3. Hukuk Dairesi 2025/2461 E. , 2025/5965 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/61 E., 2024/248 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekil…
3. Hukuk Dairesi 2025/2461 E. , 2025/5965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/61 E., 2024/248 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; ...'in 08.12.2006 tarihinde davalıya ait hastanede, davalı Dr. .....'ın gözetiminde gerçekleşen doğumla bir kız bebek dünyaya getirdiğini, hamileliği sırasında tüm kontrollerini düzenli olarak yaptırdığını, doğum için hastaneye yatırıldığı gün doğumun sorunlu olabileceği, sezeryan yapılması gerektiğinin bildirildiğini, ancak sezeryan kararı doktor tarafından geç alındığından bebeğin uzun süre oksijensiz kalarak beyin hücrelerinin hasar gördüğünü, doğumdan sonra bebeğin küveze konulmasının gerektiğini, bu sebeple ....'a nakledildiğini, daha sonra küçüğün tedavisine üniversitesi hastanelerinde devam edildiğini, burada yapılan tetkiklerde bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalmasının beyninde yarattığı hasarın MR ile tespit edildiğini, küçüğün sakat kalmasında doğumu gerçekleştiren doktor ve hastanenin kusurlu olduğunu, hastaneye yaklaşık saat 21.00’da yattığını, ancak doğumun sabaha karşı 06:00 da gerçekleştiğini, operasyonu yürüten doktorun sezeryan kararını daha erken vermiş olsaydı, hamilelik sürecinde gayet sağlıklı gelişmiş olan bebeğin sağlıklı dünyaya geleceğini, doğumu gerçekleştiren davalı doktorun olay tarihinde uzmanlığının olmadığını, doğumdan sonra bebeğin hastanede iyi bakılmadığını, bu nedenle başka bir hastaneye nakil edildiğini ileri sürerek manevi tazminatana ilişkin hakları ile maddi tazminattan fazlaya ait talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL tedavi ve bakım giderleri, 4.000,00 TL daimi işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 7.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; davacı ...'in hemşire olduğunu, doğumun gerçekleştiği .... hastanesinde 6-7 yıl kadar çalıştığı, 2 yıl kadar önce atandığı en son olarak Kütahya'da çalışmakta olduğunun bilindiğini, doktorların ne kadar titiz ve işinin ehli olduğunu çok iyi bildiği için Kütahya gibi uzak bir yerden kendilerini tercih ederek burada doğum yaptığını, suçlamaların dayanaktan yoksun olduğunu, muayne ve kontrollerinde gebeliğe ait herhangi bir sorunun tesbit edilemediği, doğumdan bir ay öncesinde kontrollerinin nerede yapıldığının bilinmediği, gebenin kardiyotokografi cihazına bağlanarak sürekli olarak izlendiği ve ayrıca çıktılar alındığı, bulgulardan sezeryane başlanıncaya kadar anne karnındaki bebeğin oksijensiz kaldığına dair hiç bir bulgunun mevcut olmadığı, ateş, nabız ve tansiyonuna bakıldığında normal olduğun, gebenin tam açık olarak doğumhaneye alındığı, doğumun narmal yollardan gerçekleşmemesi üzerine eşi aydınlatılarak yazılı onamları alından sonra saat 05:20 sularında sezaryan alındığı, bebeğin sezaryan ile doğurtulmasına kadar yanan süreçte de herhangi bir anormal durumunun olmadığını, sezeryan sonucunda bebeğın 2/7 apgar değeri ile doğmuş ve anne karnındayken oksijensiz kaldığının görüldüğünü, bu aşamaya kadar bebekte olumsuzluğa işaret eden hiçbir verinin söz konusu olmadığını, bebeğin çocuk hastalıkları uzmanı tarafından muayne edildiğini, bebeğin problemli olduğunu daha üst düzeyde tedavi ve bakım gerektirdiğinin tespit etmesi üzerine bebeğin ve ailenin yararına olarak bebeği daha üst düzeyde donanıma sahip başka bir hastaneye sevk edildiğini, bebeğin neden düşük apgar değiri ile doğduğu ve anne karnında ne zaman ve ne kadar süre ile oksijensiz kaldığının bilinmediğini, davacıların doğumdan sonra bebeği götürdükleri hastanelerde doktorların kendilerine, bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalmış olduğunu söylediklerini ifade ettiklerini, ancak yukarıda belirtilmiş olduğu gibi bebeğin anne karnında oksijensiz kalmasının hekime atfedilmeyecek pek çok sebebinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin olayların bu şekilde gelişmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı ...'in doğum için hastaneye kabulünden bebeğin sezaryanla doğumu gerçekleştirildiği ana kadar geçen süreçte modern tıbbın tüm gerekleri eksiksiz olarak uygulandığını, hastaneye yatışından doğum sonrasına kadar herhangi bir anormal durumun olmadığını,doğum sırasında NST cihazıyla yapılan düzenli takiplerde bebeğin doğum sırasında hipoksiye maruz kaldığını gösteren herhangi bir bulgunun olmadığını, doğum öncesi gebelik sırasıda gelişen bir hadiseye bağlı bir beyin hasarının akla geldiğini, somut olayda müvekkili hekimin tanı ve standatlarını eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, herhangi bir kusur ve dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.12.2015 tarihli kararıyla; Adli Tıp Raporu ile Tıp Fakültelerinden oluşan özel bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre davacılardan ...'in 07.12.2006 tarihinde özel .... Hastanesine miadında suları gelen ağrılı gebeli olarak yatırıldığı, doğum sürecinin doğum tıbbi kurallarına uygun olarak yapıldığı, normal doğumun mümkün olmaması üzerine sezeryan ile doğumun yapıldığı, doğum sonucunda ... isimli doğan çocukta serabral palsi (beyin felci ) meydana geldiği, bu konunun büyük