TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ESRA ÜNLÜ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/4144) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Esra ÜNLÜ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, özel bir şirket bünyesinde çalışan başvurucunun ahla ki durum gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniy
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ESRA ÜNLÜ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/4144) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Esra ÜNLÜ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, özel bir şirket bünyesinde çalışan başvurucunun ahla ki durum gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata sayg ı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 7/2/2018 tarihinde yapılmıştır.3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar öz etle şöyledir: 7. Başvurucu özel bir şirkette 5/3/2015 tarihinden beri mağaza s orumlusu olarak çalışmaktadır. Başvurucunun aynı işyerinde birlikte çalıştığı M .E.nin telefonuna gönderdiği mesajı, M.E.nin telefonuna yüklenen bir uygulama nedeniyle şirk etin e-posta hesabına yansımıştır. Mesajların incelenmesi sonucu işveren tarafından b aşvurucunun iş akdi 11/11/2016 tarihinde feshedilmiştir. 8. Fesih bildiriminde, 10/11/2016 tarihinde yapılan kontrol ve a raştırmalar sonucunda başvurucunun çalışma arkadaşı ile iş ahlak ve etiğine aykırı şekilde ilişkisi olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Bu durumun doğruluk v e bağlılığa aykırılık teşkil Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 3ettiği, konuyla ilgili olarak başvurucunun savunmasının alındığ ı vurgulanarak 10/6/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) No.lu bendi uyarınca iş akdinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği ifade edilmiştir . 9. Başvurucu 8/12/2016 tarihinde Karaman İş Mahkemesinde (Mahkem e) işe iade istemli tespit davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; iş yerinde herhangi bir arkadaşıyla işi aksatacak şekilde ya da doğruluk ve bağlılık ku rallarını zedeler nitelikte bir ilişkisinin olmadığını, fesih bildiriminde kiminle ilişkisinin olduğu ve nasıl tespit edildiği hususu ile bu ilişkinin çalışma düzenini nasıl bozduğunun açıkl anmadığını belirtmiştir. Ayrıca iki işçi arasındaki gönül ilişkisinin ve özel hayata dâh il konuların çalışma düzenini bozmadığı sürece fesih nedeni yapılamayacağını vurgulamıştır. 10. İşveren davaya cevabında; başvurucunun amiri konumunda çalışan M.E. isimli çalışanın yalnızca iş amaçlı olarak kullanması için çalışanlar adına açılmış e-posta hesabının incelenmesi sonucu başvurucu ile M.E. arasında gönül ilişkisi o lduğu, bu ilişkinin işyeri barışını ve huzuru bozar nitelikte olduğunun tespit edildiği be lirtilmiştir. Başvurucunun ilişkisi olduğu tespit edilen personelin evli olduğu, iş ahlak ve etiğini aşar nitelikteki bu ilişki sebebiyle iş akdinin devamının işverenden beklenemeyeceği, güve n ilişkisinin temelinden çöktüğü ve bu tür bir ilişkinin iş güvenliğini de tehdit eder m ahiyette olduğunun açık olduğu belirtilmiştir. İşverenin çalışanların özel hayatına müdahale e den uygulamaları olmadığını ancak evli olan amiriyle başvurucunun ilişkisinin olmasının işv eren tarafından iş barışını ve huzuru bozacak nitelikte görüldüğü ifade edilmiştir. 11. Mahkeme, yargılama sürecinde başvurucunun bildirmiş olduğu tanıkları dinlemiştir. Tanıklar işyerinde çalıştıkları dönemde başvurucun un M.E ile ilişkisinden haberleri olmadıklarını, bölge sorumlusu olan M.E.nin yaptığı i ş sebebiyle bazen başvurucunun çalıştığı işyerine uğradığını ancak mağazada uzun süre kalmadığını, geldiği zaman başvurucu ile iş ilişkisi dışında bir ilişkilerinin olmad ığını, herhangi bir uygunsuz davranışlarını görmediklerini beyan etmişlerdir. Bölge sorumlul arının telefonuna işyeri tarafından kurulum yapıldığı, bu kurulumdan sonra M.E.nin telef onuna gelen mesajların şirketin e-posta hesabına düşmeye başladığını ifade etmişlerdir . Tanık olarak dinlenen M.E. başvurucu ile olan ilişkisinin işten çıkarılmadan birkaç ay önc e bittiğini ancak bu ilişkinin işyerine olumsuz yansımalarının olmadığını belirtmiştir. Ayrıca bölge sorumlusu olarak dokuz mağazanın kontrollerini yaptığını, bu kapsamda başvurucun un çalıştığı mağazaya da haftada iki üç kez gittiğini ve toplam dört saat mağazada kaldı ğını, işverenin asıl amacının kendisini işten çıkarmak olduğunu, gönül ilişkisini bahane eder ek ikisinin de iş akdini sonlandırdığını beyan etmiştir. 