Başvurucu, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına dair kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına dair kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 21/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm başkanı tarafından 1/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, 25/4/2014 tarihli yazısı ile başvuruya ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Beyoğlu Sulh Ceza Mahkemesinin 14/11/2010 tarih ve 2010/284 sorgu sayılı kararı ile “kasten insan öldürme” suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2010 tarih ve 2009/21248 sayılı iddianamesi ile "kasten insan öldürme ve ruhsatsız bıçak taşımak" suçlarını işlediği iddiasıyla Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/337 sırasına kaydedilen dava 23/6/2011 tarihine kadar bu mahkeme adıyla, 9/8/2011 tarihinden itibaren ise İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/337 sırasına kayıtlı dava olarak yargılamaya devam edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 22/5/2012 tarih ve E.2010/337, K.2012/172 sayılı kararla başvurucunun kasten insan öldürme suçundan 25 yıl hapis, bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak bulundurma suçundan ise 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Anılan kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi 1/10/2013 tarih ve E.2013/1990, K.2013/5730 sayılı kararla bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan verilen hükmün onanmasına, kasten insan öldürme suçundan verilen hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yargılamayı yürüten İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 14/11/2013 tarih ve E.2013/491 sayılı tensip kararı ile başvurucunun tutukluluk halinin "atılı suçun niteliği, suça kanunda öngörülen cezanın üst sınırı, mevcut olgular, tutukluluğun ölçülü olduğu" gerekçeleriyle devamına, tutukluluk durumunun 6/12/2013 ve 3/1/2014 tarihlerinde incelenmesine, duruşmanın 30/1/2014 tarihine bırakılmasına karar vermiştir. Başvurucu, 7/1/2014 tarihli dilekçe ile 3 yılı aşkın süredir tutuklu olduğunu, salt kuvvetli suç şüphesinin tutuklama için yeterli olmadığını, suç vasfının değişme ihtimali bulunduğunu, delillerin toplanmış olması nedeniyle delil karartma ihtimalinin bulunmadığını, sabit ikametgâhı ve işi bulunduğunu, bu nedenle kaçma şüphesi bulunmadığını belirterek bihakkın veya adli kontrol hükümleri gereğince tutuksuz yargılanmasını talep etmiş, itiraz mercii olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 8/1/2014 tarih ve 2014/34 İş sayılı kararı ile "... isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetine ve tüm dosya içeriğine göre, ... sanığın tutukluluk halinin devamına dair kararı usul ve yasaya uygun" olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, bu kararı 20/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 21/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 30/1/2014 tarihli oturumunda başvurucu müdafisinin Yargıtay bozma ilamına karşı beyanda bulunmak üzere süre talebinde bulunması üzerine Mahkeme, başvurucu müdafisine savunması için süre verilmesine, “sanığın üzerine atılı suç yönünden sevk maddesi, mevcut delil durumuna göre tutuklamanın ölçülü olduğu dikkate alındığında CMK.nun 109/1 maddesindeki adli kontrol hükümlerinin sanık lehine uygulanmasına dosya içeriğine göre YER OLMADIĞINA, sanık ve müdafisinin tahliye taleplerinin REDDİNE, sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,” tutukluluk durumunun 26/2/2014 günü incelenmesine, duruşmanın 21/3/2014 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 21/3/2014 tarihli oturumunda başvurucu müdafisi, başvurucunun tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliyesine karar verilmesi ile esas hakkında savunmalarını hazırlamak üzere süre talebinde bulunduğu, Mahkeme, başvurucu müdafisine talep ettiği sürenin verilmesine, “sanığın üzerine atılı suç yönünden sevk maddesi, somut olguların mevcudiyetine göre tutuklamanın ölçülü olduğu dikkate alındığında CMK.nun 109/1 maddesindeki adli kontrol hükümlerinin sanık lehine uygulanmasına dosya içeriğine göre YER OLMADIĞINA, sanık ve müdafisinin tahliye taleplerinin REDDİNE, sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA”, tutukluluk durumunun 2/4/2014 ve 24/4/2014 tarihlerinde incelenmesine, duruşmanın 20/5/2014 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2014 tarih ve E.2013/491, K.2014/182 sayılı kararla başvurucunun kasten insan öldürme suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan ceza ve tutuklu kalınan süre, ile atılı suçun CMK.100/3 maddesinde sayılan suç türlerinden olmasına göre tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Anılan kararın temyizi üzerine halen Yargıtayda derdesttir. UYAP sisteminde başvurucu ile ilgili olarak yapılan incelemede başvurucunun 14/11/2011 – 22/2/2011 tarihleri arasında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/337, K.2012/172 sayılı ilamla almış olduğu 5 ay hapis cezasını infaz etmiş olduğu tespit edilmiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetlisuç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedenininbulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiriile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerdebir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdurveya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdakisuçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihlive 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundayer alan; ... Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), ....” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir; “(Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetlisuç şüphesini, b) Tutuklamanedenlerinin varlığını, c) Tutuklamatedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlüolarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu hususkararda belirtilir.” 26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun maddesi şöyledir: “(1) Bir insanıkasten öldüren kişi, müebbet hapiscezası ile cezalandırılır.”