12. Ceza Dairesi 2021/5160 E. , 2024/6036 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1641 E., 2018/324 K. SUÇLAR : Gizliliğin ihlali, hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteml
**12. Ceza Dairesi 2021/5160 E. , 2024/6036 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1641 E., 2018/324 K. SUÇLAR : Gizliliğin ihlali, hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında gizliliğin ihlali ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-d maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan 5237 sayılı TCK'nın 285/1, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan TCK'nın 125/3, a-4, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mahkumiyet kararının hukuki gerekçe içermediğine, yapılan haberde kamu yararı bulunduğuna, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın sahibi olduğu ve bölgesel yayın yapan Ekspres adlı gazetenin 22.07.2016 tarihli nüshasında "FETÖ savcısı görevde" başlığı altında "Türkiye'yi rezil etti, sonra terfi etti" haberimizden dolayı gazetemiz yetkililerimizi, muhabirlerimizi, gazetemizin patronunu ayrı ayrı mahkemeye veren Adana Başsavcı Vekili ... bu defa yakayı tam ele verdi. Çorlu'da görevli iken stajyer hakim ve savcılara örgüt üyesi olmaları için yaptığı zulümleri noktasına virgüne dokunmadan yayınlıyoruz.. şeklinde yazı ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/32054 sayılı soruşturmasına ait eski bir hakim tarafından verilen ve mağdurun da yer aldığı şikayet dilekçesi ve ifade evrakını yayınlamasına konu olayda, Soruşturmanın gizliliğinin ihlali suçu yönünden yapılan değerlendirmede; bu suç 5237 sayılı TCK'nun 285. maddesinde düzenlenmiş olup, bu suçla adliyeye ilişkin yararlar ile adil yargılanma, soruşturmanın amacına uygun biçimde sürdürülebilmesini temin ve kişilerin lekelenmeme ya da damgalanmama hakkı korunmaktadır. Soruşturmanın gizliliği hukukun genel kurallarından olup, ayrıca 5271 sayılı CMK'nun 157. maddesindeki "Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir" biçimindeki düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte basın ve yayın özgürlüğü ile haber ve yorum yapma hakkının kaynağını Anayasa'dan alan bir hukuka uygunluk nedeni olduğu hatırlanmalıdır. TCK'nun 285. maddesiyle getirilen yasak, suç veya yargılama hakkında topluma bilgi verilmesinin önlenmesini içermemektedir. Madde ile getirilen yasak, soruşturma veya kovuşturmanın gizli kalması gereken yönleriyle ilgilidir. Diğer yandan, basın ve özellikle televizyon yayıncılığının, haber niteliğindeki bilgilerin gecikmeden topluma iletilmesini gerektirmesi nedeniyle, yayına konu haberin "mutlak anlamda maddi gerçeği" yansıtması beklenemez. Zira ancak maddi gerçekliğin tespitinden sonra yayın yapılabileceğini kabul etmek, haber verme hakkını sınırlandırır. Habere konu bir olayın o sıradaki bilgilere göre görünen yüzünün araştırılarak haber haline getirtilmesi durumunda, haberin hazırlanılmasında kasıt, savsama ya da sunuş biçiminde hukuka aykırılık bulunmadığı takdirde, maddi gerçeğin yayınlanandan farklı olması dolayısıyla ceza sorumluluğuna gidilemeyecek ve artık bu unsurları taşıyan bir haberde kişilerin lekelenmeme hakkının korunmasına üstünlük tanınmayacaktır. Buna göre basının haber yapma hakkı ile soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunda korunan hukuki yarar arasındaki dengenin doğru belirlenmesi ve hangi durumda birinin diğerine üstün tutulacağının somut olayın özelliklerine göre tespit edilmesi gerekmektedir. Yargılamaya konu olayda mağdur hakkında FETÖ/PDY örgütü ile irtibatı olduğuna dair ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılmış bir şikayet ve herhangi bir ekleme yapılmaksızın şikayet dilekçesinin bir kısmının sanığın imtiyaz sahibi olduğu gazetede yayınlanması söz konusudur. Anılan şikayet sonucu başlatılan soruşturma kapsamında ilgili Sulh Ceza Hakimliği'nce alınmış bir gizlilik kararı mevcut değildir. Ülkenin içinde bulunduğu şartlara göre davaya konu haberin yapılmasında toplum yararı olduğu açıkça ortadadır. Öte yandan haberde ilgili şikayet dilekçesi aynen yayınlanmış ve dilekçe içeriği dışında maksadı aşacak şekilde bir anlatıma yer verilmemiştir. Gizlilik kararı alınmayan soruşturmalar hakkında haber yapılamayacağını kabul etmek ise, Anayasanın 28 ila 32. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3. maddeleri, İfade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olan basın özgürlüğü, basının fikir, yorum ve haberleri yayma hakkı ve kişilerin bunlardan yararlanma hakları ile en son hukuk devleti ilkelerine aykırı olacaktır. Nihayet sanığın soruşturma makamı yerine geçerek haberini yapacağı her olayda maddi gerçeği araştırması da kendisinden beklenemez. Hakaret suçundan yapılan değerlendirmede ise, manşetten verilen haberde başlık olarak "FETÖ savcısı görevde" ifadesi kullanıldıktan sonra ...'in anılan dilekçesine aynen yer verildiği ve alt başlıkta mağdur hakkında "Çorlu'da görevli iken stajyer hakim ve savcılara örgüt üyesi olmaları için yaptığı zulümleri noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz" ifadesine yer verildiği anlaşılmıştır. Buna göre alt başlıkta habere kaynak şikayet dilekçesindeki anlatım dışında küçültücü, incitici, abartılı söz ve ifadelere yer verilmemiş, muhatabın kişiliğini zedeleyici bir üslup kullanılmamış ve özle biçim arasındaki denge şeref ve onuru kıracak boyutta bozulmamıştır. "FETÖ savcısı görevde" ibaresiyle ise mağdurun anılan örgütle irtibatlı olduğu ifade edilmek istenmiştir ki bu iddia da habere konu şikayet dilekçesindeki iddialara dolayısıyla haberin kaynağına uygundur. Başka bir ifade ile sanık haber kaynağının dışına çıkıp mağdurun kişiliğini hedef alacak ve onu küçük düşürecek tarzda hareket etmemiş, habere konu şikayet dilekçesindeki iddiayı eleştirel ve çarpıcı bir üslupla manşete taşımıştır. Yani "FETÖ savcısı görevde" manşeti afaki, mesnetsiz ve sadece mağdurun kişiliğini hedef almış onu toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik değildir. Aksine bilinmesinde toplum yararı olan bir konuda farklı bir üslupla habercilik görevinin yerine getirilmesi söz konusudur. Zira ilgili şikayet dilekçesinde mağdur dışında isimleri belirtilen kişilerin bir kısmının anılan örgüte üye olmak suçundan tutuklu, bir kısmının ise kaçak konumunda olduğu bilinmektedir. Yine yukarıda ifade ettiğimiz üzere basının maddi gerçeği araştırma ve bekleme zorunluğu yoktur. Basın özgürlüğü, özgürlükçü demokratik toplumun vazgeçilmez temelini oluşturur. Bu kapsamda, yöneticilerle ilgili bazı güncel olayların haber verme hakkı çerçevesinde yayın konusu yapılması da basın özgürlüğü içerisinde görülmelidir. Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Basın yoluyla işlenen suçlarda hukuka uygunluk halleri ise haber verme ve eleştirme hakkıyla mağdurun rızasıdır. Bu açıklamalar ışığında, sanığın eyleminin TCK'nın 26/1 maddesi kapsamında hakkın kullanılması olarak kabul edilmesi zorunludur ve buna göre CMK'nın 223/2-d maddesi uyarınca soruşturmanın gizliliğini ihlal ve hakaret suçundan beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın eyleminin haber verme ve eleştiri hakkı, başka bir ifadeyle basın özgürlüğü veya ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmayıp, haber ve haber içeriği karşısında eylemlerin o tarihte Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili olan katılana yönelik kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu ile soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyete karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.