3. Ceza Dairesi 2023/16986 E. , 2024/2369 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2020/571 E. - 2020/2046 K. (Birleşen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 03.12.2020 tarih, 2020/475 E. - 2020/2042 K. sayılı karar) İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarih, 2019/418 E. – 2020/148 K. sayılı kararı Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2020 tarih, 2020/195 E. – 2020/213 K. sayılı kararı SUÇLAR : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, …
**3. Ceza Dairesi 2023/16986 E. , 2024/2369 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2020/571 E. - 2020/2046 K. (Birleşen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 03.12.2020 tarih, 2020/475 E. - 2020/2042 K. sayılı karar) İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarih, 2019/418 E. – 2020/148 K. sayılı kararı Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2020 tarih, 2020/195 E. – 2020/213 K. sayılı kararı SUÇLAR : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali, nitelikli işyeri dokunulmazlığının ihlali, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması HÜKÜMLER : A- Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarih, 2019/418 E. – 2020/148 sayılı Kararı ile; 1- ... hakkında; a- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükme yönelik T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurularının CMK’nın 279/1-b maddesi gereğince ayrı ayrı reddi b- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından; CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükümlere yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi 2- Sanık ... hakkında; a- TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 39/1-2.c, 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi b- Ek Karar: Sanık müdafiinin temyiz isteminin CMK’nın 296/1 maddesi uyarınca reddi 3- Sanık ... hakkında; a- TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63., b- TCK’nın 116/2-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63., (Kars ...’na karşı) 4- Sanık ... hakkında; a- TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63., b- TCK’nın 116/1-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63., (...’ya karşı) c- TCK’nın 116/2-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 43/1, 62/1, 53, 58/9, 63., (Kars ...’na karşı) 5- Sanık ... hakkında; a- TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 39/1-2.c, 62/1, 53, 58/9, 63., b- TCK’nın 116/1-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63., (...’ya karşı) c- TCK’nın 116/2-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63., (Kars ...’na karşı) 6- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 39/1-2.c, 62/1, 53, 58/9, 63., 7- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63., Maddeleri uyarınca mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi B- Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2020 tarih, 2020/195 E. – 2020/213 sayılı Kararı ile ... hakkında; Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme ilişkin T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurularının CMK’nın 279/1-b maddesi gereğince ayrı ayrı reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, onama, düzeltilerek onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ve müdafiisinin yokluğunda verilen kararların, müdafiiden başka sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararı ve 5271 sayılı CMK’nın 35/2. maddesinde yazılı “aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık ...’a usulüne uygun olarak tebliği üzerine sanık ve müdafiince verilen temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşılmakla; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/571 Esas, 2020/2046 Karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA, I. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan beraat hükmüne ve sanık ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının CMK’nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğu gibi, silahlı terör örgütüne üye olma ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları bakımından T.C. ... ve TBMM Başkanlığı’nın doğrudan zarar gören sıfatları ve davaya katılma hakları bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin CMK’nın 279/1-b maddesi uyarınca verdiği istinaf başvurularının reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün olmadığından, itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunduğundan temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, II. Sanık ... hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik T.C. ... vekilinin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik TBMM Başkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu bakımından katılan T.C. ...’nın, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu bakımından TBMM Başkanlığı’nın doğrudan zarar gören sıfatları ve davaya katılma hakları bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, III. Sanık ... hakkında nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal ile sanık ... hakkında nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal ve nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ... ve sanıklar müdafiileri ile katılan Kars ... vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal ve nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, verilen cezaların tür ve süresine göre CMK’nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan temyiz istemlerinin CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, IV. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme; sanıklar ... ve ... hakkında hakkında nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda kurulan hükme yönelik ilk derece mahkemesinde görev yapan Cumhuriyet savcısının istinaf kanun yoluna başvurmamasının, (aleyhe ya da lehe herhangi bir başvuruda bulunmamasının) bir önemi bulunmadığı, bu durumda dahi Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde bulunma hakkı olduğu için CMK’nın 298. maddesince temyiz talebinin reddedilemeyeceği yönündeki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2023/3-246 Esas, 2023/582 Karar sayılı kararı gereğince; ilk derece mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik o Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunda bulunmamasına karşın aleyhe temyiz isteminde bulunan Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar ile ilgili verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz hakkının olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile sanık ...’nın duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma haklarının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Diğer temyiz istemleri ile ilgili olarak temyizin reddi sebepleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A. Genel olarak Anayasayı ihlal suçu ve somut darbe teşebbüsü: Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik ... bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK’nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 24/4 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B maddeleri, TCK’nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür. B. Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen dosyaya konu olaylar: 15 Temmuz 2016 tarihinde ülke genelinde meydana gelen darbe girişimi kapsamında, Kars merkezde 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda Tugay Komutanı Tuğgeneral ... başkanlığında darbe teşebbüsüne ilişkin koordine toplantısı yapıldığı, sözde darbe teşebbüsünü nihai amaca ulaştırmak için 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler tarafından Tank, GZPT, ZPT, ZTT ve Ünimorg tipi askeri araçlar ile; il emniyet müdürlüğü, çevik kuvvet şube müdürlüğü, bölge trafik şube müdürlüğü ve valiliğin kuşatılıp işgal edilmek istendiği, il merkezine gelen yollar ve il merkezindeki bir kısım kavşakların ulaşıma kapatıldığı, sivil araç ve yayaların geçişine engel olunduğu, bir kısım kamu görevlisinin derdest edilmek istendiği, belediye binasının kuşatılarak sözde sıkıyönetim ilanına ilişkin anons yapıldığı, darbe girişimine tepki gösteren vatandaşların dağıtılması amacıyla havaya ateş açıldığı, Bu kapsamda olay gecesi 14. Mekanize Tugayı Batı Kışla Destek Taburunun Tabur komutan vekili olan Binbaşı ...’ın Tugay Komutanı ... ile tugay karargahında toplantı yaptıkları, bu toplantıda ... ’nın sıkı yönetim ilan edildiğini sözlü olarak tebliğ ettiği, toplantıdan sonra kendisine verilen emirler (belediye başkanını alıp belediye binasından anonsta bulunmak - Paşaçayır yolunu emniyete almak - ... Karabekir kışla ve lojmanlarını muhafaza altına almak) doğrultusunda saat 23.00 - 23.30 sıralarında birlik komutanlarını kendi odasında toplantıya çağırdığı, toplantıya Üsteğmen ..., MEBS Bölük Komutanı Yüzbaşı ..., Hava Savunma Füze Bölük Komutanı Üsteğmen ..., İstihkam Bölük Komutanı ve TOW Bölük Komutan vekili Üsteğmen ..., Keşif Bölük Komutanı Yüzbaşı ..., MEBS Bölüğünde Takım Komutanı Üsteğmen ..., MEBS Bölüğünden Teğmen ...’nın katıldığı, bu toplantıda Binbaşı ...’