Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; bir kısım uygulamalar nedeniyle masumiyet karinesinin; mal varlı
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; bir kısım uygulamalar nedeniyle masumiyet karinesinin; mal varlığına hukuka aykırı olarak tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının; soruşturma ve kovuşturma mercilerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Tarsus hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığında müdafii huzurunda ifade vermiştir. Savcılık ifadesinde başvurucu özetle üniversite yıllarında birkaç arkadaşıyla birlikte kiraladıkları evde kaldığını, geçmişte cemaate ait evlerde veya yurtlarda kalmadığını, sohbet adı verilen organizasyonlara katılmadığını, yurt dışına hiç çıkmadığını, akademi eğitimi sırasında sınıf temsilciliği ya da albüm kurulu üyeliği yapmadığını, görev yaptığı yerlere hep tercih dışı atandığını, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) seçimlerinde seçim sonuçlarının belirlenmesi ve oy sayımı sırasında herhangi bir katılımının veya görevinin olmadığını, eşinin hâkim olduğunu, eşinin veya kardeşlerinin örgütle bağlantısı olmadığını, herhangi bir dergi veya gazeteye aboneliğinin bulunmadığını, FETÖ/PDY ile hiçbir bağlantıları olmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu -başka şüphelilerle birlikte- Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğinde 19/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu Tutanağı'na göre başvurucuya yüklenen suç anlatılmış, Tarsus Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasını kabul etmediğini belirtmiştir. Tarsus Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tarsus C Başsavcılığının 2016/8339 soruşturma sayılı dosyası içeriği, mevcut delil durumu, şüpheliler Ahmet Çağlıyan, ... üzerlerine atılı ... suçunu işlediklerine dair HSYK Dairesinin terör örgütüne üye olmaktan dolayı 16/7/2016 tarihindeki Hakimlik ve Savcılıktan açığa alınma kararı bulunduğu, Ankara Başsavcılığının ihbarı gibi somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz toplanmamış olduğu, suçun katolog olduğu, suça öngörülen hapis cezasıda öngörüldüğünde şüphelilerin kaçma ihtimalinin bulunması da dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı sonuç ve kanaatine varılarak şüphelilerin 2802 sayılı Hakimler Savcılar Kanunun 94 maddesi atfı ile CMK 'nın 100 ve devam maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucu 20/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Adana Sulh Ceza Hâkimliğince 22/7/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde başvurucunun mal varlığı hakkında tedbir hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 21/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun mal varlığı hakkındaki tedbir kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 7/2/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 15/2/2017 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 3/3/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucuya 10/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın 29/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin kendi üyeleri arasında iletişim amaçlı kullandığı ByLock isimli şifreli haberleşme programına ... numaralı GSM aboneliğinin olduğu ve tespit edilen cihaza ait ... IMEI numarası ile ilk olarak 14/8/2014 tarihinde kullandığı ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun örgüt üyesi olduğuna yönelik tanık beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür. İddianamede ayrıca başvurucu hakkında beyanda bulunan bazı kişilerin anlatımlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili kısımları şöyledir: - Ü. alınan ifadesinde "... kendi dönemlerinden yani dönemden ... Ahmet Çağlıyan, ... cemaat evlerinde kaldığını bildiğini ancak bunlardan hangilerinin daha sonrasında cemaatten ayrılıp ayrılmadığını bilmediğini ..." beyan etmiştir. - Ö. ifadesinde "... kendisiyle aynı sınıfta okuyan en son Tarsus Hakimi olarak görev yapmaktayken meslekten ihraç edilen Ahmet Çağlıyan, ... isimli kişilerin de Gülen cemaatine ait başka evlerde kaldığını, aynı sınıfta olmaları nedeniyle kendileriyle paylaşımlarının ve sohbetlerinin olduğunu, bu nedenle kendilerinin cemaate mensubiyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu ... staj döneminde Ankara'da yine cemaatten olan arkadaşlarıyla ev tuttuklarını, kendisinin cemaatten olup sınavı kazanan Ahmet ÇAĞLIYAN, İ. ile birlikte aynı eve geçtiğini, kendilerinin dışında irtibatlı olan Gülen Cemaati'ne ait iki ev daha olduğunu, ... staj döneminde birlikte staj yaptığı kendisiyle aynı dönem olan ve Gülen Cemaati ile ilgisi bulunan kişilerden söz etmek istediğini, ilk görev yeri Çayırlı olan 120896 sicil numaralı Ahmet ÇAĞLIYAN'ın Gülen cemaatine ait Kızılay'da bulunan evlerde kaldığını ..." beyan etmiştir. - ifadesinde "... aynı dönemde kendisiyle aynı evde kalmasalar da yapıya ait evlerde kaldığını bildiği kişiler olduğunu, bunların; ... Hakim Ahmet ÇAĞLAYAN, ... isimli kişiler olduğunu ..." beyan etmiştir. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 1/8/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/247 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 8/9/2017 tarihinde -başvurucunun son görev yerinin Tarsus olması ve Tarsus'un bağlı olduğu Adana Bölge Adliye Mahkemesinin faaliyete geçmiş olması nedeniyle- yetkisizliğine ve dosyanın görevli ve yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesince 24/10/2017 tarihinde E.2017/117 sayılı dosya üzerinden kovuşturmaya devam edilmiştir. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2017 tarihli iddianame ile başvuru hakkında önceki dava ile birleştirilmek üzere terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açmıştır. 30/10/2017 tarihinde kabul edilen iddianamede başvurucu hakkında beyanda bulunan Ö.nün anlatımlarına yer verilmiştir. Ö.nün beyanlarının ilgili kısımları şöyledir: " ... daha sonra A. Fethiye'ye geldi, evimin önünde benimle buluştu, neden irtibat kuramadığını sordu, ben de hatta yükleme yapamadığımı söyledim, durumu anlattım, hattın numarasını kaybettiğimi söyledim, ancak durumu halledeceğimi söyledim, Bunun üzerine A. yanımdan ayrıldı, buna rağmen ben hattı aktif etmedim. bunun üzerine bir süre sonra Denizli ili Acıpayam ilçesinde hakim olan Ahmet isimli cemaat üyesi olan kişi Fethiye Adliyesine benim yanıma geldi, A.nın selamı ile geldiğini söyledi ve hattı açtırmamı istediğini belirtti..." Mahkemece 12/7/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 28/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-