8. Hukuk Dairesi 2022/6310 E. , 2023/4724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/654 E., 2022/66 K. KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/34 Esas, 2020/121 Karar Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ile davalı / asli müdah
**8. Hukuk Dairesi 2022/6310 E. , 2023/4724 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/654 E., 2022/66 K. KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/34 Esas, 2020/121 Karar Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ile davalı / asli müdahil Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ile davalı / asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren 20.08.2016 tarihli ve 6745 sayılı “Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi iel Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un (6745 sayılı Kanun) 70 inci maddesi ile 19.04.2012 tarihli 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında (6292 sayılı Kanun) Kanun”a eklenen Geçici 5 inci maddesi kapsamında, kadastro çalışmalarına ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kadastro Dairesi Başkanlığının 20.10.2016 tarihli ve 2016/3 (1771) sayılı Genelgesi ve 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanun'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 sayılı Kanun) 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek 4 üncü maddesi uyarınca 2017 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında; 14151 ada 15 parsel sayılı 2526,46 m² yüzölçümlü taşınmaz tarla vasfıyla beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında Maliye Hazinesi adına Orman Sayılmayan alanda kalmaktadır. İş bu parsel ... oğlu 1978 doğumlu ...’nin 2003 yılından beri kullanımındadır. İçindeki sera kendisine aittir” belirtmesi ile; 14151 ada 16 parsel sayılı 1512,92 m² yüzölçümlü taşınmaz tarla vasfıyla beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında Maliye Hazinesi adına Orman Sayılmayan alanda kalmaktadır. İş bu parsel iki hisse itibariyle ½ hissesi Kemal oğlu 1970 doğumlu ... ve ½ hissesi Kemal oğlu 1969 doğumlu ...’ın 2003 yılından beri kullanımında olup içerisindeki depo ve ev kendilerine aittir” belirtmesi ile; 14151 ada 17 parsel sayılı 1234,71 m² yüzölçümlü taşınmaz tarla vasfıyla beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında Maliye Hazinesi adına Orman Sayılmayan alanda kalmaktadır. İş bu parsel ... oğlu 1983 doğumlu ...’un 2004 yılından beri kullanımındadır. İçindeki depo kendisine aittir” belirtmesi ile Maliye Hazinesi adına tesbit edilmiş ve kadastro tutanağına ekli 27.12.2017 tarihli Kadastro Komisyon Tutanaklarına göre de dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine, geldi parselinin tapu kütüğünde yazılı beyanlar ve şerhlerin yazılmasına karar verilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde murisi ... adına tapuya kayıtlı 1 dönüm taşınmazının bulunduğunu, belirtilen sahada 2/B çalışmalarının yapıldığını ve bu yerlerin 14151 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara isabet ettiğini, ancak işgalcileri olarak mirasçıların yazılmadığını ileri sürerek, murisine ait 1 dönümlük yerin mirasçılar adına yazılmasına karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında diğer mirasçılar ... ve ... davacı yanında davaya katılmışlardır. II. CEVAP 1. Davalı / asli müdahil Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunduktan sonra, 23.07.2019 tarihli dilekçesi ile de, dava konusu taşınmazın mahalinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarının, tutanağın gerçek durumunu yansıtmadığını ortaya koyduğunu, ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda dava konusu taşınmazların tarım toprağı sıfatının oluşmadığının belirlendiğini, taşınmazın 2005 - 2009 - 2016 yıllarına ait uydu fotoğrafları incelendiğinde tarım toprağı sıfatının oluşmadığının ve kullanımsız olduğunun anlaşıldığını, 6292 sayılı Kanun'un geçici 5. Maddesi gereğince aranan 07.09.2016 tarihinde zilyet vaya fiili kullanıcı olma şartı hem davacı hem de davalı taraf açısından gerçekleşmediğini, taşınmaz sicillerinin doğru oluşması ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken taşınmazın haksız yere gerçek kişiler kullanımına açılamaması gibi nedenlerle davaya müdahale etme zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, davaya müdahale talebinde bulunarak, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan şerhin iptali ile taşınmazın somut kullanım durumuna uygun olarak kullanımsız olduğuna dair şerh verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... cevaplarında; 14151 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kendilerine ait olduğunu, 2010 yılında ... adlı kişiden kiralamak suretiyle taşınmaza kiracı olarak girdiklerini, 1 yıl kiracı kaldıktan sonra 15.11.2011 tarihinde taşınmazı devraldıklarını, 2017 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın adlarına kaydedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 