DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3831 E. , 2024/1769 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3831 Karar No : 2024/1769 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ: I.Huk. Müş. Yrd. V. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-...'a veraseten ..., ..., ..., ..., ... 2-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava ko…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3831 E. , 2024/1769 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3831 Karar No : 2024/1769 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ: I.Huk. Müş. Yrd. V. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-...'a veraseten ..., ..., ..., ..., ... 2-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın 29/06/2006 tarihinde, Adana il merkezinde arkadaşıyla birlikte motosikletle trafikteyken "dur" ihtarına uymaması ve kaçmaya başlaması üzerine polis memuru tarafından öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, ölenin annesi ... için 30.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, babası ... için 20.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2010/2787, K:2015/623 sayılı kararı ile bozulan kısımlar yönünden bozma kararına uyularak, davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle daha önce ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla hükmedilen 6.975,06 TL’lik tazminata ek olarak 13.950,13 TL maddi, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle daha önce hükmedilen 20.000,00 TL tazminata ek olarak davacı anne için 40.000,00 TL ve baba için ise mirasçılara ait olmak üzere 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2016/13896, K:2019/6507 sayılı kararıyla; davacıların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru üzerine Başvuru No. 8656/10 sayılı ve 14/01/2014 tarihli Kasap ve Diğerleri/Türkiye kararının içeriği incelendiğinde, Mahkemenin, ilgili polis memuru hakkındaki ceza yargılaması sürecini irdeleyerek "...'ın öldürülmesine ilişkin davaya uygulanan ceza hukuku sisteminin, katı olmaktan çok uzak olduğu ve başvuranlar tarafından şikayet edilen eylemler gibi kanuna aykırı eylemlerin etkin bir şekilde önlenmesini sağlayabilecek derecede caydırıcı etkiye neredeyse hiç sahip olmadığı" gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkına ilişkin 2. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiği anlaşılmakta olup; bu haliyle usul yönünden verilen ihlal kararında hükmedilen manevi tazminat miktarının, idarenin hizmet kusurundan kaynaklı olan işbu davada hükmedilecek manevi tazminat yönünden mükerrerlik oluşturmayacağı; İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuki isabetsizlik bulunmadığı; öte yandan, olaya karışan polis memurunun yargılandığı ceza davasında, sanığın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi ve anılan polis memuruna idarece disiplin cezası verilmesi dikkate alındığında, idarenin istihdam ettiği personelinin kusuru nedeniyle meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğu, ancak polisin dur ihtarına rağmen ve üzerinde bulunduğu motosiklet devrildiği halde koşarak kaçmaya devam eden davacının olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı; bu sebeple İdare Mahkemesince davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilirken, davacılar yakınının kusurlu davranışı da gözetilip meydana gelen olayda davacılar yakınına düşen kusur miktarı (müterafik kusur) takdir edilerek bu oranda hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü yolundaki ilk kararında ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu olayda davalı idarenin kusurunun bulunmadığı, yaşanan acı olaya polis ihtarına uymayan davacılar yakınının sebep olduğu, idarenin kusuru bulunmadığından davacıların bütün tazminat istemlerinin reddinin gerektiği, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat meblağının çok yüksek olduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olmaması gerektiği, tatmin aracı olmak zorunda olduğu, ısrar kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, dur ihtarına uymamanın ortak kusur olarak kabulünün mümkün olmadığı, Ağır Ceza Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre kusurun polis memurunda olduğu, bu sebeple ortak kusurun varlığı ileri sürülerek tazminat tutarında indirime gidilmesinin hukuka aykırı olduğu, Danıştay'ın aynı Dairesi tarafından iki yıl gibi kısa bir sürede aynı davada farklı kararlar çıkmasının kabul edilemez olduğu, yargıya olan güveni zedeler nitelikte olduğu, yaşanan ölüm olayı nedeniyle duyulan elem ve ıstırabın büyük olduğu, ısrar kararının onanması gerektiği belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Usûli kazanılmış hak ilkesi uyarınca dosyanın geçirmiş olduğu süreç gözetildiğinde temyiz isteminin reddi ile Adana İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekkemül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/a bendinde; "Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay; kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı gerekçesini değiştirerek onar." düzenlenmesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda "Yargılama Süreci" bölümünde özetlenen yargılamanın seyri dikkate alındığında görüleceği üzere, Adana 2. İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ilk kararı, Danıştay Onuncu Dairesince esastan incelenmiş ve "29.9.2006 tarihinde saat 20:40 sıralarında, davacılar yakını ...'