12. Mahkeme 26/10/2017 tarihinde feshin geçersizliğine ve başvu rucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; tanık anlatımla rından başvurucunun M.E. ile olan ilişkisinin diğer çalışanlar tarafından bilinmediği, herha ngi bir uygunsuz davranışının tanıklar tarafından görülmediği, ilişkinin işe yansımadığının a nlaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıc a şahsi sicil dosyasının incelenmesi neticesinde davalının cevap dilekçesinde iddia ettiği gibi davacının M.E. ile işyeri mailinden herhangi bir yazışma yapmad ığı, M.E.nin cep telefonun a gelen mesajların işyeri için kullanılan e-postaya düştüğünün an laşıldığı zira gelen mesajlarda davacının mesajlarının yanı sıra farklı isimlere ait mesajların da olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. M.E. ile başvurucu arasındaki mesajlaşmaların Anayasa'da teminat altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında kaldığı ve hukuka ayk ırı elde edilmiş delillerin bir olayın ispatında dikkate alınmayacağı vurgulanmıştır. Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 413. Anılan karara karşı işverenin yapmış olduğu istinaf başvurus u Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından 26/12/2017 tarihin de kabul edilmiş ve derece mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın reddine kesin o larak karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun üstü konumundaki bölge sorum lusu çalışan ile duygusal ilişki yaşadığı, başvurucunun M.E.nin telefonuna gönderdiği mes ajların kasıt ve istemleri olmasa da şirketin mail programına geldiğinin anlaşıldığı belir tilmiştir. Başvurucu ve diğer çalışanın ilişki yaşadıklarını ancak aylar önce bittiğini savun dukları, işverenin her iki çalışanın da sözleşmesini feshettiği, M.E.nin açmış olduğu işe iade davasının reddine karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucunun evli olan ve üstü konumu ndaki diğer çalışanla bitmiş bile olsa ilişki yaşamasının davalı işverende olumsuzluğa yol a çacağı, iş barışı ve huzurunu bozacağı, işverenin işçiye güvenini yitireceği ve davalı işvere n yönünden iş ilişkisini sürdürülmesini çekilmez hâle getireceği, bu itibarla işveren aç ısından fesih tarihi itibari ile geçerli nedenlerin bulunduğu anlaşıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca tarafların ilişkisinin diğer çalışanlarca bilinmediği, iş ortamına yansıtılmadığı, işe olums uz etkisi olmadığı yönündeki beyanlarına da itibar edilemediği ifade edilmiştir. 14. Nihai karar 16/1/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmişti r. 15. Başvurucu 7/2/2018 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. 16. Öte yandan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde n yapılan incelemede başvurucuyla ilişkisi olduğu gerekçesiyle iş akdi fe shedilen M.E.nin açmış olduğu işe iade istemli davanın derece mahkemesi tarafından red dedildiği ancak anılan kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 15/11 /2017 tarihli kararıyl a kaldırıldığı ve başvurucunun işe iadesine hükmedildiği görülmüş tür. Kararın gerekçesinde; fesih nedeni olarak gösterilen ilişkinin fesih tarihinden birka ç ay önce sona erdiği ve bu ilişkinin işyerinde bir olumsuzluğa sebep olmadığının anlaşıldı ğı belirtilmiştir. Öte yanda n Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 7/3/2018 tarihinde anılan kararın ka ldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; davacı M.E.nin b aşvurucu ile ilişkisinin olduğunu kabul ettiği, bu şekilde evli olan davacının astı konu mundaki iş arkadaşıyla özel ilişki yaşadığının sabit olduğu vurgulanmıştır. Davacının davra nışlarının işyerinde olumsuzluklara neden olduğu, işverenden iş ilişkisini sürdürmes inin beklenemeyeceği, iş akdinin feshinin geçerli nedenlerinin olduğu değerlendirilmesin e yer verilmiştir. IV. İLGİLİ HUKUKA. Ulusal Hukuk 17. 