T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 19/0…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firma İstanbul ve Adıyaman/Gölbaşı'nda tekstil ürünleri üretim ve toptan satış işleriyle meşgul olduğunu, davalı/borçlu şirket tarafından gönderilen "Satınalma Siparişi" ile takibe dayanak faturaya konu ürünlerin üretilerek teslimi konusunda 3.40 Usd karşılığında anlaşıltıklarını, akabinde toplam 5064 adet ürün için 19.01.2024 tarihli ... nolu (KDV dahil) 18.939,36 Usd (Amerikan Doları) tutarlı E-FATURA düzenlenerek davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı tarafça faturanın bir kısmının ödemesi yapılmakla takibe konu edilen kısmın ödemesinin yapılmadığını, bu sebeple iş bu davanın açıldığını, ... İcra Dairesi ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetki itirazlarının bulunduğunu, bu nedenlerle davalı tarafın T.C. ... İcra Dairesi...E sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ve takibe aynı şartlarda devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Giyim Tekstil Deri Mefruşat Mobilya Dayanıklı Tüketim Malları Züccaciye Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 1997 yılından bugüne kadar etiket, promosyon ve tekstil alanında Türkiye'nin önemli sanayi şehirlerinden biri olan ...’de ticari faaliyetlerine devam ettiğini, taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlandığını, ...numaralı arabuluculuk dosyasında 17.07.2024 tarihinde gerçekleştirilen görüşme sonunda taraflar arasında anlaşamama yönünde tutanak tutulduğunu, müvekkili Şirketin piyasada uzun yıllardır faaliyet gösteren bir tekstil firması olduğunu, ticari iş ve işlemlerine fazlasıyla hakim olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen ödemeleri her zaman vaktinde, usulüne uygun, tam ve eksiksiz olarak ödediğini, davacının dava konusu ettiği ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında hazırlamış olduğu takip talebinin ekine takip dayanağı olarak yalnızca daha öncesinde itirazlarını sunduklarını, davacı taraf yöneltmiş olduğu faturada yer alan mal/iş/hizmetleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini dahi ispatlayamadığını, salt faturanın tek başına ispat unsuru sayılmadığını, taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli olduğunu, taraflar arasında bir sözleşmenin mevcut olmadığını, ayrıca davacı taraf, mal/iş/hizmetin kusursuz olarak yerine getirdiğini de ispat edemediğini, müvekkili şirketin davacı ürünlerinin ayıplı olduğunu davacı’ya bildirerek kabul etmediğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davalı tarafın çeşitli markalara ait promosyon ürünleri satışı işiyle iştigal ettiği, davacıdan ise promosyon olarak kullanılmak üzere 08/12/2023 tarihinde ...-... numaralı satın alma sipariş formu ile "... ŞAPKA" tanımlı üründen 5.050 adet sipariş verildiği, sipariş formunda istenilen şapkanın bir örneğinin eklendiği, numune şapka ile davalıya gönderilen şapkaların incelenmesinde, numune şapka ile davalıya gönderilen şapkaların görünüş olarak benzerlikleri bulunduğu, şapka üzerinde yer alan yazının konumlandırmasında ölçü farklılığının bulunduğu, yükseklik ve çevre ölçüsünün farklı olduğu, her iki şapkanın başı kavramasında farklılık bulunduğu, ölçü hatasından kaynaklı şapkaların ayıplı olduğu, iş bu ayıbın davalı tarafından davacıya bildirildiği, şapkalarda kullanılan kumaşın kesilip dikilerek üzerine nakış işlemi uygulanması nedeniyle söz konusu ayıbın giderilme olanağının bulunmadığı anlaşılmakla gerekçeli ve denetime elverişli bulunan tekstil mühendisi bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davaya konu ürünlerin ayıplı olduğu, davalının ayıplı ürünler nedeniyle seçimlik haklarından birini kullanabileceği, cevap dilekçesi ile ayıp oranında bedelde indirim hakkının talep edildiği, ayıplı ürünlerin hurda bedelinin 92.300,00 TL olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan ön ödeme bedelinden hurda bedeli tenzil edildiğinde davacının davalıdan bakiye alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkekemece taraflar arasındaki ticari ilişki yanlış yorumlanarak "satım sözleşmesi" yerine "eser sözleşmesi" olarak nitelenmesinin doğru olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin "Satım Sözleşmesi" değil "Eser Sözleşmesi" olduğuna dair bir belirtme ya da tespit bulunmamakla Mahkeme Hakimi'nin hukuki bilgi sınırları dışında çıkarak sözleşmenin niteliğini belirlemesinin doğru olmadığını, Tekstil Mühendisi bilirkişinin dahi böyle bir niteleme yapmamakla rapora