Başvuru, ceza infaz kurumunda tutulan hükümlünün sağlık personeli ve ceza infaz kurumu görevlilerinin ihmalleri nedeniyle ölmesi, bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; ceza infaz kurumunda tutulan hükümlünün sağlık personeli ve ceza infaz kurumu görevlilerinin ihmalleri nedeniyle ölmesi, bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 2015/16235 numaralı başvuru başvurucu Şirin Çelik tarafından 2/10/2015 tarihinde, 2015/18545 numaralı başvuru ise diğer başvurucular tarafından 27/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2015/18545 numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2015/16235 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü iken 22/3/2015 tarihinde yaşamını yitiren 1983 doğumlu A.A.nın kardeşleridir.. Başvuru ve soruşturma dosyasındaki belgelere göre A.A., Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Antalya Ceza İnfaz Kurumu) iken sağlık sorunları nedeniyle cezasının kaldırılması yönünde talepte bulunmuştur. Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26/11/2014 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere A.A.nın talebi uyarınca hakkında özel af uygulanabilirliğinin tespiti amacıyla yürütülmekte olan işlemler bulunmaktadır. A.A. bu sırada Antalya Ceza İnfaz Kurumundan Manisa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, oradan da Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının (Cumhuriyet Başsavcılığı) 3/12/2014 tarihli özel af işlemlerinin sonucu hakkında bilgi verilmesine yönelik yazısına istinaden A.A.nın Ceza İnfaz Kurumunda beyanı alınmıştır. A.A. 5/12/2014 tarihli beyanında özetle 2014 yılı içinde Antalya Ceza İnfaz Kurumundayken menenjit rahatsızlığı ve sağ ayağındaki sakatlık nedeniyle Bakanlık ve Başbakanlığa af talebini ilettiğini bildirmiştir. A.A., Cumhuriyet Başsavcılığının 3/12/2014 tarihli yazısına istinaden Manisa Devlet Hastanesine (Hastane) sevkedilmiştir. Hastanenin 17/2/2015 tarihli raporuna göre A.A. sürekli hastalık hâline rağmen infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirebilecek durumdadır. Ceza İnfaz Kurumunun 23/3/2015 tarihli yazısına göre A.A. hakkındaki sağlık raporu ve ilgili belgeler görüş alınması amacıyla Adli Tıp Kurumuna (Kurum) gönderilmiş ve Kurum tarafından 9/3/2015 tarihli yazıyla A.A.nın muayenesi için sevki istenmiş, 25/3/2015 tarihinde Kuruma sevk edilmesi planlanan şahıs 22/3/2015 tarihinde vefat etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu personelince olay günü tutulan tutanaktan 00-00 arası gece nöbetinde olan infaz koruma memurlarının İ.B., R., E.A., S.K. ve E.K. olduğu anlaşılmaktadır. Saat 15 sıralarında olayın bildirilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl ve resen soruşturma başlatılmıştır. Ceza İnfaz Kurumuna giden Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen 22/3/2015 tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağına göre A.A. olay günü dokuz hükümlüyle aynı koğuşta kalmaktadır. A.A.nın infaz dosyası incelenmiş ve kişisel sağlık fişinde 12/3/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu hekimi tarafından muayene edilerek reçete yazılmış olduğu görülmüştür. Raporda; Cumhuriyet savcısı tarafından Ceza İnfaz Kurumu idaresince düzenlenen tutanağın incelenmesi neticesinde ise A.A.nın saat belirtilmeyen defter kaydına göre doktor R. tarafından kontrol edilerek üst solunum yolları enfeksiyonu tanısı ile kendisine ilaç verilmiş olduğu, bu amaçla 112 Acil Servisin çağırıldığı ve saat 55'te Doktor A.E. tarafından yapılan kontrolde şahsın ölü olduğunun tespit edildiğinin görüldüğü yazılıdır. Cumhuriyet savcısı aynı gün saat 25 sıralarında ölü muayenesi işlemi yapmış, otopsi yapılmasını gerekli görmüş, müteveffa ile aynı koğuşta kalmakta olan diğer hükümlülerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve hükümlünün sağlık işlemleri ile ilgili tüm evrakın birer örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi talimatını vererek Ceza İnfaz Kurumundan ayrılmıştır. Müteveffanın cesedi 22/3/2015 tarihinde otopsi işlemi için Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığına (Grup Başkanlığı) gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 22/4/2015 tarihli yazısıyla otopsi raporunun akıbetini sormuştur. Grup Başkanlığının 27/4/2015 tarihli otopsi raporunda özetle A.A.nın kanında ve göz içi sıvısında yapılan incelemede ilaç etken maddelerine rastlandığı ve kesin ölüm nedeninin şiddetli akut pürülan (irinli) menenjit olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından A.A. ile aynı koğuşta kalan A.nın 22/3/2015 tarihinde tanık olarak beyanı alınmıştır. A. beyanında özetle A.A.nın öğlen rahatsızlığı nedeniyle koğuşa geçip yattığını, saat 15'te ambulans geldiğini, A.A.nın ambulansa götürüldüğünü, 15 dakika kadar sonra A.A.nın yukarıya geldiğini, ona iğne yapıldığının söylendiğini, baygın gibi durduğunu, bir süre sonra infaz koruma memurlarından birinin gelerek A.A.nın ateşi olduğunu, bir süre üzerini fazla örtmemeleri gerektiğini söylediğini bildirmiştir. Anılan tanık ayrıca akşam sayımına doğru saat 00 sıralarında A.A.nın titremeye başladığını, görevli memura haber verdiklerini, diğer bir hükümlünün A.A.nın ağzının kapanmaması için dişlerinin arasına mendil koyduğunu, bir süre sonra titremesinin geçtiğini, görevli memurların üzerine çarşaf örttükten sonra odadan çıktıklarını, saat 00'e kadar A.A.nın yanında beklediklerini, bu saate kadar başka bir rahatsızlığı olmaması üzerine yemeğe indiklerini, yanında İ.nin kaldığını, saat 30 sıralarında odaya döndüklerinde A.A.nın sağa sola dönerek uyuduğunu gördüğünü, sabah 00'de uyanınca A.A.yı kontrol eden nin şahsın öldüğünü söylemesi üzerine görevli memurlara haber verdiklerini ve ambulansın geldiğini söylemiştir. A. beyanında, kendisinin de rahatsızlıkları olduğunu ve acil servisle hastaneye gittiğini, dönüşte ceza infaz kurumunun evrak getiren aracı ile geldiğini, kimsenin kendisinden para istemediğini ancak geceleyin acil servis ile hastaneye giden hükümlülerin işleri bittiğinde kuruma dönecekleri zaman toplu taşıma aracı olmadığından taksi tutarak dönmeleri mümkün olduğu için görevli memurların mağdur olmamaları amacıyla hükümlülerin yanlarına para alması konusunda onları uyardığını duyduğunu, üç aydır kaldığı bu kurumunda rahatsızlığı ile ilgili yapılması gereken bütün işlemlerin yapıldığını, kurumdaki görevlilerin hükümlülerin rahatsızlanması hâlinde ambulans çağırmak veya kurum doktoruna muayeneye çıkarmak konusunda herhangi bir ihmallerine rastlamadığını ifade etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından A.A. ile aynı koğuşta kalan E.S.nin de 22/3/2015 tarihinde tanık olarak beyanı alınmıştır. E.S. beyanında özetle A.A.nın rahatsızlanması üzerine ambulans çağırıldığını, kendisinin akşam sayımdan sonra odaya çıktığını, yaklaşık bir saat sonra A.A.nın el ve ayaklarının titremeye başladığını, koğuştakilerin şahsa masaj yaptıklarını, görevlilere de haber verdiklerini, bir süre sonra A.A.nın kendine geldiğini, görevli memurların ateşi olması nedeniyle üzerini fazla örtmemelerini söylediğini, yatmak için odaya döndüğünde A.A.nın normal bir şekilde yattığını gördüğünü, sabah sayıma kalktıklarında A.A.nın hareketsiz olduğunu fark etmeleri üzerine görevlilere haber verdiklerini, ambulansın geldiğini ve kontrol eden doktorun şahsın öldüğünü söylediğini, A.A.nın titreme nöbetinden sonra herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermediğini, hatta saat 00 sıralarında koğuşa gelen görevli memurun da A.A.nın durumuna bakıp normal olduğunu gördüğünü, A.A.nın acil yardıma ihtiyacı olduğunu fark etmeleri durumunda bunu görevlilere bildireceklerini ifade etmiştir. E.S. beyanında, doktora gitmek isteyen ya da acil müdahale gerektiren hükümlüler için görevlilerin ihmalî bir davranışına tanık olmadığını, acil servisle gidenlere parası olup olmadığının sorulmasının nedeninin ise geceleyin ambulans ile hastaneye giden hükümlülerin infaz kurumuna o saatlerde gelen toplu taşıma aracı olmaması ve taksi tutarak gelmelerinin gerekmesi olduğunu ifade etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından A.A. ile aynı koğuşta kalan G.T., İ., K. ile İ.Ö.nün 22/3/2015 tarihli tanık beyanları da benzer hususları içermektedir. A.A. ile aynı koğuşta kalan İ.nin Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 22/3/2015 tarihli tanık beyanının ilgili kısımları şöyledir:"...dün saat 17:00 sayımdan sonra eşofmanı giymek üzere koğuşa çıktım, [A.nın] rahatsız olduğu ve ambulans çağrıldığı söylendi, ambulans gelince [Mu.] ile birlikte [A.nın] koluna girerek ambulansa götürdük, doktor ambulansın içerisinde [A.yı] muayene etti, ateş ölçen cihazın bozuk olduğu söylendi, bu nedenle [A.nın] ateşini ölçemediler, bu sırada [A.yı] daha önce kapalı cezaevinde birlikte kaldığı için tanıyan [Me.] isimli hükümlü arkadaşımız doktora [A.nın] Menenjit geçirmiş olduğunu bu nedenle iğne vurulursa iyi gelmeyeceğini söyledi, bizlerde [A.nın] hastanede tedavi edilmesinin daha iyi olacağını söyledik, ancak doktor bizi dikkate almadı ve orada görevli hemşireye iğne vurmasını söyledi ve hemşire de [A.nın] iğne vurdu yukarıya çıkarmamızı söylediler, [G.] ile birlikte [A.yı] yukarıya çıkardık, yukarıya çıkardığımız sırada [A.] lavobaya götürmemizi söyledi ve burada lavobaya kustu, yüzünü temizledikten sonra yatağına götürdük, [A.] 