4857 sayılı Kanun'un "İşverenin hakl ı nedenlerle derhal fesih hakk ı" kenar başlıklı 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Süresi belirli olsun veya olmas ın işveren, aşağıda yaz ılı hallerde i ş sözleşmesin i sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: ... II- Ahlak ve iyi niyet kurallar ına uymayan haller ve benzerleri: a ) İş sözleşmesi yap ıldığı sırada bu sözle şmenin esasl ı noktalar ından biri için gerekli vas ıflar veya şartlar kendisinde bulunmad ığı halde bunlar ın kendisinde bulundu ğunu iler i sürerek, yahut gerçe ğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek i şçinin işvereni yan ıltmas ı. Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 5 b ) İşçinin, işveren yahut bunlar ın aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davran ışlarda bulunmas ı, yahut işveren hakk ında şeref v e haysiyet k ırıcı as ılsız ihbar ve isnadlarda bulunmas ı. c) İşçinin işverenin ba şka bir işçisine cinsel tacizde bulunmas ı. d ) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut i şverenin ba şka işçisine sata şmas ı , işyerine sarho ş yahut uyu şturucu madde alm ış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanmas ı. e ) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, h ırsızlık yapmak, i şverenin mesle k sırlar ını ortaya atmak gibi do ğruluk ve ba ğlılığa uymayan davran ışlarda bulunmas ı. f ) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezaland ırılan ve cezas ı ertelenmeyen bir suç işlemesi. g ) İşçinin işverenden izin almaks ızın veya hakl ı bir sebebe dayanmaks ızın ard ı ard ına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki i ş günü, yahut bir ayda üç i şgünü işine devam etmemesi. h ) İşçinin yapmakla ödevli bulundu ğu görevleri kendisine hat ırlat ıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi iste ği veya savsamas ı yüzünden i şin güvenli ğini tehlikeye dü şürmesi, işyerinin mal ı olan veya mal ı olmay ıp da eli alt ında bulunan makineleri, tesisat ı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutar ıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratmas ı. 18. 4857 sayılı Kanun'un "Feshin geçerli sebeplere dayand ırılmas ı" kenar başlıklı 18. maddesi şöyledir: "Otuz veya daha fazla i şçi çal ıştıran işyerlerinde en az alt ı ayl ık k ıdemi olan i şçinin belirsiz süreli i ş sözleşmesini fesheden i şveren, işçinin yeterlili ğinden veya davran ışlar ından ya da işletmenin, i şyerinin veya i şin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundad ır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer alt ı işlerinde çal ışan işçilerde k ıdem şart ı aranmaz..." 19. 4857 sayılı Kanun'un " Sözleşmenin feshinde usul" kenar başlıklı 19. maddesi şöyledir: "İşveren fesih bildirimini yaz ılı olarak yapmak ve fesih sebebini aç ık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundad ır. Hakk ındaki iddialara kar şı savunmas ını almadan bir i şçinin belirsiz süreli i ş sözleşmesi, o i şçinin davran ışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaral ı bendi şartlar ına uygun fesih hakk ı sakl ıdır." B. Uluslararası Hukuk 20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayat ına sayg ı hakk ı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 6"(1) Herkes özel ve aile hayat ına, konutuna ve yaz ışmas ına sayg ı gösterilmesi hakk ına sahiptir. (2) Bu hakk ın kullan ılmas ına bir kamu makam ının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmü ş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenli ği, ülkeni n ekonomik refah ı, düzenin korunmas ı, suç işlenmesinin önlenmesi, sa ğlığın veya ahlak ın veya başkalar ının hak ve özgürlüklerinin korunmas ı için gerekli bir tedbir olmas ı durumunda söz konusu olabilir." 21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel hayat ın eksiksi z bir tanımı bulunmayan geniş bir kavram olduğu belirtilmektedir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen özel hayat kavramı AİHM tarafından oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin tüketici bir tanım yapılmaktan özellikle kaç ınılmaktadır ( Koch/Almanya , B. No: 497/09, 19/7/2012, 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim organlarının içtihatlarında bireyin ki şiliğini serbestçe geli ştirmesi ve gerçekle ştirmesi v e kişisel bağıms ızlık kavramlarının özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenme sinde teme l alındığı anlaşılmaktadır ( Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00, 59330/00, 27/7/2004, 43; K.A. ve A.D./Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, 83; Pretty/Birle şik Krall ık, B. No: 2346/02, 29/4/2002 61; Christine Goodwin/Birle şik Krall ık [BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, 90). 