Başvuru, kolluk görevlilerinin hırsızlık şüphelisini kovalarken şüphelinin aracının başvurucunun yakınına çarpması sonucu hayatını kaybetmesi üzerine başvurucu tarafından idare aleyhine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlilerinin hırsızlık şüphelisini kovalarken şüphelinin aracının başvurucunun yakınına çarpması sonucu hayatını kaybetmesi üzerine başvurucu tarafından idare aleyhine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan ceza soruşturması ve yargılama dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Hırsızlık şüphelisi olan Ö.G.E.nin çalıntı olduğu iddia edilen araçla kolluk görevlilerinden kaçtığı sırada kaldırımda yürümekte olan başvurucunun yakını G.A.ya çarpması sonucu G.A. hayatını kaybetmiştir. Sincan Ağır Ceza Mahkemesince (Ceza Mahkemesi) yapılan yargılama sonunda Ö.G.E.nin bilinçli taksirle adam öldürme suçundan 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesinin 28/11/2008 tarihli gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Olay günü Ankara Emniyet Müdürlüğü hırsızlık bürosuna gelen bir çalıntı araç ihbarı üzerine emniyet görevlilerinin verilen adreste söz konusu aracı araştırmak için olay yerine geldikleri ve araştırmaya başladıkları bu sırada verilen adreste sanığın çalıntı araca binmek üzere olduğunu farkettikleri ve dikkatlerinin sanığa doğru yöneldiği sanığın kendisini gözlemleyen kişilerin polis olduklarını telsizlerinden farkederek aracı çalıştırıp hızla kaçmaya başladığı polis ekibinin de araçla hızla takip etmesi üzerine sanığın seyir halinde olduğu [S.] sokaktan çıkmaz sokak olan [Ş.] sokağa hızla girdiği ve bu sırada önce park halinde bulunna .. plaka sayılı araca çarpıp savrularak herşeyden habersiz sokak başında karşıdan karşıya geçmekte olan maktuleye çarptığı duran araca çarpması nedeniyle hava yastıkları açılan araç ile kaçamayacağını anladıktan sonra da emniyet görevlilerinin yaralı maktuleyi sağlık kuruluşuna sevk etmek için durmalarından yararlanarak araçtan inip kaçarak izini kaybettirdiği maktulenin hastaneye götürülürken yolda öldüğü..." Ceza Mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından 23/3/2010 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu ve G.A.nın diğer yakınları, idarenin kamu hizmetini yaparken G.A.nın ölümüne sebebiyet verdiği iddiasıyla İçişleri Bakanlığı aleyhine 000 TL manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmışlardır. İçişleri Bakanlığı savunmasında G.A.nın ölümünden olaya sebebiyet veren üçüncü şahsın sorumlu olduğunu, idarenin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Ankara İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 30/12/2010 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare elemanları olan polislerin kendilerine kanunlarla verilen halkın ırz, can ve mal güvenliğini korumak, işlenmekte olan bir suçun işlenmesine ve devamına mani olmak görevini ifa sırasında hırsızlık zanlısı bir şahsı kovalarken zanlının davacıların murisine çarpması sonucunda murisin ölüm olayı meydana gelmiş olup, sözkonusu ölüm olayı idarenin herhangi bir eyleminden kaynaklanmayıp üçüncü kişinin eylemi sonucunda meydana geldiğinden davacıların uğradıkları zararla idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu olay nedeniyle idareye izafe edilebilecek bir kusur da bulunmadığından davalı idarenin tazmin yüküyle sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..." Başvurucu; idarenin hizmetin kötü işlemesi nedeniyle sorumlu olduğunu, üçüncü kişinin kusurlu olduğu gerekçesiyle sorumluluktan kurtulamayacağını belirterek İdare Mahkemesinin anılan kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 28/5/2015 tarihli kararıyla İdare Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onanmasına karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi üzerine Dairenin 27/4/2017 tarihli kararıyla karar düzeltme talebi reddedilmiş ve anılan karar kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 19/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 30/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.