ın “Genelkurmaydan gelen emirle sıkıyönetim ilan edildi” dediği, yine İstihkam, Keşif ve TOW Bölüğünden 6 araç hazırlanmasını, içlerinde 5-6 personelin bulunmasını ve bu araçların AMK (Acil Müdahale Kuvveti) Binasının bulunduğu yere gelmesi yönünde emir verdiği, sanık ...’a “zırhlı araç çıkartabilir misin?” şeklinde sorduğu, araç şoförü olmadığından çıkaramayacağını söylemesi üzerine Üsteğmen ...’a aynı soruyu sorduğu, akabinde ...’a 4 adet zırhlı araç ayarlamasını ve Kazımkarabekir kışlası etrafında güvenlik alması gerektiği yönünde emir verdiği, halkla karşı karşıya gelinmeyeceğini söylediği, Üsteğmen ...’a birlikte belediye başkanını almaya gideceklerini söylediği, ...’a kışlanın emniyetini alması yönünde emir verdiği, ...’a da “sen de rutbeli personelin ile diğer birliklere takviye olacaksın” dediği, İstihkam Bölük Komutanı ve TOW Bölük Komutan vekili Üsteğmen ...’in, kendisine verilen emirler doğrultusunda Teğmen ... ve ...’le birlikte İstihkam ve TOW bölüklerinden 2’şer olmak üzere 4 ZPT’yi hazırlattığı, Teğmen ... komutasındaki İstihkam Bölüğüne ait ... plakalı 1. ZPT’de araç komutanı olarak Teğmen ..., sürücü ... Maden ve ..., ... ile ...’in bulunduğu, ... plakalı 2. ZPT’de araç komutanı olarak Uzman Çavuş ..., sürücü Er ..., Uzman Çavuş ..., Onbaşı ..., Erler ..., ... ... ve ...’in bulunduğu, TOW Bölüğüne ait ... plakalı 3. ZPT’de araç komutanı olarak Uzman Çavuş ..., sürücü ..., Uzman Çavuşlar ... ve ..., Onbaşı ... ve Er ... ın bulunduğu, ... plakalı 4. ZPT’de araç komutanı olarak Uzman Çavuş ..., sürücü Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ..., Erler ... Düşünüş, ... ve ...’in bulunduğu, İstihkam Bölüğüne ait ZPT’lerin Jandarma kavşağına saat 01.30 sıralarında geldikleri, araçları yolu kapatacak şekilde park ettikleri, yol üzerinde bekleyerek 01.34’te gelen beyaz renkli doblo tipi bir aracı durdurarak geri çevirdikleri, TOW bölüğüne ait ZPT’lerin saat 01.37 sıralarında Jandarma kavşağına geldikleri ve aynı şekilde konuşlandıkları, 01:39 sıralarında gelen 2 aracı daha geri çevirdikleri, burada bekledikleri esnada Land araçlarla Binbaşı ..., Üsteğmen ... ve Teğmen ...’nın emrindeki askerlerle birlikte gelerek TOW bölüğüne ait 2 ZPT’yi alarak ... önüne gittikleri, geriye kalan ... komutasındaki 2 ZPT’nin ise Üsteğmen ...’in bilgisi dahilinde saat 03.00 sıralarında kışlaya dönüş yaptığı, Keşif Bölük Komutanı Üsteğmen ...’ın kendisine verilen emirler doğrultusunda emir komutası altındaki 4 ZPT ile birlikte saat 01.00 sıralarında kışla dışına çıktıkları, 361267 plakalı 1.ZPT’de kendisi ile birlikte araç komutanı olarak Uzman Çavuş ..., sürücü Er ..., Onbaşı ..., Er ... Korkut, Er ... ... ve Er ...’in bulunduğu; ... plakalı 2.ZPT’de araç komutanı olarak Teğmen ..., sürücü Er ..., Er ..., Er ..., Er ... ve Er ...’un bulunduğu; ... plakalı 3.ZPT’de araç komutanı olarak Astsubay ..., Uzman Çavuş ..., Er ..., Er ..., Er ..., Er ... ve Er ...’nın bulunduğu; ... plakalı 4.ZPT’de araç komutanı olarak Uzman Çavuş ..., sürücü Er ..., Er ... , Er ... ve Er ...’ın bulunduğu, Üsteğmen ...’ın ... komutasındaki ZPT’yi Cumhuriyet Caddesi üzerinde Çevik Kuvvetin köşesinde bulunan kavşağın oraya (İmparator düğün salonu önüne) yerleştirdiği, ... komutasındaki ZPT’yi Digor pazarı önüne yerleştirdiği, ... komutasındaki ZPT ile kendisinin de içinde bulunduğu ... komutasındaki ZPT’yi Faik Bey Caddesi üzerinde BP benzin istasyonu önünde yolu kapatacak şekilde konuşlandırdığı, ZPT içinde bulunan askerlerin bulundukları yerde halkla karşı karşıya geldikleri ve halkın askerlere tepki gösterdiği, artan tepkiler üzerine Teğmen ...’ın vatandaşlarla tartışması üzerine darbe girişimini engellemek amacıyla toplanan vatandaşlar ve polislerle birlikte Teğmen ... ve Üsteğmen ...’ın yakalandıkları ve polisler tarafından gözaltına alındıkları, yine Uzman Çavuş ...’in bulunduğu bölgede halkla karşı karşı gelmesi neticesinde havaya ateş ettiği, Keşif Bölüğüne ait ZPT’lerin halkın tepkisinin çoğalması üzerine kışlalarına (Batı kışla) geri dönüş yapmayarak sabah saatlerinde ... Karabekir kışlasına giriş yaptıkları, MEBS Bölüğünde Üsteğmen ... kendisine verilen emirler doğrultusunda Belediye Başkanını almak için Belediye Başkanlığında Şehitlik bekçisi olarak görev yapan ... ve sürücü Onbaşı ... ile birlikte çıkacağı sırada MEBS Bölük Komutanı Yüzbaşı ...’