11. Ceza Dairesi 2024/1366 E. , 2025/4971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E. 2023/943 K. SUÇ : Sahte fatura kullama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakk
**11. Ceza Dairesi 2024/1366 E. , 2025/4971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E. 2023/943 K. SUÇ : Sahte fatura kullama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında, 2009,2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve 2010,2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçlarından 20.01.2014 tarihli ve 2014/882 sayılı iddianame ile İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/496 esasına kayden açılan kamu davası sonunda, mahkemece sanığın mahkumiyetine ilişkin verilen 21.06.2016 tarihli kararına yönelik, Dairemizin 29.06.2022 tarih ve 2021/12175 Esas, 2022/13739 Karar sayılı ilamıyla yasa değişikliği bozması yapıldığı, bu süreçte sanık hakkında 2011, 2012 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçundan 15.08.2016 tarihli ve 2016/21662 sayılı iddianame ile İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/615 esasına kayden kamu davası açıldığı, yargılama sonunda 16.05.2018 tarihli ve 2018/483 Karar sayılı karar ile 2011 yılına ait sahte fatura kullanmak eyleminden İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyet hükmü verildiği gerekçesiyle davanın reddine, 2012 yılında sahte fatura kullanma eyleminden ise sanığın mahkumiyetine karar verildiği, bahse konu karar katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 19.09.2018 tarihli karar ile mükerrer yargılamanın önüne geçilmesi ve belirtilen eylemlerin zincirleme suç içinde kalıp kalmadığının değerlendirilmesi bakımımında birleştirme hususunun değerlendirilmesi için bozulması kararı verildiği ve dava dosyalarının birleştirilmesinden sonra İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin temyize konu yukarıdaki tarih ve sayılı kararıyla 2009,2010 yıllarında sahte fatura düzenlemek ve 2010 yılında sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, 2011 yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında ise sanığın mahkumiyetine karar verildiği, 2012 yılında sahte fatura kullanma suçuna ilişkin hüküm kurulmadığı, sanık müdafinin temyizinin ise 2011 takvim yılına ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşılmakla; 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin ve suça konu edilen faturaların 2012 yılının beyannamesinde de gösterilmiş olması nedeniyle 2011 ve 2012 takvim yıllarındaki eylemler bütün halinde değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yalnızca 2011 yılı takvim yılındaki sahte fatura kullanma eyleminden mahkumiyete karar verilmesi; Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak Başkanvekili ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 22/04/2025 tarihli, ilamındaki sayın çoğunluğun bozma görüşüne aşağıda belirtilen gerekçe ile katılmıyorum. Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir. İnceleme konusu bozma üzerine verilen yerel mahkeme kararında 2011 takvim yılına ilişkin sahte fatura kullanma eylemleri ile ilgili olarak 213 sayılı VUK'nin 359/1-b, TCK 43,62 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır. Sayın çoğunluk, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla "sanığın aynı mükellefiyetine ilişkin İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/615 Esas sırasında yargılamanın yapıldığı bu takvim yılına ilişkin verilen mahkumiyet hükmünün istinaf incelemesi yapan İzmir BAM 6. Ceza Dairesince 19.09.2018 tarihli karar ile mükerrer yargılamanın önüne geçilmesi ve belirtilen eylemlerin zincirleme suç içinde kalıp kalmadığının ve birleştirme hususunun değerlendirilmesi için bozulmasına karar verildiği, dava dosyalarının birleştirilmesinden sonra İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesince 2009, 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek, 2010 yılında sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davalarının düşürüldüğü, 2011 yılında sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davasında mahkumiyet hükmü kurulurken 2012 yılında sahte fatura kullanmak suçuna ilişkin sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davasında hüküm kurulmadığı belirlenerek, zincirleme suç hükümlerine de işaret edilerek bozma kararı tesis edilmiştir. Oysa, temyiz yargılamasına konu eylem sadece 2011 takvim yılına ilişkin sahte belge kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüdür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2024 tarih 2024/6842 sayılı tebliğnamesinde de belirtildiği üzere inceleme tarihi itibarıyla olağanüstü zamanaşımı süresinin geçtiği tartışmasızdır. Sayın çoğunluk 2012 takvim yılına ilişkin sahte belge kullanma suçuna ilişkin kurulmayan hükmü gerekçe göstermek suretiyle TCK'nin 43 maddesine işaretle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bozma yoluna gitmiştir. Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden... işlemeye başlar.” Yerel mahkemece sanığın birden fazla takvim yılına ilişkin sahte belge kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş olup, inceleme tarihi itibariyle bazı takvim yılına ilişkin suçlardan açılan kamu davalarının yasada öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddeleri uyarınca düşürülmesi zorunludur. Sanığa atılı sahte belge kullanma suçuna öngörülen olağan zamanaşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise TCK’nin 67/4 maddesine göre 12 yıldır. TCK’nin 43/1 maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, .... Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134) TCK’nin 66/6. Maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir. Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6. maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Bu açıklamalar ışığında inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı gerçekleşen (2011 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan) kamu davasının düşmesi gerektiğine işaretle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 22/04/2025