Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/382 E. , 2024/452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/382 Karar No : 2024/452 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten … adına velayeten … ve … VEKİLLERİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı /… VEKİLİ : Huk. Müş. Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN KONUSU: Davacılar tarafından, … ili, … Hast
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/382 E. , 2024/452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/382 Karar No : 2024/452 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten … adına velayeten … ve … VEKİLLERİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı /… VEKİLİ : Huk. Müş. Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN KONUSU: Davacılar tarafından, … ili, … Hastanesinde …'ün 01/02/2015 tarihinde gerçekleştirilen doğumu sırasında doktor ve personelin kusur ve ihmali nedeniyle sol kolunda sinir yaralanmasına neden olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık küçük … için 10.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, baba … için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi ve anne … için 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 370.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2022 tarih ve E:2019/5626, K:2022/4483 sayılı bozma kararına uyularak yapılan inceleme neticesinde, davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar vekili tarafından, müvekkili …'ün önceki doğumlarının üzerinden uzun bir zaman geçtiği, yaşının ilerlemesiyle ortaya çıkan diyabet ve yüksek tansiyon rahatsızlıkları dikkate alınarak sezaryen yöntemiyle doğumun gerçekleştirilmesi gerektiği, rapordaki değerlendirmenin aksine doğumun normal seyrinde ilerlemediği, gebeliğin yüksek riskli olarak kabul edilmesi gerektiği, gerekli özenin gösterilmediği, sağlık hizmetinin kötü işletildiği kanısının oluşması karşısında manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım istemi kabul edildiğinden ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacılardan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY: Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini mevzuata ve hizmet gereklerine uygun olarak tam ve eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Bölge İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı öğretim üyelerince düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; hastanın daha önce vaginal yolla sorunsuz bir şekilde doğum yapmış olması, daha önce omuz takılması veya makrozomik bebek (iri bebek) öyküsünün olmaması, doğum sürecinin normal seyrinde bir doğum yavaşlaması gibi makrozomik bebek doğumunda olabilecek bulguların olmaması, doğum öncesi yapılan ultrasonografide tahmini bebek doğum ağırlığının 4000 gr altında saptanması, hastanın gebelik diyabetinin hafif formda ve diyetle kontrol altında olması nedeniyle doğumun vaginal yol ile yaptırılmasında tıbbi bir hata olmadığı yönünde görüş bildirilmiş olup, olayda maddi zararın tazmini için gereken koşulların oluşmadığı görülmekte ise de; olayda tahmini fetal ağırlığın, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında hazırlanan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberinde fetal makrozomi için belirlenen 4000 gram sınırına çok yakın bir şekilde 3998 gram olarak hesaplanması, aynı Rehbere göre kilogram başına 125-150 gram hata payının söz konusu olması ve davacı küçüğün de 4140 gram ağırlığında doğması, davacı annenin 42 yaşında gestasyonel diyabet rahatsızlığı bulunan bir gebe olması hususları ile temyiz dilekçesindeki iddialar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacıların doğumun sezaryen yöntemiyle gerçekleştirilmesi durumunda brakial pleksus zedelenmesinin meydana gelip gelmeyeceği noktasında ömür boyu şüphe duyacağı açıktır. Bu durumda, olayın etkisi nedeniyle davacılarda meydana gelen manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.