2. Hukuk Dairesi 2011/7100 E. , 2012/5597 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentleri…
**2. Hukuk Dairesi 2011/7100 E. , 2012/5597 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalının, daha önce kendisi ve çocuğu için hükmedilmiş olan tedbir nafakasının artırılmasına ilişkin harcı verilerek usulüne uygun açılmış bir davası veya karşı davası bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde, daha önce takdir edilmiş olan nafakaların dava tarihinden itibaren artırılmasını istemiştir. Bu istek, boşanma davası açılmış olması sebebiyle Türk Medeni Kanununun 169. maddesi çerçevesinde takdir edilecek tedbir nafakasının artırılması istenen miktar kadar takdir ve tayin edilmesi niteliğindedir. Öyleyse davalı eş ve yanında bulunan müşterek çocuk yararına tayin edilen tedbir nafakalarının boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere takdir edilmesi gerekirken, daha önceki tedbir nafakası davasının açıldığı 8.3.2006 tarihinden başlatılması usul ve yasaya aykırıdır. 3-Davalı ve çocuğun ... il merkezinde, davacının ise bu ile bağlı Araç ilçesinde ikamet ettikleri anlaşılmaktadır. Bu iki yerin birbirlerine yakın yerleşim yerleri olduğu ve her zaman, kısa sürede ve kolaylıkla birinden diğerine ulaşılmasının mümkün bulunduğu dikkate alındığında, velayeti anneye bırakılan çocukla davacı (baba) arasında kişisel ilişkiye dair düzenleme yapılırken "aynı şehir" ve "ayrı şehir" ayırımın yapılması ve bu ayırıma göre kişisel ilişkide farklı düzenlemeye gidilmesi doğru bulunmamıştır. Davacı " ayrı şehirde oturmaları halinde" tesis edilen kişisel ilişkinin kendisi için yetersiz ve çocuğun menfaatine de uygun olmadığını ileri sürerek hükme bu yönüyle itirazda bulunduğuna göre, yukarıda belirtilen sebeplerle "ayrı şehir" "aynı şehir" ayırımının kaldırılması durumunda tesis edilen kişisel ilişki uygun olacağından ayırımın kaldırılması gerekli görülmüştür. Hüküm, yukarıda 2. ve 3. bentlerde açıklanan sebeplerle usul ve yasaya aykırı ise de, sözü edilen bu aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aykırılığa ilişkin yönlerin düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması uygun bulunmuştur.