Başvuru “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” ve “teknik araçlarla izleme” kararları verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; yargılamanın sonucunun adil olmaması ve yargılamada zorunlu müdafi atanmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” ve “teknik araçlarla izleme” kararları verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; yargılamanın sonucunun adil olmaması ve yargılamada zorunlu müdafi atanmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve Ulusal Yarı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında “Hizbu’t Tahrir” terör örgütünün toplantılarına katıldığı yönünde ihbarda bulunulması üzerine adli soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/2009 tarihli ve 2009/782 sayılı, 11/6/2009 tarihli ve 2009/837 sayılı, 24/6/2009 tarihli ve 2009/914 sayılı, 2/7/2009 tarihli ve 2009/936 sayılı kararları ile başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında “iletişimin dinlenmesi, tespiti, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerin ve iş yerlerin teknik araçlarla izlenmesi, ses ve görüntü kaydının alınması” kararları verilmiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 23/7/2009 tarihli ve 2009/278 Değişik İş sayılı kararına istinaden başvurucunun evinde yapılan aramada bir kısım örgütsel doküman bulunmuştur. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 8/12/2009 tarihli ve E.2009/103 sayılı iddianamesi ile 24/7/2009 tarihi ve öncesinde “terör örgütüne üye olmak” suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2010 tarihli ve E.2009/158, K.2010/47 sayılı kararı ile başvurucunun yasa dışı örgüte üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: “… Sanık Zülfikar Sarıtürk, [Başvurucu] Sanığın Hizb-ut Tahrir Terör Örgütünün fikir ve düşüncelerini benimsediği, Kahramanmaraş ilindeki toplantılarına fırsat buldukça bazen tek, bazen aile ziyareti görünümünde katıldığı, değişik illerdeki örgüt tarafından düzenlenen örgütsel içerikli ve sosyal etkinlikli toplantılara iştirak ettiği, Hizb-ut Tahrir terör örgütünün görüş ve stratejisi ile www…. isimli internet siteleri, 2009 tarihli Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti ibareli bildiriler doğrultusunda 2009 yerel seçimlerinde oy kullanmadığı, hilafet devletinin simgesi sayılan örgüt bayrağını evinde bulundurduğu, İkametinde yapılan aramada, Salonun tavanında, oturma odasının içerisinde bulunan kitaplığın üzerinde ve yatak odasının giriş kapısının köşesinde Hizb-ut Tahrir terör örgütünü simgeleyen bayrak, İslam Devletinin Kurulması başlıklı bilgisayar çıktısı, Türkiye Vilayetindeki Hizb-ut Tahrir resmi sözcüsü Y. Ç. ile Hizb-ut Tahrir terör örgütünün genel yapısı, Y. Ç.nin örgüt içindeki konumunun anlatıldığı röportajı içeren bilgisayar çıktısının ele geçirildiği, Sanığın beyanında, Hizb-ut Tahrir'i İslâmi hareketi tekrar başlatan bir grup olarak bildiğini, diğer sanıklarla hangi ev müsait ise, orada dini sohbetler yaptıklarını, … Değişim dergisi abonesi olmadığını, Ö. S.nin sohbetlerine katıldığını, kendi düşüncesine göre insanlar bilinçlenince İslâm Devletinin kurulacağını, evinde bulunan Hizb-ut Tahrir örgütünü simgeleyen bayrakları propaganda amaçlı bulundurmadığını, Y. Ç.nin Hizb-ut Tahrir örgütünün Türkiye temsilcisi olduğunu, ... Değişim dergisindeki ropörtajını internetten indirerek okuduğunu, çıktısını evinde bulunduğunu, Allahın vaadi olduğu için İslâmın dünyaya yayılacağına inandığını belirttiği, Hakkında yapılan iletişimin tespiti ve teknik izleme sonucunda, 2009 tarihinde A. A.ile Z. nin yaptığı görüşmeye göre sanıkların örgütsel faaliyetlerde bulunmak için zaman zaman buluştukları, elektronik posta kullanmak suretiyle randevulaştıkları, bu hususun fiziki ve teknik takip neticesinde tespit edildiği, bu nedenle de sanık Zülfikar Sarıtürk’ün aşamalardaki beyanları, evinde yapılan aramada ele geçen örgütsel doküman, hakkında yapılan iletişimin tespiti, fiziki takip sonucu düzenlenen tutanaklar, telefon görüşmeleri, HTS raporları, diğer sanıkların beyanları, fotoğraflar, tüm dosya kapsamı nazara alındığında Hizb-ut Tahrir terör örgütü üyesi olduğu, atılı bu suçu işlediği kanaatine varılmıştır.” Kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 28/11/2012 tarihli ve E.2011/1827, K.2012/13989 sayılı ilamı ile anılan hükmü onamıştır. Başvurucu bu kararı 6/2/2013 tarihinde öğrenmiştir. Bireysel başvuru 22/2/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/1/2011 tarihli ve E.2011/10-182, K.2011/204 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“…Anılan yasa maddesinde açıkça “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda” müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmış, alt sınırı beş yıl olan suçlar bu kapsamın dışında bırakılmıştır.Bununla birlikte aynı Yasanın maddesinin fıkrasındaki; “sanık alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis”, istinafa ilişkin 272/ maddesindeki; “onbeş yıl ve daha fazla hapis”, temyize ilişkin maddenin fıkrasının a ve b bentlerindeki; “beş yıl veya daha az hapis”, aynı fıkranın f bendindeki; “on yıl veya daha az hapis”, temyizde duruşmaya ilişkin maddedeki; “on yıl veya daha fazla hapis” şeklindeki ifadeler göz önüne alındığında, yasa koyucunun bu ifade tarzını, bilinçli olarak tercih ettiği ve alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçları zorunlu müdafilik kapsamına almadığı sonucuna ulaşılmaktadır.Sanığa atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna öngörülen ceza miktarının “beş yıldan onbeş yıla kadar hapis” olduğu göz önüne alındığında, CYY'nın 150/ maddesi kapsamında müdafii görevlendirme zorunluluğu bulunmamaktadır…”