'kafam kafam' diyordu, onu yatırmamızdan yarım saat ya da bir saat kadar sonra [A.nın] titreyerek nöbet geçirdiğini gördük, ben ve koğuşta olan diğer arkadaşlarım [A.nın] koluna ve bacağına masaj yaparak kendine gelmesini sağlamaya çalıştık, bu sırada yukarıda da adını verdiğim [Me.] isimli arkadaş yanımıza gelerek 'dişlerinin arasına birşey koyun ağzı kapanmasın' dedi, bunun üzerine nefes alabilmesi için dişinin arasına peçete koyduk ve görevli memurlara haber verdik, memurlar geldiğinde [A.] normale dönmüştü, konuşamıyordu ancak normal yatıyordu, nasıl olduğunu sorduğumuzda, iniltiyle cevap veriyordu, ben sayım sonrasında 19:30'da aşağıya indim ve 21:00 sıralarında odaya geri döndüm, odaya döndüğüm [A.] normal bir şekilde nefes alıp veriyordu, sonrada ben saat 22:00 sıralarında uyudum, sabah 06:00 uyandım ve görevli olduğum yemekhaneye geçtim, [A.yı] kontrol etmediğim için ben inerken yaşayıp yaşamadığını bilemiyorum, yemekhanede bulunduğum sırada aynı koğuştaki arkadaşlarımdan biri gelerek [A.nın] ölmüş olduğunu söyledi dedi. Ben iki aydır açık ceza infaz kurumundayım, idarecilerin ve görevli memurların kimseye kötü davrandığına tanık olmadım, hasta olupta doktora gidemeyen ya da hastaneye götürülmeyen bir hükümlü olduğunu da şimdiye kadar duymadım..." Tanık A.nın Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği22/3/2015 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir:" ...dün [A.nın] rahatsız olduğunu farkedince görevlilere haber vermiştik, saat 17:30 sıralarında ambulans gelince [İ.] isimli arkadaşım ile [A.nın] koluna girerek ambulansa götürdük, [A.] ambulansa geçtiğinde ben biraz geride merdivenlerde bekliyordum, doktor [A.nın] kolunun altına ateşini ölçmek için cihaz koydu, ancak yanındaki bayanlarla cihaz çalışmıyor diye konuştuklarını duydum, bu sırada yanımızda görevli memurlarda vardı, doktor [A.nın] ateşinin olduğunu ancak çok yüksek olmadığı için iğne vurulmasını gerektiğini söyledi ve ambulansın kapısı yarım açıkken iğne vurmak amacıyla kapıyı kapattılar, doktor iğne vurduktan sonra yanımıza gelen [Me.] isimli bir hükümlü arkadaşımız [A.ya] iğnenin iyi gelmeyeceğini söyledi, ancak bunu gördüğüm kadarıyla bunu doktorlara söylemedi, zaten burada memurlar bulunmakta iken bizlerin doktorlar ile muhatap olunmasına imkan yoktur, doktor iğneyi vurdurduktan sonra koğuşa götürebileceğimi söyleyince [Mu.] ve [İ.] [A.nın] koluna girdi, bende onlarla birlikte koğuşa çıktım, ben [A.nın] rahatsızlığı nedeniyle yanında kaldım, yaklaşık 1 saat kadar sonra[A.] titremeye başladı, ben ve diğer arkadaşlarım elini ve ayaklarını ovduk, dili boğazına kaçmasın diye yüzünü yan çevirdik, bir süre sonra [A.] kendine geldi, benim gördüğüm kadarıyla ambulanstaki doktor [A.nın] [P.] ilacı kullanması gerektiğini söyledi ve bir günde 4 tane atabileceğini ekledi, daha sonra sağlık işlerinde görevli memura yardımcı olan hükümlü arkadaşımıza bir hap verildi ancak bunu sağlık memurumu, doktor mu verdi bilemiyorum, ayrıca bu ilacı [A.nın] alıp almadığını da bilemiyorum, dedi.Yukarıda anlattığım titreme krizi sonrasında [A.] kendine geldi ve yatağında uyumaya devam etti, akşam 19:00 sayımından sonra televizyon izlemeye aşağıya indim, 24:00 sıralarında odaya döndüm, [A.ya] 'iyimisin?' diye sordum, cevap vermedi ancak nefes alıyordu, ben de fazla rahatsız etmeden ranzama gidip uyudum, saat 01:30 lavobaya gidip döndüğümde [A.nın] battaniyesinin yere düştüğünü gördüm, kaldırıp yarısı üzerine örtecek şekilde battaniyeyi üzerine bıraktım, saat 07:30 sıralarında [Met.] isimli arkadaşım beni uyandırdı ve '[A.] sanki ölü gibi duruyor' dedi, bende ranzadan inip baktığımda, [A.nın] nabzının atmadığını ve vücudunun soğuk olup katılaştığını ve yüz üstü yattığın gördüm, gidip durumu görevli memur arkadaşlara haber verdim, memur arkadaşlar ile tekrar [A.nın] yüzüne bakmak amacıyla hafif yan çevirdik, yüzünün morarmış olduğunu gördük, daha sonra ambulans ile gelen doktor bize [A.nın] öldüğünü söyledi.Ben 105 gündür bu kurumdayım, ne benim nede başka bir arkadaşımın sağlık sorunları ile ilgili görevlilerin herhangi bir ihmaline rastlamadım, bende hastaneye gitmiştim, [Met.] isimli arkadaşımız da ambulans ile hastaneye gitmişti, her ikimizi de cezaevinin evrak getiren aracı ile kuruma geri getirdiler, kimse benden para veya başka birşey istemedi, hükümlü arkadaşlarımızın da bu konuda bir problemi olduğunu sanmıyorum..