3. Davalı ... cevabında; davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddiasını ortaya koyarken dava konusu parsellerde babasının hak sahibi olduğuna ve mülkiyet iddiasına dayalı hiçbir belge sunmadığını, dava konusu 14151 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 2004 yılından beri kullanımında olduğunu, üzerinde iş yeri ve deposunun mevcut olduğunu, vergi mükellefi olup mükellefliğinin devam ettiğini, elektrik aboneliğinin bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... cevabında; 14151 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, kayın pederi ... tarafından 1970 yılından 2003 yılına kadar kuru tarım faaliyeti yapılmak suretiyle kullanıldığını, 2003 yılından sonra zilyetliğin kayın pederi tarafından kendisine bağış yoluyla devredildiğini, kendisinin tarımsal faaliyet yaparak zilyetliğini sürdürdüğünü, taşınmaz üzerine ağaçlar diktiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. ... Kadastro Mahkemesi'nin 2018/372 Esas 2019/134 Karar sayılı kararıyla, müdahil Hazinenin davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine; davacı ...’in davasının reddine ve çekişmeli 14151 ada 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapılan kadastro tesbiti gereğince beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak suretiyle taşınmazın tesbit gibi tarla niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ve davalı / katılan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2020 tarih ve 2019/1061 Esas 2020/374 Karar sayılı kararı ile, davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildikten sonra, asli katılan Hazinenin davasının esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği açıklanarak, katılan Hazinenin istinaf isteminin kabulüne ve HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, davacı vekilinin 07.03.2019 tarihli duruşmada beyanında, dava konusu taşınmazı 2003 yılında davalıların işgal ederek kullanmaya başladığını; yine davacı tanığı Alaattin Ulucan'ın da keşif mahallinde alınmış olan beyanında, 1977'li yıllarda kendisinin öncülüğünde 50 kişi olarak bu mevkiden 50 dönümlük bir alanı 1/50 'şer hisseler ile eski tapu maliki ...'ndan satın aldıklarını buna ilişkin olarak ayrı ayrı parseller halinde tapu alındığının ancak kadastro müdürlüğünce bunların iptal edilerek tek parsel olarak Çamköy 229 parsel adı ile hazine adına tespit yapıldığını, bu tespite itiraz ederek kadastro mahkemesinde dava açtıklarını, ancak bu davayı kaybettiklerini, daha sonraki yıllarda bu taşınmazları yeterince sahiplenemediklerini, farklı kişiler tarafından işgal edildiğini, yani dava konusu bu taşınmazlara ilişkin davacı tarafın herhangi bir fiili kullanımının olmadığını beyan ettiği, yapılan keşif, mahalli, tespit bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve ziraat bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporlardan davacının kanunun zilyetlik şartı aramış olduğu 07.09.2016 yılı ve daha öncesinde dava konusu bu taşınmaza ilişkin olarak ekonomik amaca uygun bir fiili kullanımın bulunmadığı bu nedenle davacıların davasının reddine karar verilmesi gerektiği; müdahil davacı ... yönünden ise, dava konu taşınmaz başında dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi ile davalı tanıklarının beyanlarından ve 24.06.2019 tarihli harita bilirkişisi raporu ve ekindeki 2009- 2016- 2018 tarihli uydu fotoğraflarından, dava konusu taşınmazlarda keşif gözleminde de belirtilen yapıların 6745 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihi ve öncesinde de taşınmazlarda bulunduğu, dava konusu üç taşınmazın da uzun zamandan beri üzerindeki yapılarla birlikte bir kısmı 10.07.2019 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi örtü altı sebze yetiştiriciliği ile bir kısmı marangoz atölyesi olarak bir kısmı da depo olarak uzun yıllardır kullanıldığı anlaşıldığından müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile, davacı ...'in davasının davasının sübut bulmadığından reddine, asli müdahiller ... ve ...'nin davasının sübut bulmadığından reddine, müdahil Hazine'nin davasının davasının sübut bulmadığından reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 14151 ada 15 parsel nolu taşınmaz hakkında 6292 sayılı Kanunun geçici 5. Maddesi gereğince 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespiti ve 27.12.2017 tarihli kadastro komisyon kararı gereğince beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere taşınmazın tespit gibi tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 14151 ada 16 parsel nolu taşınmaz hakkında 6292 sayılı Kanunun geçici 5. Maddesi gereğince 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespiti ve 27.12.2017 tarihli kadastro komisyon kararı gereğince beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere taşınmazın tespit gibi tarla niteliğiyle hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 14151 ada 17 parsel nolu taşınmaz hakkında 