22. AİHM'e göre mesleki hayat özel hayat kavramı dışında tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırla malar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme nin 8. maddesi kapsamına girebilmekt edir. Bu noktada belirtmek gerekir ki insanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan ilişk ilerini geliştirme olanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyet kap samında elde etmektedir (Özp ınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, 45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, 29). 23. AİHM mesleki hayatla ilgili başvuru türlerinde özel hayat kavramını iki farklı yaklaşıma göre uygulamaktadır: a) özel hayata ilişkin bir unsur un anlaşmazlık nedeni olup olmadığı (sebebe dayalı yaklaşım) ve b) itiraz edilen tedbirin sonuçları bakımından özel hayata dokunan bir meselenin olup olmadığı (sonuca dayalı yakla şım). AİHM'e göre özel hayata ilişkin unsurların mesleğin icrası bakımından aranılan n itelik ve yeterlilik koşulları bakımından gözetilmiş veya kişinin mesleği ile ilgili tasarrufl ara esas alınmış olduğu durumlardan kaynaklanan başvurular sebebe dayalı yaklaşım çerçe vesinde özel hayata saygı hakkı kapsamı içinde değerlendirilir ( Denisov/Ukrayna [BD], B. No: 2011/76639, 25/9/2018, 100-103). 24. AİHM kişinin meslek hayatını etkileyen bir tedbir için öne s ürülen gerekçelerin kişilerin özel hayatına ilişkin olmadığı ancak söz konusu tedbi rin kişinin özel hayatına yönelik ciddi olumsuz etkilerinin bulunduğu veya bulunma ihtima linin olduğu durumların konu edildiği başvuruların sonuca dayalı yaklaşım kapsamında Sö zleşme'nin 8. maddesinin kapsamı içine girebileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda söz ko nusu olumsuz etkilere ilişkin değerlendirmede AİHM; kişinin yakın çevresi üzerindeki, özellik le de maddi bakımdan ortaya çıkan sonuçları, diğerleri ile ilişki kurma ve geliştirm e olanakları ile itibarı üzerindeki olumsuzlukları dikkate almaktadır ( Denisov/Ukrayna, 107). 25. AİHM sebebe dayalı yaklaşımın Sözleşme'nin 8. maddesinin uyg ulanmasını gerekli kılmadığı durumlarda, söz konusu tedbirin sonuçlarının özel hayatın üzerindeki Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 7etkilerine ilişkin bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulamı ştır. Bununla beraber söz konusu bu ayrımın ilgili tedbirin altında yatan sebepleri ve te dbirin sonuçlarını incelerken her iki yaklaşımı birlikte uygulamasına engel teşkil etmediğini de belirtmektedir (Denisov/Ukrayna, 109). 26. AİHM sonuca dayalı yaklaşım uyarınca inceleme yapılabilmesi için söz konusu meslekle ilgili tasarrufun özel hayat üzerinde doğurduğu etkile rin belirli önem ve ciddiyette olması şartını aramakta, asgari ağırlık seviyesine ulaşmış olma sı gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, sadece bu sonuçların çok ağır olduğu ve kişinin özel haya tını önemli derecede etkilediği durumlarda Sözleşme'nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğunu kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna, 113, 116). 27. AİHM, sonuca dayalı yaklaşımı uyguladığı başvurularda iddia edilen ihlallerin ağırlık ve ciddiyet derecesini değerlendirmeye yönelik kıstasla r oluşturmuştur. Bu kapsamda başvurucunun söz konusu tedbir öncesi ve sonrasındaki yaşamı kı yaslanarak maruz kaldığı olumsuz etki değerlendirilmektedir. Ayrıca sonuçların ciddiyeti nin belirlenmesinde başvurucunun iddia ettiği öznel algıların somut başvuruda mevcu t nesnel koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak ince lemenin iddia edilen tedbirin hem maddi hem de manevi etkilerini kapsaması gerekmektedir. AİH M, başvurucuların şikâyet ettikleri tasarrufun özel hayatları üzerindeki olumsuz sonuçlarını somut verilere dayalı olarak uygun şekilde ispatlamakla yükümlü olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca başvurucular söz konusu şikâyetlerini ulusal merciler önünde de uygun şekilde dile getirmiş olmalıdır ( Denisov/Ukrayna, 113-117). V. İNCELEME VE GEREKÇE28. