4. Hukuk Dairesi 2021/1709 E. , 2023/10531 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/670 E., 2020/714 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne/ Yeni Hüküm Kurulmasına/ Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/165 E., 2020/136 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı Dev-Taş Maden N…
**4. Hukuk Dairesi 2021/1709 E. , 2023/10531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/670 E., 2020/714 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne/ Yeni Hüküm Kurulmasına/ Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/165 E., 2020/136 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı Dev-Taş Maden Nakliye İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeni hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı DS Madencilik ve DZ Madencilik arasında örtülü işyeri devrinin olduğunu, DS Madencilik ve DZ Madencilik firmalarının birbirlerinin devamı olduğunu, davalı Dev-Taş Firması, haciz esnasında her ne kadar hacze konu işyerini DS Madencilik Firmasının devamı niteliğinde olan DZ Madencilikten aldığını belirtmişse de söz konusu satış işleminin İİK'nın 280 inci maddesi gereğince iptale tabi olduğunu, davalılar arasında yapılan 26.01.2018 tarih ve 499964 nolu faturaya konu malların satış işleminin iptali ile bahsi geçen malların cebri icra yoluyla satılması amacıyla müvekkilinin alacağının tahsili için yetki verilmesini talep etmiştir II. CEVAP Davalı Dev-Taş Madencilik Nakliye İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti vekilinin 09.07.2018 havale tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin davacı yanı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davaya konu olayda müvekkil şirketin hiçbir kötüniyet emaresi göstermediğini, tamamen ticari bekasını düşenerek hayatın olağan akışı içerisinde bu ticareti yaptığını belirterek, davanın reddini, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.07.2020 tarihli ve 2018/165 Esas ve 2020/136 Karar sayılı kararıyla; DS madencilik ile DZ madencilik şirketlerinin aynı şirketler olduğu, DS madencilik isimli şirketin faaliyetlerini DZ madencilik şirketi üzerinden devam ettirdiği, iptali istenen tasarrufu gerçekleştiren DZ madencilik şirketi ile takip dosyalarında borçlu olarak gözüken DS madencilik şirketinin aynı olduğu, davacının takip dosyalarında borçlu olarak gözükmeyen DZ madencilik şirketinin yapmış olduğu tasarrufun iptalini talep edebileceği, davalı Dev-taş şirketinin, 26.01.2018 tarihli faturaya konu malları 550.000,00 TL karşılığında DZ madencilik şirketinden satın aldığı, satış bedelinden 300.000,00 TL'sinin çek verilerek, geri kalan kısmının ise bakiye kira borcunun kapatılması ve DZ madencilik şirketi tarafından talep edilen yerlere ödeme yapılarak satış bedelinin tamamını ödediğini savunduğu, İİK'nın 280/3 üncü maddesinde "Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir." düzenlemesi gereğince faturaya konu malların değeri dikkate alındığında, davalı Dev-Taş şirketinin işyerindeki mevcut ticari emtianın mühim bir kısmını devir aldığı, ayrıca iş yerinde davalı Dev-taş şirketinin faaliyet gösterdiği, İİK 280/3 maddesindeki düzenleme gereğince davalı Dev-taş şirketinin borçlunun alacaklılarını zarara uğratma kastını bildiği ve borçlunun da zarara uğratmak kastıyla hareket ettiği kabul edildiği, bu karinenin aksinin davalı Dev-Taş şirketi tarafından ispatlanamadığı İİK 280/3 maddesi uyarınca yapılan tasarrufun iptale tabi olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne; 26.01.2018 tarih ile 499964 numaralı ve davalı DZ Madencilik şirketi tarafından düzenlenen faturaya konu malların davalı Dev-Taş Madencilik şirketine devrine ilişkin yapılan tasarrufun, Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2017/10166 ve 2017/10840 sayılı takip dosyalarına konu olan alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptaline, davacı alacaklıya, 26.01.2018 tarih ile 499964 numaralı ve davalı DZ Madencilik şirketi tarafından düzenlenen faturaya konu mallar üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Dev-Taş Maden Nakliye İnşaat Taahhüt San Tic. Ltd. Şti vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Dev-Taş Maden Nakliye İnşaat Taahhüt San Tic. Ltd. Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlu hakkında düzenlenmiş geçici veya kat'i aciz belgesi sunulamadığını, müvekkilinin davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "takip dosyalaları borçlusu ile faturalarda belirtilen menkul malların satışını gerçekleştiren şirket arasında organik bağ bulunmakla birlikte ayrı tüzel kişiliğe sahiplerdir. Dolayısı ile somut olayda takip konusu alacağın borçlusu tarafından yapılmış bir tasarruf bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek HMK'nın 353/1-b/2 inci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek davanın reddi yönünde esas hakkında" yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar arasında organik bağ olduğunu, işlemlerin davalı borçlu adına DZ Maden tarafından yapıldığını, borçlunun işlemlerinin davalı DZ Madencilik şirketi üzerinden devam ettirildiğini, davalılar arasındaki tasarrufun İİK'nın 280/3 üncü gereğince iptale tabi olduğunu, davaya konu malların da yer değiştirdiğini, mal kaçırma kastının açık olduğunu, davalı 3. Kişi malları elinden çıkartmışsa talebin bedele dönüşeceğini, beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri. 3. Değerlendirme Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nın 277 inci maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı açılmış tasarrufun iptali davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278 inci maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. BK 19 muvazaa hukuksal nitelemesine dayalı davalarda ise; 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın tahsilini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde ise iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı,alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nın 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Ancak bu tür davaların görülebilmesi içinde diğer dava koşularının yanında davacıların borçlulardan alacaklı olmaları yani hukuki yararlarının olması gerekir. Her ne kadar dava tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmişse de; hakimin hukuki nitelendirmeyi yapma görevi gereğince davanın muvaazaa hukuksal nedenine dayalı olduğu anlaşılmıştır. [adres satırı maskelendi] VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, HMK'nun 373/2 inci maddesi hükmü gereğince; dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.