T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1067 Esas KARAR NO : 2026/86 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 20/02/2024 NUMARASI : 2022/210 E.- 2024/45 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) KARAR TARİHİ: 20/01/2026 K.YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1067 Esas KARAR NO : 2026/86 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 20/02/2024 NUMARASI : 2022/210 E.- 2024/45 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) KARAR TARİHİ: 20/01/2026 K.YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2007 yılından beri "..." markası adı altında ...ve ... sağlığı alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markasının TürkPatent nezdinde tescilli olduğunu, davalı yanın müvekkilinin "..." markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer "..." ibareli marka ile müvekkilinin faaliyet alanında faaliyet gösterdiğini, davalının bu benzerlikten yararlanarak haksız kazanç elde ettiğini, bu durumun müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, davalının, müvekkiline ait tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin HMK'nın 403. maddesi uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın tespitine, markanın her türlü yayınlar, hizmetler ve mallar, ürünler; ambalajlar; tabela, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, Türkiye’de ya da yurtdışında kullanmasının önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı varsa tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve benzeri her türlü ürünün toplatılması için tedbir kararı verilmesine, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 5 gazeteden biri ile ilanına, maddi ve manevi tazminat ve fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı tutulmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 20/02/2024 tarihli 2022/210E. - 2024/45 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; TPMK nezdinde davacı adına ... tescil numaralı "... ... ... ... ... ..." ibareli markanın bulunduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ve tüm dosya kapsamına göre davalının ... şeklinde kullanımlarının bulunduğu, bu kullanımlarının görsel, fonetik açıdan davacının markası ile benzer nitelikte olduğu ve marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesi gerektiği, yine dosya kapsamına alınan Bakırköy 1. FSHCM 2023/204 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynı hususların tespit edildiği, bu haliyle davalının ... şeklindeki kullanımlarının davacı adına tescilli bulunan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca davacı her ne kadar dava dilekçesinde tabelaların sökülmesi, reklam ve evrakların toplatılması talebinde bulunmuş ise de mahkememizce yapılan delil tespiti sırasında davalının kullanımlarının sona erdiği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle; 1-Davanın KABULÜ ile; davalının "..." şeklindeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, "..." şeklindeki kullanımlarının durdurulmasına, önlenmesine, bu kapsamda her türlü yayın, hizmet, mal ve ürünler üzerindeki ibarelerin kaldırılmasına, 2-Davacının tabelaların sökülmesi, reklam ve evrakların toplatılması talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Hükmün karar kesinleştiğinde tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde masrafı davalıdan karşılanmak üzere ilanına..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkili hakkında açılan davanın UYAP Vatandaş portalında görünmediğini, müvekkilinin vekalet verdiği avukatın davayı takip etmediğini ve vekillikten çekildiğine dair dilekçe verdiğini, müvekkiline davanın kazanıldığını söylediğini, müvekkilinin UYAP Vatandaş portalından davayı görememesi nedeniyle davayı takip edemediğini, "..." ibaresinin ... ... anlamına geldiğini, müvekkilinin ...kökenli olması nedeniyle hastalarının çoğunun da ...vatandaşları olduğunu, müvekkilinin kullandığı "..." ibaresinin ... ... anlamına geldiğini, Davacının genel bir ibare olan "..." kelimesinin ilk harfini değiştirerek oluşturduğu "..." ibaresi için dava açmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Müvekkili hakkında marka hakkına tecavüz suçlamasıyla açılan ceza davasında alınan üç bilirkişi raporundan ikisinde müvekkilinin kullanımlarının davacının markasına tecavüz teşkil etmediğine dair görüş bildirildiğini, bu davada alınan raporla çelişki