasını taklit etmek suretiyle 26.08.2013 tarihli yeni bir sözleşme düzenleyerek özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia ve kabul olunmuştur. 2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında özetle; suça konu sözleşmeyi AS Ormancılık Şirketi yetkilisi A.S.'nin bilgi ve rızası dışında düzenlendiğini, daha önce ... dahilinde bu şekilde sözleşmeler düzenlemesi nedeniyle sorun olmayacağını düşündüğünü, ancak dolandırıcılık kastı olmadığını, yetkilisi olduğu şirketin 2011 yılında tasfiye sürecine girmesi sonrası bu süreç boyunca yükümlülüklerini devam ettirebileceklerini ve fatura kesebileceklerini zannettiği için katılan ile sözleşme imzaladığını, düzenlenen faturada sorun çıktığı için yeni bir sözleşme düzenleme yoluna gittiğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir. 3. Katılan ... Şehir Planlama Mim. Müh. Müş. ve İnş. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ..., olayın iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini beyan ederek sanıktan şikâyetçi olmuş ve katılma talebinde bulunmuştur. 4. AS Ormancılık Şirketi yetkili A.S. tanık olarak alınan beyanında; sanık ile katılan arasında kendi şirketi adına imzalanan sözleşmeden haberdar olmadığını, bu tarihlerde sanıkla birlikte faaliyet gösterdikleri iş yerinden ayrıldığını, kaşesinin iş yerinde bulunduğunu, ancak sözleşme üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiştir. 5. Suça konu sözleşme aslının dosya içerisinde bulunduğu görülmüş; 15.09.2014 tarihli grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi raporuna göre, AS Ormancılık kaşesi altında bulunan imzanın sanığın elinden çıktığı belirlenmiştir. 6. Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğünün 09.02.2015 tarihli ve 3043 sayılı cevabi yazısı ile sanığın yetkilisi olduğu şirketin mükellefiyet kaydının 31.12.2011 tarihinde resen terkin edildiği ve suç tarihinde faal olmadığı anlaşılmıştır. 7. Dosya kapsamından, sanık tarafından katılanın zararının giderildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır. 8. Mahkemece; "..sanığın yetkilisi olduğu ... Madencilik Ltd.Şti'nin 31.12.2011 tarihi itibariyle vergi mükellefiyetinin terkin edilmesine karşın sanığın sözkonusu şirket adına yukarıda bahsi geçen sözleşme uyarınca katılanın şirketi ile anlaşma yapıp katılandan haksız biçimde para aldığı, bilahare katılanın bildirimi üzerine As Ormancılık yetkilisi A.S.'nin imzasını taklit etmek suretiyle katılanın şirketi ile yeniden anlaşma yoluna gittiği ve bu bağlamda 26.08.2013 tarihli sahte belgeyi düzenleyerek bu belgeyi kullandığı şeklinde belirlenen olayda, sanık hakkında her ne kadar iddianame ile 5237 Sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin biirnci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenen dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış ise de; ... Ltd. Şti'nin sanığın başvurusu üzerine 31.12.2011 tarihi itibari ile mükellefiyet kaydı silinerek resen terkin edildiği, dolayısıyla suçun işlendiği tarih itibariyle faaliyette olmadığı anlaşılmakla, sanığın eylemi nitelikli dolandırıcılık değil, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan basit dolandırıcılık suçu kapsamında olduğu kabul edilmiş, sanığın ayrıca sahte olarak düzenlediği 26.08.2013 tarihli sözleşmeyi katılana vermek suretiyle üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeti cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin özel belgede sahtecilik suçunun sübutuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmamasının yasal ve yeterli olarak gerekçelendirildiği kabul edilmiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 3. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. B. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak; somut olayda, sanık hakkındaki özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu ve dolandırıcılık suçunun mağdurunun ise katılan ... olması nedeniyle atılı suçlar açısından mağdurların farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2014/347 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2014/347 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.