aykırı surette ve nedenleri belirtilmeksizin sözleşmenin "Eser Sözleşmesi" olarak nitelenmesi dosya kapsamına uygun düşmediğini, bu surette taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüm unsurları itibari ile "Satım Sözleşmesi" olduğunda duraksama bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyetinin "satım sözleşmesi" olduğu varsayımında ayıpları kabul anlamında gelmemek üzere açık ayıp üzere süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından bedelde indirim istenemeyeceğinden davanın kabulü gerekmekte olduğunu, davalı şirket ürünlerin -sözde- ayıplı olmasına bağlanan sonuçlardan yararlanamayacağı açık olup ayıpların def'i ya da itiraz olarak ileri sürülmesinin hukuki bir etkisi olmaksızın davanın müvekkilinin alacaklı olduğunun kabulü yerine davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, malların ayıplı olmadığına ve taraflar arasında "Satım Sözleşmesi" bulunduğuna dair beyanlarının tekrarı ile bir an için "Eser Sözleşmesi" bulunduğu varsayımında malların tesliminden sonra yapılmış süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı olmadığından davalının sonuçlarından yararlanamayacağını, bu düzenleme gereği "Satım Sözleşmeleri"ndeki gibi ama o kadar katı ve belirli süreler öngörülmemiş olsa da "Eser Sözleşmesi" için de ayıpların uygun bir süre içinde bildirilmesi zorunluluğu düzenlendiğini, Kanun bile isteye uygun bir süre demiş olup bunun sınırsız bir sürede kullanılması öngörülmüş olsa idi en azından Kanun'da "...zamanaşımı süresi içinde..." gibi bir belirlemenin yer alacağını, her hangi bir surette bir ayıp ihbarı olmadığından davalının bunun sonuçlarından yararlanmasının mümkün olmadığını, bu sebeple davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi eksik inceleme ile hüküm kurulmasına yol açtığını, bir an için "eser sözleşmesi" bulunduğu varsayımında; yerel mahkeme gerekçeli kararında davacı müvekkilinin emtialara garanti verdiğinden ayıp ihbarına gerek olmadığı tespitinin somut olaya uygun olmadığını, yerel Mahkemece emtialar için müvekkilince garanti verildiğinden bahisle zamanaşımı süresi boyunca ayıp ihbarına gerek kalmaksızın yüklenici müvekkilinin sorumlu olmaya devam edeceğinin bildirildiğini, ancak müvekkili şirketin her hangi bir surette garanti vermediğini, yerel mahkemece gerekçeli kararda; " ... ölçü hatasından kaynaklı şapkaların ayıplı olduğu, iş bu ayıbın davalı tarafından davacıya bildirildiği, ..." denilmekle davalı tarafça yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, yalnızca ürünlerin tesliminden evvel yapılan bir bildirim olup ürünlerin üretilip tesliminden sonra yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, bu nedenlerle yargılama giderleri bakımından icranın geri bırakılmasını, duruşmalı olarak yapılacak istinaf incelemesi neticesinde Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü, aksi kanaatte olunması halinde yeniden incelenerek karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile, İlk derece mahkemesinin kurmuş olduğu hüküm yasa ve doktrin ile uyumlu olduğunu, gerekçeli kararda belirtilen tüm hususların emsal Yargıtay içtihatları paralellik gösterdiğini, mahkemelerin her türlü inceleme ve araştırmayı yapmakla görevli ve yetkili kılındığını, hâl böyle olunca ilk derece mahkemesi re'sen araştırma ilkesi uyarınca görevini yerine getirerek taraflar arasındaki uyuşmalıkta yer alan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu yönünde kanaat getirdiğini, davacının istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu, tarafların bu yönde beyanları olmadığına ilişkin iddia ve itirazlarını yargılamanın bu aşamasında Mahkemeye sunmasının yersiz olduğunu, bu durumda aradaki sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, davacı yanında ayıp ihbar bildiriminin yapılmadığına ilişkin itirazlarının da karşılık bulmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nu 21/1-c maddesindeki iki günlük ihbar süresinin eser sözleşmelerinde uygulama yeri bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı ürünlerinin ayıplı olduğunu davacıya bildirerek kabul etmediklerini, İlk derece mahkemesinde yargılamada, 26.12.2024 tarihinde bilirkişi tekstil mühendisi Prof. Dr. ...ve mahkeme heyeti birlikte mahalinde keşif yaptıklarını, ardından bilirkişi tarafından davacının , müvekkili şirket'e teslim ettiği ayıplı şapka ürünleri üzerinde inceleme yapılarak 25.04.2025 düzenleme bilirkişi raporu hazırlandığını, alanında uzman profesör bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, Müvekkili