T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2268 KARAR NO : 2026/773 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI : 2024/878 E - 2025/448 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2268 KARAR NO : 2026/773 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI : 2024/878 E - 2025/448 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... (... oto kaporta) ile davalı şirket arasında, 15.02.2018 tarihinde Anlaşmalı Servis Sözleşmesi imzalandığını ve iş bu sözleşme ile tarafların yüklenecekleri edimlerin belirlendiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin oto servisinde açılan hasar dosyaları kapsamında hasarlı araçların onarımını yaptığını, ... plakalı araç için ,... nolu dosya üzerinden 17.595,00 TL, ... plakalı araç için ... nolu dosya üzerinden 10.250,00 TL, ... plakalı araç için ... nolu dosya üzerinden 40.000,00 TL bedelli faturaların tahakkuk olunduğunu, Davalı şirketin, müvekkili ile yapmış olduğu anlaşmalı servis sözleşmesine aykırı hareket edarek hasar onarım bedellerini ödemediğini, Davadan önce İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla ; Müvekkilinin 15.02.2018 tarihli sözleşmeden doğan ve faturalarda gösterilen emtia bedellerie ilişkin 67.845,00 TL tutarındaki alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Hasar bedeli hesaplamasında hesap tarihi değil kaza tarihindeki işçilik ve yedek parça değerlerinin esas alınmasının gerektiğini, 1 Haziran 2015 tarihinde uygulamaya giren trafik sigortası genel şartları, hasarlı araçların onarımında orijinal yedek parça yerine eşdeğer parça kullanımına izin verdiğini, son yasal değişiklikle de Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Sigortası Genel şartları,m. B.2/ 2.1’de eşdeğer parça ile onarım yapılabileceğinin düzenlendiğini, Müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları b.2. Tazminat Ve Giderlerin Ödenmesi başlığı altında;“hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamam- lamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir.” açıklamasının bulunduğunu, ZMMS Genel Şartları b.2 3 fıkra gereğince orijinal parça yerine “Ömrünü Tamamlamış Araçlar Mevzuatı Kapsamında” elde edilen orijinal parça kullanılmasının mümkün olduğunu, talepte bulunulan araç onarılmış ise de, müvekkili şirketin orijinal parça bedelinden sorumlu tutulamaya- cağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının araç hasarı talebine ilişkin olarak yokluklarında tanzim ettirdiği fatura, eksper raporu ve delil tespiti sonuçlarının kabulünün mümkün olmadığını, fahiş miktarda hesaplama yapıldığını, herhangi bir amortismanın mahsup edilmediği ve iskonto uygulan- madığını , Poliçede sigorta bedeline KDV'nin dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce:"uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk mahkemelerinin görevli olduğu" gerekçesi ile "göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde: Davalının ticaret şirketi ve tacir olduğunu, davacı müvekkilinin, fiilen ticari işletme sahibi olduğunu, hizmetin niteliği itibarıyla ticari faaliyet icra ettiğini, uyuşmazlığın tarafların ticari faaliyetinden doğduğunu, davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, Anlaşmalı Servis Sözleşmesi'nden doğan tamir bedeli alacağına ilişkindir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayıl- ması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakıl- maksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirme- yecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahke- melerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, eko- nomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. Somut olaya bakıldığında; davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin ticaret siciline kayıtlı , tüzel kişiliği haiz tacir olduğu açıktır. Davacı ise gerçek kişi olup tacir olup olmadığının usulünce araştırılması gereklidir. Bu sebeple, mahkemece davada görevli olup olmadığının yukarıda açıklanan mevuzat hükümleri de dikkate alınarak usulünce araştırılması, taraflardan bu yönde bilgi alınması, ilgili Vergi Dairesine davacının vergi mükellefi olup olmadığı, beyan ettiği matrah, tuttuğu defterler, vergi matrahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığı, Ticaret Odasından tacir kaydı bulunup bulunmadığı,buna göre davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve davada mahkemenin görevli olup olmadığının tesbiti ile mahkeme görevli olduğu takdirde yargılamaya devam edilmesi, aksi halde görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Eldeki dava da, mahkemece , İTO'ya yazılan müzekkereye cevaben 04.12.2024 tarihli yazı ile "davacının...'da gerçek kişi ticaret işletme ve ticaret şirketi ortaklığı kaydının bulunmadığı" bildirilmiştir. Dosya kapsamından, davacının dava konusu işletmesinin "402 sokak, Yeniceköy Mh. İnegöl/Bursa" adresinde faaliyet gösterdiği anlaşılmakla Bursa Ticaret Odası yerine...'ya müzekkere yazılması isabetsiz olmuştur. İnegöl VD'nin 03.12.2024 tarihli cevabi yazısında; Sistem kayıtlarının tetkiki netice- sinde dairemiz ... vergi kimlik numarasına kayıtlı mükellefi ...'in 01.12. 2014 tarihinden itibaren "Motorlu Kara Taşıtlarının Genel Bakım ve Onarım Hizmetleri (Aynı İşletmede Mekanik, Elektrik Sistemi, Kaporta, Boya, Fren Sistemi, Cam Pencere Vb. Bakım Ve Onarımının Yapılması faaliyetine devam ettiği görülmüş olup Basit usule tabi olduğundan defter tutma yükümlülüğü bulunmamaktadır." şeklinde cevap verilmiştir. Mahkemece bu yazı dikkate alınarak, uyuşmazlığın ticari nitelik arz etmediği sonucuna varılmıştır. Ancak Bursa Ticaret Odası ile Bursa Esnaf Odası nezdinde bir araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca davalının tacir sıfatının tespiti yönünden Bursa Ticaret Odası ve Bursa Esnaf Odalarına da müzekkere yazılması, celp edilecek kayıtlar ve tüm dosya kapsamına göre hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/03/2026