T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/466 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.01.2018 NUMARASI : 2017/292 Esas 2018/70 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/466 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.01.2018 NUMARASI : 2017/292 Esas 2018/70 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.02.2008 tarihinde davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın kusurlu olarak davacıya çarpması sonucunda davacının yaralandığını, davalının, davacının zararlarından sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 3.200,00 TL geçici ve daimi iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, 01.02.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle kazaya neden olan aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketinden geçici ve daimi iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, dava konusu alacak motorlu araç kazasından doğan zararın tazminine ilişkin olup, ilgili talebe ilişkin zamanaşımının KTK'nın 109. maddesine göre belirleneceği, buna göre trafik kazasının 01.02.2008 tarihinde meydana geldiği, davacının yaralanmasının nitelik itibari ile TCK'nın 89/1 maddesi kapsamında kaldığı ve TCK'nın 66/1-e maddesine göre 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, uzamış ceza zamanaşımı göz önüne alındığında 01.02.2016 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, ceza dosyası içeriğine göre davacının kendisine çarpanın kim olduğunu 04.03.2013 tarihinde öğrendiği, zararı ve zarar vereni öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin de 04.03.2015 tarihinde dolduğu, iş bu davanın ise 18.04.2017 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “davanın zamanaşamı nedeniyle reddine," karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın eksik inceleme ile verildiğini, 01.02.2008 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, davacının zarar vereni çok sonra öğrenmesi nedeniyle, öğrenme tarihinde şikayette bulunduğunu ve 05.12.2015 tarihinde iddianame tanzimi ile davanın 25.05.2016 tarihine kadar devam ettiğini, uyuşmazlıkta ceza zamanaşımının uzamasına ilişkin hükümlerinde uygulanması gerektiğini, buna göre zamanaşımı süresinin 8+4 yıl olmak üzere 12 yıl olduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davacı tarafından 01.02.2008 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazası nedeniyle, davacının 18.04.2017 tarihinde açtığı davada, davalının yasal süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunması nedeniyle, mahkemece davanın KTK'nın 109/2 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinden sonra açıldığından bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacının, 04.03.2013 tarihinde Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı müracaatla, 01.02.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kendisine çarpan şahsı sonradan öğrendiğini belirterek, şikayetçi olması sonrasında, Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada, mahkemece 2015/571 E. 2016/353 K. Sayılı dosyasında davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, UYAP Sisteminden yapılan kontrolde kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi sonrasında, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12341 E. 2019/11969 K. Sayılı dosyasında; sanığın eyleminin taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, müştekinin iddiasının aksine, sanık ile müştekinin aynı mahallede oturduğu ve sanığı bildiği halde 6 aylık yasal süresi içerisinde şikayetçi olmadığından, mahkumiyet kararının bozularak, sanık hakkındaki davanın şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verildiği görülmüştür. Eldeki uyuşmazlığın, yaralanma ile neticelenen trafik kazasından sonra davanın kaza tarihinden itibaren 8 yıldan fazla süre geçtikten sonra açıldığı, davacının devam eden tedavi iddiasının da bulunmadığı, davalının da yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacı vekili, suç teşkil eden eylemden kaynaklanan tazminat alacağının zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, TCK m 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresine, yine TCK'nın 67/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı kesen sebeplerin varlığı halinde uygulanabilecek azami sürenin de eklenmesi ile zamanaşımı süresinin 12 yıl olması gerektiğini, failin öğrenilmesi tarihi nazara alındığında, alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüş ise de; KTK'nın 109/2 maddesi gereğince, uyuşmazlıkta uygulanacak ceza zamanaşımından kast edilenin, ceza kanunlarında söz konusu suç teşkil eden eylem için öngörülen dava zamanaşımı süresi olmasına, ceza yargılaması için öngörülen dava zamanaşımını kesen sebeplerin ve bu kapsamda ilave edilebilecek azami sürenin, hukuk yargılamasında nazara alınacağına yönelik yasal düzenleme bulunmaması yanı sıra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan TCK ve CMK hükümlerine göre, zararın ve failin öğrenilmesinden sonra, şahsi hakların kullanılması açısından, ceza yargılamasının neticelenmiş olmasının ya da olmamasının kanunda öngörülen süreler açısından hukuk yargılamasında zamanaşımını kesen bir sebep olmamasına, kaldı ki ceza yargılamasında da, müştekinin/davacının, kaza tarihinde faili bildiği halde yasal süresi içerisinde şikayetçi olmaması nedeniyle düşme kararı verilmiş olmasına göre, davacının, davanın zamaşımı süresi içerisinde açıldığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından, yeninden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 27.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.