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak 4/8/2015 tarihinde ifadesi alınan İnfaz Koruma Memuru İ.B.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben olay tarihinde Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumunda vardiya amiri olarak görev yapıyordum, vardiya amirliği nöbetini devraldığım 19:00 'da nöbeti devreden arkadaşım hükümlülerden birinin hasta olduğunu söyledi ve ambulansın gelip ambulanstaki doktorun tedavisini yaptığını da beyan etmişti, arkadaşımın söylediğine göre hükümlüyü hastaneye götürmeye gerek duymamışlar, akşam sayımını dışarıda alıyorduk, ancak bu hükümlü hasta olduğu için sayıma indirmedik, görevli arkadaşlardan biri kontrolünü yaptı. Saat 22:30 sıralarında İKM [R.] ile [E.A.] benim talimatlarım doğrultusunda bütün koğuşları tek tek dolaştılar, bu sırada hasta hükümlünün durumunu da kontrol etmişler, bana olumsuz herhangi bir durum bildirmediler.24:00 da yapılan gece sayımında görevli memurlar hükümlüyü yine kontrol etmişler, bu sayımda da bana olumsuz bir durum bildirilmedi.Gece nöbetlerinde genelde iki ya da üç saatte bir koğuş kısmına görevliler tarafından çıkılıp hükümlüler kontrol edilmektedir. Olay tarihinde de çok net olarak saatlerini hatırlamıyor olmakla birlikte bu rutin uygulama doğrultusunda hareket etmiştik. Sabah saatlerine kadar herhangi bir hükümlü tarafından bana ya da görevli arkadaşlarıma olumsuz bir durum bildirilmedi.Saat 07:30 sıralarında [E.A.], [E. K.] ile birlikte bir hükümlünün hasta olan arkadaşlarının yatakta hareketsiz yattığını söylemesi nedeni ile koğuşa gitmişler, hemen arkasından bana bilgi verdiler ve ben koğuşa çıktım, ... o sırada ölü olduğunu anladım, ancak yinede kesin olarak anlaşılması için 112 Acil Servise haber verdirdim, daha sonra olay mahalline gelen doktor hükümlünün ölmüş olduğunu tespit etti.Ben yasal görevim kapsamında nöbetim boyunca yapmam gereken bütün işlerimi eksiksiz olarak yerine getirdim, hükümlünün hasta olduğunu biliyordum, ancak ambulansla doktorun gelerek hastaneye götürmeye gerek duymayıp ilaç verdikten sonra koğuşuna geri gönderdiğini bildiğim için bu saatten sonra yeniden rahatsızlandığı yolunda herhangi bir şikayette gelmediğinden yapacak bir işlemde yoktu. Eğer hükümlü ya da arkadaşları hükümlünün sağlık durumunun kötüye gittiğini söylemiş olsalardı müdahale edilmesi için 112 Acil Servise haber verirdim, zaten ben nöbete başladığım sırada hükümlünün rahatsız olduğunu öğrendiğim için arkadaşlarına özellikle hükümlünün durumunu takip etmelerini, olumsuz bir durum olursa gecikmeden haber vermelerini söylemiştim, bu nedenle hükümlünün ölümü olayında benim ya da diğer görevli arkadaşlarımın herhangi bir kusuru bulunmamaktadır..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak 4/8/2015 tarihinde ifadesi alınan İnfaz Koruma Memuru E.A.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben olay tarihinde Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumunda kurum ana giriş nöbetçisiydim, nöbeti devraldığım 19:00 'da nöbeti devreden arkadaşım hükümlülerden birinin hasta olduğunu söyledi ve ambulansın gelip ambulanstaki doktorun tedavisini yaptığını da beyan etmişti, arkadaşımın söylediğine göre hükümlüyü hastaneye götürmeye gerek duymamışlar, akşam sayımını dışarıda alıyorduk, ancak bu hükümlü hasta olduğu için sayıma indirmedik, görevli arkadaşlardan biri kontrolünü yaptı.Saat 22:30 sıralarında İKM [R.] ile birlikte bütün koğuşları tek tek dolaştık, bu sırada hasta hükümlünün durumunu da kontrol ettik, aynı koğuşta kalan hükümlünün arkadaşları uyuduğunu söylediler.24:00 da yapılan gece sayımında görevli diğer memur arkadaşım hükümlüyü kontrol ettiğini söyledi,nöbetim sırasında ne hükümlüden ne de aynı koğuşta kalan arkadaşlarından hükümlünün sağlık problemi olduğunu söylemediler.Saat 01:00 sıralarına kadar diğer görevli arkadaşlarım ile birlikte koğuşlar bölgesinde dolaştık, bu esnada herhangi bir olumsuz bir şey görmedik, bu saatten sonra binanın girişinde mahkum kabul bölümüne geçip nöbetimizi tutmaya devam ettik.Saat 07:30 sıralarında ismini hatırlamadığım bir hükümlü hasta olan arkadaşlarının yatakta hareketsiz yattığını söyledi, bunun üzerine İKM [E.K.] ile birlikte hasta hükümlünün kaldığı koğuşa çıktık, hareketsiz yattığını gördük, ... ben vardiya