Şirketin sipariş ettiği ürün ile davacının teslim ettiği ürün arasında birçok fark olduğu şüpheden ari biçimde ispatlandığını, neticede ilgili rapor ile de ürünlerin ayıplı olduğu açıkça ortaya konulduğunu, ihraç etmek için özel olarak sipariş edilen ürünler, davacının ayıplı üretimi nedeniyle müvekkili şirketin elinde kaldığı ve başka firmaya da satılamadığını, müvekkili şirket, uğradığı zarara ve kâr kaybına karşılık olarak bakiye tutarı ayıp oranında bedel indirimi adına uhdesinde tutmasının haklı olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu yönde kurmuş olduğu hükümde de isabetsizlik olmadığını, davacı vekili, yasanın açık hükmüne rağmen dava sürecini uzatacak şekilde aleyhine karar verilmesinden dolayı istinaf yasa yoluna başvurduğunu, davacının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı, duruma da vekilin sebebiyet verdiği gözetilerek davacı vekili aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davacı yanın istinaf yoluna başvuru talebinin kesin olarak reddi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.07.2025 karar tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde onanmasını , harçlar, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir. Dava; şapka satışından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK m.33). Eldeki dosyada, taraflar arasındaki yazışmalardan satın alan davalı tarafın belirlediği kumaş, renk, form ve ölçülerde şapkanın üretimini davacı tarafın üstlendiği, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin ilk derece mahkemesince eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.Yine alınan bilirkişi raporu ile üretilen şapkaların açık ayıplı olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, uyuşmazlık temel olarak ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda toplanmaktadır. Eser sözleşmesinde ayıbı düzenleyen TBK 474''de "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." ve aynı kanunun 477 maddesinde "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. belirtildiği üzere ayıp hususunda iş sahibi imkan bulur bulmaz derhal inceleme yapıp ayıpları gözden geçirmek ve bildirmekle yükümlüdür. şeklinde belirtildiği üzere ayıp ihbarı gerek açık ayıpta gerekse de gizli ayıpta imkan bulunur bulunmaz yapılmak zorundadır. Ayıp ihbarının süreside yapıldığının Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında her türlü delille ispatı mümkün olmakla birlikte mevcut dosyada ayıp ihbarının derhal yapıldığı dosya kapsamında ispat edilememiştir.Zira dosyada sadece 11/12/2023 tarihli yazışmada ayıba ilişkin ifadeler bulunmakta olup, bu tarihin teslimden önceki bir tarih olduğu, numuneye ilişkin yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi raporları ile dava konusu faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat edemediği gözönüne alınarak davanın asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 1-... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 11.981,60 USD asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, takip öncesi işlemiş faize ilişkin istemin davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında delil bulunmadığından reddine, 394.388,75 TL asıl alacağın %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 26.940,70 TL karar harcından peşin alınan 4.838,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.102,05 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından karşılanan 5.327,05 TL peşin harç ve maktu harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4- Davacı tarafından yapılan 3.030,30 TL keşif harcı , 6.682,00 TL tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 9.712,30 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9.518,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 6.000,00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 120,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 63.102,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 6.243,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, B)İstinaf yargılaması bakımından: 1-Davacı tarafından yatırılan 1.210,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan 3 adet elektronik tebligat ücreti 45,00 TL , 480,00 TL posta gideri ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.208,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine, Ç) İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, D)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2026 ... Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.