7. Ceza Dairesi 2023/15907 E. , 2024/4795 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/135 E., 2022/377 K. SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın yokluğunda verilen hükümde temyiz süresinin 15 gün şeklinde yanı…
**7. Ceza Dairesi 2023/15907 E. , 2024/4795 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/135 E., 2022/377 K. SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın yokluğunda verilen hükümde temyiz süresinin 15 gün şeklinde yanıltıcı gösterilmesi nedeniyle öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde kabul edilmesi gerektiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığından usul ve kanuna aykırı olarak kurulan hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, güvenlik güçleri tarafından otobüs durakları yanında geçitlerin başında sanığın açtığı seyyar tezgahta bandrolsüz kitap satışı yapıldığını tespit edilmesi üzerine, bahse konu yere yaklaştıklarında görevlileri tanıyan sanığın tezgahı bırakıp kaçtığı, bahse konu tezgahta arama yapıldığı ve toplam 220 adet bandrolsüz kitap ele geçirildiği anlaşılmış olup sanığın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin dördüncü ve onüçüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 71 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Ele geçirilen kitaplar hakkında, katılanlar tarafından kanunî süresi içerisinde hak sahipliğini ispatlamaya elverişli hukuken geçerli belgelerin sunulduğu görülmüştür. Kitaplar hakkında düzenlenen bilirkişi raporunun dosya arasında bulunduğu anlaşılmıştır. Sanık savunmasında, bahse konu kitapları satan kişinin kendisi olmadığını, zaman zaman o bölgede su satışı yaptığını beyan etmiştir. Tanık sıfatıyla dinlenen ..., sanığı kitap satışı yaparken gördüğünü beyan etmiş olup sanığı kendisine gösterilen fotoğraflardan teşhis etmiştir. Dairemizin bozma ilâmının gereğinin yerine getirildiği görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 1.Hem adlî para cezası hem de cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanmayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç kapsamında olduğu kabul edilen ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 30.01.2019 tarihli, 2016/3042 Esas, 2019/1137 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen İstanbul (Kapatılan) 4. Fikri ve Sinaî Haklar Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli, 2013/449 Esas, 2014/231 Karar sayılı dosyasından verilen 8.100,00 TL adlî para cezasının mahsubuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, söz konusu cezanın netice cezadan düşülmesi suretiyle sonuç olarak 4 ay hapis ve 500,00 TL adlî para cezası üzerinden infazın yapılmasına karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün kesinleşen cezanın mahsubuna ilişkin bendinde yer alan " mahsup edilerek infazın 4 ay hapis ve 500 tl adli para cezası üzerinden yapılmasına" ibaresinin çıkartılarak yerine "mahsubuna'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.