6292 sayılı Kanunun geçici 5. maddesi gereğince 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespiti ve 27.12.2017 tarihli kadastro komisyon kararı gereğince beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere taşınmazın tespit gibi tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı / asli müdahil Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asli Müdahil / davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların kullanıldığına dair tespit yapılmadığını, sadece 15/A ile gösterilen kısımda kullanım olduğunun belirtildiğini, taşınmazın kullanım şekli, yapıların kullanım şekli ile süresi hakkında keşif tutanağında yer alan beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacıların babalarının memur olması nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde sürekli fiili zilyetlik kuramadığını, kurmak istediği zamanda yöre halkının engellemeleri nedeniyle taşınmazda zilyetliğininin sağlayamadığını, dosyada davalı olarak bulunan asli müdahil dışındaki davalıların kadastro çalışmaları sırasında adlarına tespiti yapılan dava konusu taşınmaza ilişkin herhangi bir şekilde ne resmi kurumlar nezdinde ecrimisil ödemesi yaptıklarına ilişkin ne de gayriresmi olarak zilyetliklerini ortaya koyabilecek herhangi bir bilgi ya da belgenin olmadığını, sadece kadastro tespit çalışmaları esnasında davalıların zilyetliği bulunduğuna ilişkin beyanların olduğunu, bu beyanların doğruluğu hususunda da yerel mahkemece herhangi bir araştırma ve inceleme de yapılmadığını, bu karar nedeniyle babasının ve davacının zilyetliğine engel olan davalıların haklarının bulunmadığı halde mahkeme kararıyla hak sahibi yapılarak mahkemece hakkaniyet duygusuna zarar veren bir karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ... ve müdahil davacı arkadaşlarının fiili kullanım iddialarının bulunmadığı, davacıların dayandığı 02.02.1977 tarih 2 sıra sayılı tapu kaydının çekişmeli taşınmazın eski numarası olan 229 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak kök tapu kaydı olan Mayıs 1325 daimi tarihli 71 ile 80 sıra ve Nisan 1330 daimi tarihli 136 ile 141 sıra sayılı tapuların toplam alanı 1.838.000 m² iken, ... Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan taksim ve izale-i şuyu davasında yüz ölçümünün 22.201.202 m² olarak gösterilmesi neticesinde tapuya tescil edildiği, ancak ... Kadastro Mahkemesinin 2004/1 E 2005/5 K sayılı kararı kök tapunun değişebilir sınırlı olması nedeniyle tapudaki yüz ölçümüne itibar edilerek hüküm kurulması sonucunda davacıların dayandığı 02.021977 tarih 2 sıra sayılı tapu kaydının miktar fazlası alanda kalması nedeniyle kadastro sırasında uygulanamayan kayıt niteliği ile kök tapunun miktarına itibar edilmemesi nedeniyle yolsuz olarak tescil edildiği sonucuna varıldığı, yolsuz tescilin baştan itibaren geçersiz olup davacılar yönünden sonuç hak oluşturmayacağından mülkiyet veya zilyetlik belgesi olarak kabul edilemeyeceği, davacıların zilyetlik veya fiili kullanım yahut muhdesat iddiasında da bulunmadıkları, yine davalı-müdahil davacı ... yönünden yapılan incelemede ise; dosya kapsamında yapılan keşif, alınan beyan ve raporlar ile fen bilirkişi raporuna ekli uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucu çekişmeli taşınmazların tespit ve kanun tarafından öngörülen 07.09.2016 tarihinde davalıların kullanımında bulunduğu, tespit tutanaklarında da taşınmazlarda davalıların zilyetliğini de gösterir nitelikte depo, sera, ev nitelikli yapıların bulunduğunun tutanakların beyanlar hanesinden de anlaşıldığı ve bunların uydu fotoğraflarında da açıkça görüldüğü, davanın mülkiyete değil şahsi hak niteliğindeki zilyetlik şerhine yönelik olduğu ve taşınmazlar üzerindeki kullanımın mülkiyet koşullarındaki gibi tam bir imar ihya olarak değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmadığı gerekçeleri ile davacılar vekilinin ve davalı-asli müdahil Hazine vekilinin hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacılar vekili ve davalı/asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı / asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; vekil edenleri olan davacıların mülkiyet hakkının korunmadığını, dava konusu yerin davacıların murisleri tarafından satın alınıp parasının ödendiğini, tüm vergilerinin ödendiğini, dava konusu taşınmazla ilgili 1988 tarihinde açılan davanın 2008 yılında kesinleştiğini, bu tarihe kadar taşınmazın mülkiyeti konusunda çekişme olduğunu, davacıların ve miras bırakanlarının memur olması nedeniyle taşınmazı tarımsal amaçlı değil de yatırım amaçlı aldığını, davaların uzun sürmesi nedeni ile zilyetliğin kesintiye uğradığını, yöre halkının da buna engel olduğunu, beyanlar hanesinde kullanıcı olrak yazılan kişiler hakkında detaylı araştırma yapılmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesi, 6292 sayılı Kanun' un 9 uncu maddesi, 6745 sayılı Kanun hükümleri, 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.