(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13755 E. , 2008/3557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ...den 3.11.2004 tarihinde 2005 model ... marka aracı satın aldığını, araç bedeli 27.055,00 YTL yi nakten davalıya ödediği
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13755 E. , 2008/3557 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ...den 3.11.2004 tarihinde 2005 model ... marka aracı satın aldığını, araç bedeli 27.055,00 YTL yi nakten davalıya ödediğini, aracın alındığı tarihten bu yana defalarca arıza yaptığını, servis tarafından aracın motor beyninin değiştiğini,aracın halen yüksek rölanti devri arızasının devam ettiğini,ileri sürerek, davalıya ödediği 27.055,00 YTL satış bedelinin ,uğradığı zarar icin 5000 YTL maddi, 5000YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmis; hükum, davalılar tarafından temyız edilmiştir. 1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda, kısa kararda “davanın kabulü ile dava konusu ayıplı aracın davalılara iadesine ve araç bedeli olarak ödenen 27.055 ,00 YTL nin davalıların temerrüt tarihi olan 4.6.2006 tarihinden itibaren yasal reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ,davacının belgelendirilmeyen maddi tazminat ve şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine ” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “davanın kabulü ile dava konusu ayıplı aracın davalılara iadesine ve araç bedeli olarak ödenen 27.055,00 YTL nin temerrüt tarihi olan 4.06.2006 tarihinden itibaren yasal reeskont feizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş olması da, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere, ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına. 12.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.