8. Hukuk Dairesi 2023/3593 E. , 2025/69 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz ş…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3593 E. , 2025/69 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde; Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü 142 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit gördüğünü, taşınmazın kendisine babasından miras kaldığını ve kadimden beri malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, ormanla bir ilgisinin bulunmadığını, taşınmaza ilişkin vergi kayıtları bulunduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.12.2013 havale tarihli dilekçesinde ise taşınmaz bilgisinin dava dilekçesinde yanlış yazıldığını, dava konusu taşınmazın 117 ada 1 parsel olduğunu bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının dava konusu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazda son 20-25 yıldır malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi, dava konusu taşınmazın sınırında 103 ada 11 parsel sayılı mera arazisinin bulunduğu, ancak mera araştırmasının yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın yapılacak araştırma sonucu mera olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerektiği gerekçeleriyle, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinde çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden açılan tapu iptali ve tescil davasının yasal koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 117 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan ve orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tescilli olan taşınmazın 22.04.2019 ve 22.01.2020 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 10813,00 m² yüzölçümlü kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı ... İdaresi vekili, davacının dava konusu yeri terk ettiğini, imar ve ihyaya ilişkin herhangi bir faaliyette bulunulmadığını, keşif zaptında mahkeme gözleminde dava konusu taşınmazın kuzeyinde bir takım meşelikler ve taşların, taşınmazın içinde 5-6 m²'lik alanda iki adet kesilmiş meşelik bulunduğunun belirtildiğini, dava konusu yerin kısmen bozuk meşe baltalığı, kısmen de orman içi açıklık olduğunu, orman bilirkişi raporunda mevcut durumun rapora yazılmadığını, sadece bir yılın haritası incelenerek rapor düzenlendiğini, tarıma elverişli hale getirilmeyen, mahalli bilirkişi beyanlarına göre sadece otu biçilen dava konusu yerin davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağı olmasının o yerin orman olduğuna işaret edeceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2012 yılında 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kadastro sınırlaması yapılmış olup, dava konusu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 1.228.949,40 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; kural olarak tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılır. Orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilen taşınmazların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanma hakkı Orman İdaresine aittir. Bu tür davalarda Hazine ve Orman İdaresi zorunlu dava arkadaşı olup, davalı parselin, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği halde, Hazineye husumet yöneltilmemesi doğru görülmemiştir. Taraf teşkilinin sağlanması, dava şartlarından olup bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, tapu maliki Hazine davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlanmalı, husumet yaygınlaştırılmalı, ileri süreceği yazılı delilleri toplanmalıdır. Kabule göre de; dosya kapsamında bozma ilamı öncesinde alınan orman bilirkişi raporunda 1950 tarihli hava fotoğrafının eski tarihli memleket haritası ile benzerlik gösterdiği belirtilmiş ise de rapor ekinde ilgili hava fotoğrafının bulunmadığı, hava fotoğrafları üzerinde denetime olanak sağlayacak şekilde çakıştırma yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın niteliğinin belirlenmesi amacıyla hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, keşifte komşu köyde ikamet eden yerel bilirkişi dinlenmediği, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş olduğu anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, eğim durumunu, taş ve toprak unsurlarından hangisinin baskın olduğunu ve zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi vasfında olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, iradi terk durumunun bulunup bulunmadığı dikkate alınarak tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.