oluştuğunu, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, Ceza yargılamasının halen devam ettiğini, Mahkemece ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, İşbu davada alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin davalı tarafından dosyaya beyanda bulunulmasının beklenmesi gerektiği, bundan sonra konunun aydınlanacağına dair görüş bildirildiğini, müvekkilinin dosyaya yazılı ya da sözlü olarak beyanda bulunmadığı düşünüldüğünde, alınan bilirkişi raporunun davanın çözümü için yeterli bilgi içermediğini, Müvekkilinin kullandığı "..." ibaresinin davacının "..." markası ile karıştırılmasına neden olacak derecede benzer olmadığını, ceza davasında alınan bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini, markaya tecavüzün gerçekleşmesi için bir bakışta anlaşılamayacak derecede benzerlik bulunması gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/02/2024 tarihli, 2022/210 Esas, 2024/45 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı... ... ve Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı ...numaralı "... ... ... ... ... ...+..." markasının 44. sınıfta "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veteriner ve hayvancılıkla ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili hizmetler." için tescilli olduğu, halen geçerliliğinin devam ettiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka vekili ...'dan alınan 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "...Tespit ve incelemenin yapılacağı ".../İSTANBUL" adresine gidildiğinde mahalin kapalı olduğu görülmüştür. Tarafımca kapalı olduğu görülen mahalde yapılan sınırlı incelemeler neticesinde görülebildiği kadarıyla ihtilaf konusu markaya ilişkin herhangi bir kullanıma rastlanılamamıştır. Davacı yanın dava dilekçesinde davalının kullanımında olduğunu iddia ettiği https://www.facebook.com/...../ alan adlı Facebook hesabı ve https://www.instagram.com/.../ alan adlı instagram hesabı incelendiğinde "... ..." ve "..." hesap adları dışında herhangi bir markasal kullanıma rastlanılmadığı, davacı yan tarafından davalıya ait olduğu iddia edilen kartvizitin yeminli tercümesi incelenmiş, "..." ve "... ...ve ... Sağlığı Merkezi" şeklinde markasal kullanımlar ile, "Dr./... Hekimi ..." şeklinde kullanımların varlığı tespit edilmiştir. İlgili kartvizit üzerindeki kullanımların davalı yana ait olduğu Sayın Mahkemenizce değerlendirilir ve yeminli tercümeye itibar edilir ise var olan... ...ve ... Sağlığı Merkezi şeklindeki kullanımın davacı yana ait hakları ihlal eder mahiyette olduğu değerlendirilebileceği kanaati tarafımızda hakimdir. Gerek dosya münderacatındaki gerekse de tarafımca yapılan tespit ve incelemeler neticesinde elde edilen bilgi, veri ve belgelerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet bakımından bilimsel bir değerlendirme yapılabilmesi için elverişli olmadığı ayrıca da davalı yanca dosyaya ibraz edilmiş herhangi bir dilekçe yahut beyan olmadığından mütevellit dosya esasına ilişkin hüküm kurmaya elverişli değerlendirme yapılamayacağı, takdir Sayın Mahkemenizin olmak üzere esasa ilişkin bir değerlendirme yapılabilmesi için davalı yanın savunmalarının dosyaya girmesinin beklenilmesinin yerinde olacağı; dosyaya ekli çeviride yer alan kartvizit üzerindeki kullanımların davalı yana ait olduğu Sayın Mahkemenizce değerlendirilir ve yeminli tercümeye itibar edilir ise var olan... ...ve ... Sağlığı Merkezi şeklindeki kullanımın davacı yana ait hakları ihlal eder mahiyette olduğu değerlendirilebileceği..." görüş ve kanaatini bildirmiştir. Mahkemece aynı bilirkişiden alınan 03/10/2023 tarihli ek rapor incelendiğinde; "…Davalı yanın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2023/204 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılama bakımından Sayın Mahkemeye arz ettiği; "... Ben ..., kendi adımı taşıyan kliniğim vardır, instagram sayfamda ve kartvizitte arapça ... anlamına gelen ... olarak kullanmıştım, şikayet gelince bunları hemen düzelttim." şeklindeki beyanları ile "..." unsurlu kullanımları ikrar ettiği, bu halde davacı yanın ... başvuru numaralı... ...ve ... sağlığı merkezi şekil ibareli markası ile davalı yanın kullanımlarını ikrar etti "..." unsurlu markasal kullanımları karşılaştırılması ile; davacı yanın davaya mesnet markasının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, markada yer alan sair unsurların tali mahiyette olduğu, davalı yanın markasal kullanımlarında yer