T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2929 KARAR NO: 2026/44 KARAR TARİHİ: 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 16/10/2025 NUMARASI: 2025/179 2025/188 DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi Taraflar arasında görülen dava sırasında davacılar vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvuru…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2929 KARAR NO: 2026/44 KARAR TARİHİ: 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 16/10/2025 NUMARASI: 2025/179 2025/188 DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi Taraflar arasında görülen dava sırasında davacılar vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Taraflar arasında görülen dava sırasında davacılar vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle;Mahkeme nezdinde görülmekte olan 2023/270 E. sayılı dosyada, yargılamayı yürüten hâkimin, bilirkişi sürecine ilişkin tüm itiraz ve taleplerine karşı sürekli sessiz kalması, açık usul ihlallerine rağmen hiçbir ara karar oluşturmaması, delillerin incelenmeden hükme yönelme iradesi göstermesi nedeniyle tarafsızlığına dair objektif şüphe doğduğunu, reddi hakim sebebinin hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren diğer sebeplerin ve adil yargılanma hakkının sistematik ihlali olduğunu, Hakimin tarafsızlığından duydukları şüphenin temel kaynağının, dosyanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkileyecek hayati talepleri hakkında davanın açılışından itibaren hiçbir celsede ara karar kurmama ve bu taleplere ilişkin gerekçeli bir açıklama yapmama yönündeki ısrarlı ve pasif tutum olduğunu, bilirkişi heyeti hakkındaki hayati taleplerinin derhal karara bağlanması gerekirken talepleri hakkında sayın hakim tarafından hiçbir celsede olumlu veya olumsuz bir ara karar kurulmadığını, HMK m. 297/2'nin açıkça ihlal edildiğini, taraflarınca bilirkişi raporunun yasal süreyi aşarak teslim edilmesi ve raporu hazırlayan heyetin benzer dosyalardaki tutumları nedeniyle heyet hakkında şikayetler yapılmasına rağmen mahkemenin bu açık usul hukuku ihlali karşısında sessiz kaldığını, mahkemenin bu usul ihlali karşısındaki eylemsizliğinin, daha sonra hazırlanan bilirkişi raporlarının içeriğine yönelik tarafsız bir inceleme yapma niyetinde olmadığı yönündeki şüpheyi pekiştirdiğini, bilirkişi raporlarının hukuki geçerliliğini zedeleyen en kritik hususlardan birinin bilirkişi heyetinden bir üyenin aynı sektörde... isimli bir firmayı işletiyor olması olduğunu, bu durumun rekabet ilişkisi nedeniyle HMK m. 266 ve Bilirkişilik Kanunu'ndaki tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine aykırı olduğunu, taraflarınca tecavüzün varlığını gösteren ve aynı niteliklerdeki bilirkişi raporlarını dosyaya delil olarak sunduklarını, sayın hakimin tüm taleplerini görmezden geldiğini, hakimin tarafsızlığından duydukları şüphenin zirveye ulaştığı noktanın 02/10/2025 tarihli son duruşmada tüm esaslı itirazlarının karara bağlanmadan ve çelişkiler giderilmeden yargılamanın sözle yargılama aşamasına geçiş yapması olduğunu, sayın hakimin tüm esaslı uyuşmazlık ve talepleri görmezden gelerek hiçbir çelişkiyi gidermeden yargılamayı hüküm safhasına taşımasının, hakimin zihninde davanın sonucunun peşine belirlenmiş olduğu yönünde kuvvetli ve makul şüphe uyandırdığını, davalı tarafın kötü niyetli marka tecavüz eylemlerinin mahkemece hukuki sorumluluk bağlamında etkili bir şekilde soruşturulmadığını, mahkemenin tutumunun Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan Dürüstlük Kuralı ve Kötü Niyet Yasağı prensibini hiçe saymak anlamına geldiğini, öte yandan mahkemenin bu tutumunun kanunlara aykırı eylemleri gerçekleştiren kötü niyetli tarafı ödüllendirmek olduğunu, bilirkişi raporunun bir tarafında "tecavüz vardır" denmesi, diğer tarafında ise "tecavüz yoktur" denmesinin tamamen çelişkili olduğunu, sayın mahkemenin hatalı bir raporu esas alarak davayı sonlandırma niyetinde olduğunu, böylece hukuki gerçeği bulma ve adil bir yargılanma yapma sorumluluğunu kasten ihmal ettiği şüphesinin üst düzeye çıktığını, davalarındaki yargı yetkisi kullanılırken Hukuk Devletinin temel ilkelerinin ağır ve sistematik bir biçimde ihlal edildiğini, reddi hakim taleplerinin kabulünün hukukun üstünlüğü ilkesinin gereği olduğunu belirterek reddi hakim talebinde bulunmuştur.Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır.Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir.Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.Dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, reddeden davacı tarafından mahkemece davanın sonucunu etkileyecek talepleri hakkında değerlendirme yapılmadı ve ara karar oluşturulmadığı, bilirkişi heyeti hakkındaki taleplerin de yok sayıldığı, talepleri hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı ve gerekçe yazılmadığı,dosyadaki dilekçeleri hakkında hiçbir inceleme yapılmadığı, bilirkişi heyetinin usule aykırı olarak sürüncemede kalan inceleme hususunda mahkemenin usule aykırı davrandığı, mahkemenin delilleri değerlendirmeden kaçındığı, lehe olan delillerin toplanmadığı, esaslı itirazların karara bağlanmadığı, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiği, rapor içerisindeki çelişkinin giderilmediği, mevzuat ve yüksek mahkeme içtihatlarının yok sayılarak göz ardı edildiği ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilemeyeceği, delil toplama ve rapor alma vb tahkikat işlemleri bakımından mahkeme hakiminin taktir hakkının bulunduğu yönündeki merci değerlendirmesi yerindedir.Bu itibarla ilk derece mahkemesinin reddi hakim talebinin reddine ilişkin kararı hukuka uygundur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince, İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 2025/179 D.İş, 2025/188 karar sayılı kararına karşı istinaf başvuru talebinin REDDİNE,Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine, İstinaf giderlerinin davacılar vekili üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.