amirine haber verdim, vardiya amiri yukarı çıkınca kurum nöbetçi müdürüne haber verdim ve 112 Acil Servisi aradım, daha sonra hükümlünün ölmüş olduğunu öğrendik, ben yasal görevim kapsamında nöbetim boyunca yapmam gereken bütün işlerimi eksiksiz olarak yerine getirdim, hükümlünün hasta olduğunu biliyordum, ancak ambulansla doktorun gelerek hastaneye götürmeye gerek duymayıp ilaç verdikten sonra koğuşuna geri gönderdiğini bildiğim için bu saatten sonra yeniden rahatsızlandığı yolunda herhangi bir şikayette gelmediğinden yapacak bir işlemde yoktu. Eğer hükümlü ya da arkadaşları hükümlünün sağlık durumunun kötüye gittiğini söylemiş olsalardı müdahale edilmesi için 112 Acil Servise haber verirdim, bu nedenle hükümlünün ölümü olayında benim ya da diğer görevli arkadaşlarımın herhangi bir kusuru bulunmamaktadır..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak 4/8/2015 tarihinde ifadesi alınan İnfaz Koruma Memuru R.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben olay tarihinde Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumunda mutfak nöbetçisi olarak görev yapıyordum, nöbeti devraldığım 19:00 'da nöbeti devreden arkadaşım hükümlülerden birinin hasta olduğunu söyledi ve ambulansın gelip ambulanstaki doktorun tedavisini yaptığını da beyan etmişti, arkadaşımın söylediğine göre hükümlüyü hastaneye götürmeye gerek duymamışlar, akşam sayımını dışarıda alıyorduk, ancak bu hükümlü hasta olduğu için sayıma indirmedik, görevli arkadaşlardan biri kontrolünü yaptı.Saat 22:30 ve 24:00 de yapılan gece sayımında arkadaşlarımla birlikte koğuşları dolaştık, sayım aldık, bu sırada ne hasta hükümlü ne de hastahükümlünün arkadaşları olumsuz bir durum bildirmediler.Sabah 07:30'a kadar herhangi bir olumsuzluk olmadı, ancak bu saatte hasta olan hükümlünün öldüğünü duydum, bunun üzerine ben de yukarı çıktım, diğer görevli arkadaşlarım da koğuştaydı, bir süre sonra 112 Acil Servis kuruma geldi ve kontrol eden doktor hükümlünün ölmüş olduğunu söyledi.Ben yasal görevim kapsamında nöbetim boyunca yapmam gereken bütün işlerimi eksiksiz olarak yerine getirdim, hükümlünün ölümü olayında benim ya da diğer görevli arkadaşlarımın herhangi bir kusuru bulunmamaktadır..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22/3/2015 tarihinde İnfaz Koruma Memuru S.K.nın tanık olarak beyanı alınmıştır. S.K. daha sonra 4/8/2015 tarihinde şüpheli olarak verdiği ifadesinde de olayda kusurunun olmadığını, nöbeti boyunca kendisine A.A.nın sağlık durumunun bozulduğuna dair bir bilgi verilmediğini bildirmiştir. Anılan tanığın beyanının ilgili kısmı ise şöyledir:"Ben İnfaz Koruma memuru olarak görev yapmaktayım, 21/03/2015-22/03/2015 tarihleri arasında 19:00-08:00 saatleri arasına gece vardiyasında nöbetçi idim, saat 21:30'da koğuşları dolaşırken ölen [A.nın] da bulunduğu A-6 nolu koğuşa gittiğimde koğuşta [A.] ve bir başka hükümlünün yatmakta olduklarını gördüm, bu kişilerin durumu kontrol edip, nefes alıp verdiklerini görünce rahatsız etmeden koğuştan ayrıldım, benden sonra gece vardiyasında nöbetçi arkadaşlarımda aynı şekilde koğuşları kontrol etmişler, gece yarısına doğru yine koğuşları kontrol ederken ölenin yattığı ranzanın üst katındaki ranzada yatmakta olan [Mu.] isminde hükümlü bana şuan hatırlamadığım birşey sormuştu, bu sırada koğuşun içinde olduğum için [A.nın] yüzünü duvar tarafına doğru döndüğünü ve bu amaçla hareket ettiğini gördüm, daha sonra sabah saatlerine kadar herhangi bir olumsuz durum bildirilmedi..." Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak 5/8/2015 tarihinde ifadesi alınan İnfaz Koruma Memuru H.K.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:" Ben olay tarihinde Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumunda vardiya amiri olarak görev yapıyordum, saat 17:00 sıralarında sayım için hükümlüler dışarıya çıktı, [A.A.] isimli hükümlü rahatsız olduğunu beyan etti, midesinin bulandığını, istifra edeceğini söyledi, bunun üzerine ben arkadaşlarına hükümlüyü koğuşuna çıkarmalarını söyledim, sonra sayımı aldım, yaklaşık 10-15 dakika kadar geçmişti, yukarıya çıkarak koğuşta bulunan hükümlüyü kontrol ettim, hükümlünün rahatsız olduğunu ve doktor kontrolüne ihtiyacı olduğunu görünce kurumumuzda doktor bulunmaması nedeni ile 112 Acil Servise haber verdim.Acil servisi arayıp ambulans geldiğinde bende kurumdaydım, hasta hükümlüyü aşağıya indirdikten sonra ambulansın içine aldılar, ambulansta doktor bulunmaktaydı, ben ambulansın içinde ne gibi işlem yaptıklarını bilemiyorum, ancak