bir ihtimalle perinatal asveksiye bağlı olduğu, doğumu yapan doktorun asveksinin tespit edilemeyeceği de göz önünde tutularak kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay(kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 11.02.2020 tarihli ilamla; mahkemece davacının iddiaları üzerinde durularak, davalı doktorun uzmanlığına ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili yerlerden celbi ile, doktorun doğumun gerçekleştiği tarih itibariyle tıbbın gerek ve kurallarına göre bu doğuma müdahale ve doğumu gerçekleştirmeye özellikle de sezeryanla bebeğin doğurtulmasına ehil olup olmadığı, olayda doktor ve hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceği araştırılarak, gerektiğinde denetimine elverişli yeniden veya ek rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'in, mevcut tıbbi belgelere göre gebenin normal vajinal doğum kararıyla izleminin doğru olduğu, takiplerinde ilerlemeyen travay (doğum eylemi) nedeniyle alınan sezaryen kararının doğru olduğu, travayda çekilen NST'lere göre bebeğin intrauterin sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların olmadığı, hipoksik iskemik ensefalapatinin genel uygulamalarda perinatal (doğum öncesi), natal (doğumda) ve post natal(doğum sonrası) olarak incelendiği, NST'lerde meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfıksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu, daha erken dönemde bebekte mevcut hipoksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar, veya teknolojik yöntem mevcut olmadığı, hipoksik iskemik ensefalopati hastalığının nedeni tam olarak belli olmamakla birlikte daha ziyade perinatal asfıksiye bağlı olabileceği, bu asfiksinin tespit edilemeyebileceği cihetle kişiye uygulanan tıbbi müdahalelerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bu anlamda davalı Dr. ...'ın olay nedeniyle herhangi bir kusurunun bulunmadığı, diğer yandan olay tarihinde 4 yıllık kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık öğrencisi olan Dr. ... tarafından uzman hekim gözetimi olmadan sezaryen ameliyatı yapılmasının ve diğer davalı hastane tarafından bu şekilde yetkisi olmayan doktor çalıştırılmasının uygun olmadığı, her ne kadar bozma ilamı sonrasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalı hastanenin olay tarihinde ehil olmayan doktorun çalıştırmasının uygun olmadığı tespit edilmiş ise de hastaya tıbbi müdahaleyi yapan diğer davalı doktorun yapmış olduğu müdahalenin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve her hangi bir kusurunun bulunmadığı net bir şekilde tespit edildiğinden başlı başına olay tarihinde ehil olmayan doktor çalıştırmanın zarara sebebiyet vermediği, zararın bu nedenle meydana geldiğinin davacılarca ispatlanamadığı, meydana gelen zarar ile bu olgu arasındaki uygun illiyet bağının kurulamadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davalı hekimin olayın gerçekleştiği 08.12.2006 tarihinde henüz eğitimlerini tamamlamadığını, mahkemece ehliyetsiz hekimin doğuma girmesinin kusurlu bir davranış olarak kabul edilmediğini, Adli Tıp Kurumu raporunda davalı hastanenin olay tarihinde ehil olmayan doktor çalıştırmasının uygun olmadığının belirtilmesine rağmen mahkemenin gerekçesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, uzman hekim olmaksızın sezaryen ameliyatının yapılmasının başlı başına davalıların sorumluluğunu gerektirdiğini davalı hekimin doğum esnasındaki müdahalesi doğur olarak kabul edilse dahi davalı ... kuruluşunun vakaya ehil olmayan bir doktoru görevlendirmesi nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle uyulmasına karar verilen bozma ilamından sonra alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; mevcut tıbbi belgelere göre gebenin normal vajinal doğum kararıyla izleminin doğru olduğu, takiplerinde ilerlemeyen travay (doğum eylemi) nedeniyle alınan sezaryen kararının doğru olduğu, travayda çekilen NST'lere göre bebeğin intrauterin sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların olmadığı, hipoksik iskemik ensefalapatinin genel uygulamalarda perinatal (doğum öncesi), natal (doğumda) ve post natal(doğum sonrası) olarak incelendiği, NST'lerde meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu, daha erken dönemde bebekte mevcut hipoksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar, veya teknolojik yöntem mevcut olmadığı, hipoksik iskemik ensefalopati hastalığının nedeni tam olarak belli olmamakla birlikte daha ziyade perinatal asfiksiye bağlı olabileceği, bu asfiksinin tespit edilemeyebileceği cihetle kişiye uygulanan tıbbi müdahalelerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtilmesine, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda; 4 yıllık kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık öğrencisi olan Dr. .... tarafından uzman hekim gözetimi olmadan sezaryen ameliyatı yapılmasının ve davalı idare tarafından da bu şekilde yetkisi olmayan doktor çalıştırılmasının uygun olmadığı belirtilmiş ise de;.... Tıp Fakültesi Dekanlığının 23.08.2021 tarihli yazısında davalı hekimin aldığı eğitimlerin uzmanlık eğitimi için yeterli olduğunun belirtilmesine, davalı hekimin olayda kusurlu olduğunun ispatlanamamasına, davacıda meydana gelen zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.