Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4803 E. , 2024/1266 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4803 Karar No : 2024/1266 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - ANKARA 2- … Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. … MÜDAHİLLER (DAVALILAR YANINDA) : 1- ... Savunma Enerji ve Mad. San. ve Tic. A.Ş. 2- ... Mad. Enerji San. ve Tic. A.Ş. 3- ... Nakliyat Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. VEKİLLERİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Şırnak İli sınırları içerisindeki IR:… (S:…) ruhsat numaral…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4803 E. , 2024/1266 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4803 Karar No : 2024/1266 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - ANKARA 2- … Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. … MÜDAHİLLER (DAVALILAR YANINDA) : 1- ... Savunma Enerji ve Mad. San. ve Tic. A.Ş. 2- ... Mad. Enerji San. ve Tic. A.Ş. 3- ... Nakliyat Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. VEKİLLERİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Şırnak İli sınırları içerisindeki IR:… (S:…) ruhsat numaralı sahada asfaltit üretim faaliyetlerinin devamı amacıyla ekli listede belirtilen taşınmazların Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/02/2022 tarih ve 31761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24/02/2022 tarih ve 5243 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Şırnak ili, Merkez ilçesi, … Köyü, … ada, …, ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada, …, …, … ve … parsel ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazların kamulaştırılmasının 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde sayılan haller kapsamında değerlendirilemeyeceği, somut olayda kamu yararının bulunmadığı, aceleliği zorunlu kılan nedenlerin somut olarak açıklanmadığı, kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması kaçınılmaz zararların neler olduğunun belirtilmediği, kamulaştırma kararı bulunmadan sonraki aşamalara geçilmesinin mümkün olmadığı, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, vatandaşların işlemine isteksiz olmaları ile asfaltit üretiminin devamının acele kamulaştırma için yeterli gerekçe olmayacağı, Şırnak Valiliği tarafından uyuşmazlığa konu alanın milli park ilan edilmesine dair çalışmalar yürütüldüğü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usul yönünden davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise, yılda 1.500.000 ton/yıl asfaltitin üretilerek Ülke ekonomisine kazandırılmasının, üretilecek asfaltitin Ülkemizin yakıt/enerji ihtiyacını karşılayarak katma değer sağlayacak olması ve buradan üretilecek asfaltit miktarı kadar kömür ithalatının önüne geçilmesinin, bölgedeki yatırımların, istihdamın ve Ülke ekonomisine katkının artırılmasının amaçlandığı, taşınmaz sahipleri ile kiralama ve satın alma yönünden yüklenici (rödövansçı) firma ile anlaşma sağlanamaması, mülk sahipleri tarafından mahkemeden tedbir aldırılarak sahadaki üretim faaliyetlerinin durdurulmuş olması, bölgede yapılan çalışmalardan dolayı taşınmaz sahipleri tarafından rödövansçı firmanın işyerine ulaşmasını önleyecek şekilde yolun kesilmesi ve adli vakaların yaşanması, anılan parsellerle ilgili yapılması gereken kamulaştırma işlemine maliklerinin isteksiz olması sebebiyle, acele kamulaştırma kararı alınmasının zorunlu hale geldiği, Ülkenin doğal kaynağı olan madenlerin işletilmesinde kamu yararının bulunduğu, enerji arzının sürekliliğinin önem arz ettiği, acelelik halinin bulunduğu, dava konusu acele kamulaştırma kararının hukuka uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. MÜDAHİLLERİN İDDİALARI : Davaya konu işlemde acelelik halinin gerçekleştiği belirtilerek davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Şırnak İli sınırları içerisindeki S:16399 ruhsat numaralı sahada asfaltit üretim faaliyetlerinin devamı amacıyla ekli listede belirtilen taşınmazların Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/02/2022 tarih ve 31761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24/02/2022 tarih ve 5243 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Şırnak İli, Merkez İlçesi, … Köyü, … ada, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Anayasanın 168.maddesinde; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmü yer almaktadır. 