Başvurucu, işverene ait kendisinin kullanımında olan telefonla özel görüşmeler yapması nedeniyle iş akdinin işverence feshedilmesi sonrasında açtığı işe iade davasında verilen ret kararı sonucu çalışma, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakları, eşitlik ilkesi ile haberleşme hürriyetinin ve Anayasa’nın 14. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılarak ihlalin giderilmesi ya da tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, işverene ait kendisinin kullanımında olan telefonla özel görüşmeler yapması nedeniyle iş akdinin işverence feshedilmesi sonrasında açtığı işe iade davasında verilen ret kararı sonucu çalışma, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakları, eşitlik ilkesi ile haberleşme hürriyetinin ve Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılarak ihlalin giderilmesi ya da tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru, 7/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 6/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/4/2014 tarihli görüş yazısı, 17/4/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 30/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1997 yılı Mart ayından itibaren ASKİ’nin taşeron firması olan işveren ortak girişim firmasında (İşveren) sayaç okuma işinde çalışırken 2010 yılında İ.A. isimli bir şahsın eşini işverene ve kendisine ait GSM hatlarıyla arayarak kişinin huzur ve sükûnunu bozduğu gerekçesiyle hakkında Şarkışla Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun iş akdi, 3/11/2010 tarihinde, aynı olaya ilişkin olarak “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” gerekçesiyle işveren tarafından feshetmiştir. Başvurucu 1/12/2010 tarihinde Ankara İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade istemli tespit davası açmıştır. Şarkışla Ceza Mahkemesi 12/9/2011 tarihli ve E.2011/223, K.2011/310 sayılı kararıyla TCK 123/1 maddesinde yer alan atılı suçun şikâyete bağlı bir suç olması ve müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi sonucu başvurucu hakkında yürütülen davada düşme kararı vermiştir. İş Mahkemesi, 3/3/2011 tarihli duruşmada ulaşılamayan davalıya ulaşılması amacıyla tebligat yapılmasına, 28/4/2011 tarihli duruşmada tarafların delillerini sunmasına ve taraflarca belirlenen tanıklara davetiye çıkarılmasına karar vermiş, 15/6/2011 ve 15/9/2011 tarihli duruşmalarda ise tarafların gösterdiği tanıkları dinlemiştir. Mahkeme, 1/12/2011 tarih ve E.2010/1071, K.2011/739 sayılı kararla başvurucunun ahlak dışı davranışlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine, işe iade edilmemesi halinde beş aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesine, işe iadesi halinde dört aylık ücretin başvurucuya ödenmesine ve bu ödemenin kıdem ve ihbar tazminatından mahsubuna karar vermiştir. Bahsedilen Mahkeme kararı temyiz edilmiş, temyiz incelemesi yapan Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 12/11/2012 tarih ve E.2012/34516, K.2012/37178 sayılı kararla ve başvurucunun kendisinin kullanımına tahsisli işverene ait bir telefon hattıyla birçok kez bir kadınla özel görüşmeler yaptığının sabit olduğu, söz konusu kadının eşinin şikâyetçi olması üzerine Şarkışla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde telefon numarasının tespit edildiği ve işveren vekilinin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı, davacının üzerine atılı suçtan açılan kamu davasında müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verildiği, işverenin iş gereği kullanmak üzere kendisine verdiği telefonu tahsis amacı ve iş dışında kullanmak suretiyle işverenin güvenini kötüye kullandığı ve feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Karar aynı tarihte kesinleşmiş ve başvurucuya 29/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“ Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.”