ın MEBS bölüğünde görev yapan Astsubay ..., Astsubay ..., Uzman Çavuş ...’ı ve personelin yetersiz olduğunu belirterek TOW bölüğünden olmasına rağmen Uzman Çavuş ...’ı yanlarında görevlendirdiği, Üsteğmen ...’ın emri altındaki askerler ve sivil ... ile birlikte ... marka askeri araçla Kars belediye başkanını teslim ve gözaltına almak üzere saat 00.40 sıralarında kışla dışına çıktıkları, ...’nun tarifi ile Belediye Başkanı olan katılan ...’nın Şeker Toki’deki evine gittikleri, burada ... ve ...’ın araçtan inerek apartmana girip evine baktıkları, katılanı evinde bulamayınca Binbaşı ...’ın talimatı ile ...’na gittikleri, burada anons merkezini açtırarak ceride defterinden anlaşılacağı üzere saat 01.02’de “Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur, şu an itibariyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeştir. Askerlere karşı herhangi bir müdahalede bulunulmayacaktır, müdahalede bulunanlara karşı askeri yetkiler uygulanacaktır” şeklinde Üsteğmen ...’ın bir kaç defa anons ettiği, halkın tepkisi üzerine ... önünden ayrılarak Kurmay Başkanı ...’tan yeni emirler almak için ...’a gittikleri, ...’tan aldığı emir ile yürüyerek salalar verilen ve halkı meydanlara davet eden Fethiye camiine doğru gittikleri, ancak halkın geri püskürtmesi üzerine dönmek zorunda kaldıkları, akabinde Binbaşı ...’ın emri üzerine İl Jandarma Kavşağına giderek burada ... ve Teğmen ... ile birlikte TOW bölüğüne ait 2 ZPT’yi (... plakalı araç komutanının Uzman Çavuş ..., sürücü Er ..., Uzman Çavuşlar ... ve ..., Onbaşı ... ve Er ...’ın bulunduğu ZPT ve ... plakalı araç komutanının Uzman Çavuş ..., sürücü Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ..., Erler ... Düşünüş, ... ve ...’in bulunduğu ZPT) aldıkları ve tekrardan ... önüne gittikleri, burada Üsteğmen ...'ın Teğmen ... ile birlikte ikinci kez “Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur, şu an itibariyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeştir, askerlere karşı herhangi bir müdahalede bulunulmayacaktır, müdahalede bulunanlara karşı askeri yetkiler uygulanacaktır” şeklinde anons ettikleri, Binbaşı ...’ın “arkadaşlar sıkı yönetim ilan edildi” demesi üzerine vatandaşların tepki göstererek Binbaşı ...’ı aralarına aldığı, ardından da polislerin gözaltına aldığı, yine Teğmen ... ile vatandaşlar arasında küfürlü diyalogların geçtiği, vatandaşların tepkisinin artması üzerine Uzman Çavuş ...’un komutası altındaki askerler ile ZPT’lerine binerek kışlalarına geri döndükleri, Teğmen ... ve Uzman Çavuş ...’ın komutasındaki ZPT ile ... pazarı mevkiinde vatandaşların yolu kapatmaları üzerine araçtan indikleri, Teğmen ...’nın burada yine vatandaşlarla küfürlü diyaloğa girdiği ve G3 silahının kurma kolunu çekerek vatandaşlara doğrulttuğu, tepkilerin artması üzerine oradan da ayrılarak saat 03.00 - 03.30 sıralarında Batı Kışlanın yaklaşık 300 metre aşağısında bulunan Jandarma kavşağına geldikleri, Üsteğmen ... komutasındaki Land marka askeri aracın da buraya geldiği, burada Teğmen ...’nın darbe girişimini engellemek amacıyla kışlaya çıkan yolu kapatmak isteyen İl Özel İdaresine ait kamyonları uzaklaştırdığı, yine burada kendisine tepki veren askerlere “gerektiğinde silahlarınızı kullanacaksınız ayaklarına ateş edin”, “üzerinize yürüyen polis yada sivil halk olursa önce uyarı ateşi açın sonra ayaklarına sıkın, vur emri verildi”, “arkadaşım bu saatten itibaren sıkıyönetim kanunları geçerlidir, emrimi dinlemezseniz yargılanırsınız, bu bir emirdir geri dönerek belediye başkanını alacağız” şeklinde söylemlerde bulunarak darbe teşebbüsünü engellemeye çalışan polis ve sivil vatandaşa karşı direniş göstermelerini istediği, ast rütbeli askerlerin tepki göstermesi üzerine saat 04.30’dan sonra kışlaya döndükleri, ikame olunup usulünce tartışılan delillere uygun biçimde kabul edildiği anlaşılmaktadır. C. 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Komuta Destek Taburu’nda görevli sanıkların eylemleri ile hukuki durumlarının değerlendirilmesi: Sanıklara müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince, Derece mahkemelerince sübutu kabul edilen olayın, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkânını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan ve keza aralarında geçitli/müterakki suç ilişkisi nedeniyle aynı Kanunun 314. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığı gözetilerek; 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme; sanık ... hakkında hakkında nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Oluş, iddia, sanık savunmaları ve mahkeme kabulü nazara alındığında, sanık ...’ın üzerine atılı Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğundan beraatine ilişkin hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; hükmün sanık ...’e ilişkin kabul kısmında “...’ın TCK’nın 37. maddesi kapsamında asli fail olarak kabul edilmesi gerektiği” şeklinde sanığın adının sehven hatalı yazılmış olması maddi hata olarak kabul edilmiş ve sonuca etkili görülmemiştir. Oluş, iddia, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık ...’ın MEBS Bölüğünde Yüzbaşı rütbesiyle Bölük Komutanı olarak görev yaptığı, sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanları ile yapılan toplantıya katıldığı, Binbaşı ... tarafından kendisine kışla emniyetinin alınması görevi verildiği, belediye başkanını almaya giden ekibe personel takviyesi yaptığı, Binbaşı ...’ın gözaltına alınması akabinde emir komutayı devralarak Yarbay ...’ın emri doğrultusunda sevk ve idareye devam ettiği, diğer sanık ...’e saat 04.00’dan sonra emirlerin halen geçerli olduğunu belirterek kışlaya dönen askerlerin geri çıkmaları için emir verdiği, Sanık ...’in İstihkam Savaş Bölüğünde Üsteğmen rütbesiyle Bölük Komutanı ve aynı zamanda TOW Bölük Komutan vekili olarak görev yaptığı, sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanları ile yapılan toplantıya katıldığı, Jandarma Komutanlığı altındaki yolun emniyetinin alınacağı yönünde kendisine verilen emir doğrultusunda 4 ZPT’yi personelleriyle teçhizatlı bir şekilde hazırlatıp, kimlik kontrolü yapılarak sivil araç geçişine izin verilmeyeceği ve yolun kapatılacağı yönünde emir vermek suretiyle Jandarma kavşağına sevk ettiği, astlarının da bu emir doğrultusunda yolu trafiğe kapatarak araç geçişine engel olduğu, sanığın 01.00 - 01.30 sıralarında cep telefonundan İstanbul Boğazı’nın askeri araçlarla trafiğe kapatıldığını öğrendiğini ve zırhlı araç hazırlığını yavaşlattığını savunmasına karşın saat 01.30’dan sonra dahi araç hazırlama emri verdiği ve kışla dışına çıkan araçlara ancak 02.30’dan sonra geri dönüş emri verdiği, 04.00’dan sonra emirlerin halen geçerli olduğunu belirterek kışlaya dönen askerlerin geri çıkmaları için emir veren sanık ...’ın emrini ise yerine getirmediği, Sanık ...’nun Teğmen rütbesiyle görev yaptığı ve olay günü nöbetçi subay olduğu, kendisine verilen emir doğrultusunda Jandarma kavşağına gönderilen 4 ZPT’yi ve sanık ...’in ikinci emriyle kışla dışarısına çıkmayan 2 ZPT’yi hazırladığı, tanık beyanlarına göre sanığın askeri mahrem yapılanması içerisinde mahrem imamlarla görüştüğü ve sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, mahrem imam tarafından örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla İzmir ilindeki ankesör/sabit hatlardan ardışık olarak arandığı, Sanık ...’in İstihkam Savaş Bölüğünde Teğmen rütbesiyle, sanıklar ... ve ...’nın ise aynı bölükte Uzman Çavuş olarak görev yaptıkları, sanık ...’in emriyle yolu kapatacak şekilde konuşlanması ve araç uygulaması yapması maksadıyla Jandarma kavşağına gönderilen 1. ZPT’nin araç komutanının sanık ..., 2. ZPT’nin araç komutanının da içerisinde sanık ... bulunduğu halde sanık ... olduğu, 4 ZPT aracının da emir komutasının sanık ...’te olduğu, sanıkların Jandarma kavşağında bekledikleri esnada Land marka araçla yanlarına Binbaşı ... ile sanık ...’nın geldiği, sanık ...’e Binbaşı ...’ın “darbe dediğin sert olur, gerekirse sert davranın, havaya ateş açın’’, sanık Teğmen ...’nın da “bu araçtakilerle belediyeye gidip gövde gösterisi yapacağı” dedikleri ve sanığın emrindeki TOW Bölüğüne ait 2 ZPT’yi askerleri ile birlikte alarak şehir merkezine götürdükleri, sanığın bir süre emrindeki sanıklar ..., ... ve diğer askerlerle burada bekledikten sonra sanık ...’i arayarak araçları yoldan çekeceğini söyleyip çekilmesi emrini aldıktan sonra 03.00 sıralarında emrinde bulunan askerlerle kışlaya döndüğü, sanık ... ile birlikte kışlaya dönen sanıklar ... ve ...’nın saat 05.00 sıralarında sanık ...’ın “araçlarınızı alın, ikmalini yaparak nizamiyeye götürün” emrini yerine getirerek 08.00 sıralarına kadar nizamiyeye yakın bir yerde park halinde bekledikleri, tanık beyanına göre sanık ...’in askeri mahrem yapılanması içerisinde mahrem imamlarla görüştüğü ve sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, yine sanık ...’in mahrem imam tarafından örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla Manisa ilindeki ankesör/sabit hatlardan ardışık olarak arandığı, Sanık ...’