3213 sayılı Maden Kanununun 46. maddesinde, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan hükümle işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın kamulaştırılabileceği öngörülmüş olduğundan, bu hükme dayanılarak yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır. Buna göre, 3213 sayılı Yasa uyarınca işletme ruhsatı bulunan sahalarda faaliyetin devamı için ihtiyaç bulunması halinin, özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında yeterli olmaması nedeniyle, öncelikle anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca yapılacak olan kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabilmesi için, işletme sahibi özel girişimcinin yararının değil, belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleşecek olan kamu yararının karşılanması gereksiniminin, taşınmaz malikinin yararından üstün olması ve acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekmektedir. Değinilen kamu yararının ise, genel kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. İstisnai bir yöntem olan, acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespitinin ise, ancak, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Olağan kamulaştırma işlemi, Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkının istisnası iken; olağan kamulaştırma işleminin istisnası olarak Kamulaştırma Kanunun 27'nci maddesinde düzenlenen ve uygulanması sıkı şartlara bağlanan acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden, acele kamulaştırmanın Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü ile ... A.Ş. (Pilot) / ... A.Ş. / ... A.Ş. Kömür İşletmesi Adi Ortaklığı Ticaret İşletmesi arasında yapılan rödovans sözleşmesi gereği dava konusu taşınmazı da kapsayan S.16399 ruhsat numaralı sahadaki 1.500.000 ton/yıl asfaltit üretimi için ihtiyaç duyulan toplam 1168174.20m2 lik 656 adet şahıs parselinin; mülk sahipleri ile satın alma ve kiralama yönünde anlaşma sağlanılamaması, mülk sahipleri tarafından mahkemeden tedbir alınarak üretim faaliyetlerinin durdurulmuş olması; bölgede yapılan çalışmalardan dolayı mülk sahiplerinin rödovansçı firmanın işyerine ulaşmasını önleyecek şekilde yol kesmesi ve adli vakıalar yaşanması; bölgedeki vatandaşların anılan parsellerle ilgili yapılması gereken kamulaştırma işlemine isteksiz olması, kamulaştırma işleminin uzun sürmesi; bölgede yatırımların, istihdamın ve ülke ekonomisine katkının arttırılarak devam ettirilebilmesi nedenleriyle tesis edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta kamu yararı bulunduğuna karar verilerek acelelik kararı alınmış ise de, taşınmaz malikleri isteksiz olduğundan ruhsat süresi de gözönünde bulundurularak işlemin tesis edildiği, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, ancak acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı anlaşıldığından, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca olağan kamulaştırma usulü uygulanmaksızın taşınmaza el konulmasını gerektiren acelelik koşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, ülkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinin ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararına olduğu açık olmakla birlikte yukarıda açıklandığı üzere, söz konusu koşulları oluşmayan acele kamulaştırmanın uygulanamayacağı diğer taraftan, dava dosyasında; davaya konu işleme dayanak 03.02.2022 tarihli ve 3/29 sayılı kamu yararı kararının ilgili Bakanlık tarafından onaylandığına dair bilgi veya belge bulunmadığı görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 24/02/2022 tarih ve 5243 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının dava konusu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığınca; Şırnak ili, Merkez ilçesinde bulunan İR:…(S:…) ruhsat numaralı saha için Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü adına 13/09/1988 tarihli ve 25 yıllık süreli işletme ruhsatı düzenlenmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce; Şırnak İli, Merkez İlçesinde bulunan S:… ruhsat numaralı saha için Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü adına 13/09/2013-13/09/2033 tarihleri arasındaki dönem için geçerli olmak üzere IV. grup işletme ruhsatı düzenlenmiştir. Anılan sahadaki madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi için Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü ile ... A.Ş./... A.Ş./... A.Ş. adi ortaklığı arasında 14/04/2017 tarihli rödövans sözleşmesi imzalanmıştır. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile, Şırnak ili, Merkez ilçesi dahilindeki S:16399 ruhsat numaralı sahada ... A.Ş. (Pilot)/... A.Ş./... A.