5. Hukuk Dairesi 2025/17610 E. , 2026/4038 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2356 Esas, 2025/1735 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/66 Esas, 2024/277 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili…
5. Hukuk Dairesi 2025/17610 E. , 2026/4038 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2356 Esas, 2025/1735 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/66 Esas, 2024/277 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 79... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Barajı'nın ... atma töreninin 26.02.2013 tarihinde yapıldığını, baraj yapımına karar verilen yıllarda özellikle 2001-2002, 2005-2006 yılları ve 2013-2014 yılları arasındaki değer artışının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ne var ki arsa birim değerlerindeki artışın gerçekçi olmayıp, bölgede sıklıkla tercih edildiği gibi kamulaştırma bedelini malikin lehine çevirme amaçlı olarak, arsa değerinde spekülatif bir artış yapıldığının ortada olduğunu, salt emlak beyan değerleri gözönünde tutularak ve kamulaştırma davalarına zemin oluşturmak için kamulaştırma kararının ilanından sonra yapılan planlı bu artışın bir referans alınmasının kötü niyetin hukuk tarafından korunacağının ve bu durumun başka problemleri de beraberinde getireceğinin, hakkaniyete aykırı ve gerçek değerinin çok üzerinde kamulaştırma bedellerinin belirleneceğinin delili olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak seçilen 107 ada ve 6 parsel numaralı taşınmazın yüzölçümü dikkate alındığında, dava konusu taşınmaz değerlemesinin ne kadar sağlıklı şekilde yapılacağının tartışılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan 13,03 kat büyük olduğunu, böyle bir emsal ile uygun bir değerin oluşmayacağını, yasal faiz yönünden yerel mahkemenin verdiği kararın yerinde olmadığını, kanun koyucu gibi hareket ederek kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına karar verdiğini, bu yönüyle kararın düzeltilmesi veya bozulması gerektiğini, Yargıtay kararına rağmen faiz tarihinin dava tarihinden başlatılması hatalı olduğunu, davalı taraflara istinaf kaldırma kararı öncesinde faiziyle birlikte ödenmiş olan kamulaştırma bedeline geriye dönük olarak tekrardan faiz işletilmesi usul ve kanuna aykırı olduğunu, kural olarak Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürütülerek işlem yapılmasının doğru olmadığını, belirterek usul ve kanuna aykırı yerel mahkeme kararın kaldırılmasını, idareleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak alınan 1 07... parselin uygun emsal olmadığını, karşılaştırma kriterlerindeki oranlar, gerçek mevki konum ve durumları ile uyumlu olmadığını, karşılaştırma kriterlerinde yapılan hata nedeniyle dava konusu taşınmazın gerçek değerinin bulunamadığını, emsal taşınmazın çok küçük bir alan olup dava konusu taşınmazın emsale göre daha kullanışlı bir şekle sahip olduğunu, Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/27 Esas sayılı dosyasında 2006 değerlendirme yılı itibarıyla su kavuşumu mevkindeki taşınmaz için 874,00 TL/m² değer biçildiğini, dosyanın Yargıtay onamasından geçtiğini, yine Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/657 Esas sayılı dosyasında ... köyünde bulunan 1 31... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar için 978,25 TL/m² değer biçildiğini ve Yargıtay onamasından geçtiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 4650 sayılı Kanun'u ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 ncu maddesi gereğince açılan tespit ve tescil davalarında değerlendirmenin aynı Kanun'un 15 nci maddesi uyarınca dava tarihindeki verilere göre yapılması gerektiğinden, davalı vekilinin karar tarihine yakın veriler ile zemin değerinin belirlenmesi, yapıya ise güncel birim fiyatlar üzerinden değer biçilmesi yönündeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, hükümde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 2. fıkrasının hükümden çıkarılması, yerine "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 452.600,86 TL'den kaldırma kararı öncesi Mahkememiz kararı ile hüküm altına alınan 406.285,38 TL ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 09.11.2021 tarihinden ilk karar tarihi olan 10.03.2022 tarihine kadar, fark bedel 46.315,48 TL'ye 09.11.2021 tarihinden son karar tarihi olan 04.06.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… davanın açıldığı ... tarihinden … karar tarihi olan ... tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz …” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 5 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026