ın Keşif Bölüğü’nde Yüzbaşı rütbesiyle Bölük Komutanı olarak görev yaptığı, sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanlarıyla yapılan toplantıya katıldığı, kendisine verilen Tugay emniyetinin alınması emri doğrultusunda 4 ZPT ve 25 asker ile birlikte kendisi 1. ZPT’de olacak şekilde saat 01.00 sıralarında kışladan çıkış yaptığı, ZPT’lerden birini Çevik Kuvvet binasının bulunduğu kavşağa, bir tanesini Digor Pazarı önüne, kendisinin de bulunduğu iki tanesini BP benzin önünde ... Karabekir Kışlası Lojman Nizamiyesi yolunu kapatacak şekilde konuşlandırdığı, halkla karşı karşıya gelmesine karşın beklemeye devam ettiği esnada olay yerinde dolu şarjörlü piyade tüfeği ile gözaltına alındığı, Sanıklar ... ve ...’in Keşif Bölüğünde Uzman Çavuş, sanık ...’nın ise aynı bölükte Astsubay olarak görev yaptıkları, sanık ...’ın emriyle sanık ...’ün 1. ZPT araç komutanı olarak BP benzin önünde, sanık ...’nın 3. ZPT araç komutanı olarak Digor pazarı önünde, sanık ...’in 4. ZPT araç komutanı olarak Çevik Kuvvet kavşağına yolu kapatacak şekilde konuşlandıkları; sanık ...’ün sanık ...’ın gözaltına alınması üzerine geriye çekilerek ZPT üzerine çıktığı, halk baskısının artması üzerine de aracı lojman önüne çekerek kapaklarını kapatıp içinde oturduğu, 05.30 sıralarında da aracı lojman içerisine alarak 08.30’a kadar lojman içerisinde oturduğu; sanık ...’nın halkla karşı karşıya geldiğinde emrindeki askerlere vatandaşın geçirilmemesi emri verdiği, hava aydınlanana kadar bekledikten sonra kışlaya döndüğü; sanık ...’in darbe teşebbüsüne karşı gelen halkla karşı karşıya geldiğinde evlerine göndermeye çalıştığı, burada 2-3 saat bekledikten sonra komutasındaki ZPT ile ... Karabekir Kışlası önüne geldiği ve burada beklemeye başladığı, saat 05.00 sıralarında Tugay önünde ateş sesleri gelmesi akabinde sanığın toplanan vatandaşları sindirmek amacıyla havaya ateş ettiği, 06.00 sıralarında sanık ...’nın emri üzerine kışla içerisine girdiği, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’un TOW Bölüğünde Uzman Çavuş olarak görev yaptıkları, sanıklar ..., ... ve ...’ın sanık ...’un araç komutanı olduğu 3. ZPT ile, sanıklar ..., ... ve ...’un da sanık ...’ın araç komutanı olduğu 4. ZPT aracı ile Jandarma Kavşağında konuşlanmışlarken ilerleyen saatlerde Binbaşı ...’ın sanıkların bulunduğu 2 ZPT aracını sanıklarla birlikte alarak belediye binasını kuşatmaya götürdüğü, sanıkların belediye binası önünde yer aldıkları esnada belediye hoparlöründen Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğuna dair ikinci anonsun yapıldığı ve kalabalığın askerlere müdahale ettiği, sanık ...’un halkın tepkisinin artması üzerine emri altındaki sanıklar ... ve ... ile birlikte 04.30 sıralarında kışlaya döndüğü, sanıklar ..., ... ve ...’ın da sanık ...’nın vur emri vermesine karşı çıkarak birlikte 04.30 sıralarında kışlaya döndükleri, Sanık ...’ın MEBS Bölüğünde Üsteğmen rütbesiyle Bölük Komutanı olarak görev yaptığı, sanığın birlik komutanı olmamasına rağmen sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanlarıyla yapılan toplantıya katıldığı, Binbaşı ...’ın kendisine verdiği emir doğrultusunda emrindeki askerler ve kendisinden belediye başkanının ikametini göstermesi için yardım istediği Kars ...’nda şehitlik bekçisi olarak görev yapan sanık ... ile birlikte öncelikle katılan ... Başkanı ...’nın ikametine gittikleri, sanıklar ... ve ...’nun katılanın binasına girdikleri ve katılanın eşinden ikametinde bulunmadığını öğrendikleri, akabinde Kars ... Hizmet Binası önüne geldikleri, burada güvenlik personeline anons merkezinin kapısını açtırdıkları ve sanık ...’ın Yarbay ...’tan aldığı emir üzerine saat 01.02’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğuna dair ilk anonsu yaptığı, sanık ...’nun ise oradan geçmekte olan araçları durdurarak sokağa çıkma yasağı olduğunu söylediği, bu sırada Beldiye Başkanlığı yakınındaki camiiden sela verildiği ve sokağa çıkma yasağının olmadığı, halkın sokağa çıkması yönünde anons yapıldığı, halkın toplanarak “asker kışlaya’’ şeklinde slogan atması üzerine sanık ...’ın emrindeki askerlere silah kullanma yetkileri olduğu emrini verdiği ve emri bir kaç kez tekrarladığı, askerlerin emri yerine getirmeyeceklerini söylerek dönmek istediklerini belirtmesi üzerine bu askerler ve sanık ... ile Tugay önüne geldikleri, sanık ...’nun 01.30-02.00 sıralarında buradan evine doğru gittiği, sanık ...’