Ş. Kömür İşletmesi Adi Ortaklığı Ticaret İşletmesi ile Kurum arasında yapılan rödovans sözleşmesi kapsamında, tüm kamulaştırma bedelleri ve masraflarının şirket tarafından karşılanması kaydıyla, madencilik faaliyetlerinin devam edebilmesi için Şırnak ili, Merkez ilçesi, Anılmış köyünde bulunan şahıslara ait toplam 1.168.174,20 m² alanlı 656 adet şahıs parselinin üzerindeki ekili, dikili, yapı unsurları ile birlikte kamulaştırılmasını teminen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5, maddesinin (b) fıkrası gereğince kamu yararı kararı alınmasına ve 2942 sayılı Kanununu 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma kararının alınmasına karar verilmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca, Cumhurbaşkanlığına hitaben yazılan 14/02/2022 tarih ve 105756 sayılı yazı ile; Şırnak ili, Merkez ilçesi dahilindeki S:… ruhsat numaralı sahada madencilik faaliyetlerinin devam edebilmesi için 2942 sayılı Kanununu 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma kararı alınması talep edilmiştir. Dava konusu 24/02/2022 tarih ve 5243 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Şırnak İli sınırları içerisindeki IR:… (S:…) ruhsat numaralı sahada asfaltit üretim faaliyetlerinin devamı amacıyla ekli listede belirtilen taşınmazların Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. "Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nca alınan … tarih ve … sayılı kamu yararı kararının, 2942 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından onaylanıp onaylanmadığının sorulmasına, şayet anılan kamu yararı kararı onaylanmış ise Bakan onayına ilişkin işlemin bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine" yönelik Dairemizin E:2022/4597 sayılı ara kararına cevaben gönderilen davalı idarelerin yazı ve eklerinin incelenmesinden, anılan kamu yararı kararının Bakan tarafından onaylandığına dair herhangi bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde "Kamu yararı kararı; a) Köy ihtiyar kurulları ve belediye encümenleri kararları, ilçelerde kaymakamın, il merkezlerinde valinin, b) İlçe idare kurulları, il daimi encümenleri ve il idare kurulları kararları, valinin, c) Üniversite yönetim kurulu kararları, rektörün, d) Yükseköğretim Kurulu kararları, Kurul başkanının, e) Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu yönetim kurulu kararları, genel müdürün, f) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu kararları, Yüksek Kurum Başkanının, g) Kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları kararları, denetimine bağlı oldukları bakanın, h) Gerçek kişiler veya özel hukuk tüzelkişileri yararına; köy, belediye veya özel idarece verilen kararlar, valinin, Onayı ile tamamlanır. Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine 30 gün içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesi uyarınca; kamu idareleri tarafından kamulaştırma yapılabilmesi için kamu yararının bulunması gerektiği, kural olarak kamu yararı kararının alınması ve bu kararın anılan maddede sayılan merciiler tarafından bir idari işlem ile onaylanması gerekmektedir. Anılan Kanun hükmü doğrultusunda Cumhurbaşkanı veya Bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararları dışındaki kamu yararı kararlarının ilgili idarenin onayı ile tamamlanacağı açıktır. Kamu yararı kararları anılan maddede sayılan merciiler tarafından onaylanmadıkça hukuken geçerli bir kamu yararı kararının varlığından söz edilemez. Uyuşmazlıkta; Dairemizce verilen ara kararına cevaben gönderilen yazı ve eklerinin incelenmesinden, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nca alınan 03/02/2022 tarih ve 3/29 sayılı kamu yararı kararının Bakan tarafından idari işlem ile onaylandığına dair herhangi belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla kamu yararı kararının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesine uygun olarak tamamlanmadığı, bu itibarla, dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan; işletme ruhsatı bulunan sahada faaliyetin devamı için anılan taşınmazlara ihtiyaç bulunduğu, taşınmaz maliklerinin kamulaştırma talebini kabul etmedikleri, olağan kamulaştırma sürecinin uzun sürdüğü, istihdamın ve Ülke ekonomisine katkının arttırılması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin de mevcut olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde bu yönden de hukuka uygunluk görülmemiştir. 21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu 24/02/2022 tarih ve 5243 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından açılan E:2022/4660, E:2022/4786, E:2022/4787, E:2022/4792, E:2022/4793, E:2022/4795, E:2022/4797, E:2022/4799, E:2022/4800 ve E:2022/4801 sayılı dosyalarda davacı lehine lehine tam vekalet ücretine hükmedildiğinden, söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı yanında müdahiller tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin müdahiller üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca belirlenen …-TL vekalet ücretinin % 50’si olan …-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından varsa artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve müdahillere iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.