ın bir arkadaşı ile birlikte motosiklet ile gezerlerken polisin dur ihtarına rağmen kaçtıkları, bunun üzerine polis memurlarının, ekip otosu ile takibe başladıkları, motosikletin devrilmesi üzerine davacılar yakını ve arkadaşının yere düştüğü, ancak davacılar yakınının ayağa kalkıp kaçmaya devam ettiği, polis memurunun da ekip aracından inerek kaçmakta olan davacılar yakınının arkasından koşmaya başladığı, bu esnada polis memurunun silahının ateş alması sonucu davacılar yakını ...'ın vurularak yaşamını yitirdiği; davalı idarece, olaya karışan polis memuruna, silahıyla dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmal sonucu ölüme sebebiyet verdiği gerekçesiyle ''24 ay uzun süreli durdurma cezası'' verildiği, yine anılan polis memuru hakkında açılan ceza davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, olayın sanık polis memurunun kusurlu hareketleri sonucu meydana geldiği gerekçesiyle, sanığın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verildiği; olaya karışan polis memurunun yargılandığı ceza davasında, sanığın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi ve anılan polis memuruna idarece disiplin cezası verilmesi dikkate alındığında, hizmete uygun personeli istihdam etmek durumunda bulunan idarenin, istihdam ettiği personelinin kusuru nedeniyle meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğunun açık olduğu" belirtilerek kararın kabule ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının hesap bilirkişisi raporundaki tutarın tamamına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının hükmedilen tutarın olay nedeniyle duyulan elem ve üzüntüyü giderecek tutarda olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması hâlinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararda ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararda ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi hâlinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır. Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal düzenlemeyle farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir. İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır. Nitekim, 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında; "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilerek, bu husus Kanun hükmü hâline getirilmiştir. Bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yüksek yargı içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasının somut norm denetiminin yapıldığı Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararının "Anlam ve Kapsam" kısmında şu şekilde ifade edilmiştir. "12. Bu itibarla kural, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun -söz konusu tarafın bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı sürece- temyiz merciince değiştirilememesini ifade etmektedir. Dolayısıyla kural, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen heyet oluşumunun değişmesi, heyetin görüş değiştirmesi ya da aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlaması gibi nedenlerle bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmektedir." Bakılan uyuşmazlıkta ise; Danıştay Onuncu Dairesi, verilen ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararı, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, olayın oluş şekli ve somut deliller farklı şekilde yorumlanmak suretiyle, bu uyuşmazlıkta daha önce temyizen inceleme sonucu verilmiş bir karar yokmuş ve uyuşmazlık, ilk kez temyizen inceleniyormuş gibi değerlendirerek, aksi bir gerekçeyle bozmuştur. Bu durumda; ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2010/2787, K:2015/623 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın yeniden bozulmasına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2016/13896, K:2019/6507 sayılı kararı, usûli kazanılmış hak ilkesiyle sağlanmaya çalışılan amaca aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle temyizen incelenen ısrar kararı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-29/06/2006 tarihinde, Adana il merkezinde arkadaşıyla birlikte motosikletle trafikteyken "dur" ihtarına uymaması ve kaçmaya başlaması üzerine polis memuru tarafından öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, ölenin annesi ... için 30.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, babası ... için 20.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında tazminat faizi kişinin malvarlığındaki zararının oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerekirken, gecikerek ödenmesi karşısında bu gecikmeden dolayı para değerinde enflasyon nedeniyle meydana gelecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak hükmedilmektedir. Maddi zararlar malvarlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeniyle de kayba uğrayacağı aşikardır. Manevi zararlar ise malvarlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararı meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi manevi tazminatın esasen bütün bu hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlenmesi nedeniyle de kararın manevi tazminata faiz uygulanması gerektiği yolundaki kısmına katılmıyorum. KARŞI OY XX- Dava, davacıların yakınları ...'