ın ise emrindeki askerlerle birlikte halkı meydanlara davet eden Fethiye camiine doğru gittiği ancak halkın püskürtmesi üzerine Binbaşı ...’ın da emriyle bu kez emrindeki askerlerle Jandarma Kavşağına geldiği, buradan da Binbaşı ... ile Jandarma Kavşağında konuşlanan 2 ZPT aracını alarak tekrar Belediye Binası önüne geldikleri ve anons merkezinden sanık ... ile birlikte 02.30 sıralarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu ve müdahale edenlere askeri yetkilerin kullanılacağına dair ikinci anonsu yaptığı, Binbaşı ...’ın olay yerinde gözaltına alınması akabinde halkın da yoğun tepkisi nedeniyle saat 04.00’ten sonra kışlaya dönüş yapmak zorunda kaldığı, Sanıklar ... ve ...’un MEBS Bölüğünde Astsubay, sanık ...’ın aynı bölükte Uzman Çavuş, sanık ...’ın ise TOW Bölüğünde Uzman Çavuş rütbesiyle görev yaptıkları, sanık ... tarafından belediye başkanını gözaltına almaya giden sanık ... yanında görevlendirildikleri, belediye binasından Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu yönündeki ilk anons sonrası halkla karşı karşıya kaldıklarında silah kullanma yetkileri olduğunu söyleyen sanık ...’a karşı çıktıkları ve dönmek istediklerini söyledikleri, ancak sanık ... ile birlikte Tugay bölgesine gelmeleri akabinde tekrar sanık ... ile birlikte hareket ederek ikinci kez Belediye önüne geldikleri, halkın yoğun tepkisi üzerine saat 04.00’ten sonra kışlaya dönüş yapmak zorunda kaldıkları, Sanık ...’nın MEBS Bölük Komutanlığı’nda Teğmen rütbesiyle görev yaptığı, sanığın birlik komutanı olmamasına rağmen sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanlarıyla yapılan toplantıya katıldığı, kendisine sanık ... tarafından bölükteki rütbeliler ile tel örgüde kışla emniyeti alması emri verildiği ancak aradan bir saat geçtikten sonra Binbaşı ...’ın sanığın İl Jandarma Komutanlığı’na kendisi ile gelmesini emretmesi üzerine saat 01.45 sıralarında İl Jandarma Kavşağına geldiği, buradan da Binbaşı ... ile Jandarma Kavşağı’nda konuşlanan 2 ZPT aracını alarak belediye binasına geldikleri, sanığın emrindeki askerlere vatandaşların karşısına tek sıra halinde dizilmeleri ve silah kullanma yetkileri olduğunu emrettiği, ardından sanık ... ile birlikte 02.30 sıralarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu ve müdahale edenlere askeri yetkilerin kullanılacağına dair ikinci anonsu yaptığı, vatandaşların anons yapılan yerin kapı ve camlarına vurmaya başlaması üzerine vatandaşlara G3 piyade tüfeğini doğrulturak sinkaflı küfürler ettiği, Jandarma kavşağına döndüklerinde kışladan çıkışın kapatılması için gelen İl Özel İdaresine ait kamyon şoförlerini vur yetkisi bulunduğunu söyleyerek uzaklaştırdığı, emrindeki askerlere gerektiğinde silahlarını kullanarak ayaklarına ateş etmelerini emrettiği, yine kışladan gelen yolu kapatmak isteyen bir polis ekibine silah kullanma yetkilerini olduğunu söyleyerek yanındaki askerlere üzerilerine yürüyen polis ya da sivil halk olursa önce uyarı ateşi açmaları sonrasında ise ayaklarına sıkmaları emri verdiği, kendisine karşı çıkan askerleri de sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmakla tehdit ettiği, askerlerin ... uymayacağını söylemesi üzerine araca binerek kışlaya dönmek zorunda kaldığı ve 04.30 sıralarında kışlaya döndüğü, tanık beyanına göre sanığın askeri mahrem yapılanması içerisinde mahrem imamlarla görüştüğü ve sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemede kakao talk isimli uygulamanın tespit edildiği, mahrem imam tarafından örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla Kars ilindeki ankesör/sabit hatlardan ardışık olarak arandığı, Sanık ...’un MEBS Bölük Komutanlığı’nda Astsubay rütbesiyle görev yaptığı ve olay günü ... Karabekir Kışlası Tugay Karargahı’ndaki ... MEBS Merkezi Amirliği’nde nöbetçi olduğu, saat 22.44’te ve bundan beş dakika sonra gelen aynı içerikli “Harekat Yıldırım’’ ibareli mesajı EYS üzerinden harekat merkezine gönderdiği, sanık bu saatten sonra televizyondan İstanbul Boğaz Köprüsü’nün kapatıldığını gördüğünü ve darbeden haberdar olmadığını savunmuş ise de, saat 02.00 sıralarında Tugay Komutanı Tuğgeneral ... Avcı’nın kendisinden Fethiye Camiinin ses yayın sisteminin ve Çevik Kuvvetin elektiriğinin nasıl kesilebileceğini sormasına karşın içeriğine vakıf olduğunu ikrar da ettiği “sıkıyönetimin devam ettiği ve uymayanların cezalandırılacağı” yönündeki mesajı saat 04.37 sıralarında EYS üzerinden harekat merkezine gönderdiği, ilerleyen saatlerde 07.00 sıralarında karargah önünde yapılacak içtimaya sanığın kendisinin katılmadığı gibi asker de göndermediği, yine 08:30 - 09:30 sıralarında önceki mesajlara itibar edilmemesi gerektiği yönündeki mesajların da sanık tarafından EYS üzerinden iletildiği, Sanık ...’