Başvurucu, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı boşanma davası sonunda verilen kararın uzun süre sonra kesinleştirildiğini belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı boşanma davası sonunda verilen kararın uzun süre sonra kesinleştirildiğini belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/11/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 25/10/1999 tarihinde İran uyruklu Rahim Pouladzadeh ile evlenmiştir. Başvurucu, 13/10/2000 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Mahkemece, 21/5/2002 tarih ve E.2000/698, K.2002/345 sayılı ilamla, “tarafların evlendikten sonra bir araya gelmedikleri, gönül birliğinin oluşmadığı, nesli devam ettirme amaçlı olarak evlilik birliğinin yürütülmediği” gerekçesiyle başvurucu ile Rahim Pouladzadeh’in boşanmalarına karar verilmiştir. Anılan karar Mahkemece, Basın İlan Kurumunun 30/6/2012 tarih ve A067082 numaralı faturasından anlaşıldığı üzere 27/6/2012 tarihinde ilan yoluyla tebliğ edilmiş, ilan metnine, “7201 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereğince iş bu karar özetinin tebliği, ilanın tebliğinden itibaren 7 gün sonra kararın tebliğ edilmiş sayılacağı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kararın temyiz edilmemesi halinde mahkeme kararının adı geçen davalılar yönünden kesinleşeceği, karar özeti yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur” şeklinde yazı yazıldığı belirlenmiştir. Başvurucunun 5/4/2013 tarihli dilekçesi ile yaptığı talep üzerine, 8/4/2013 tarihinde karar kesinleştirilmiştir. Karar, 22/4/2013 tarihinde başvurucunun nüfus kaydına işlenmiştir. Başvurucu, kesinleşme tarihini 11/7/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici maddesinin (2) numaralı fıkrası, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26/9/2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle ve maddeleri. 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “İlanen tebligat” başlıklı maddesi şöyledir:“Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.” 7201 sayılı Kanun’un “İlanen tebligatta tebliğ tarihi” başlıklı maddesi şöyledir:“İlanen tebliğ, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. İlanen tebliğe karar veren merci, icabına göre daha uzun bir müddet tayin edebilir. Ancak, bu süre 15 günü geçemez.”