Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/120 E. , 2024/2424 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/120 Karar No : 2024/2424 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/120 E. , 2024/2424 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/120 Karar No : 2024/2424 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava, Kastamonu ili, Tosya ilçesi sınırları içerisinde ve davacının uhdesinde bulunan ... numaralı kömür ocağı işletme ruhsat sahasında, "ÇED Gerekli Değildir" belgesinde belirtilen alan dışında faaliyette bulunulduğundan bahisle işletme ruhsatı teminatının gelir kaydedilmesine ve üretim faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle "Madencilik Faaliyetlerinde İzinler" başlıklı 7. maddesinin son fıkrasında; "Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti halinde ruhsat teminatı irad kaydedilerek bu alandaki faaliyet durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti halinde ise teminat irad kaydedilerek ruhsat iptal edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 06.11.2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin "Yeraltı Madencilik Faaliyetleri" başlıklı 114. maddesinde; "Madencilik faaliyetinin yeraltı işletme yöntemi ile yapılması halinde; yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı yerüstü tesisleri ile galeri ağzı, kuyu, nefeslik gibi yeraltı yapılarının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Projesinde belirtilen şartlara uyulmadığının ve yüzeyde tasman oluşumunun tespit edilmesi halinde, Kanunun 29 uncu maddesi kapsamında işlem tesis edilerek, tasman oluşum alanındaki üretim faaliyetleri durdurulur. Ancak özel mülkiyete tabi alanlarda mülk sahibinin izni olmadan, özel mülke zarar verildiğinin tespiti halinde ise Kanunun 7 nci maddesinin son fıkrası gereğince işlem yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. İdare Mahkemesi tarafından, Dairemizin eksik inceleme araştırma yapıldığına ilişkin bozma kararına uyularak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi raporunda "sahadaki kömür işletmeciliği yeraltı ve yer üstü kömür üretimi bir bütün olarak düşünüldüğünde yer üstü madenciliği için alınan ÇED gerekli değildir belgesinin kapsadığı alanın yer altı madenciliği için de geçerli olabileceği, bu durumda davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün davacının ruhsat teminatını irad kaydetmesi ve üretim faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin kararının yerinde olmayacağı, en azından davalının gereğini yerine getirmesi hususunda (yeraltı kömür işletmesine ait kirli hava çıkışının gerçekleştiği desandrenin baca ağzının konumunu değiştirerek yer altı ÇED izin alanı içine alınması) uyarılması gerektiği, bu nedenle dava konusu işlemin yerinde olmadığı" yönünde görüş belirtilmişse de, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yetkisinin mahkemelerde olduğu, bilirkişilerin sadece istenen teknik konularda görüş bildirmesi gerektiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu kirli hava çıkışının gerçekleştiği desandrenin baca ağzının, yer üstü kömür işletmesine ait ÇED izin alanı içinde kalmakla birlikte, yer altı ÇED izin alanının dışında olduğu, temiz hava girişleri ve kirli hava çıkışlarının yeraltı kömür işletmelerine ait tesisler olduğu, dolayısıyla bu noktaların yer altı işletmesine ait ÇED gerekli değildir alanında bulunması gerektiği, somut olayda ise kirli hava çıkışının gerçekleştiği desandrenin baca ağzının yer altı ÇED izin alanı dışında olduğu, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin son fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için ilgilinin uyarılması veya aykırılığın giderilmesi amacıyla ilgiliye herhangi bir süre verilmesi gerekmediği anlaşıldığından, yer altı ÇED izin alanı dışında faaliyette bulunduğu sabit olan davacının işletme ruhsatı teminatının gelir kaydedilmesine ve üretim faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta, davalı idarece davacının kirli hava çıkışının gerçekleştirildiği desandre ağzının yeraltı ve yer üstü için davacı tarafından ayrı ayrı alınan ÇED Gerekli Değildir belgelerinde belirtilen alan dışında olduğu tespit edildiğinden teminatının irat olarak kaydedildiği ve davacının üretim faaliyetinin durdurulmuştur. Ancak bilirkişilerce kirli hava çıkışının gerçekleştirildiği desandre ağzının yer üstü kömür işletmesine ait ÇED izin alanı içinde ancak yeraltı ÇED izin alanı dışında olduğu tespit edilmiştir. Olayda davalı idarece davacının ruhsatına konu faaliyet için açtığı kirli hava çıkışının gerçekleştirildiği desandre ağzının yer üstü ÇED izinli alanı içinde olduğu tespit edildiğinden, sonuç olarak davacının ÇED izinli alan dışında bir faaliyette bulunmadığı anlaşıldığından davacının ÇED izinli saha dışında faaliyette bulunduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.