4. Hukuk Dairesi 2021/21251 E. , 2023/14149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1448 E., 2021/549 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine /Yeni hüküm kurulmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/301 E., 2018/158 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna
**4. Hukuk Dairesi 2021/21251 E. , 2023/14149 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1448 E., 2021/549 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine /Yeni hüküm kurulmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/301 E., 2018/158 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı İnci Tekstil Örme A.Ş.'ye kredi kullandırdığını, davalı ...'in dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olup kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla davalı borçlunun maliki olduğu İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ......., Köyü, 153 parseldeki 50/100 hisseyi 27.08.2012 tarihinde diğer davalı şirkete devrettiğini belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını, TEB ve Garanti Bankası marifetiyle ödemelerin gerçekleştirildiğini, bir müddet davalı borçlunun taşınmazda kiracı olarak kaldığını, davalının taşınmazı tahliye etmesinden sonra taşınmazda tespit yaptırdıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 gün, 2017/301 E. - 2018/158 K. sayılı ilamı ile; davalı şirketin taşınmazı, bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, satın aldıktan sonra taşınmazda esaslı tadilat gerçekleştirdiğini, davacının, davalı şirketin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği konusunda ispat vasıtası getiremediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devir tarihi itibarıyla bilirkişi raporuyla saptanan değerine göre taşınmaz için yapıldığı ileri sürülen ödemeler toplamı dikkate alındığında davanın sabit ... geldiğini, tekstil piyasasında tanınırlığı olan yaşamı ve şirketleri göz önünde bulunan davalı ...'nin, davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin faaliyet gösterdiği tekstil ürünleri alanında oda ve birliklerde ya yönetici ya da üye olduğunu, devir günü resmi senette kararlaştırılan 3.150.000,00 TL'nin tamamının alındığının kabul edilerek imzaların atılmasına rağmen bu devir bedelinin yalnızca 1.472.088,00 TL'sinin devir günü ödendiğini, kalan bedelin ne suretle ödeneceğine ilişkin taraflar arası düzenlenmiş hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığını, 29.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre 2.700.000,00 TL değerindeki taşınmazın davalıların ileri sürdükleri ödeme belgelerine göre 3.141.920,24 TL'ye devredildiğini, devir tarihi itibarıyla 1.472.088,00 TL ödenmesine rağmen kalan 1.669.832,24 TL'nin ne şekilde ödeneceğine dair teminat, sözleşmede yapılmış ödeme taahhüttü teminat çeki veya senedi gibi hiçbir belge alınmadığını, bu derece ilişkinin ancak güvene dayalı olarak, güven içinde olanlar arasında yapılabileceğini; bu durumda davanın niteliği gereği taşınmazın satılışına ilişkin devir gerçek olması halinde tarafların birbirini tanımaları ve dolayısıyla borçlunun aczinden haberdar olan devralanın borçlunun mal kaçırmasına hizmet amacıyla bu devir işlemini yaptığını, tasarrufun iptali davalarında bedelde muvazaanın yalnızca devredilen şeyin bedelinin düşük gösterilmesi suretiyle değil, devre konu şey için olağandan fazla ödeme yapılmasınını da iddia sebepleri arasında sayıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın ve teminat altına alınmaksızın, oldukça yüksek bedeli olan dava konusu taşınmazın resmi senette yer alan satış bedelinin, bir kısmının resmi akitten önce bir kısmının resmi akitten (taşınmazın tapuda devredilmesinden) sonra ödenmesi, bir kısım ödemenin ise ödeme dekontlarında taşınmaz satışı karşılığı olduğuna dair kayıt bulunmayan çeklerle yapılması, taşınmaz satışları yönünden olağan ödeme yöntemi olmadığı gibi taraflar arasında sıradan bir taşınmaz satış ilişkisinde sık rastlanmayan güven ilişkisinin varlığını gerektirdiği, böylece dava konusu taşınmazı, güven ilişkisinin varlığını gerektirecek biçimde davalı borçludan devralan davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun aciz halini ve dava konusu tasarrufu da alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığını bildiğini kabul etmek gerektiği, devir tarihindeki rayiç değeri bilirkişi raporuna göre 2.700.000,00 TL (davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin cevap dilekçesine göre 1.095.885,97 TL) olan taşınmaz için davalı üçüncü kişinin ödediğini ileri sürdüğü (ödendiği belirtilen ipotek bedelleri ile birlikte) 3.150.000,00 TL dikkate alındığında, dikey olarak bedeller arasında onasızlık bulunduğunun da sabit olduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu gayrımenkulü emlakçı vasıtası ile satın alındığını, tekstil sektöründe oda başkanlığının yapılması, sektördeki herkesin tanınacağı anlamına gelmeyeceği, diğer davalı borçlu ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını, satın aldıktan sonra ciddi tadilatlar yapıldığını, mal kaçırma gayesinin olmadığını, gayrımenkulün bedelinin ödenerek satın alındığını, ön ödeme yapılması ve satış tarihinde de bir kısım ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin doğru olmadığını, satış öncesinde ipoteklerin kalkıp kalkmayacağının teyit edilmesinin bile mal kaçırma kasdının olmadığını göstereceğini, ipoteklerde ödemelere istinaden fek edildiğini dikey orantısızlığın da bulunmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mal kaçırma kasdının bulunmadığını, taşınmazın satışı ile bir kısım ipotek borçlarının kapatıldığını, diğer davalı ile arada herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, çek ile ödeme ticari şirketler arasında uygulanan bir ödeme aracı olduğunu, gayrımenkul kaydında yer alan ipoteğin de diğer davalı tarafından ödenip fek edildiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278 inci maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir.Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa,alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, satış bedelinin bir kısmının satıştan önce bir kısmının da satıştan sonra ödenmesinin, bir kısım ödemelerin de çeklerle yapılmış olmasının sıradan bir taşınmaz satışında sık rastlanılan bir durum olmadığını, davalılar arasında güven ilişkisinin bulunduğunu gösterdiği, İİK 280/1 gereğince de davalı borçlunun durumunun bilindiği gerekçesi ile yeni hüküm kurularak davanın kabulüne hükmedilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun görülmemiştir. Şöyle ki, somut olayda; davacı vekili, 28.02.2011 tarihli kredi genel sözleşmesine istinaden 28.02.2011 tanzim, 01.02.2013 vade tarihli 5.343.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalı borçlu ... aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2013/2911 sayılı dosya ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiği, davalı borçlunun bilinen adresinde yapılan 13.04.2017 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci madde kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu, davalı borçlunun adına kayıtlı İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, Şenlik Mahallesi, 292 ada, 153 parselde B Blok 1 numaralı çatı piyesli dubleks mesken vasfındaki taşınmazı 27.08.2012 gün, 3.150.000 TL bedel ile kaydında yer alan ipoteklerle beraber davalı şirkete devredildiğinin tespit edildiğini, devir işleminin mal kaçırma gayesi ile yapıldığını beyan ederek iş bu davayı açmıştır. Dosya kapsamında İİK 278 hükmü incelendiğinde, dava konusu gayrımenkulün bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 2.700.000,00 TL olduğu, tapudaki değerinin ise 3.150.000 TL olarak gösterildiği, hatta gayrımenkul kaydında yüklüce ipoteklerin bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemesince dikey olarak bedeller arasında bedel farkı olduğu belirtilmişse de; İİK’nun 278/3-2 maddesinde “ Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemeyeceği” belirtilmiş olmasına, tasarruf tarihinin 27.08.2012 tarihinde yapılıp, dava dosyasının dayanağı olan icra dosyasından davalı borçlunun bilinen adresine yapılan ve mahkemece İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası olarak kabul edilen 13.04.2017 tarihli haciz tutanağının kanunun aradığı 2 yıllık süreden çok sonra düzenlendiğinin anlaşılmış olmasına göre, bu madde kapsamında iptale karar verilemeyeceği açıktır. Kaldı ki, satış bedeline karşılık olarak resmi senedin düzenlenmesinden önce 15.08.2012 tarihinde davalı borçlu ...'nin hesabına 700.000,00 USD (1.256.220,00 TL), 27.08.2012 tarihinde 120.000,00 USD (215.868,00 TL), 28/09/2012 günü 50.000,00 TL resmi senedin düzenlenmesinden sonra ise 28.09.2012 günü 189.728,41 TL, 29.08.2012 günü 466.666,00 Euro (1.006.963,83 TL) 31.08.2012 günü 200.000,00 Usd (363.140,00 TL), 02.10.2012 tarihinde ise 60.000,00 TL ödendi, dava konusu tasarruf haricinde davalılar arasında başkaca bir ticari ilişki olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememesine göre yapılan ödemelerin dava konusu tasarruf bedeline ilişkin olduğunun kabul edilebileceği, ayrıca, gayrımenkul kaydında yer ala ipoteklerin kaldırılması için yapılan ödemeler ile yukarıda bahsi geçen ödemeler arasında da uyum bulunduğunun anlaışmasına göre dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında dikey oransızlık olduğunun kabulü de doğru görülmemiştir. İİK madde 280/1 hükmü gereğince yapılan inceleme neticesinde de; dava dışı asıl borçlu İnci Tekstil Öre A.Ş.'nin veya davalı borçlu ... ile davalı ... İşletm. San. Tic. A.Ş.'nin İstanbul gibi metropol bir şehirde, sadece aynı sektörde olmaları iptal nedeni olarak kabul edilemez. Davalı borçlu ile davalı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki, ortaklık ya da organik bağ olduğu, davalı ... Tanrıveri'nin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu da davacı tarafından somut deliller ile ispat edilememiştir. İİK.nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri de iş bu davada yer almamaktadır, dava konusu gayrımenkul İİK 280/3 maddesinde belirtilen ticari işletme niteliğindeki yerin devri de değildir. O halde İİK 277 ve devamı maddelerine göre iptal nedeni bulunmayan dava konusu tasarruf yönünden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince hükmün yeniden kurularak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.