ın Hava Savunma Füze Bölük Komutanlığı’nda Üsteğmen rütbesiyle Bölük Komutanı olarak görev yaptığı, sıkıyönetim emrinin bildirildiği birlik komutanları ile yapılan toplantıya katıldığı, Binbaşı ... tarafından sanığa rütbeli personel ile birliklere destek olma görevi verilmesine karşın ... uymadığı, rütbeli rütbesiz bütün personelini eğitim dershanesine gönderip orada bekleterek bölüğündeki askerleri kışla dışına çıkarmadığı, diğer rütbeli bölük komutanlarının sürekli rütbeli asker istemeleri üzerine onları da nöbetçi kulübelerine dağıtarak kışla dışına çıkmalarına engel olduğu anlaşılmakla; Somut darbe teşebbüsü, TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıktığından örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulunduğu mahal ve konumuna uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai (ya da garantör olunan hallerde ihmali) harekette bulunan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının, öte yandan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in, suç işleme karar ve iradesine katıldığının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, özellikle mahallinde kabullendiği görevin, amaç suça sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduklarından da bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına nazaran, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK’nın 39/2-c md.) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının bilgi düzeyleri, gördükleri eğitim, yaşları, rütbe ve görevleri, içinde bulundukları sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterler çerçevesinde yapılan ex ante değerlendirme itibariyle, mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendilerinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanmadıklarına, bu nedenle bir hukuka uygunluk sebebi olarak “Yetkili amir tarafından verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan, hizmete ilişkin emrin ifasının (TCK’nın 24. md.) maddi şartlarında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüklerınin” kabulüne imkan bulunmadığından TCK’nın 30. maddesinin de tatbik şartlarının oluşmadığının tespit ve takdirinde de bir isabetsizlik görülmemekle, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...’nın, yine Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın eylemleri ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uygun yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirmek suretleriyle uygulandığı, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı; örgütsel bağı ortaya konulamayan, darbe teşebbüsünü önceden bildiği kanıtlanamayan ve darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini yerine getiren veya kolaylaştıran herhangi bir icrai harekette bulunmayan sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçe gösterilerek verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; Katılanlar Kars ..., T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’un temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 2. Sanık ... hakkında nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nın 116/2-4, 119/1-c, 3713 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi ve TCK’nın 43/1. maddeleri uyarınca belirlenen “7 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca yapılan 1/6 oranındaki indirim sonucunda “6 yıl 3 ay” hapis cezasına hükmedilmesi yerine, yazılı biçimde “5 yıl 15 ay” hapis cezasına hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan Kars ... vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1-f maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (8) inci fıkrasının (c) bendinin beşinci paragrafında yer alan “5 yıl 15 ay” ibaresinin çıkartılarak yerine “6 yıl 3 ay” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Sanık ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanığın hükümden sonra temyiz aşamasında 25.12.2020 tarihinde vefat ettiğine ilişkin UYAP ortamından alınan nüfus kaydı araştırılarak TCK’nın 64/1. maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, diğer yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.