Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) açtığı kooperatif genel kurul kararının iptali davasının reddedildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) açtığı kooperatif genel kurul kararının iptali davasının reddedildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir. Başvuru, 27/5/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 23/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 14/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı, 3/3/2014 tarihli yazısı ile makul sürede yargılama yapılmadığına yönelik olarak görüş sunulmasına gerek olmadığını, diğer ihlal iddialarının dayanaktan yoksun nitelikte olduğunu bildirmiş, başvurucu vekili 31/3/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı diyeceklerini sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde S.S. Yeşil Palmiye Konut Yapı Kooperatifi aleyhine Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, 30/3/2008 tarihinde yapılan kooperatif genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun olmadığını, gündemin usulüne uygun ilan ve tebliğ edilmediğini, Yönetim Kurulu Başkanının yakınlarının katılımıyla yapılan genel kurulda alınan ibra kararının, geçersiz denetçi raporuna dayandığını ileri sürerek, 30/3/2008 tarihli genel kurul kararının iptalini talep etmiştir. Başvurucu vekilinin 9/3/2009 tarihli duruşmaya mazeret bildirdiği, Mahkemece başvurucu vekilinin mazeretinin kabulüne, İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi raporu alınmasına, masrafların başvurucu tarafından karşılanmasına, duruşmanın 22/4/2009 tarihine ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucu tarafından masraf verilmediği için bilirkişiden rapor alınması amacıyla talimat yazılamadığı, Mahkemece 22/4/2009 tarihli duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınması için talimat yazılmasına ve masrafın başvurucudan alınmasına karar verildiği belirlenmiştir. Başvurucu, 4/5/2009 tarihli dilekçesi ile bilirkişi incelemesine gerek olmadığını, meselenin hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenebilecek bir husus olduğunu ileri sürmüş, ancak bilirkişi ücretini yatırması üzerine, bilirkişiden rapor alınması için İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır. Bilirkişi 30/7/2009 tarihli raporunda, toplantı ve karar nisabının oluştuğunu, başvurucunun çağrıya rağmen genel kurula katılmaması sebebiyle iptal davası açamayacağını, ayrıca toplantıya katılsa dahi bir tane ret oyunun kararların sıhhatine tesir etmeyeceğini dolayısıyla iptal talebinde haklı olmadığını bildirmiştir. Başvurucu vekilinin 28/9/2009 tarihli duruşmaya mazeret verdiği ve Mahkemece başvurucu vekilinin mazereti kabul edilerek duruşmanın 18/11/2009 tarihine ertelendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 18/11/2009 tarih ve E.2008/265, K.2009/693 sayılı kararla; davalı Kooperatif merkezi Salihli'de olduğundan davanın yetkili Mahkemede açıldığı, bu nedenle başvurucunun yargılama sırasındaki yetki itirazının yerinde olmadığı, başvurucunun 25/2/2008 tarihinde usulünce genel kurula çağrıldığı, çağrıya rağmen toplantıya katılmayan başvurucunun iptal davası açamayacağı, dava açma hakkı bulunsa dahi 13 ortaklı kooperatifin iptali istenen genel kurulunun 7 ortağın katılımı ile yapıldığı, tüm kararların oybirliği ile alındığı, başvurucunun toplantıya katılıp ret oyu kullanması halinde dahi alınan kararlara etkisinin olmayacağı, alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun 11/3/2010 tarihinde hükmü temyiz ettiği, ancak dosyanın Yargıtaya gidiş-dönüş ve tebliğ giderini yatırmaması nedeniyle 15/3/2010 tarihli yazıyla başvurucuya anılan masrafları yatırması için Mahkemece muhtıra gönderildiği, başvurucunun masrafları tamamlaması üzerine 29/4/2010 tarihinde dosyanın Yargıtay Hukuk Dairesine gönderildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesince 29/7/2011 tarih ve E.2010/6410, K.2011/3098 sayılı kararla davanın Dairenin görevine girmediği gerekçesiyle dosyanın Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, 5/3/2012 tarihinde, dava dosyasına ek dilekçelerini Yargıtaya göndermiştir. Başvurucunun duruşmalı temyiz istemi sonucu, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/5/2012 tarih ve E.2012/969, K.2012/3464 sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi üzerine dosya, 6/8/2012 tarihinde Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/11/2012 tarih ve E.2012/4510, K.2012/6989 sayılı ilamıyla; dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'un maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Karar, 26/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 27/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.” 24/4/1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.” 1163 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.Bu davalarda basit muhakeme usulü uygulanır.” 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabilirler:…”