ambulansla gelen doktor benimle birlikte kurumun revir kısmına geçti, hükümlünün soğuk almış olduğunu söyleyerek burada bulunan ilaçlardan uygun olan ilacı secip bu haptan 3 taneyi aldı ve bize vererek olayın cumartesi günü meydana gelmiş olması nedeni ile cumartesi akşam ve pazar günü sabah ve akşam kullanmasını, daha sonra doktor kontrolüne götürmemizi söyledi, hükümlüyü bu muayeneden sonra odasına çıkardık, doktorun verdiği haptan bir tane içti, ben daha sonra 19:00 da başlayacak nöbetçi arkadaşlara vardiyayı devrettim ve hasta hükümlünün durumunu da anlattım, ertesi gün bu hükümlünün olmuş olduğunu duydum.Benim vardiya amiri olarak görevim bu şekilde hasta olan hükümlünün durumunu sağlık kuruluşuna bildirmekten ibarettir, gelen sağlık ekibinin talimatları doğrultusunda işlem yaptım, hasta hükümlüyü doktorun talimatına karşı çıkarak hastaneye göndermek gibi bir görevim yoktur, kaldı ki hükümlünün durumunun hastaneye yatacak kadar ağır olup olmadığını bilecek durumda da değilim, bu nedenle görevimi yasal mevzuatın gerektirdiği şekilde yaptığımı düşünüyorum ..." Cumhuriyet Başsavcılığı 25/3/2015 tarihli müzekkereyle Ceza İnfaz Kurumundan A.A.nın dosyasında bulunan tüm tıbbi evrakın bir örneğinin iletilmesini istemiştir. Ceza İnfaz Kurumu talep edilen evrakı aynı gün iletmiştir. İletilen sağlık dosyasında A.A.nın hastalıklarına ve buna bağlı olarak yürütülen özel af talebi sürecine dair evrakın (bkz. §§ 10-14) bulunduğu görülmüştür. Başvurucuların vekili 14/4/2015 havale tarihli dilekçeyle Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturma dosyasının bir örneğini talep etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/4/2015 tarihinde Şehzadeler Kaymakamlığından (Kaymakamlık) A.A.nın ölümü ile ilgili olarak, olaya müdahale eden doktor ve sağlık ekibinin ihmali bulunabileceği değerlendirildiğinden söz konusu kamu görevlileri hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi talebinde bulunmuştur. Kaymakamlık tarafından 12/5/2015 tarihinde bu konuda Manisa Valiliğinin (Valilik) yetkili olduğu bildirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 14/5/2015 tarihinde söz konusu soruşturma izni talebini Valiliğe iletmiştir. Valilik tarafından yapılan ön incelemede A.A.ya müdahaleyi yapan Doktor R.nin 9/6/2015 tarihinde ifadesi alınmıştır. İfadenin ilgili kısmı şöyledir:"...Hasta genel durumu iyi bilinci açık, koopere bir hastaydı. Şikayetlerini sorduğumda 'üşümem, titremem var, her yerim dökülüyor, eklemlerim ağrıyor, boğazım acıyor ve halsizim' dedi. Bunun üzerine yaptığım fizik muayene sonucunda boğazda hafif bir hiperemi vardı. Solunum sistemi muayenesi doğaldı her iki hemitoraks solunuma eşit katılıyordu ... kalp ritmik normaldı. ... Nörolojik muayenesi doğaldı. ...herhangi bir döküntü yoktu. Ateş, tansiyon ve nabız bulguları normaldi. 'Hastaneye gitmek istiyor musun' diye sorduğumda 'yok' diye cevap verdi. ...1 ampul [] yapalım dedim. ...Ağrısı olursa kullanması için ağrı kesici/ateş düşürücü ilaç bakmak üzere ...Arkadaşımı revire gönderdim. Döndüğünde 2 kutu antibiyotik... Getirdi. Tedaviye tek doz antibiyotiğin yeterli olmayacağını düşünerek antibiyotik enjeksiyonunu yaptırmak istemedim. Hafta sonu olması nedeniyle şikayetleri devam ederse acile gitmesini, Pazartesi günü ise Dahiliye doktoruna gitmesini önerdim. ...sonra tekrar gardiyanlarla birlikte koğuşuna çıktı..." Ön incelemede acil tıp teknisyenleri S.Ö.nün 8/6/2015 tarihinde, A.B.A.nın 9/6/2015 tarihinde ifadeleri alınmıştır. S.Ö. ile A.B.A.nın ifadeleri benzer yönde olup A.B.A.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir: "...Hasta gardiyanlar refakatinde ambulansa geldi. Doktor Hanım hastaya şikayetlerini sordu. Hasta üşümesl olduğunu ve her yerinde ağrı olduğunu söyledi. Daha sonra fiziki muayenesini yaptı. Benden ateş ve tansiyonuna bakmamı söyledi. Ateşi ve tansiyonu nonnal değerler arasındaydı. Hastanın genel durumu iyiydi. Gördüğüm kadarıyla üşümesi vardı. Doktor Hanım 'hastaneye götürelim' dediğinde hasta 'yok. gitmek istemiyorum' dedi. Doktor Hanım 'Sana iğne yapalım mı ? ' diye sorduğunda 'tamam' dedi ve sedyeye yattı. Doktor Hanım bana ampul [] yapmamı söyledi. Ambulansın kapısı kapatıldı, ben bu arada ilacı hazırladım. Hastaya 'bizim istasyonumuz hastanenin yanında istersen seni de götürebiliriz' dedim ancak 'yok' diye cevap verdi..." Ön inceleme sırasında bilirkişi olarak tayin edilen klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanının 15/6/2015 tarihli raporunun ilgili kısmı