alan asli unsurun "..." ibaresi olduğu, dilimizde "..." anlamına gelen "..." unsurunun ihtilaf konusu hizmetler bakımından tali mahiyette olduğu, karşılaştırmaya tabi markaların asli unsurlarında yer alan tek harf farkının iltibas riskini ortadan kaldırmaya yeterli olamayacağı, karşılaştırmaya tabi marka ve markasal kullanımların görsel, işitsel ve fonetik açılardan benzer oldukları, bu eksende davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait tescilli markayı ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği…" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 1. FSHCM'nin 2023/204 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçinin... ...ve ... Sağlığı ve Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, sanığın ... olduğu, markaya tecavüz suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 07/11/2024 tarihli, 2024/329 Karar sayılı kararı ile "…sanığın cezalandırılmasının talep edildiği 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30.maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış suç teşkil eden eylemlerin hiç birisine sanığın eyleminin uymadığı, yine yukarıda açıkça yer verilen kanuni düzenlemeye göre haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığından; bu şekilde sanığın savunmasının aksini gösterir, sanığa yüklenen suçun bütün yasal unsurları ile oluşmadığı, yasada tek tek sıralanmış suç oluşturan eylemlerin hiç birine sanığın işlediği şekilde bir eylemin yasal unsurlarının uymadığı, sonuç olarak sanığın eyleminin kanunun herhangi bir maddesine uymadığı ayrıca sanığın suç işleme kastı ile hareket ederek yüklenen suçu işlediğine ve bu suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak mahkememizde vicdani kanı oluşturmamakla “şüpheden sanık yararlanır ilkesi “(...) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunilik " ilkesi ile yine TCK'nun 21.maddesi düzenlemesi uyarınca…" 5271 sayılı CM’nın 223/2-a-c-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 2023/368 Esas, 2025/3340 Karar sayılı kararı ile katılanın istinaf talebinin reddine karar verildiği ve kararın 18/09/2025 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve giderilmesi davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin ve delil tespiti raporunun tebliğ edildiği, davalı vekili olarak Av. ...’ın 30/12/2022 tarihinde dosyaya vekaletnamesini sunduğu ve sonraki tüm tebligatların davalı vekiline yapıldığı, davalı vekilinin alınan ilk bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini de dosyaya sunduğu, davalı vekili Av. ...’ın 28/02/2024 tarihinde vekillikten istifa ettiğine dair dilekçe verdiği, davalının yeni vekilinin dosyaya vekaletname sunmuş olduğu tespit edilmekle, davalıya yapılan tebligatlarda usulsüzlük bulunmadığı, davalı vekilinin davayı takip etmemesinin davalı ile vekili arasındaki vekalet sözleşmesiyle ilgili olup, davacıya karşı sonuç doğurmayacağından, davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talepleri kabul edilmemiştir. Davalının esasa ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davalının kartvizit ve sosyal medya hesaplarının adlarında "..." ve "... ..." ibarelerinin kullanıldığı, kartvizitinde ise "... ..." ibaresinin yer aldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça, "..." ibaresinin ... "..." kelimesinin karşılığı olması nedeniyle davalının faaliyette bulunduğu ve davacının markasının da tescilli olduğu ... hekimliği hizmetleri için tanımlayıcı bir ibare, bu nedenle de zayıf marka olduğu savunulmuşsa da, davalının kullandığı ve davacının markasının esas unsuru olan "..." ibaresi ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu bilirkişi raporları ile tespit edilen "..." ibaresinin Türkiye’de yaygın olarak kullanılan ve anlamı bilinen yabancı kelimelerden olmadığı, bu nedenle zayıf marka ya da tanımlayıcı ibare olarak kabul edilemeyeceği, davalının "..." ve "... ..." şeklindeki kullanımlarının davacının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları, davacının markasının tescili kapsamında olan tıbbi hizmetler faaliyeti için kullanıldığı, ceza davasında beraat kararı verilmişse de, sanığın suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre beraat kararı verildiğinden, bu kararın hukuk hakimini bağlamayacağı anlaşılmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan, 20,00 TL (teb.müz.posta) giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.