Başvuru, orman alanı dışına çıkarılan taşınmazın önceki maliklerine iadesi isteğinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, orman alanı dışına çıkarılan taşınmazın önceki maliklerine iadesi isteğinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvuru Konusu Olayın Arka Planı Temmuz 1327 tarihli 11 ila 88 sıra numaralı 77 parça taşınmaz, Nisan 1328 tarihli 58 ila 62 sıra sayılı 5 parça taşınmaz ve Şubat 1329 tarihli 136 sıra sayılı taşınmazlar tapuda F.F. adına kayıtlı iken toplam 103 kişi tarafından İstanbul Noterliğinin 1/3/1954 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine dayalı olarak F.F.nin mirasçıları aleyhine cebri tescil davası açılmıştır. Davacılar, Temmuz 1327 tarihli ve 20, 23, 27, 51 sıra sayılı tapuların kapsamında bulunan taşınmazlar ile Nisan 1328 tarihli 58 ila 62 sıra sayılı tapu kapsamındaki taşınmazlar yönünden taleplerini atiye bırakmışlardır. Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesi 22/3/1954 tarihli karar ile taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu kararla Temmuz 1327 tarihli ve 12,14, 21, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 42, 47, 48, 49, 50, 52, 53, 55, 56, 58, 59, 62, 63, 64, 65, 71, 76, 78, 79, 82, 83, 84, 86, 88 sıra sayılı tapular ile Nisan 1328 tarihli ve 58, 59, 61, 62 sıra sayılı tapuların ve Şubat 1329 tarihli ve 136 sıra sayılı tapuların iptaline ve davacılar adına hisseli olarak tesciline hükmedilmiştir. Mahkemenin aynı kararı ile Temmuz 1327 tarihli ve 11, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 24, 25, 28, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 46, 54, 57, 60, 61, 66, 67, 68, 69, 70, 72, 73, 74, 75, 77, 80, 81, 87 ve 88 sıra sayılı tapu kayıtlarının istimlâk edilen kısımları tefrik edildikten sonra kalan kısımlarının da davacılar adına hisseli olarak tesciline ve atiye terk edilen Temmuz 1327 tarihli ve 20, 23,27, 51 sıra sayılı tapular ile Nisan 1328 tarihli ve 58 ila 62 sıra sayılı tapular yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur. Anılan kararda, kişiler adına tesciline karar verilen bir kısım taşınmaza ilişkin olarak orman niteliğinde olduğuna dair bildirimde bulunulmuşsa da bu husustaki mazbataların kesinleşmemesi nedeniyle dikkate alınmadığına işaret edilmiştir. Taşınmazların bulunduğu çalışma alanı içinde 1959 yılında kadastro çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda ilgili tapuların kapsamında kalan yerlerin bir kısmı orman olarak tespit edilmiştir. Orman sayılmayan alanlar dışındaki yerler ise malikleri adına tespit edilmiştir. Yapılan bu tespitlere ilgililer tarafından itiraz edilmiştir. Kartal Asliye Hukuk Mahkemesi 4/10/1984 tarihli kararında tapu kayıtlarının revizyon gördüğü 1157 parselin özel orman vasfıyla, 1150 ve 1151 parselin arazi vasfıyla, 1152 parselin bir kısmının özel orman ve kalan kısmının arazi vasfıyla, 1153, 1154, 1155, 1156 parsellerin devlet ormanı olarak belirlenen kısmı dışında kalan yerlerin arazi vasfıyla malikler adına tesciline karar vermiştir. Hüküm, Yargıtay denetiminden geçerek 15/1/1987 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkeme kararıyla orman olarak belirlenen alanlarda 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucunda orman niteliğini kaybettiği tespit edilen yerler ifraz edilerek 1161, 1642, 1643, 1644 ve 1645 parseller Hazine adına 2/B arazisi vasfıyla tescil edilmiştir.B. Başvuruya Konu Yargılama Süreci 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun 26/4/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Başvurucular 28/4/2014 tarihli dilekçe ile, muris Şaban Akçay'ın Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/3/1954 tarihli kararı uyarınca önceden F.F.ye ait bulunan taşınmazların maliklerinden olduğunu iddia etmişlerdir. Başvurucular, kadastro tespitlerine yönelik itiraz üzerine yapılan yargılamada Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 4/10/1984 tarihli kararıyla bu tapuların kapsamında kalan bir kısım yerin arazi vasfıyla malikleri adına ve bir kısmının da devlet ormanı olarak Hazine adına tescil edildiğini bildirilerek, devlet ormanı olarak tescil edilmişken 2/B uygulamasıyla orman sınırı dışına çıkarılan bu yerlerin 6292 sayılı Kanun uyarınca kendilerine bedelsiz olarak iadesini talep etmişlerdir. İstanbul Valiliği Anadolu Yakası Emlak Daire Başkanlığı 14/9/2015 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Başvurucular 27/11/2015 tarihinde anılan işlemin iptali talebiyle dava açmışlar ancak İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) 28/3/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazların iade edilebilmesi için Hazineye ait kaydın oluşmasından önce taşınmazların kişiler adına kayıtlı olması gerektiğine işaret etmiştir. Mahkemeye göre taşınmazlar Hazine adına tescil edilmeden önce tapulu olmadığından iade mümkün değildir. Başvurucular karara itiraz etmiş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi 17/10/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 27/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 16/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Tescil'' kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." 4721 sayılı Kanun'un ''Genel olarak'' kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur.Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluşur.Sicilin örneği, nasıl tutulacağı ve yardımcı siciller Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. 6831 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Orman sayılan yerlerden:...B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır.Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır. 6292 sayılı Kanun'un ''2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ünmülkiyet hakkına ilişkin maddesinin mülkiyeti elde etme beklentisini koruma altına almadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52). AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin anlamı kapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için Pine Valley Developments Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 32; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31). Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti [BD] (k.k.),B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda meşru bir beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33). AİHM içtihatlarında sıklıkla basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye (k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).