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başv uru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları 29. Başvurucu; çalışanlar arasında yaşanan ilişkilerin özel haya t kapsamında olduğunu, işçilere işyerinde gönül ilişkisi yaşamaları konusund a sınırlama getirilemeyeceğini böyle bir ilişkinin iş yerine olumsuz yansımaları olmadığı süre ce iş akdinin feshinin dayanağı olamayacağını iddia etmiştir. İş akdinin geçerli nedenle feshed ilebilmesi için ilişkinin işyerinde performans düşüklüğü ve verimsizlik gibi olumsuzlukla ra ya da iş yerinde huzursuzluğa neden olması gerektiğini ancak yaşadığı ilişkisini n iş akdi feshedilene kadar işyerinde bilinmediğinin sabit olduğunu, ilişkisinin iş yerine olumsuz etkilerinin olduğuna dair işverenin bir delil de ortaya koyamadığını vurgulamıştır. Ayrıca özel telefonların şirket e-posta hesabına yönlendirilmesi sonucu M.E.ye göndermiş olduğu ayrılık mesajının rızası dışında görüldüğünü belirten başvurucu özel hayatın gizliliği, adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme 30. Anayasa nın Özel hayat ın gizliliği kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Herkes, özel hayat ına ve aile hayat ına sayg ı gösterilmesini isteme hakk ına sahiptir. Özel hayat ın ve aile hayat ının gizliliğine dokunulamaz." Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 831. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesinde koruma al tına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarak müdahale e tmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Özel hayat geniş bir kavram olup bu kavramın kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bununla berab er bu kavram; kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, fiziksel ve sosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi, cinsel yaşamı gibi unsurları korumaktadır. Kişisel bilgiler ve veriler, kişis el gelişim, aile hayatı vb. konular da bu hakkın içinde yer almaktadır ( Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, 61). 32. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan huk uki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Söz konusu iddiaların özün ün başvurucunun ahlaki nedenle iş akdinin feshedilmesi olduğu anlaşıldığından i ddiaların bir bütün olarak özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden33. İşverenin müdahalesine ilişkin özel hayata saygı hakkına yön elik şikâyetlerin derece mahkemeleri önünde dile getirildiği, açıkça dayanaktan y oksun olmadığı ve kabu l edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden d e bulunmadığı anlaşılan öze l hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul e dilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönündena. Genel İlkeler 34. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık, gerçek kişiler arasındak i iş sözleşmesinin ahlaki durum gerekçe gösterilerek sona erdirilmesine ilişkindir . Dolayısıyla kam u makamlarının herhangi bir müdahalesi söz konusu değildir. Bunun la birlikte devletin özel hayata saygı hakkını etkili olarak koruma ve saygı gösterme şek linde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük bireylerin birbirlerine karşı eyle mleri bakımından da anılan hakkın korunması için gerekli önlemlerin alınmasını da içerir ( Adnan Oktar (3) , B. No: 2013/1123, 2/10/2013, 32; Ömür Kara ve Onursal Özbek, B. No: 2013/4825, 24/3/2016, 45-46) 35. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerinin birbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal altyapının oluşturulma sını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve usul yönünd en güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve bu yargılamalarda temel h aklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip gözetilmediğinin denetlenmesini gerektir ir (Ömür Kara ve Onursa l Özbek, 47, 48). 36. Kamu gücünü kullanan aktörler dışında kalan kişiler arasında ki özel hukuk ilişkilerinde kamusal makamların yükümlülükleri bireylerin teme l hak ve özgürlüklerine, üçüncü kişilerin müdahalesinin önlenmesi için gerekli önlemleri n alınması ve mahkemelerce korunma sağlanmasıdır. Kamusal makamlarca gerekli yapısal önlem ler alınmış olsa da uyuşmazlık konusu davayı yürüten mahkemelerce verilen kararlard a üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı bireylere korunma imkânı sağlanmadığı duru mlarda bu yükümlülükler gereği gibi yerine getirilmemiş olacaktır. Bu, kamusal makam ol an mahkemeler aracılığıyla bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunmasız bırakıldığı anlamı na gelecektir ( Ömür Kara ve Onursal Özbek, 49). Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 937. Bu doğrultuda özel hukuk iş ilişkisi kapsamında çalışan bire ylerin Anayasa ile güvence altına alınan haklarına yönelik müdahale iddiası içeren uyuşmazlıklarının karara bağlandığı davalarda derece mahkemelerince söz konusu güvencele r gözardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındaki çatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, müdahaleni n işverenin meşru amacıyla ölçülü olup olmadığı değerlendirilmeli , ulaşılan sonuç hakkında hüküm kurulurken ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmalıdır ( Ömür Kara ve Onursal Özbek, 50). 38. Derece mahkemeleri tarafından tarafların çıkarları dengeleni rken ve müdahalenin ölçülülüğü irdelenirken iş sözleşmelerinde kısıtlay ıcı ve zorlayıcı düzenlemelerin ne şekilde belirlendiği, çalışanların temel hakl arına yönelik müdahalede bulunulmasına neden olan meşru amacın müdahale ile ölçülü olup olmadığı, sözleşmenin feshinin çalışanların eylem ya da eylemsizlikleri karşısında ma kul ve orantılı bir işlem olup olmadığı somut olayın koşullarına göre ele alınmalıdır. Ayrıca yargılamalar sırasınd a gerçekleştirilen işlemlerin ve neticede verilen kararın gerekçe sinin bizatihi özel hayat alanına ilişkin bir müdahale oluşturmaması için derece mahkemelerince g ereken özen gösterilmelidir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, 51). b. İlkelerin Olaya Uygulanması 39. Somut olaydaki uyuşmazlığın özel hukuk kişileri arasında ger çekleşmesi nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yer ine getirilmediği iddiasını içeren başvurunun devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında el e alınması gerekir. 40. Öncelikle işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi, iş sağlı ğı ve güvenliği gibi haklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin, kural olarak çalış anın özel hayatı kapsamında kalan bazı davranış ve eylemlerine ilişkin sınırlamalar getireb ileceği söylenebilir. Öte yandan işverenin yetki ve haklarının sınırsız olmadığı, çalışana tanın an temel hak ve özgürlükleri n -somut olayda özel hayata saygı hakkının- işyeri sınırları dahi linde de korunduğu, aynı zamanda kısıtlayıcı ve uyulması zorunlu işyeri kurallarının çal ışanların temel haklarını n özünü zedeleyecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmalıdır. Bu bağlamda işçinin aynı işyerinde çalışan başka bir işçiyle ilişki yaşaması hâlinde işv erenin sadece bu nedene dayanarak iş akdini feshedebileceğini kabul etmek, işçinin demo kratik bir toplumda teme l haklarına ve özgürlüklerine işyerinde de saygı gösterilmesi ger ektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır. Bu çerçevede çalışanın diğer bir çalışanla yaşadığı ilişkinin işin yürütülmesini, iş sağlığını ve güvenliğini etkileyip etkil emediği önem taşımaktadır ( H.Ç. , B.No: 2017/14907, 30/9/2020, 42). 41. Ayrıca işyerinde yaşanan ancak işin işleyişine etkisi olmaya n her ilişkinin fesih nedeni olacağını doğrudan kabul etmek, işverenin menfaatleri il e işçinin menfaatleri arasınd a pozitif yükümlülükler kapsamında devlet tarafından korunması ge reken dengenin işçi aleyhine bozulması sonucunu doğuracağı söylenebilir. Bu açıklam alar yukarıda belirtilen pozitif yükümlülüğe ilişkin ilkelerle birlikte değerlendirildiğ inde, iki çalışan arasındaki ilişkinin iş akdinin feshi nedeni olarak kabul edilebilmesi içi n ilişkinin varlığı ve anılan ilişkinin işin yürütülmesine olumsuz etkileri ile birlikte iş a kdinin sürdürülmesinin işvere n açısından beklenemeyeceğinin işveren tarafından tam olarak orta ya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca derece mahkemeleri tarafından d a ilişkinin işyerine ve işin işleyişine olan yansımaları işyerinin kapasitesi, işçinin ifa e ttiği görevi, sicili, ilişkinin kim tarafından alenileştirildiği gibi hususlar gözetilerek değerlen dirilip yeterli ve ilgili gerekçe ile Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 10açıklanmalı, iş akdinin feshinin işverenin meşru amacına uygun ve orantılı olup olmadığı gözetilerek işveren ile çalışan arasındaki çatışan çıkarlar adi l biçimde dengelenmelidir ( H.Ç. , 43). 