ın 29/06/2006 tarihinde, Adana il merkezinde arkadaşıyla birlikte motosikletle trafikteyken "dur" ihtarına uymaması ve kaçmaya başlaması üzerine polis memuru tarafından öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, ölenin annesi ... için 30.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, babası ... için 20.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun geçici 8. maddesinin 1. fıkrasında ise:" İvedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralına yer verilmiş olup; anılan düzenlemeler uyarınca temyize konu ısrar kararına ilişkin yapılan yargılamada 2577 sayılı Kanunun 50/4. fıkrasının uygulanması mümkün görülmemektedir. Öte yandan, dava konusu olaya karışan polis memurunun yargılandığı ceza davasında, sanığın taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi ve anılan polis memuruna idarece disiplin cezası verilmesi dikkate alındığında, idarenin istihdam ettiği personelinin kusuru nedeniyle meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğu açık olmakla birlikte; polisin dur ihtarına rağmen ve üzerinde bulunduğu motosiklet devrildiği halde koşarak kaçmaya devam eden davacının olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varılmış olup; İdare Mahkemesince davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilirken, davacılar yakınının kusurlu davranışı da gözetilip meydana gelen olayda davacılar yakınına düşen kusur miktarı (müterafik kusur) takdir edilerek bu oranda hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Davacıların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru üzerine Başvuru No.... sayılı ve 14/01/2014 tarihli Kasap ve Diğerleri/Türkiye kararının içeriği incelendiğinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkına ilişkin 2. maddesinin ihlal edildiğinin tespiti ile davacılar lehine manevi tazminata hükmedildiği görüldüğünden, davacıların manevi zararlarının da tazmin edildiği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:...., K:... sayılı ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY XXX- Dava, davacıların yakınları ...'ın 29/06/2006 tarihinde, Adana il merkezinde arkadaşıyla birlikte motosikletle trafikteyken "dur" ihtarına uymaması ve kaçmaya başlaması üzerine polis memuru tarafından öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, ölenin annesi ... için 30.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, babası ... için 20.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, yakınları ...'ın 29/09/2006 tarihinde, Adana il merkezinde bir arkadaşıyla birlikte motosikletle trafikteyken "dur" ihtarına uymaması ve kaçmaya başlaması üzerine polis memurunun ekip aracından inerek kaçmakta olan davacılar yakınının arkasından koşmaya başladığı, bu esnada polis memurunun silahının ateş alması sonucu davacılar yakınının vurularak yaşamını yitirdiği belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, ölenin annesi ... için 30.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, babası ... (dava devam ederken vefat ettiğinden adı geçen davacıya veraseten ..., ..., ..., ..., ...) için 20.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile daha önce hükmedilen 6.975,06 TL'lik tazminata ek olarak 13.950,13 TL maddi tazminatın, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile daha önce hükmedilen 20.000,00 TL tazminata ek olarak toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verildiği; bu kararın davalı idarece temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2016/13896, K:2019/6507 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki anılan kararın temyize konu kabule ilişkin kısımlarının, olayda davacılar yakınının müterafik kusurunun bulunduğundan kusurlu davranışı gözetilerek hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu; bozma kararı üzerine, .... İdare Mahkemesince ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ısrar edildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesince ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2010/2787, K:2015/623 sayılı kararı ile bozulan kısımlar yönünden bozma kararına uyularak, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle takdiren daha önce hükmedilen 20.000,00 TL tazminata ek olarak davacı anne için 40.000,00 TL ve baba için ise mirasçılara ait olmak üzere 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verildiği görülmüştür. Bu itibarla, temyize konu ısrar kararının manevi tazminata ilişkin kısmının, olayın niteliği göz önünde bulundurularak davacıların duyduğu elem ve üzüntüyü giderecek nitelikte yeniden manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin bir karar olduğu, bu haliyle ısrar niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme kararının ısrar niteliğinde görülmeyen manevi tazminata ilişkin kısmının temyizen incelemesinin Dairesince yapılması gerektiğinden, dosyanın görevli Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına bu yönden katılmıyoruz.