1. Ceza Dairesi 2025/8769 E. , 2026/867 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/620 E., 2024/111 K. SUÇ : Kasten yaralama KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kahramankazan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2024 tarihli ve 2023/620 Esas, 2024/111 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 523…
1. Ceza Dairesi 2025/8769 E. , 2026/867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/620 E., 2024/111 K. SUÇ : Kasten yaralama KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kahramankazan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2024 tarihli ve 2023/620 Esas, 2024/111 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-e, 62, 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272/3-a maddesi gereği kesin olmakla 23.10.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 26.11.2025 tarihli ve 2025/38225 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/140624 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/140624 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; sanık hakkında Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01.12.2023 tarihli iddianame ile özetle, sanığın olay tarihinde önceye dayalı alacaktan kaynaklı tartışma yaşadığı müştekinin üzerine, silahtan sayılabilecek aracı sürüp çarpmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığından bahisle açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş ise de, Müştekinin 08.05.2024 tarihli duruşmadaki, 'Ben sanıktan şikayetçi değilim. Bu konuda dilekçe sunmuştum. Zararımı sanık gidermiştir. Biz olay esnasında sanıkla tartışıyorduk. Bana kasıtlı olarak mı çarptı yoksa aracını diğer araçlar kurtarmak için mecburen sağa manevra yaptığı için mi çarptı bilemiyorum. Benim dirseğim ve bileğim arabaya çarptı. Olay yol üzerinde ben karşıya geçmeye çalışırken olmuştu. Sanık müdafiinin talebi üzerine müştekiden soruldu: Aracın sağ dikiz aynası ile çamurluk tarafı bana çarptı.' şeklindeki beyanı, Sanığın 08.05.2024 tarihli duruşmadaki, 'Müşteki ... benim arkadaşım olur. Bu olaydan yaklaşık bir ay kadar önce aramızda sözlü bir tartışma olmuştu. Ben olay günü aracımla seyir halindeyken ... ile yolda karşılaştım ve aracımla yanında durdum. Ben sadece ... ile konuşmak için aracımı durdurdum. Bir yandan araçlar gelmeye devam ettiği için ben sağa doğru manevra yaptım. Ben daha sonra aramızda tartışma çıkmasın diye yoluma devam ettim. Bu sırada aracımın ...'e çarpıp çarpmadığını görmedim. Ben kasıtlı olarak ...'e çarpmadım...' şeklindeki beyanı ile, Sanık müdafii tarafından sunulan dilekçelerde özetle, sanığın yolda aracıyla ilerlerken daha öncesinde tanışıklığı bulunan müştekiyi görmesi üzerine yalnızca konuşmak için aracı müştekinin yanında durdurduğunu, aralarında geçen kısa bir konuşma sonrasında sanığın aracından inmeden hareket etmesi sırasında müştekinin BTM ile giderilebilir nitelikte yaralandığını, araç ile çarpma eyleminin basit taksirle gerçekleştiğini, çünkü sanığın yaralama kastıyla hareket etmesi halinde rahatlıkla müştekiyi daha ağır şekilde yaralayabilecek konumda olduğunu, ayrıca sanık ve müştekinin aralarında geçen konuşmada müştekinin sanığa küfür etmesi sebebiyle sanığın olayın kavgaya dönüşmesini istemediğinden ve yolun 3 yanından başka araçların sıkıştırması üzerine bulunduğu yerden ayrılmak amacıyla aracını hareket ettirdiğini, olayla ilgili keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu nazara alındığında, Somut olayda, sanığın kasıtlı olarak aracı müştekinin üzerine sürmek suretiyle yaralanmasına sebebiyet verdiğine ilişkin mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediği, sanığın taksirli eylemi neticesinde müştekinin yaralandığının değerlendirildiği, bu halde sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçuna vücut verebileceği, atılı suçun takibinin şikayete tabi olduğu ve müştekinin 08.05.2024 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını ifade etmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 73/4. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Olay günü hükümlünün daha önce tartıştığı mağdurun üzerine aracını sürerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaraladığı kabul edilip hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi ve başka bir yolla çözümünün mümkün olmaması gerekmektedir. 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun, 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarihli ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.) Hükümlü hakkında, Mahkemece yargılama yapılıp deliller değerlendirilerek katılanları kasten yaralama eyleminden cezalandırılmasına karar verildiği, kanun yararına bozmaya konu edilen mahkumiyet hükmünde ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki hâllere dâhil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, Mahkemenin delilleri değerlendirerek hükümlüyü cezalandırdığı ve takdir hakkını bu yönde kullandığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.