10. Hukuk Dairesi 2012/15588 E. , 2012/24807 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 242-135 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının davalı ... nezdinde 15.7.1997-2
**10. Hukuk Dairesi 2012/15588 E. , 2012/24807 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 242-135 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının davalı ... nezdinde 15.7.1997-25.3.2008 tarihleri arasında aralıksız geçtiği iddia edilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacının resmen işe başlatılmadığı, düzenli bir çalışma ilişkisinin olmadığı, kendi oluşturduğu fiili durumdan yararlanmak istediği gerekçesi ile dosyadaki delillerle bağdaşmayan bir şekilde davanın reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının 1997-2008 yılları arasında geçtiğini iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; dava dosyasına kurum ve işverenler nezdindeki bütün kayıtların celbedilmediği, davacının talebinin açık ve anlaşılır olmadığı, dosya kapsamından da davacının işverenin kim olduğunun belli olmadığı görüldüğünden, öncelikle, davacıya talebi açıklattırılmalı, bu kapsamda, sağlık ocağındaki vazifesini ne zaman, kimin talimatı altında icra ettiğinin, kendisini kimin işe aldığının veya sağlık ocağında çalışması için görevlendirdiğinin, iş kapsamındaki çalışma alanının ve vazifelerinin neler olduğunun, ücretini nereden aldığının tespiti yapılmalı, bu kapsamda ilgili belde belediyesine müzekkere yazılarak davacının belediyede işe alınıp alınmadığı veya sağlık ocağında çalışması için belediye başkanlığı veya belediye başkanı tarafından görevlendirilip görevlendirilmediği, davacıya belediye bütçesinden ödeme yapılıp yapılmadığı, sorulmalı, gerekirse, bu hususta bilgi sahibi olan belediye başkanı veya çalışanları tanık olarak dinlenilmeli; Davacı, aynı zamanda, uyuşmazlık konusu dönemlerde, bir kısım ücretinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ödendiğini de iddia ettiğinden, Mahkemece, gerek vakıf, gerekse belediye tarafından yapılan ödemelerin ücrete dayalı olduğunun ve hizmetlerin de vakıf veya belediye dışındaki işyerinde gerçekleştiğinin anlaşılması halinde; davacının çalışmalarının, diğer kamu kurumundan aldığı talimatlar doğrultusunda, yani, bağımlılık ilişkisi içinde gerçekleştirdiği, bu sırada vakfın ve belediyenin, yapmış olduğu yardım karşılığında davacıyı sağlık ocağında çalışmaya sevk ettiği gözetilmeli; bu halde, anılan ödemenin sosyal yardım niteliği ortadan kalkmakta olduğu ve davacının söz konusu çalışmalarının karşılığını oluşturduğu gözetilip, bu durumda, bahse konu ödeme ücret olarak nitelendirilmeli, belediyenin veya vakfın işverenlik sıfatının bulunduğu kanaatine varılacak olursa, onlarında da davaya dahil edilmeleri sağlanıp, gösterdikleri deliller toplanmalı, keza Mahkemece vakıf ve belediye tarafından davacıya ödenen bir ücret olmadığı kanaatine varılsa bile, o zaman işverenin hizmet lehine icra edilen ... olduğu unutulmamalı, gerekirse, hizmet tespiti davalarının niteliği gereği resen delil araştırması yapılmalı, toplanan deliller gereği davacı tarafından ortaya konmuş fiili ve gerçek çalışmaların 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu bilinmeli ve çalışıldığı iddia edilen süreler yönünden kuşkuya yer verilmeyecek şekilde hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.