şöyledir:" ...menenjitin en sık bulgusu ateş; baş ağrısıdır. Baş ağrısının sebebi kafa içerisindeki basıncın artması ve beyinde ağrı oluşturan bölgelerdeki iltihaptır. Kafa içi basıncının artması durumunda bulantı, kusma, bulanık görme gibi yakınmalar, ense sertliği ve diğer meninks irritasyon bulguları ortaya çıkar. Geç dönemde bilinç durumunda değişiklik1er gibi nörolojik kayıplar ve epileptik nöbetler görülür. Menenjitin ilk evresi birkaç gün süren üst solunum yolu enfeksiyonu veya barsak enfeksiyonu gibi belirtilerle de başlayabilir. Devamında ise hastanın tablosu ağırlaşır. İlk dönem bulguları ile menenjit tanısı koymak pek mümkün değildir. Hastalarda kafa içi basınçı artmasına bağIı şiddetli baş ağrısı ve başka bir şekilde açıklanamayan bulantı, kusma gibi şikayetlerin eklenmesi ile klinik şekillenir. Menenjit tanısının konmasında en önemli aşama hastanın şikayetlerinin ve nörolojik bulgularının değerlendirilmesidir. Ateş ve boğaz enfeksiyonu veya akciğer enfeksiyonunu takiben günler hatta saatler içinde menenjit tablosu gelişebilir. Bulguların değerlendirilmesi sonrasında beyin görüntülemesi, tercihen ilaçlı beyin MR'ı çekilerek kesin tanı için de beyin omurilik sıvısınm (bel suyu) incelemesi gereklidir. ... Tedavi hem hastalığın yaken takibi hem de kullanılan ilaçların yan etkilerinin kısa zamanda tanınması açısından her zaman hastane ortamında yapılmalıdır. Ağızdan alınan ilaçlar ile menenjit tedavisi yapılamaz. Özellikle Merkezi sinir sistemi (MSS) infeksiyonları acil hekimlikte çok önemli bir grubu oluşturur. Çok hızlı tanı ve tedavi yaklaşımı gerektirir, çoğu zaman tedavi ile tam düzelme sağlanabilirken, tedavinin gecikmesi veya tedavi edilmeme durumunda yüksek mortalite veya kalıcı nörolojik hasar söz konusudur. İnceleme yapılan olguda ifadelerden; hastanın hekim tarafından görüldüğü dönemin Menenjitin ilk evresi olan üst solunum yolu enfeksiyonu dönemine uyan bulguların hakim olduğu anlaşılmaktadır." Valilik tarafından 3/7/2015 tarihli kararla sağlık görevlileri hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:" ...Çağrı Kayıt Formları, Ambulans Vaka Kayıt Formları ve olaya müdahale eden Şehzadeler 1 No'lu ekibin ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde; ekibin vakaya yönlendirildikten sonra öngörülen sürenin altında bir sürede vakaya ulaştığı, sonrasında yardımcı sağlık personeli çalışanlarının ekip sorumlusu olan Doktor [R.nin] talimatlarını eksiksiz yerine getirdiklerinin anlaşıldığı, (Ateş, nabız, tansiyon ölçümleri ve kas içi ilaç uygulanması gibi) ekip doktorunun yapmış olduğu sistemik muayenede sadece boğazda hiperemi (enfeksiyona bağlı renk değişimi) bulgularını saptaması ve başta sinir sistemi muayenesi olmak üzere tüm sistem muayenelerini yapmış olduğu hastanın sabah enfeksiyon hastalıklarına bağlı bir nedenden yatağında ölü bulunması üzerine Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları konusunda Uzman bir doktorun Bilirkişi olarak görüşünün alınmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı......bilirkişi raporunda ...mevcut bulgularla hastanın hekim tarafından görüldüğü dönemin menenjitin ilk evresi olan üst solunum yolu enfeksiyonuna uyan bulgulara hakim olduğu kanaatine varıldığı, Hastaya müdahale eden ekip sorumlusu Doktor [R.nin] görevinde herhangi bir ihmal yada kusurunun olmadığı, Sürücü ATT olarak görev yapan [S.Ö.nün] olay yerine ulaşım esnasında ve ekip sorumlusu dektorun verdiği görevleri yerine getirmede herhangi bir kusurunun olmadığı, ATT [A.B.A.nın] ekip sorumlusu doktor tarafından verilen tansiyon ölçme, ateş ve nabız kontrolü sonrasında da kas içi ilaç enjeksiyonlarını eksiksiz yaptığı ve konuyla ilgili bir ihmali olmadığı anlaşıldığından..." Cumhuriyet Başsavcılığı 9/7/2015 tarihinde söz konusu karara karşı itiraz etmiştir. İtiraz gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İncelenen dosya kapsamında; ön incelemeci olarak atanan görevli tarafından alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde; raporun görevli doktorun mevcut olayda kusuru olup olmadığına dair herhangi bir açıklık içermediği gibi raporun üçüncü paragrafında belirtildiği üzere bulguların değerlendirilmesi sonrasında beyin görüntüemesi için tercihen ilaçlı beyin MR çekilerek kesin tanı için de beyin omuzilik sıvısının incelenmesinin gerekli olduğu ve tedavi ve hastalığın yakın takibi, kullanılan ilaçların yan etkilerinin kısa zamanda tanınması açısından tedavinin hastane ortamında yapılması gerektiği açıklanmış kusur ile ilgili