42. Somut olayda işveren iş akdini, başvurucunun M.E isimli iş çi ile ilişkisi olduğu, bu durumun doğruluk ve bağlılığa aykırılık teşkil ettiği gerekç esiyle feshetmiştir. Yargılama sürecinde ise başvurucunun evli ve üstü konumunda olan çalışma arkadaşıyla ilişkisinin işyerinde olumsuzluklara neden olduğu iddiasını ileri süren işv eren, anılan ilişkinin iş yerinde nasıl ve ne gibi olumsuzluklara neden olduğu konusunda somut bi r bilgi sunmamıştır. Yargılama süreci bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvuru cu ile M.E. arasında fesih tarihinden önce bitmiş bir ilişkinin olduğu, bu ilişkinin başvu rucu ve M.E tarafından alenileştirilmediği, tanık anlatımlarına göre iş akdinin feshi ile alenileşen ilişkinin diğe r işçiler tarafından ve işveren tarafından bilinmediği, bu durumu n işyerinde bir olumsuzluğa sebep olmadığı hususlarının sabit olduğu söylenebilir. 43. Bu durumda yargı makamlarının ayrıca bir araştırma yapmada n ve tartışmadan başvurucunun yaşadığı iddia edilen ilişkinin işyerinde olumsuzl uklara neden olduğu yönündeki kabulünün işverenin tek taraflı beyanına dayandığı an cak bu iddianın doğruluğu ile anılan ilişkinin sonuçları nedeniyle iş akdinin sürdürülmes inin işverenden beklenemeyeceği hususunun işveren tarafından ortaya konulamadığ ı anlaşılmıştır. Bu durumla birlikte açıklamalar bir bütün hâlinde değerlendirildiğ inde yargı makamlarının iddia edilen ilişkinin işyerine yansımasına ilişkin yeterli bir araşt ırma yaptığı ve olaya özgü gerekçe sunduğu, iş akdinin feshinin işverenin amacına uygun ve orantılı olup olmadığı hususunda bir inceleme yaparak işveren ile çalışanın çıkarları arasında adil bir denge kuraca k özenli bir yargılama yaptığı söylenemez. 44. Açıklanan gerekçelerle özel hukuk iş ilişkilerinden doğan uy uşmazlıkları karara bağlayan derece mahkemelerince özel hayata saygı hakkına ilişki n Anayasa'da belirtilen güvencelerin gözetildiği özenli bir yargılama yapılmadığı, dola yısıyla anayasal güvencelerin korunması açısından pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediğ i anlaşıldığından başvurucunun Anayasa nın 20. maddesinde güvence altına alınan ö zel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 1146. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi ve 50.000 TL tazminata h ükmedilmesi talebinde bulunmuştur. 47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki dur uma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaralı fık rasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargı lama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasa l düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ort adan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgüle nen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargıla manın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini bekleme ksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58-59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66-67). 50. İncelenen başvuruda özel hukuk iş ilişkilerinden doğan uyuş mazlıkları karara bağlayan mahkeme tarafından özel hayata saygı hakkına ilişkin o larak Anayasa'da belirtilen güvencelerin yeterince gözetilmemesi sebebiyle özel hayata sayg ı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından k aynaklandığı anlaşılmaktadır. 51. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar b ulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasın a yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ihlal ka rarında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararı n bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Karaman İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Başvuru Numarası : 2018/4144 Karar Tarihi : 25/2/2021 1252. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden ya rgılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtan oluşa n yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Özel hayata saygı hakkının hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkına yönelik ihl alin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kara man İş Mahkemesine (E.2016/753, K.2017/324) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,E. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDEN MESİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemes i 7. Huku k Dairesine (E.2017/4542) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Muammer TOPAL Recai AKYEL Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddi n MENTEŞ