10. Hukuk Dairesi 2023/5368 E. , 2023/5539 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1762 E., 2022/1631 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/150 E., 2019/99 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerin…
**10. Hukuk Dairesi 2023/5368 E. , 2023/5539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1762 E., 2022/1631 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/150 E., 2019/99 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 2954/33 sicil numaralı ... Tanker Tamir Atölyesi/Mersin unvanlı iş yerinde 01.05.1985 tarihinde kaynak işçisi olarak yaklaşık 1 yıl çalıştığını, müvekkilinin bu işyerinde çalışmış olması nedeniyle Mersin(İçel) SSK İl Müdürlüğü'ne ... nolu SSK sicil numarası ile işe giriş bildirgesi verildiğini, ancak dönem bordrolarının verilmemesi nedeniyle bu tarihte müvekkilinin sigorta günlerinin gözükmediğini beyanla, davacının işe giriş tarihinin (sigorta başlangıç tarihin) 01.05.1985 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... davacının tarafına ait işyerinde yaklaşık bir yıl çalışmasının söz konusu olmadığını, davacı davalı işyerinde bir gün çalıştığını, bir günlük hizmet tespiti davasının denetim ve prim tahsil etme görevini yerine getirmeyen Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılması gerektiğinden hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı SGK vekili yersiz açılan davanın; zamanaşımı yönünden reddine, esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememiz tarafından yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kuruma verilen işe giriş bildirgesinin kişinin işe alınmış olduğunu gösterdiği, talep edilen tarihte ... unvanlı iş yerinin kurum kayıtlarına göre yasa kapsamında bulunduğu ve faal olduğu, davanın bir günlük hizmet tespiti davası niteliğinde olduğu, bordro tanıklarından ...'ın beyanında kendisinin ... tamir tanker atölyesinde çırak olarak işe başladığını, kendisi çalışmaya başladıktan bir süre sonra davacının çırak olarak bu iş yerinde çalışmaya başladığını ve davacının önce çırak daha sonra kaynakçı olduğunu belirttiği, bu tanığın aranan bordro tanık kriterlerine uygun olup davacının iş yerinde çalışmasının fiili çalışmaya davalı olduğuna ilişkin somut beyanlar içerdiği, kurumca düzenlenen işe giriş bildirgesindeki 15.378.588 numaranın 1985 yıllarındaki çalışanlar için verildiği, bu durumun fiili çalışmaya karine olup davacının ... unvanlı iş yerinde 01.05.1985 tarihinde işe girdiği ve çalışmasının fiili şekilde olduğunu ispat ettiği ve bu çalışmasının sigortalı sayılması gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle Davanın kabulü ile; davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1985 olduğunun tespitine, diğer hizmetleri ile birleştirilmesine, …” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı SGK istinaf başvurusunda bulunmuştur. 1.Davacı vekili, davanın sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin olup, bu davalarda Sosyal Güvenlik Kurumu Yasal hasım olup, dolayısıyla davalı sıfatına da haiz bulunduğunu, mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumunu yanılgı sonucu fer'i müdahil olarak kabul etmesi hukuka aykırı olduğunu beyanla usul ve yasalara aykırı verilen ilk derece mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili, usul ve yasalara aykırı verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 01.05.1988 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 60 ıncı maddenin (G) bendi, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ıncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanunu'nun 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde,davacının 11.11.1968 doğumlu olduğu, davalı ... unvanlı işverenin 2954 sicil numaralı iş yerinde 01.05.1985 tarihinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin verildiği tarihte 16 yaşında olduğu, işyeri tescil bilgilerinde ise 2954 sicil no.lu işyerinin kaynak atölyesi mahiyetinde olup 01.06.1967-31.10.1987 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, davacının anılan işe giriş bildirgesineki sicgorta sicil no.sunun ... olduğu bu sicil no.nun ve karşılığındaki 01.05.1985 tarihli çalışmanın ise davacıya ait hizmet döküm cetvelinde "Nuran Güven" adına olduğu, davacının hizmet döküm cetvelinde yine aynı sigorta sicil no. ile yine Nuran Güven adına 01.12.1984-30.04.1985 tarihleri arasında 502 iş yeri sicil no. Zehra Kaptan unvalı işyerinden de bir bildirimin olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece evveliyatla, davacının işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numarasının dava dışı Nuran Güven'e ait olduğu, davacının dava konusu işe giriş bildirgesi haricinde daha sonraki sigorta başlangıç tarihinin 01.07.1991 olduğu ve bu tarihten itibaren sigortalı çalışmalarının 18007242 sicil no. ile devam ettiği de gözetilip bu hususu üzerinde de durularak Kuruma sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulmalı, öte yandan dosya kapsamında ... unvanlı 2954 sicil numaralı iş yerinden 1985/2 nci dönem bordrosunda kayıtlı iki çalışanın dinlendiği, bunlardan ...'in davacıyı hatıtlamadığıı beyan ettiği, ...'ın(12.06.1981-20.05.1985 ve 87/2-10.10.1987 arası işyerinden bildirimi var) ise kendisinin iş yerinde çırak olarak çalışmaya başladığını, davacının da iş yerinde çırak olarak işe başladığını, davacının da kendisi gibi kaynakçı olarak çalıştığını beyan ettiği anlaşılmakla, işe giriş bildirgesindeki sicil no. ile ilgili husus açıklığa kavuşturulduktan sonra bordo tanık beyanlarının davacının davacı çalışmasının meslek sanat öğrenimi mi yoksa üretime katılma şeklinde mi gerçekleştiği hususunda net, açıklayıcı şeklinde olmadığı görülmekle, yöntemince davalı işyerine komşu işyerleri ve ayıtlı çalışanları SGK, vergi, belediye ve emniyet aracılığıyla belirlenerek çalışma kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının iş yerinde tam olarak hangi işi yaptığı,yaptığı işin üretime yönelik mi yoksa meslek ve sanat öğrenmeye yönelik mi olduğu yapılan işin kaynak işi olduğu göz önüne alınarak davacının davacının işyerinde yapılan imalat işlerini yapabilecek fiziksel ve ruhsal yetkinliğe erişip erişmediği, iş yerindeki yapabilecek duruma ne kadarlık süre içinde gelebileceği beyanlarına başvurulmalı, resen komşu işyeri tespitinin mümkün olmaması halinde davacının beyanı alınmak suretiyle çalışmasını bilebilecek komşu iş yeri ve çalışanları yöntemince tespit edilerek aynı hususlarda beyanlarına başvurulmalı, elde edilecek sonuca göre davacının iş yerindeki çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi yoksa üretime yönelik mi olduğu tespit edilmeli, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2. Öte yandan dava niteliği itibariyle kurum işleminin iptaline ilişkin olduğundan yasal olarak husumetin SGK'na yöneltilmesi gerektiği gözetildiğinde SGK davalı olmasına rağmen karar başlığında feri müdahil olarak gösterilmiş olması isabetsizdir. 3.Kabule göre de, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. Eldeki davada, davacının 11.11.1968 doğumlu doğumlu olduğu, tespitini talep ettiği 01.05.1985 tarihinde 16 yaşında olduğu, buna göre, davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 11.11.1986 tarihi olmasına ve bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. 4.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.