açıklık içermese de raporda değinilen bu husus gözönüne alındığında acil serviste görev yapmakta olan doktorun bu olasılığı gözönüne alarak hastane ortamında takibi gereken [A.A.yı] ambulans ile hastaneye sevk etmesi gerekirken bu şekilde davranmayıp kurumda bırakmasının ihmali bir hareket olarak değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Kaldı ki yapılacak yargılama ile etraflıca araştırılarak aydınlatılması gereken bu hususta ön inceleme aşamasında alınan raporun kusur ile ilgili tespit içerse dahi yeterli olmayacağı da düşünülmektedir. Ayrıca yapılan ön inceleme de 112 Acil Servisin bu tür durumlarda mevzuat gereğince yapması gereken işlemlerin neler olduğu, bu işlemlerin gerektiği şekilde yapılıp yapılmadığı da tartışılmamıştır. Dosya kapsamına göre alınan tanık ifadeleri, otopsi raporu ve toplanan diğer deliIIer bir bütün halinde değerlendirildiğinde haklarında soruşturma izni verilmesi istenen görevliler ile ilgili verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu düşünülmektedir..." Manisa Bölge İdare Mahkemesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 14/7/2015 tarihli kararıyla, soruşturma izni verilmesi gerektiği yönündeki bir karşıoyla soruşturma izni verilmemesi yönündeki Valilik kararı onanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/8/2015 tarihinde sağlık görevlileri hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden işlem yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. İnfaz koruma memurları hakkında ise Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak kalmakta olan A., K., İ.Ö., İ.S., İ., E.S., A., G.T.nin tanık sıfatı ile alınan benzer beyanlarında kurumda görev yapan infaz koruma memurlarına kusur atfedilecek bir husus bulunmadığı için yasal görevlerini ihmal ettikleri yolunda haklarında kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucuların vekili 14/9/2015 tarihinde anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde;i. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının ölüm olayının soruşturulması sırasında kusurunun ve sorumluluğunun tartışılabileceği olasılık dâhilindeki yetkililerden biri olan ceza infaz kurumlarından sorumlu Cumhuriyet savcısı olduğu,ii. Ceza İnfaz Kurumu müdür ve müdür yardımcıları hakkında soruşturma başlatılmadan yalnızca sağlık görevlileri ve infaz koruma memurları hakkında soruşturma yürütülmesinin hatalı olduğu, zira tanık beyanlarında hasta mahpusların geceleyin dönüş için taksi paralarının olmaması nedeniyle acil durumlarda dahi hastaneye gidemediklerinin beyan edildiği, dolayısıyla söz konusu yetkililerin bu sorunu çözmekte ihmalleri bulunduğu ve yakınlarının ölümünde bu görevlilerin de kusurlu olduğu,iii. Hakkında soruşturma yürütülen infaz koruma memurlarının olay günü saat 00'dan sonra nöbeti devralanlar olduğu, sağlık ekiplerinin Ceza İnfaz Kurumuna geldiği saat 30'da görevde olan infaz koruma memurları hakkında soruşturma başlatılmadığı, oysa bu sırada görevde olan infaz koruma memurlarının ölenin kişisel sağlık dosyasını ve menenjit hastası olduğu bilgisini sağlık ekiplerine ulaştırmayarak olayda kusurları bulunduğu,iv. Yakınlarının saat 30 civarında tekrar rahatsızlanmasına ve durumun nöbetçi infaz koruma memurlarına bildirilmesine rağmen infaz koruma memurlarınca durumun ciddiye alınmadığı ve hastaneye götürülmediği ya da ambulans çağırılmadığı,v. 112 Acil İl Ambulans Çağrı Kayıt Formuna göre ambulansın Ceza İnfaz Kurumuna varış saatiyle ayrılış saati arasında on altı dakika olduğu, koğuştan ambulansa getiriliş süresi dikkate alındığında yeterli muayene süresi tanınmayan hastaya şikâyetlerini sağlık ekibine tam olarak anlatma imkânının verilmediği, vi. Yaşam hakkı devlet güvencesi altında olan mahpuslar parasızlık nedeniyle geceleri hastaneye gidemedikleri için sağlık hizmetinden yararlanma hakları önündeki engellerin idarece kaldırılmadığı ileri sürülmüştür. İtiraz, Manisa Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 8/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucular, bölge idare mahkemesinin kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kendilerine tebliğ edildiği tarih olan 8/9/2015 tarihi itibarıyla söz konusu karardan haberdar olduklarını bildirmiştir. Hâkimliğin kararı 27/10/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 2015/16235 numaralı dosya için 2/10/2015 tarihinde, 2015/18545 numaralı dosya için 27/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Nejla Özer ve Müslim Özer, B. No: 2013/3782, 21/4/2016, §§ 76-